Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 33 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Rafael ALBERTİ


Rafael ALBERTİ
Sayfa Önceki  1, 2
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Oca 20, 2008 1:53 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

MAVİ



1

Mavi geldi. Ve mavinin çağı çizildi.


2

Kaç çeşit mavi verdi Akdeniz?


3

Venüs, maviler denizinin annesi.


4

Yunanlıların mavisi,
dinlenir, bir tanrı gibi, sütunların üstünde.


5

Tatlı, ortaçağ mavisi.


6

Erden, el değmemiş mavisini getirdi,
mavi Meryem, mavi Meryem Anamız.


7

Paletinde buldu. Ve getirdi
en gizli maviyi gökyüzünden.
Diz çöküp başladı sürmeye maviyi.
Melekler maviyle kutsadı onu.
Adını da koydular: Beato Mavi Angelico.


8

Kutsal paletler vardır, bulutların
beyazlığından inmiş kanatlara benzer.


9

Italya'nın mavileri,
İspanya 'nın mavileri,
Fransa'nın mavileri ..


10

Kanatları vardı Rafael’in.
Perugino'nun da kanatları vardı
Mavilerini yaysın diye çevresine.


11

Çivit mavisi,
renk çıkardıkları zaman senden,
fırçalar tüy olur.


12

Altın Titian mavisinin Venedik'i.


13

Çamlar arasında Poussin mavisinin Roma'sı.


14

Tintoretto mavileri içimi burkar benim.


15

Kükürt alkol fosfor Greco mavisi.
Zehir bakır pası mavi Greco.


16

Bir başka adım daha vardır
Velasquez'in paletinde:
Guadarrama.


17

Sedefli deriler arasında dolaşırken
Rubens'in şen mavi damarı derler bana.


18

Ve göllerin şafağında,
mavi bir uyanışla tekrarlar
karanlığın yankıları: Patinir.


19

El değmemiş bir Murillo mavisi vardır,
Kromların parlaklığının öncüsüdür.


20

Tiepolo da maviler kazandırdı çağına.


21

Zayıfladım artık, inceldim,
Goya'nın açık mavi kurdelesiyim.


22

Sana derdim ki:
- Güzelsin,
tavanların şanlı mavisi kadar güzelsin.


23

Allegorilerdeki mavi patlayışlar.


24

Manet’deki mavi yankılar
uzak bir İspanyol mavisini söyler.


25

Renoir da derler bana. Seslenirler,
ama mavi sesim saydamlaşır da bazen
leylak rengiyle cevap veririm.


26

Ben mavi gölgeyim, senin gövdenin
çizgileriyim,
ihtiyar gözler bakmaya utanır bana.


27

Balear adaları da mavilerini verdi
resim sanatına.


28

Bazen deniz doldurur ressamın paletini
ve kulağına gizlice söylediği maviyle
bir gökyüzü ısmarlar.


29

Gölgeyi düşüren gövde gidince
gölge en mavi rengindedir.


30

Kıpırdarken duru maviydi,
kendinden geçmiş şimdi, anılar arasında.


31
Mavi görünmüyorsa bile
bir ışık perdesi gibi kaplamıştır resmi.

32

Bir gün dedi ki mavi:
- Bugün yeni bir adım var:
Mavi Pablo Ruiz Mavi Picasso.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Oca 20, 2008 1:55 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

DENİZ


Seni görürüm geceleri,
uyku gelinciğinin
tavanısın sanki.

Uzatarak başını
mendil kadar bir yelken
hoşça kal der bana
uykumu sürdürürken.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Oca 20, 2008 1:56 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

DENİZ



Deniz, deniz,
deniz, sadece deniz!

Baba, neden şehire
getirdin beni?

Neden, neden çekip
çıkardın denizden beni?

Düşlerimde, denizin yükselişi
kalbimin tellerine takılır,
sürüklenir kalbimin telleriyle.
Baba, neden buraya getirdin beni?
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Oca 20, 2008 1:58 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ESTRAMADURA'LI ÇOCUKLAR


Estramadura'lı, çocuklar
yalınayak yürürler.
Kunduralarını kim çaldı?

Sıcakla da, soğukla da hastalanırlar.
Elbiselerini kim yırttı?
Yağmur yağar
uykularına, yataklarına.
Evlerini kim yıktı?

Bilmezler
adlarını gökteki yıldızların.
Okullarını kim kapadı?
Estramadura'lı çocuklar gülmezler.
Oyunlarını kim bozdu?
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Oca 20, 2008 1:59 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

SATICININ BAĞIRIŞI


Renk renk bulutlar satıyorum:
kara bulutlar satıyorum
yazın sıcağını serinletsin diye!

Menekşe rengi tüylü bulutlarım var,
şafağın pembe, kızarmış bulutları,
akşamın yaldızlı bulutları.

Sabahın sarı yıldızını alın,
yeşil dallardan kopardım demin,
şeftali ağacından kopardım.

Kar satıyorum, alev satıyorum,
satıcının sesini satıyorum!
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Oca 20, 2008 2:02 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

RAKAMLARIN
MELEĞİ



Cetvelli erdenler,
pergelli, nöbetteler
kutsal karatahtada.

Ve rakamların meleği
düşünceli, uçmakta
1 'den 2'ye, 2'den
3'e, 3'den 4'e.

Soğuk tebeşirler, süngerler
törpülemekteler, silmekteler
boşlukların ışığını.

Ne güneş, ay, ne de yıldızlar
ne de ansızın yeşilliği
yıldırımın, şimşeğin,
ne de hava. Yalnız sis.

Cetvelsiz erdenler,
pergelsiz, ağlamaktalar.

Ve ölü karatahtada
rakamların meleği,
cansız, kefenli,
1 'in, 2'nin üstünde,
3'ün üstünde, 4'ün üstünde.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Oca 20, 2008 2:06 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

GIRNATA'YA HİÇ GİTMEMİŞİN
BALADI




Federico Garcia Lorca için

Denizlerce, ovalarca, dağlarca uzakta!
Ağarmış saçlarımı başkaları görüyor şimdi.
Hiç gitmedim Gırnata'ya.

Ağarmış saçlarım, yokolmuş yıllarım.
Yokolmuş eski patikaları bulurdum ama
Hiç görmedim Gırnata'yı.

Yeşil bir ışık dalı uzatın bana.
Kısa bir dizgin, dörtnala adımlar verin.
Hiç gitmedim Gırnata'ya.

Hangi düşmanlar tutmuş kalelerini?
Özgürlüğü yankıyor mu rüzgârda?
Hiç gitmedim Gırnata'ya.

Kim tutuklamış bahçelerini?
Çeşmelerin akışına kim zincir vurmuş?
Hiç gitmedim Gırnata'ya.

Gelin, hiç gitmemiş olanlar Gırnata'ya.
Kan var orada, beni çağıran kan.
Hiç gitmedim Gırnata'ya.

Kardeşimin kanı duruyor orada.
Defnelerde, bağlarda, pınarlarda kan var.
Hiç gitmedim Gımata'ya.

Dostumun kanı var defne yapraklarında.
Dauro'da kan var, Gruil'de kan var.
Hiç gitmedim Gırnata'ya.

Yürek de yücedir surlar yüceyse.
Dağlardan olsun, denizlerden, ovalardan olsun,
Gireceğim Gırnata'ya.



aynı şiirin başka çevirisi:




GIRNATA'YA HİÇ GİTMEMİŞ
BİRİNİN BALADI



Federico Garcia Lorca'ya

Ah ne kadar da uzak denizler, ovalar, dağlar!
Ağarmış saçlarımı başkaları görüyor şimdi.
Gitmedim hiç Gırnata'ya.

Saçlarım ağarmış, yıllarım yok olmuş.
Eski silinmiş patikaları bulurdum da.
Görmedim hiç Gırnata'yı.

Uzatın yeşil bir ışık dalı bana.
Doludizgin adımlar verin, ah dizginler kısa.
Gitmedim hiç Gırnata'ya.

Hangi düşman tutmuş bütün surları?
Rüzgârda kimdir toplayan özgürlüğü?
Gitmedim hiç Gırnata'ya.

Bahçelerine kilit vuran kim bugün?
Kim zincir vurmuş çeşmelerinin akışına?
Gitmedim hiç Gırnata'ya.

Gelin, hiç gitmemiş olanlar Gırnata'ya.
Orada dökülen kan var, beni çağıran kan.
Gitmedim hiç Gırnata'ya.

En güzel kardeşin döktüğü kan.
Avluya yayılmış, mersinlere sıçramış.
Gitmedim hiç Gırnata'ya.

Kanı var mersinler üstünde en iyi dostumun.
Darro'daki kan, Genil'deki kan.
Görmedim hiç Gırnata'yı.

Surlar yükseliğince azmimiz pek.
Dağlardan denizlerden ovalardan gelin.
Gideceğim Gırnata'ya.

Çev: Oğuz Yaşar A.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Oca 20, 2008 2:09 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ÖÇ MELEKLERİ


Yok yok, seni tanımadı
senin tanıdıkların.
Benimkiler tanıdı.

Kimsin, söyle bize,
ne gökten hatırlıyoruz seni,
ne yeryüzünden.

Gölgen kaç boyutludur, söyle,
ülkemize hangi ışık düşürdü onu?
Söyle, nerden geliyorsun
konuşmayan gölge,
hatırlamıyoruz çünkü seni.
Kim yolladı seni?
Bir şimşek olsaydın düşlerde,
söner sönmez unutulurdun.

Tanımadıkları için seni,
seni tanıdıkların öldürdü.
Benimkiler öldürmedi.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 2:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

KARANFİLİN
DEĞİŞİMİ



1

……Denizin ve bir ırmağın kıyısında, ben çocukken
At olmak isterdim.
…… Sazlıklar rüzgârdandı, kısraklardandı.
At olmak isterdim.
……Dikilen kuyruklar yıldızları süpürürdü.
At olmak isterdim.
……İşte tırısa kalktım, kulak ver anne.
At olmak isterdim.
……Yarın olsun, kıyıda yaşamaya başlarım artık.
At olmak isterdim.
……Beyaz ayaklı bir kız uyurdu suyun dibinde.
At olmak isterdim.


2

……Ayrıldım.
Kabuklar kapandı.
Köpüklerin keskin kokusu
hep çağırdı beni.
……Hep beni aradı.
……Ayrıldım.
Limon sıkıyorum
bir tabak tuzlu suya.
Seni hep hatırladım.
Hep sana koştum.
……Ayrıldım.
Kabuklar hâlâ açılmadı.


3

……Irmaklar kadar buruşuk
çarşafları aradı at.
Beyaz çarşafları.
……Bir gece için insan olmak istiyorum.
Şafakta çağır beni.
……Kadın onu hiç çağırmadı.
(O da hiç mi hiç dönmedi ahırına.)


4

……Kumru yanıldı.
Yanılarak
……kuzey yerine güneye uçtu,
su sandı buğdayları,
yanılarak.
……Denizi gökyüzü sandı,
geceyi sabah sandı,
yanılarak.
……Yıldızları çiğ taneleri,
sağnağı tipi sandı,
yanılarak.
……Senin eteğini gömleği sandı,
senin kalbini yuvası sandı.
Yanıldı.
…… (Bir ırmağın kıyısında uyudu,
sen ise bir dalda uyuyakaldın.)


5

……Horoz şaşırdı şafak sökünce.
……Sesi yankılanıp kendine döndü,
küçük bir çocuğun sesi.
……Şafak sökünce horoz
erkeklik belirtileri buldu ortalıkta.
……Horoz şaşırdı şafak sökünce.
……Sevginin ve döğüşün gözleriyle
bir portakal ağacına atladı.
……Portakaldan bir limon ağacına,
limonlardan bir avluya,
avludan bir yatak odasına uçtu horoz.
……Odada uyuyan kadın kucakladı onu.
……Horoz şaşırdı.


6

……Boğa emdi, emdi
yaylalardan bir kadının sütünü.
……Boğanın gözleri keyifle kapandı
bir kızın gözleri gibi.
……Artık bir boğasın ya, oğlum,
boynuzunla süs beni.
……Göreceksin, bir başka boğa var
benim içimde.
…… (Anne, çimen oldu, boğa,
su boğası.)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 2:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

MONTE DE EL PARDO


Savaşın üstünde güneş var, ışıklar var
vadilerin, araba yüklerinin üstünde;
yabansı bir durgunluk gökyüzünden
pırnal meşelerine bir suç gibi iniyor;

tarlalarda bu parlak ışığı yaratan,
ölüme duyulan korkusuzluktur;
kar yağıyor uzaklarda bir yerlere,
saatler, yağan karı etkilemiyor.

yıpranıyorum bunlarla, aşınıyorum,
gözlerim sisleniyor ve bir dinamit,
gözyaşlarından bir yük yerleşiyor kafama.,.
Yalnızlık yankıyor, güneş çürüyor.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 2:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

LUIS CERNUDA'YA :

İNGİLTERE'DE GÜNEY HAVASI ARARKEN



Hava bir gün kendi kendine,
- Bıktım artık, deseydi,
adımdan bıktım ... istemiyorum,
adımın ilk harfleri işlenmesin
karanfilin yapraklarına,
gülün kıvrımlarına,
derenin tatlı bükülüşüne,
denizin sevimli kabarışına
ve yelkenin yüzündeki gülüşe...

Uykumu örten o yumuşak,
o uykulu taşlardan kalkarım.
Durgun asmalardan geçerim,
kule mazgallarından geçerim;
sokaklara dönerim incelerek,
sivri köşebaşları kırar beni,
kepenkler yaralar beni,
dehlizlerden avlulara geçerim,
fışkıran sular vardır avlularda,
bana isteğimi hatırlatırlar.

Çalışırım, hep çalışırım
yeniden adlandırmak için kendimi,
ama nasıl, hangi kelimeyle?
Hiç rüzgâr, hiç soluk yok mu
bana ad olacak o kelimeye
kanat takıp yanıma yollayacak?

Bakarım, hep çevreme bakarım
yerimi alacak kimse yok mu,
bana benzeyen kimse yok mu?
Yumuşak beşiğinden benim gibi
aynı ılık fısıltıyla kalkarak
uçup gidecek kimse yok mu?
Doğduğum sabah da ışık bana,
- Uç, sen havasın, demişti.

Hava bir gün bunları söyleseydi...
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 2:50 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

DÖRT NALA


Toprakları, toprakları, toprakları İspanya'nın,
dağları, çölleri, ıssız ovaları.
Dört nala, sekili at, dört nala,
halkın atlısı,
güneşin altında, ayın altında dört nala!

Dört nala,
denize dökünceye kadar onları, dört nala!

Çınlayan bir yürek gibidir, çınlayan, çınlayan,
İspanya'nın toprakları, at nalları altında.
Dört nala, halkın atlısı,
sekili at,
köpüren at, dört nala!

Dört nala,
denize dökünceye kadar onları,
dört nala!

Kimse yok, kimse yok, kimseler yok karşında;
ölüm dediğin nedir atına binse bile;
Dört nala sekili at,
halkın atlısı,
bu toprak senindir çünkü, dört nala!

Dört nala,
denize dökünceye kadar onları,
dört nala!
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 3:20 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

CANLI DOĞADA AŞK ANILARI


Biliyoruz sevgilim, şimdi
çevremizi saran şu görünüm
uyumuş gibi, ölmüş gibi;
ağaçların akıllarında bir şey kalmamış,
ve geceler çekip gitmiş unutuluşla,
kendilerini güzel kılan,
belki de ölümsüz kılan unutuluşla.

Ama eski mutluluğumuzu yaşamak için
bir yaprağın kıpırtısı bile yeter,
doldurmak için
bir zamanlar yalnız bizim olan o yeri
silinmiş bir yıldızın soluk alması yeter.
Boşuna değil yanımda uyanışın,
bugün yanımda uyanışın,
koruların dayanıklı yüreğiyle korunan
çitlenbik çalılarının arasında,
gizli böğürtlenlerin arasında.
Kırağıyla ıslanmış öpüşler var,
yatağını tazeleyen ince otlar,
saçlarını süsleyen peri kızları var,
ve uykundaki dalların ufacık yeşilini
yağma eden esrarengiz sincaplar.

Hep mutlu ol yaprak, güz nedir bilme,
o kör, ışıklı yılların kokusunu
minicik kıpırtısıyla bana getiren yaprak.
Ve sen, yitik yıldızcık
gençlik gecelerimin bana
candaş pencerelerini açan,
hiç söndürme ışığını,
şafak sökerken uyuduğumuz
o yatak odalarının üstünden
hiç eksiltme ışığını
ay ışığındakl kitaplığın üstünden
tatlı bir düzensizlik içindeki
kitapların üstünden
ve dışarda bize şarkı söyleyen
uyanık dağların üstünden.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 3:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

CHAPLİN' İN ACIKLI SÖYLEVİ


Eldivenlerim, boyunbağım!
Boyunbağım, n'olursunuz, eldivenlerim!

Bir kelebek dudak büküyor ölümüne terzilerin,
vitrinlerde denizin sürüklenişine.
Beyler, 900,000 yaşındayım.
Ah!

Çocuktum balıklar işe gitmeden önce,
kazlar kiliseye gitmeden önce,
salyangozlar kediyi dövmeden önce.
Hadi, hırsız-polis oynayalım seninle.
Dünyada en hüzünlü şeyler saatlerdir:
saat 11, 12, 1, 2.

Yoldan geçen biri tam 3'de ölecek.
Sen aydede, korkmuyor musun?
Sen, gecikmiş arabaların ayı,
kurum karası itfaiyecilerin ayı.

Gök çizgisi yanıyor şehrin,
Ansızın 25 yaşındayım.

Kar yağıyor çünkü, kar yağıyor,
gövdem bir kulübe oluyor sularda sürüklenen,
dinlenmeye çağırıyorum rüzgâr, orada seni,
yıldızları yemek için geç kalmışız, ne çıkar.

Ama dansedebiliriz yitik ağaç seninle,
bir vals yapalım kurtların şerefine,
kurnaz pençeleri olmayan, hınzır pençeleri olmayan,
tavukları düşleyen kurtların şerefine.

Ama bastonum başını alıp gitti.
Ne acıklı şey
onun yalnız olduğunu düşünmek dünyada.
Bastonum!
Şapkam, kolluklarım!
Eldivenlerim, kunduralarım!

En üzülen kemik, sevgilim, saattir:
saat 11,12,1,2.

Tam 3-
bir ölü eriyor eczanede şimdi.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Çrş Nis 30, 2008 7:44 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

BiR KAPTANA



Homme libre, toujours tu chériras la merr –
C. Baudelaire



Geminde - yosunların yeşil kulübesinde,
midyelerin kulübesinde, yıldızlı zümrütün –
sen, kırlangıçların, rüzgârların kaptanı,
deniz nişan verdi sana, şövalye yaptı seni.

Bir şarkı tutturur sarp kayalı kıyılar
sen dalgalar üstünde sabanını sürdükçe:
- Denizci, denizleri dolaşan başıboş adam,
Kutup Yıldızı'ndan haberler getir bize.

İyi denizci, kuzey ağıtlarının oğlu,
güneyin limonu, sirenlerin sevgilisi,
suyun köpüklü avlusunun sancağı;

bizi, demir atmış kıyılarını dünyanın
gemindeki büyük uyanışa al, n'olursun,
zincirlerimizi kırıp denizlere al bizi.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2
2. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke