Tarih: Cmt Oca 05, 2008 6:57 pm Mesaj konusu: Köylü kimdir?
Gerçekten kimdir köylü.? Eskiden Yeşilçam filmlerinde , Haydarpaşa Garında, evden kaçmış biçare kızların elinden tutan merhametli! iyi aile çocuklarının oyuncağı, genellikle" düşkün" imajının adı mı ? idi köylü.Yoksa, bugün; Taksimde Yeni yılı karşılamaya giden ve gitmişken bir turist kızı da taciz edeyim bari, diyen delikanlılardan biri midir? , köylü. Yoksa, BEYAZ MELEK İsimli filmi yönetecek cür'eti! kendinde bulup ve süper bir başarı yakalayan Mahsun Kırmızıgül ' müdür , köylü. Belkide zavallılığın diğer bir adıdır, köylü. İstismar edilecek değerler bütününün adımıdır?. Nedir?
Tarih: Cmt Oca 05, 2008 7:29 pm Mesaj konusu: Re: Köylü kimdir?
Hiçbir Türk köylüsü böyle bir şey yapmaz. Bugün hangi Anadolu köyüne giderseniz gidin sizi tanımasalar bile sizi misafir ederler. O dediğinizi yapanlar köylüler değil; köy ile şehir arasında sıkışıp kalmış kimselerdir.
Çocukluğu köyde geçmiş ve köyü ile irtibatını hala koparmamış biri olarak derim ki: Ukalalaştıran bir bilgi birikimine sahip olmaktansa bir köylü safiyeti ile kalmayı tercih ederim.
Köylülüğüne gülerim senin ben...
Köylünün biri yanlış yere yazınca ve yazdığı silinince yukarıdaki cevap havada asılı kalmıştır. Kimse alınmasın bu cevaba...
En son YAZARIM tarafından Pzr Oca 06, 2008 3:30 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Şehirli, şehirde bozulmadan kendi benliğini ve yaşam tarzını sürdüren insandır. Köylü ise; şehirde benliğini kaybetmiş, kaybetmeklede yetinmemiş şehrin altından girip üstünden çıkmış ve yaşanmaz hale getirmiştir.
Köylünün öz değerlerine sahip çıkanda şehirlilerdir.
Köylü; her dönem devletten aldığı kredilerle, kendi işinin dışında başka yatırımlar yapan ve seçim zamanı da AF' TAN YARARLANAN ve bu çarkı döndüren siyatçilere yalamalık yapan(siyasetçilerin de onlara jest yaptığı) işini bilen insandır.
Köylü; şehirde örgütlenerek ayrımcılığı başlatan tatlı su kurnazıdır.
Köylü; şehirde mafyalaşarak şehir insanının kanını emendir. Ama yine de HAKTAN, HUKUKTAN VE ÖZGÜRLÜKTEN söz edendir.
Köylü; şehirleşmeyi baltalayan empeyalist işbirlikçidir. Kendi de farkında değildir zaten.
Köylü; bölgeden bölgeye farklılık gösterir. Kimi bölgede insanlığını yitirmiştir. Hayvanlar gibi birbirlerine küreklerle, baltalarla, kazmalarla saldırandır. Şehire uygun yöntemlerini de görmekteyiz.
Köylü; namazında ve niyazında görünendir. Ama kitapsızın önde gidenidir. (ağır mı oldu ya? Ama öyle ben ne yapayım?)
Köylü; namusuna düşkündür. Bu yüzden toplumda, toplu taşıma araçlarında ve kalabalıkda dayanma, yaslanma, elleme tacizlerinin vb. sapıklıkların mucididir.
Köylü; toprağına bağlıdır. Kışları şehirde yazları köyde geçirir.
Köylü; toprağına çok bağlıdır. Şehirde 2-3 dairesi vardır.
Türkiye’de de entel sayılmanın simgesi sayılan bir takım düşünceler var olmuştur. Bir dönem, köylü olmak, köylü görünmek modası çıkmıştır. Atatürk’ün,”köylü bu milletin efendisidir” sözünden yola çıkarak, öyle bir dönem geçirmişizdir ki, edebiyatta, müzikte, sinemada bir köylücülük harekatı başlamıştır.
Sosyeteye mensup birçok hanım, köylü olduğunu ispat etmek için, Anadolu’ya gitmişler, köylülerle birlikte ekin biçmeye, harman sürmeye çalışmışlardır. Orada, yanlarında götürdükleri gazetecilere poz vererek boy boy resim çektirmişlerdir.Farkında olmamışlardır ki, onların çoğunun ayaklarında topuklu ayakkabılar, ellerinde Ojeler vardır.
Bu modaya uygun şarkılar bile bestelenmiştir. “Köylü kızı, köylü kızı, sensin dünyanın yıldız. Veya ”Köylü güzeli” diye başlayan şarkılar bu dönemin mahsulüdür.
Bu düşünce o kadar garip ve yersiz olarak kullanılmıştır ki, bir dönem“köylü olmak” seçkin olmak manasına bile gelmiştir. Adalet Partisi mitinglerinde, bazı partililer“köylü Demirel, kolejli Ecevit” diye sloganlar atmışlardır. Hatta “Çoban Sülü” efsanesini yaratan da bu düşünce idi.
C.AKÇALI( yeni dünya gündemi) Makalesinden alıntılanmıştır.
****
Köylünün ne kabahati var. İstismar etmenin adı köylülük olmuş, solculuk olmuş, laiklik olmuş, dindarlık olmuşsa ne gam , yeterki maksat hasıl olsun. Hedefe varmanın adının ne anlamı var , mevzubahis kazanmak ise.
Köylü olmak demek, yediği kazıkların toplamının muhasebesinin farkında olmamak demek oluyor, eğer öyle olmasaydı "çoban Sülü" bu memelekete bu kadar sene hükmedemezdi. Bu durumda , birileri istediği zaman , bir şeylerin değişmesinin zamanında her şey yerli yerinde olmalı. Bunu adının ne önemi var. Bizim gibi ülkelerin geleneğinin farkına varıldığında , atı alan köyünü! boylamıştı , zaten. Unutmayalım; bu memlekete ne lazımsa onu vermeye hazır birileri vardır. Köylülük bunun ağababasıdır. Bu mevzuda köylü sadece figüran olabilir. Başrölde olanların , prodüktörleri sermayelerinin bin mislini kazanmaya devam etmekteler.Zenginin malı , züğürtün çenesini yormaya devam edecek.
Bunu köylülerin uyanık olanlarıyla açıklamaya çalışarak kendimizi avutmaya devam edeceğiz, lakin yara çook derinlerde.
Kayıt: Jun 15, 2005 Mesajlar: 160 Nereden: Afyonkarahisar
Tarih: Pzr Oca 06, 2008 8:59 pm Mesaj konusu:
Madem ki köylü üzerine bir konu açılmış katılmasam olmazdı.
Size bir şiir sunacağım. Yazarı ben değilim. Belki bildiğiniz bir şiir değildir, belki de bilenleriniz vardır.
Dikkatlice okumanızı ve taraf tutmadan düşünmenizi öneriyorum.
Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?
Çünkü onlar ağırkanlı adamlardır
Değişen bir dünyaya karşı
Kerpiç duvarlar gibi katı
Çakır dikenleri gibi susuz
Kayıtsızca direnerek yaşarlar.
Aptal, kaba ve kurnazdırlar.
İnanarak ve kolayca yalan söylerler.
Paraları olsa da
Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
Herşeyi hafife alır ve herkese söverler.
Yağmuru, rüzgarı ve güneşi
Birgün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
Düşünmezler...
Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
Topraklarını büyütmeye çalışırlar.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz ?
Çünkü onlar karılarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Adım başı pınar olsa da köylerinde
Temiz giyinmez ve her zaman
Bir karış sakalla gezerler.
Çocuklarını iyi yetiştiremezler
Evlerinde, kitap, müzik ve resim yoktur.
Birgün olsun dişlerini fırçalamaz
Ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz ?
Çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler.
Birbirlerinin evlerine ancak
Ölümlerde ve düğünlerde giderler.
Şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
Ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
Binlerce yılın kalın kabuğu altında
Yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
Aldanmak korkusu içinde
Sürekli birbirlerini aldatırlar.
Bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
Karılarından en az on adım önde yürürler
Ve bir erkeklik işareti olarak
Onları herkesin ortasında azarlarlar.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz ?
Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
Kendilerinden olanlarla alay edip
Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
Devlet; tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir
Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
Yiğittirler askerde subay dövecek kadar
Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
Ezim ezim ezilirler.
Enflasyon denince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler
Cami duvarı, kahve ya da bir ağaç gövdesine yaslanıp
Onbir ay gökyüzünden bereket beklerler.
Dindardırlar ahret korkusu içinde
Ama bir kadının topuklarından
Memelerini görecek kadar bıçkındırlar
Harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
Şehre giderler !..
Köylüleri niçin öldürmeliyiz ?
Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar
Ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
Herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
Kızlarının talihsizliğini ve hayırsız oğullarını anlatırlar.
Yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
Bunun, tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
Ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
Gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
Zengin bir akrabalarından söz ederler.
Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
Ama sokağa çıkar çıkmaz sünküre sünküre
Yollara tükürürler...
Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz ?
Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
Gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar.
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarının ipoteği altındadır.
Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde...
Kayıt: Oct 24, 2007 Mesajlar: 221 Nereden: Denizin Kıyısından
Tarih: Pzr Oca 06, 2008 9:37 pm Mesaj konusu:
Antiköylü fikirlerinize katılmıyorum.
Köylüler olmasa nasıl yeşil soğan yiyeceğiz?, nasıl marul yiyeceğiz?, köylü domatesini nasıl alacağız? hep pastörize süt mü içeceğiz? ot gibi, Atatürk bile "köylü milletin efendisidir" demiş ama siz? onları yerden yere vurdunuz...
Bu şiiri yazan şükrü erbaş denilen şahsiyet orada yazdıklarını kendisi yapmıyor mu? hiç gitmemiş mi köylülerin harmanı kaldırınca gittikleri yere? Bakmamış mı hiç harama? gökyüzünden bir şeyler beklememiş mi? hayatı toz pembeymiş dimi?
Eskiden babam pazarcıydı köylere satışa giderdik mal satardık karşılığında fındık alırdık bu mal satma işini şehirdeki pazarlarda da yapardık ama hiç bir şehir pazarında köydeki insanlar kadar sıcak kanlı kimse yoktu, karın altında bize çay veren yoktu, akşam yemek getiren yoktu bizler köylüler gibi olabilsek var ya… keşke olabilsek...
Kayıt: Aug 05, 2006 Mesajlar: 495 Nereden: baktığınız yerden
Tarih: Pzr Oca 06, 2008 9:54 pm Mesaj konusu:
mhmt demiş ki:
Köylüler olmasa nasıl yeşil soğan yiyeceğiz?, nasıl marul yiyeceğiz?, köylü domatesini nasıl alacağız? hep pastörize süt mü içeceğiz? ot gibi, Atatürk bile "köylü milletin efendisidir" demiş ama siz? onları yerden yere vurdunuz...
Bu tür bir mantık da en az "şehirli" kompleksi kadar tehlikelidir.
Köylü eşittir yeşil soğan, marul, domates, süt mü?
Bu kesimin bu memlekete katkısı bu düzeyde mi?
Biz milletin efendisi filan da değiliz. Olmadık hiçbir zaman, olmayacağız da.
Köylü denildiğinde biz köyümüzü ve orada var olan ama şehirde rastlamadığımız her türlü güzelliği hatırlıyoruz...
Diğerleri ise köylü denildiğinde bize bakıp şehire getirdiğimiz çirkinlikleri düşünüyorlar...
Tasnif ve genelleme, modernizmin hediyesi "herşeyi biliyoruz" bayrağına gönder oldu artık. -mış gibi yapmak öteden beri genel karakter özelliğimiz zaten...
Helin Avşar'ı tam sayfa kapak yapan bir gazetenin yılbaşında meydana gelen Taksim rezaletini ( akıllara zarar, tasvip edilecek herhangi hiçbir yönü yok ve bir dostumuzun deyimiyle üç beş dallamanın fevri davranışı ) eleştirmeye ne kadar hakkı olduğunu düşünmek gerekir öncelikle...
Şehirli Hıncal Uluç'sa ben değilim, Fazıl Say'sa hiç değilim, Türkan Saylan, Arzu Yanardağ, Mustafa Altıoklar, Pelin Batu, Ahmet Hakan, Yasemin Kozanoğlu, Ayşe Özyılmazel ve aklıma şimdilik gelmeyen binlerce isimse eğer şehirli, kalsın hocam ben köyümü tercih ederim...
Biraz da şehirli kimdir? sorusuna odaklanalım bakalım...
Kayıt: Oct 24, 2007 Mesajlar: 221 Nereden: Denizin Kıyısından
Tarih: Pzr Oca 06, 2008 10:14 pm Mesaj konusu:
tiananmenian üstadım çok güzel değinmiş...
Bu taksimde yaşanan ve yılbaşı kutlaması adı altında bayanlara karşı yapılan taciz olayını ben hiçbir köyde göremedim, yılbaşı kutlaması da göremedim...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız