Tarih: Çrş Ksm 29, 2006 11:04 am Mesaj konusu: Gırgır / I
1970-1980 yıllarına damga vuran mizah olayı Gırgır Dergisi'dir.
1972 tarihinde yayınlanmaya başlayan Gırgır dergisinin temel sloganı; “Can sıkıntısını, aşk yarasını, karı koca kavgasını, şip şak keser. Her derde devadır, Gırgır da gırgır.” idi.
Gırgır her ne kadar dergi olarak yayınlansa da ,öncesinde Gün Gazetesi'nde bir sayfalık yere sahipti.!970'li yıllarda Ofset baskı tekniğine geçen Günaydın Gazetesi resim ,çizgive fotoğrafa daha fazla; yazıya daha az yer vermeye başlamıştı.Bu yıllarda yayılmaya başlayan siyah beyaz tv yayıncılığı da görselliğe olan ilgiyle birlikte Günaydın Gazetesi'nin bu tercihini ticari açıdan pekiştirmişti.Resim,fotoğraf,çizgi dolu gazete okumayı çok sevmeyen kitleler için cazip gelmişti.İşte bu ortamda önce tek sayfa daha sonra da bu sayfaların hazır filmleri bir araya getirilerek haftalık olarak yayınlanmasıyla Gırgır Dergisi doğmuştur.
!960 ihtilali sonrası durgun bir mizah anlayışının yıllar içinde getirdiği atalet bu dergiyle birlikte kendisini coşkun bir akışa ve bunu sabırsızlıkla bekleyen okuyuculara büyük bir iksir gibi gelmiştir.
CHP ve AP arasındaki siyasi salınımlar, hem siyasi hem de sosyal olaylar açısından traji komik öykülerini Gırgır'da resmedilmiştir.Ya da daha doğru ifadeyle karikatürüze edilmiştir.Toplumun hemen hemen her kesimi sola yakın duran bu dergiyi okumakta ve derginin tirajı da gittikçe artmaktadır.
Bu arada Gırgır Dergisi Oğuz Aral'ın(hani şu aksi ihtiyar'ın)yönetiminde Çiçeği Burnundakiler
köşesiyle kendi iç dinamizmini de yaratmakta ,amatör çizerlerine kapılarını açmaktadır.Bu sayfanın özellikle üç büyük etkisi vardır
1)Mizahın,karikatürün geniş kitlelerce takibi,
2)İleride mitoz bölünmeye de yolaçacak şekilde Gırgır çizerlerinin sayısını arttırması,
3)Ticari açıdan da Gırgır'a sürekli bağımlı bir okuyucu kitlenin kazandırılması(Dergiye karikatür çizenlerin her hafta merakla karikatürlerini dergide görme heyecanıyla dergi satın almaları.Çünkü inanılmaz sayıda karikatürün postalandığı biliniyor).
Çiçeği burnunda karikatürüstler oldukça heyecanlı bir grup.O yıllarda ben de bu heyecanı yaşayanlardanım.Ama o cesareti bulup hiç bir çalışmamı gönderemedim.
Örneğin bu konuda zamanın Çiçeği burnunda bir karikatürüstü olarak Necdet Şen şunları yazmakta:
Yetmişli yılların ortalarıydı. Bir Pazartesi günü, sora sora bulduğum binanın dış kapısından içeri adımımı attığımda, Danışma'nın önünde benden önce gelmiş, yukarı kabul edilmeyi bekleyen en az yirmi kişilik bir kalabalıkla karşılaşmıştım. Hepimiz üç aşağı beş yukarı aynı yaştaydık. Oğuz Aral'ın Çiçeği Burnunda Karikatürcüler köşesinde biz yeni yetme çizerlere yaptığı davete icabet edip karikatürlerimizi göstermek için gelmiştik dergiye. Bir üst kattaki Oğuz Abi'nin odasına kabul edilmeyi bekliyorduk. Diğer çizerlerin ellerindeki ufak tefek zarfları görünce, koltuğumun altındaki bavul büyüklüğündeki dosya biraz garibime gitmişti. Herkes çekingen çekingen bir köşede dikiliyor, kimse bir diğeriyle konuşmaya cesaret edemiyordu. Birazdan, yani birkaç saat sonra, Abi'nin huzuruna kabul edilecek olmanın heyecanı damgasını vurmuştu ortama.
.................
...............
O yıllarda epeyce hayranlık duyduğum Oğuz Aral, tam da o aralar Gırgır dergisinde "Çiçeği Burnunda Karikatürcüler" diye bir bölüm açmış ve ikinci hafta benim karikatürüme yer vermişti. Karikatürümün yanına yazdığı övgü dolu yazıda "herhalde kendi kuşağından usta bir karikatürcü olduğumu, ama nedense adımı hatırlayamadığını, kadın ve seks konularının dışında da espriler düşünmemin yararlı olacağını" belirtiyor, "artık pazartesi günleri saat 17.00'de çiçeği burnunda çizerleri kabul edeceğini, benim de o pazartesi kendisini görmeye gelmemi" ekliyordu.
Bu çağrı bir tek bana değil, tüm "çiçeği burnunda"laraydı; bizimle yüzyüze görüşmek, tanışmak istiyordu Oğuz Abi.
Karakutu'dan da çiçeği burnunda pek çok yazar çıkacağını düşündürten bu yaklaşım,
Oğuz Aral'ın titiz çizim ve espri üretme anlayışıyla birleşerek
Gırgır tirajını 300.000'e yükseltmiştir ve dergi Avrupa'nın 3. büyük mizah dergisi haline gelmiştir.
Bu arada Akbaba Dergisi sürekli tiraj kaybetmiş kendi içinde ofset bir ek olarak çıkan Yumurta Dergisi de tutunamamıştır.Gırgır'a benzer bir yöntemle yayın hayatına başlayan Çarşaf ve akabindeki Çivi dergileri de tutunamaz ve kapanırlar.
Bununla birlikte Gırgır,karikatür alanında pek çok çizere ve de dergiye ışık tutmuştur. Günümüzün ünlü mizahçılarının çoğu bu dergide yetişmiştir.
Bunların arasında İsmet Çelik, Nuri Kurtcebe, Engin Ergönültaş, İlban Ertem, İrfan Sayar, Necdet Şen, Suat Gönülay, Gürcan Özkan, Cevat Özer, Atilla Atalay, Latif Demirci, Sarkis Paçacı, Hasan Kaçan, Mehmet Çağçağ, Metin Üstündağ, Can Barslan, Uğur Durak, Behiç Pek, Cihan Demirci, Mehmet Polat, Mim Uykusuz, Özden Öğrük, Ramize Erer, Gani Müjde, Tuncay Akgün, Birol Bayram, İlhan Özsoy sayılabilir.
Gırgır'ın bir dönemin mizah anlayışı üzerinde büyük etkisi olmuştur.Örneğin Daha sonra çıkan Fırt, Deli, Hıbır, Limon, Leman, Öküz, Hayvan, Penguen dergileri Gırgır örneğini temel alarak gelişmişlerdir.Bu arada Gırgırın içinden çıkan bir grup Mikrop'ta çizmeye başlarlar ama bu uzun süreli olmaz.
80 İhtilali sonrasında beş haftalık kapatma cezası,mizah ve muhalefet yapamama sancıları Gırgır'ın kan kaybına sebep olmuştur.
Ayrıca yeni oluşan ekonomik yapı içinde gazete sahiplerinin medya+rant +iktidarlarla iyi geçinme(bundan geçinme) şeklinde liberal bir piyada içinde dalgalanmaları;editoryal bağımsızlıkların zedelenmesi, gazete ve gazeteci transferlerinin yaygınlaşması Gırgır çalışanlarını da etkilemekten alıkoyamamıştır.
Dahası çizerlerin de kendi aralarında nizalı olduğu mahkeme kapıları çok kez açılıp kapanmıştır.
Ayrıca Oğuz Aral ve kardeşinin yönetim ve çizgi anlayışı ve yönetim kadrolarının akçalı işlerde ne derecede etik ve ahlak anlayışına sahip oldukları medya dünyasında defalarca tartışılmıştır.
Bütün bunlara rağmen,
Gırgır'ın mizah dünyamızda bir okul olduğunu biliyoruz.
O yıllarda Gırgır'ın sıkı bir takipçisiydim.Dergi,İstanbul'da Cuma akşamı Ankara'da cumartesi sabahı satışa çıkardı.Bir haftalık süre geçmek bilmezdi.
Avanak Avni,müthiş mucit Zihni Sinir, En Kahraman Rıdvan, Gaddar Davut, Zalim Şefki, Bezgin Bekir gibi unutulmaz çizgi kahramanlarıyla buluşmak için günleri iple çekerdik…Bir de Hasan'ın Saksısı vardı.Öyle her dil bilim uzmanı çözemezdi o dili!
Gırgır'ın dagılmasından sonra cıkan hicbir dergi onun tırnagı dahi olamamıstır... Bülent Arabacıoglu'nun orta sayfayı kaplayan bir cizgisi vardı en cok sevdigim... Dünyanın en cok satan 3. mizah dergisiydi GIRGIR...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız