İsmini hatırlamıyorum şimdi; bir uzman, 11 Eylül saldırısı sonrasındaki yorumunda şu ifadeyi kullanmıştı"Türkiye, Ortadoğu ile yüzleşmek zorunda kaldı." Çünkü o sıralarda Irak, Amerika'nın menziline girmişti ve artık sınırımızın diğer tarafı, bizim de gündemimizdeydi.
Esasında kaçtığımız Ortadoğu'lu kimliği, çokça kendini hissettiriyordu. Pkk'yı bile, yıllar yılı kendi içimizdeki asayiş sorunu olarak ele alıyorduk. Musul ve Kerkük sorunumuz, 1925'te kapanmış görünüyordu. Ve biz, o zamanlarda gönül kapılarımızı da sonuna dek kapatmışık o coğrafyaya. Amerika'nın Türkiye eski büyükelçisi Graham Fuller'in işaretlediği üzere, yıllar yılı antiArap politikalarının etkisi büyük oldu bunda. Zira sırtımızı geçmişin tüm değerlerine ve tabiki komşularına dönmek vardı. Ve biz de öyle yapıyorduk. Ermeni kökenli tarihçi Emin Oktay'ın yazdığı tarih dersi kitaplarından sürekli okuyorduk; Arap'ların bizi arkadan vurmasını. Oysa yüzyıllardır karşılarında var olma savaşını verdiğimiz Batı dünyasına, kültürel olduğu kadar politik olarak ta eklemlenmeye çalışıyorduk ve bu durum hiç te tezat değildi. Beri yanda laik milliyetçi Baas Arap rejimleri de bizler için aynısını işliyordu coğrafyada: Osmanlı (Türkler) kendilerini iliklerine kadar sömürmüşmüş.
Bu yüzyıllık kandırmaca, eki ağrıların tekrar kendini duyurmasıyla iyice görünür olmaya başladı. 91'deki Irak Savaşı'nı ekranlarımızdan izliyorduk ve Bağdat, Frankfurt'tan daha yakın değildi bizler için. Doksanların yarısında K.Irak'a operasyonlar yaparken bile; bu toprakların daha yetmiş yıl önce kendi arazimiz olduğunu hatırlayamıyorduk. Musul ve Kerkük'ün Osmanlı'nın en önemli iki şehri olduğunu, Türkmen kardeşlerimiz olmasa yine hatırlamayacaktık. Bölgeden o zaman çıkmıştık ve herkesi de o bölgede bırakmıştık.
Dedim ya, eski ağrılar duyulunca hafızamız yerine gelmeye başladı. Şimdi eski anlaşmalar açılıyor, masaya haritalar koyuluyor, İmparatorluk'un mirasına sahip çıkma daha çok kabül görüyor. Ama bir gün gelecek, imparatorluğun mirasına sahip çıkma değil; kendisi olma yolunda adımlar atılmaya başlanacak. Bunun illaki yönetimlerden gelmesi önemli değil. Önemli olan milletin bunun farkında olması ve tarihine sahip çıkması. Sözün kısası; bölgede başgösteren sorunlar, bazıları hiç istemese bile; biz kendimize döndürdü. İşte musibetten hayır çıkması diye buna denir. Artık bize düşen, bu tarihe daha çok sahip çıkma. İmaparotorluk bilincini geri kazanma ve çevremize kazandırma.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız