Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 120 Üye Adayı ve 7 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Düşsel MonologLar


Düşsel MonologLar
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 17, 18, 19 ... 25, 26, 27  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Kişisel
Yazar Mesaj
Diaspora_Hedonist
Yazar


Kayıt: Jul 18, 2007
Mesajlar: 331

MesajTarih: Cmt Arl 29, 2007 12:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Aşk, denilen hayvanı gördüm.
Bir elinde, iki kadeh vardı.
Kadehlerden birinde; gözyaşı,
diğerinde; kan.
Önce gözyaşını içti. Etlendi. Butlandı.
Sonra kanı içti. Allandı. Durulandı.
Başa dön
Diaspora_Hedonist
Yazar


Kayıt: Jul 18, 2007
Mesajlar: 331

MesajTarih: Cmt Arl 29, 2007 12:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Zihnimde ikiye bölündüler:

Genel ilişkilerde popülist, özel ilişkilerde elitist.
Genel ilişkilerde elitist, özel ilişkilerde popülist.
Başa dön
Diaspora_Hedonist
Yazar


Kayıt: Jul 18, 2007
Mesajlar: 331

MesajTarih: Pts Arl 31, 2007 12:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Odaya doğru süzüldü. Ayıp olmasın cinsinden ortaya bir kafa selamı bahşetti. Zaten bir iş yeri selamı, ancak bu kadar olurdu. -Koridorda denk geldiğinde de; karşıdan görünce, yüzünü önce şöyle bir toplar, o an zihninde olanı arka plana itmeden gözlerine doğru çeker, tam karşınıza geldiğinde az önce tüm hatlarıyla topladığı yüzünü, alt dudağının kontrollü gerdirmesiyle kenarlara doğru yayarak , hafifçe dişlerini gösterir, azıcıkta kafayı eğer sizi sosyal ve aydın bir insan olarak selamlamış olurdu.-

Odaya girerken gözüne kestirmiş olduğu ve her gün vecd ile okuduğu gazetesini eline alır. Kokuları bir birinden ayıran buhurdan edasıyla gazeteyi usul usul çevirerek okur. Bu günün giriş bölümüdür. Gelişme bölümünde; gazetenin önemsiz görüp küçük puntolarla bastığı haberlere, güdük zekasının sadakası ilginçlikleri birazda kabartma tozu ekeleyerek servis ederdi. Servisi yaparken de karşı bakışlarda, ne kadar duyarlı, ne kadar entel ve ilginç bir adam onayını arardı. Sonuç bölümünde ise bu minik haberlerden birinden memleket meselelerine bir link atar, -bilgi sahibi olmadan sahip olunan bilmem kaçıncı el fikirlerle- memleketi eleştirir, hınç damıtma seansını gerçekleştirirdi. Sonra Amerika’nın Ortadoğu politikaları, terörün nasıl bitirileceği, memleketin nasıl kurtarılacağının reçetelerini kuş beyinlere sokma çalışması yapardı. Bu önemli bir görevdi çünkü son seçimde her ikisinden birinin aptal olduğu kendileri tarafından belgelendirilmiş, henüz birey olamamış sürü ile birlikte yaşanıyordu. Bu cahil halkı bilinçlendirmek lazımdı. Tartışma yapıldığı için zihinsel, ideolojik ödevler yerine getirildiği için duygusal orgazm tamamlanmış olurdu.

Her gün böyle. Sol şeritten gider, sağ şeritten gidenlere sataşır ve nazikçe küfreder. Çünkü kibar adama galiz küfür yakışmaz.


Beriki neye küfretse, ötekine kutsal.

Halbuki ikisi de aynı mantık güzergahının farklı yolcusu. Yolları aynı, argümanları ve şeritleri farklı. Nihayetinde varacakları yerde aynı: Eğer koca kıçlarını kaldırabilirlerse tanıdıklarını sandıkları gölge kahramanları bırakacak, önce asıl gerçeklere, sonrada kendi kişisel gerçeklerine, en sonunda da en has gerçeğe toslayacaklar.

Onunla konuşurken ben ne yapıyorum; onun bana, en son söyleyeceği sözü, ben ona, en başta söylüyorum. Sonra yüzünden sıyrılıp yere dökülen hayret kırıntılarını toplayıp cebime dolduruyorum. Nede olsa her hayret, içinde birazcıkta olsa hayranlık taşır.
Başa dön
_tugba_
Yazar


Kayıt: Jul 09, 2007
Mesajlar: 315
Nereden: istanbul

MesajTarih: Pts Arl 31, 2007 1:53 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dünya hali işte...

Sevende sevmeyende aynı karede...

Acılar, hüzünler, sevgiler, nefretler, kinler, mutluluklar, mutsuzluklar ve kalplar aynı sandalda yol alıyor. Dünya...
Başa dön
Diaspora_Hedonist
Yazar


Kayıt: Jul 18, 2007
Mesajlar: 331

MesajTarih: Sal Oca 08, 2008 12:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Gece/Devinme;

Akşamın alaca kızıllığı kendine çeker herkesi.
Sonra karanlık, her gün ki usul iştahıyla yutar. Her şeyi.
Varlık, özüne en çok karanlıkta meyleder. Işık, insanı kendinden alır, başka yüzlere savurur.
Kendini ararsın, yamalı bohça gibi duran kuru kafalarda. Kendinle herkes arasında kaç kez yalpa vurduğunu sayamazsın. Her gün içersin kalabalıkları, kusacağını bile bile.
Her şey biraz dalgınlık, bir tutam yalnızlık.

Sabah tüy gibi düşer gönüllere, akşam, kurşun gibi çöker omuzlara.
Sabahın dinginliği; geceden, akşamın ağırlığı; gündüzdendir.
Sabah; mahmur bir evecenlik, akşam; bıkkın bir kaçıştır.
Günün en ağır anı; zifiridir. Zifiridir, dört duvarın yatay ve dikey üstüne kapaklanması.
Ve hançerende bir yutkunmadır sevgilinin bir türlü sese dönüşmeyen hecesiz adı.
(sevgilinin adı; tek çırpılık bir hecedir)
Gece sayıklamak bile yasak. Ama silinmez bir gerçektir; varlığı yok olsa bile
adı, yutkunmaya talimli göğsünün dibinde.
Öldüğünde, seni diriltecek nüve; çürümeden, bürümcük edasıyla kendi içine kapanacak.

Gözlerinle tavana çaktığın yalnızlığında, göz kapakların, savunduğun son kalen gibi düşecek.
Bilinç uyuyacak, bilinçaltı uyanacak.
Dünya, gözünün önünde ışık maharetiyle temaşa bulmayacak,
karanlık, bu dünyadan tanıdığın görüntülerden devşirme, kuralsız bir hayat sunacak.
Sen sadece izleyecek ama içindeymiş gibi yaşayacaksın.
Alnında geceden kalma bir nişanla, uyanacaksın.


Gündüz/Görünme;

Şehir, tazelenmiş nefesiyle yenice oturmuş. İnsanları gibi dümdüz olan ovaya. Oysa her şehir eskidir burada. Yeni olan tek şey; doğmuş insandır. O da ölmüş başka insandan mülhemdir. Zaten sen hiçbir şeyin yeni olduğuna inanmazsın, şimdiki zaman bile kadimdir sana. Değil mi ki zaman bölünmez ve hesabı tutulamaz bir şeydir. Zaman adına tuttuğumuz, zaman mıdır, hatırda kalan mı? Zaman tutulamaz, bilinç tutuklanamadıkça.

Geceden devr aldığın nişanla uzanırsın musalla taşı gibi önünde yatan yola. Herkes varlığını fit edeceği -varlığından değersiz- şey(ler)e koşarken, sen yine hanesi ve heybesi boş döneceksin,
akşama.

Aslında anlıyorum seni. Boşluk için yön yoktur. Eğer bir boşluk olmasaydın, elbet senide çağıran, davetkar bir yön bulacaktın. Ne yapalım, seninde son ucun bu.
Yani sonucun.
Başa dön
mavisurgun
Yazar


Kayıt: Jan 25, 2007
Mesajlar: 362
Nereden: ankara

MesajTarih: Prş Oca 10, 2008 11:18 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Gece midir insanı hüzünlendiren? yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen?
Başa dön
mavisurgun
Yazar


Kayıt: Jan 25, 2007
Mesajlar: 362
Nereden: ankara

MesajTarih: Cum Oca 11, 2008 2:07 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

yangınsın
yangınımsın
yandıgımsın
yanılgımsın

sol yanımsın...
Başa dön
_tugba_
Yazar


Kayıt: Jul 09, 2007
Mesajlar: 315
Nereden: istanbul

MesajTarih: Sal Oca 15, 2008 3:33 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ne o anlamış, ne ben anlatabilmişim. Sustuğumu, sustuklarımı...
Başa dön
yasemin111
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 754
Nereden: ...

MesajTarih: Sal Oca 15, 2008 6:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ses etme, yoksa deliremeyeceksin.
Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 948

MesajTarih: Cmt Oca 19, 2008 9:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

söylenmedik bir doğru, söylenmiş bir yalandır.
Başa dön
eylem
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 16, 2005
Mesajlar: 1259
Nereden: nereye...

MesajTarih: Çrş Oca 23, 2008 1:05 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

az önce bir mesaj sildim bu başlıkta. tam bu sırada hüdhüd kuşları geldi aklıma. bilirsiniz; bilgelerin dileklerini taşır, sevgililerin habercisidir. neyseki, masallardan öğrenmiştim, ölmümsüz olduğunu hatırladım. kaygılarım dağıldı birden.
Başa dön
_tugba_
Yazar


Kayıt: Jul 09, 2007
Mesajlar: 315
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cmt Oca 26, 2008 1:05 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu kadar ucuz muydu?
Başa dön
yasemin111
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 754
Nereden: ...

MesajTarih: Pzr Oca 27, 2008 2:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Penguen eşinin kırık kanadına ağladı. Artık uçamayacak mıydı? Gözyaşları suyun içine karıştığında, en iyi yapabildiğini uçmak sandı. Artık uçamayacak mıydı? Cevap...
Confused
Başa dön
Diaspora_Hedonist
Yazar


Kayıt: Jul 18, 2007
Mesajlar: 331

MesajTarih: Sal Oca 29, 2008 12:59 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Susmaklar

susmak, söyleyecek sözü olmamak değil, çok söz arasında boğulmakmış.

hiç bir söz, mükemmel değilmiş, mükemmel olan: namümkün olan.

gönüle düşen dile vurmazmış her zaman.

kendini aramaya çıktığında, yanında olduğunu unutan insanmış: konuşan.

herkesin sözü ile döllediği ama asla sahip olamadığı şeymiş: susmak.

susmak, sözü kayıttan solo düşmek, yola koro devam etmekmiş.

duymadığın ve duyamadığın her söz bile senin susmaklarına dahilmiş.

konuşunca, ya yatay ya dikey yaşıyorsun,

susunca, çaprazlamasına.

sözün kazası çok ve telafisi de yok.

susmanın kazası yok.
susmak, zaten kendi başına çorap örmek,
kendi geçmişin ve geleceğinin aleyhine şeytanla işbirliğine girmek.

konuş; öl.
sus; geber.
Başa dön
Diaspora_Hedonist
Yazar


Kayıt: Jul 18, 2007
Mesajlar: 331

MesajTarih: Çrş Oca 30, 2008 2:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bende sana ait bir yitik var.
Yitiğin ne olduğunu bilmiyorsun.
O kadar tammışsın gibi davranıyorsun ki
bir yitiğin olduğuna bile ihtimal vermiyorsun.
Bilmediğin yitiğin ne olduğunu
nerden bilesin.
İhtimali ihmal ediyorsun.

Bulunmadıkça bir “yitik” ; “yok”tur.
Benim sende yittiğim gibi sende kendini bende yitirmedikçe
yitiğini bulamayacaksın.
Sen var oldukça
yitiğin yok olacak.
Şimdi
Var git,
yit gel.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Kişisel Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 17, 18, 19 ... 25, 26, 27  Sonraki
18. sayfa (Toplam 27 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke