Tarih: Pzr Eyl 17, 2006 6:39 pm Mesaj konusu: Vincent van Gogh
Van Gogh, kişisel üslubun baskın olduğu, 19 yy. dışavurumcu (ekspresyonist) akımın önemli temsilcilerindendir. Bu akım, dış gerçekliği yadsıyarak, sanatçının ruhsal, zihinsel, hatta fiziksel durumlarını istediği gibi yansıtmasını amaçlar. Şekilleri deformasyona uğratarak, dünyayı sanatçının kendi gözüyle görmemize olanak tanır. Van Gogh da resminin, hissettiklerini ifade etmesini istemiştir. Resmin, yorum katılması gereken bir şey olduğunu savunmuştur. Bu yüzden resim sanatında kurallara karşıdır.
İlginç yaşam öyküsü, resimlerini yorumlamakta en önemli kaynaktır. Papazlıktan kovulmuş, maddi açıdan oldukça güç günler geçirmiş, akıl hastanesine yatırılmış, ama hep resim yapmıştır.
Eserlerinin başlıca özellikleri;
biçimlerin dış hatlarının basitleştirilmesi
yoğun renkli geniş alanlar
derinlik ve uzaklık izlenimini
duygusal ve öznel bir dünya
tutkulu ve canlı anlatım gücünün baskın olması
biçimsel kuralları yadsımak
ruhsal yapının ve fiziksel heyecanın yansıması
Van Gogh’un kardeşine yazdığı bir mektupta, mekanı resme dökme biçimini görebiliriz.
''...iki tane de uzun sopa var; çerçeveyi bunlara ister dikey ister yatay tutturabilirim, kalın tahta mandallarla. Böylece, deniz kıyısında olsun, çayırlarda ya da tarlalarda olsun, bunun aracılığıyla sanki pencereden bakarmış gibi bakabilirim herhangi bir görünüme. Dikey çizgiler, çerçevenin dik açı oluşturan çizgisi ve eğik çizgiler, kesişme noktası, karelere bölünmüşlüğü, birkaç temel işaret yeri sağlıyor kesinlikle. Bunların yardımı ile temiz bir desen çıkarabilir, esas çizgiler ve oranlar göz önünde tutularak tabi, perspektif konusunda az buçuk içgüdüsü olan perspektifin çizgilere görünüşle nasıl ve niçin bir yön değişikliği, planlara ve bütüne nasıl ve niçin boyut değişikliği verdiğini anlayan biri için geçerli bu. Yoksa bu küçük araç hiçbir işe yaramaz, içinden bakanın başını bile döndürebilir...''
Resimlerinde en çok boya kullanan ressam Van Gogh'tur. Sık sık yemek ve boya arasında tercih yapmak zorunda kalmış ve her seferinde boyayı tercih etmiş. Öyleki bazen açlıktan ölme korkusu bile yaşamış.
"Acı duymak gülmekten iyidir, zira acı insanın yüreğini arıtır. İnsanları diri diri gömercesine kilitleyip çevrelerinde duvarlar örenin ne olduğu bilinmez ama yine de bir takım duvarların, tel örgülerin, demir parmaklıkların varlığı hissedilir. Bütün bunlar bir kuruntu, bir hayal midir? Sanmıyorum. Ve insan kendi kendine sorar; Tanrım bu uzun süreli mi, temelli ve herkes için geçerli olan bir ebediyet midir?"
v.v. gogh
En sevdiğim ressamdır kendisi, yaşantısı ile eserleri birbirinden ayrılamayan ve yaşadığı dönemde pek farkına varılmamış bir dehadır. Hüzün tablosunun ayrı bir yeri vardır bende...
Kahverengi ve yeşilin olabilecek en koyu tonları. Karanlık, kasvet ve yoksulluğun ağır havası...İç karartıcı mekandaki cılız ışık, sadece patatesleri aydınlatıyor.
Çünkü Van Gogh yoksulluğu iyi tanıyor, kardeşi Theo'ya yazdığı bir mektupta tam da bunu anlatıyor,
"Böyle devam ederse hedefime varamayacağım. Bu kadar uzun zaman aç kalmasaydım bünyem daha kuvvetli olurdu. Fakat her seferinde daha az çalışmak ya da aç kalmak şıklarından birini seçmem gerektiğinde ben hep aç kalmayı tercih ettim. Bir insan buna nasıl dayanabilir? Açlığın etkisini resimlerimde öylesine görebiliyorum ki geleceğim için kaygılanıyorum".
Van Gogh cocuklugumda ilk sevmeye basladigim ressam.Cocukken neden sevdigimi bilmiyorum ama büyüdükce Van Gogh'un firca darbelerindaki dinamiklik,renklerle oyunu beni kendine cekti...
Dün büyük bir hayalim gerceklesti,yukaridaki "Starry Night" tablosuna cmlik yakinliktaydim,gercegi cok daha güzel (bir de cam cerceve ardinda olmasa idi keske)...uzunca seyrettim,Hilali,Yildizlari...muhtesem bir gece!
Yanimda tabloyla aslinda ilgilenmeyen ama sirf tablonun popülaritesinden dolayi yaninda bir poz vermek icin
birbirleriyle yarisan cinliler ve japonlara bile sinirlenmedim
Kayıt: Jan 13, 2008 Mesajlar: 4 Nereden: zenginliğin ve fakirliğin bittiği bir yerden...
Tarih: Prş Oca 24, 2008 2:17 pm Mesaj konusu:
Açıkçası v.v. gogh un öyle üstün akıllara zarar bir yeteneği yok ve bence bir insanın birşeyleri resmetmesi için yeteneğe sahip olması gerekmez. Yüreğin kıpırtılarıyla yapılan resim ne kadar çok kıpraşmayla yapıldıysa o kadar güzel olur. O yüzden işe "cin ali"lerden değil gördüğümüz ve bizi duygularından nesnelerden başlamız lazımdır.
Hani o an vardır ya dudakların alev alev kalbin güvercin misali olduğu o an işte o zaman resim güzel olur..
Kayıt: Jan 13, 2008 Mesajlar: 4 Nereden: zenginliğin ve fakirliğin bittiği bir yerden...
Tarih: Prş Oca 24, 2008 2:27 pm Mesaj konusu:
tiananmenian demiş ki:
Bu resimde de sefaletin Van Gogh'un üzerinde bıraktığı en can acıtıcı etkisini görebilirsiniz. Öyle bir hâl almış ki bu etki; vazo içindeki çiçeklerin maviliğini soluk da olsa sevmiş o çiçekleri. Ben burada mütevazılıktan çok daha önce hiç oyuncakla oynamamış ve ilk aldığı oyuncağın kafası kopuk bir peluş olmasına rağmen çoçuğun onu sevişini gördüm. Ama ona özenmiş sevmiş heryerini didik didik etmiş korumuş bir çocuk... Bir çocuk kadar saf, bir dilenci kadar sancılı...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız