Havalar soğuyunca kestanenin tadı damağıma düşüveriyor. Kış boyunca defalarca yemezsem kendimi bir şeyler kaçırmış gibi hissettiğim kestanenin haşlanmışı da var közlenmişi de, dondurması da var tatlısı da… Ama kestanenin lezzeti, kabuğundaki tadı anlamaktan geçiyor
Kestane denilince çocukluğum düşüyor aklıma hemen. Sobalı evimizin en güzel yanıydı kestaneli gecelerimiz. Çıtırdayan kabukları, bütün evin içini saran iştah kabartıcı kokusuyla ailece geçirilen gecelerin baştacıydı. Ne de olsa, eskiden uzun kış geceleri şimdiki gibi çabucak geçmezdi, ne televizyon vardı, ne de her evde radyo. Doğalgazın bütün yaşamımızı sarmasıyla birlikte kestane kokulu gecelerin keyfini arar hale geldim. Bu zevkimi şimdilerde az da olsa sokak köşelerinde ikamet eden kestanecilerle gideriyorum. Evde ise tencere veya teflon tavada haşlanan kestanelerle kendimi avutuyorum.
KESTANE EFSANELERİ
Kestane, insanoğlunun bala batırarak tatlıya dönüştürüp yediği ilk meyvelerden biri olarak biliniyor. Antik çağda kutsal sayıldığı için saraylarda verilen büyük şölenlerin değişmez lezzeti olmuş. Kestane, eskiden beri insan beslenmesinde önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle kestane "fakirin ekmeği", ağacı da "ekmek ağacı" olarak tanımlanıyor. Kestane, besleyici olmasının yanında birçok hastalıktan da koruyor insanoğlunu. Mesela, kabuklarının suda kaynatılmasıyla hazırlanan ilacın ateşi düşürüp sinirleri yatıştırdığı, meyvesinin kasları kuvvetlendirdiği, kan dolaşımını düzenlediği, beden ve zihin yorgunluğunu giderdiği, kansızlığa çare olduğu iddia ediliyor. Kestane, en çok da potasyum düşüklüğünden yakınanlara öneriliyor çünkü kestane, potasyum, fosfor, magnezyum, kalsiyum, demir ve sodyum mineralleri ile C, B1 ve B2 vitaminleri içeriyor.
KESTANEYİ NASIL SEÇMELİ?
Her kestane ağacı kestanelerinin büyüklüğü, tadı ve soyulabilirliği açısından çeşitlilik gösteriyor. Kestaneleri seçerken, renklerinin güzel olmasına ve sert olmalarına dikkat edin. Çürük olduğunu gösteren lekeler olup olmadığını inceleyin. Diğerlerinden daha koyu renkli veya kötü kokulu kestaneler çoğunlukla bozuktur ve satın alınmamalıdır. Kabuğunu bir çakı veya tırnağınız yardımıyla yarıp iç kabuğunun ne kadar kolay soyulduğuna bakın. Hatta kestaneyi tadın. Tatlı mı? İç kabuğun biraz rahatsız edici bir tadı mı var? Eğer iç kabuk yenilebilir durumda ise ne kadar kolay soyulabildiğinin fazla bir önemi yoktur. Çok kıvrımlı ve iç kabuğunun tadı acı olan kestaneler, eğer çok büyük değillerse, soymak için harcayacağınız zamana değmez.
PİŞİRMENİN SIRRI
Kestane seven okurların 'ne kadar uğraşsam da soba üstünde pişan ve ya kestanecilerin pişirdiği kestanelerin lezzetini tutturamıyorum dediğinizi duyar gibiyim. Evde leziz kestane pişirmenin başka yöntemleri de var tabii. Grilde, sadece üst ızgarası yanan bir fırında ya da teflon tavada da kestane kebap yapabilirsiniz. Kestaneleri keskin bir bıçağın ucuyla üst taraflarına çarpı şeklinde derince birer çizik atın ve 1 saat soğuk suda bekletin. Mümkünse kısa saplı bir bıçak kullanın; zira bu, işinizi kolaylaştıracaktır. Oradan alınıp kaynayan suya atarak 30 dakika pişmeye bırakın. 5 dakika kadar üzeri büyük lahana yaprağı ya da yünlü bir bezle örtülürse tadı çok güzel olur. Haşlama suyuna 2 damla zeytinyağı konulursa ya da haşlandıktan sonra soğuk sudan geçirilirse çok çabuk soyulur. Fırında kestane kebap olacaksa üzeri çizildikten sonra bir saat kadar buzlu ya da soğuk suda bekletilirse çabuk pişer.
İri kestane haşlamak için daha uygun olanı. Kuzu kestanesi pişirilmeden de yenir zaten. Haşlama kestane için kestanelerin çok iyi yıkanması lazım. Özellikle siyah kısmını ovmakta fayda var.
Haşlanılacak kestane iki katı kadar su ile ağzı kapalı olarak pişirilir. Püf noktasına gelince kestane 20- 25 dakika sonra ya da pişmeye yakın hafif helmelenince içine yarım su bardaği toz şeker katılarak suyunu çektirilerek pişirilir. Bazen kestanenin doğal tadındaki kekremsi tadı aldığı gibi toz şeker daha bir lezzet katıyor, şeker oranı arzuya göre değişebilir.
Bir de at kestanesi vardır. Diğer kestanenin aksine ulu yerler değil şehrin göbeğinde de yetişen. Bunların meyvası dolaplarda güveye karşı kullanılmakta. Azerbaycanlı bir tanıdık, bunları ilk gördüğünde kilo kilo toplayıp evine götürmüş ve Türkiye'dekilerin kestaneyi tanımadığını düşünmüşmüş!
Kestane de mektup çağının meyvası. Kestane kebap acele cevap!
Aklıma düşürdünüz şimdi. Kokusu burnuma geldi. Bizim yukarıdaki manavda kestane var mıdır diye düşünüyorum. Birazdan faaliyete geçicem. Sobamız yok ama teflonumuz var. Kestaneleri çizip, teflona biraz da su gezdirip (kuru olmaz tavaya biraz da su koyup kapağı kapatırsanız) kısık ateşte... Fena olmuyor.
Üniversitede aynı evi paylaştığım arkadaşımdan hala mektup alırım ve mektup yazarım ona. Mail, msn, cep telefonu bunlardan hiç biri mektubun tadını vermiyor. Asker kardeşime geçen bayram, bayram kartı göndereyim dedim. Hangi kırtasiyeye girsem, bu devirde tebrik kartı mı kaldı, dediler. Kapı arkasına sıkıştırılan kartlardan bir kaçtanesini elime aldım, beğenmedim. Sonunda bir manzara resmine talip olmaktan başka çarem kalmadı.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız