Ölmeden önce ölmek istedim ve bir buluşma ayarladım ölümle. Şimdi onu bekliyorum. İşte geliyor galiba, bakın nasıl da değişiyor her şey. Nasıl da onun gelişiyle yıkılıp dağılıyor kurulmuş olan ne varsa. Ölüyor evet ölüyor hep sonradan olan ne varsa. Başı olan ne varsa kesilip düşüyor ve görüyor sonunu. Başı olan sonuna eriyor. Evet görülen tek şey bu. Gördüğüm tek şey bu. Ölüm ise onu görmedim. Yok öyle bir şey. Yok ölüm diye bir şey. Onun yerine kendine bir baş seçenlerin aynı zamanda kendilerine birer son edindikleri... kopan tek kıyamet, ölen biten ne varsa uçuşan serseri hayallerin kendi sonlarına doğru kasıp kavuran, doyumsuz bir iştahla esip geçen yolculuğundan başka bir şey değil... Esiti ve geçti... Gördüm göreceğimi...
Şimdi kaldım burada tek başıma... Ne geçmiş, ne gelecek, ne kültür, ne şehir... incecik bir an ekseninde sonsuz bir çizgide becerisi olmayan bir cambaz gibi...
İnsanlar;doğar,yaşar,yaşadıkça büyür ve zamanı geldiğinde ölürler.Elbette ki o zor ana kendimizi hazırlamalıyız.Dünyadaki en son ve en ızdıraplı sınavlardan biridir.
Allah herkese sıralı ve imanlı ölüm nasip eylesin.Amîn.
Ellerinin altında ölür kişi.Çabalarsın, yapılabilecek herşeyi yaparsın.Beden kalır ruh uçar, tutup içine geri koyamazsın.Düz çizgi EKG'de ...Son ifade takılı kalır kişinin yüzünde.Alışırsın başkalarının ölümüne , peki sıra ne zaman sende ?
İstanbul'da öğretmenlik yapan bir arkadaşım vardı.Sümbül Efendi Camii'nin yakınlarında bir mezarlık varmış sanırım. Ben bilmiyorum, görmedim. "İnsanlar hergün yanından gelip geçiyor ama dönüp mezarlığa bakmıyor. Ya görmek istemiyorlar ya da görmemenin daha iyi olacağını düşünüp umursamıyorlar" derdi . Kimbilir, belki de gündelik telaşalarımız içinde ölümü düşünmeye zamanımız kalmıyor.
Kayıt: Mar 23, 2008 Mesajlar: 68 Nereden: Bilinmezden...
Tarih: Pts Nis 07, 2008 12:31 am Mesaj konusu:
"Büyük iskender mi? Ah evet... Sefil bir hastalıktan çekti cavlağı:onuruna verilen iki günlük ziyafetin ardından ya çatladı ya da ishal oldu.
Rousseau, Voltaire'e yazdığı mektuplarda yüzlerce insanın canını alanLizbon depreminden hayırla bahsetti.Ara sıra bu tür temizliklerin gerekliolduğunu söylemeye getirdi, yani nüfusun niceliği ve niteliği bakımından..."
ELİF ŞAFAK- BİT PALAS...
Orada bir karakterden bahsediliyor.İnsanların nasıl öldüğünü merak eden bir karakter.Adı:Sidar.
Sidar:
Sırf güzel öldü diye cibilliyetsiz birini sevebilceği gibi;salt sonunu vasat bulduğu için sevilesi birine de burun kıvırabiliyor.
Ölümün bizi nerde bekledigi belli degil, iyisimi biz onu her yerde bekleyelim.
Montaigne
Ölüm kadar gerçek bir şey var mı şu dünyada, yaşadıklarımız arasında. Bunca koşuşuturmaya rağmen aklımızdan çıkmayan başka şey... Tek olarak gidebileceğiniz, her şeyden sorguya çekilip sual sorulacağınız...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız