Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 172 Üye Adayı ve 17 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Küresel Çatışmalar ve İttifaklar


Küresel Çatışmalar ve İttifaklar

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Sosyoloji
Yazar Mesaj
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2151
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pts Eyl 24, 2007 3:37 pm    Mesaj konusu: Küresel Çatışmalar ve İttifaklar Alıntıyla Cevap Ver

Dünyada, küresel ölçekte bir takım fikriyatlar, ideolojiler vardır. Ve bunlar büyük ölçekte taraf toplarlar kendilerine. İdeolojilerin ise genel olarak, batı tandanslı oduğunu söylememize gerek yok. Bu yüzden, iki türden fikriyatın olduğunu söyleyebiliriz. Birisi batının kendi içinde olgunlaştırdığı sınıfsal ayrışmaların dünyaya yayılması (ve tabi buna uygun ideolojilerin); diğer ise dünya ölçeğinde daha fazla medeniyetler, kültürler bölünmesi. Bu ikincisi için herhangi bir sınıfa dahil olmaya gerek yok. Herhangi bir kültür- medeniyet dairesindeyseniz, tarafınız da açıkça ortadadır çok zaman.

Batı içinden çıkmış ve dünyaya yayılmış, hatta bütün toplumların zorunlu kaderiymiş gibi sunulmuş ekonomik temelli sınıflar ayrışması kendi ideolojilerini de doğurmuştur. Karşıt olunan değerlerin altı çizilmiş, ütopyalar sunulmuştur. Irk, dil, din, cinsiyet ayırmaksızın bu görüşleri savunma durumu ortaya çıkmıştır. Ki ideolojiler de böyledir zaten. Mesela İspanya İç savaşı'nda (1936- 1939 -tarih için sağolasın google-) sosyalizm-nasyonalist faşizm çatışması olmuş, çeşitli milletlerden bu iki farklı ideolojik grupların yanında savaşa iştirak edenler olmuştur.. Sovyetler alanen Sosyalistler'i desteklerken, Naziler de aynı şekilde nasyonalist faşistleri desteklemişlerdir. Gerek maddi, gerekse de manevi açıdan.

Sovyetler dağıldı, emek-sermaye ilişkisi değişik bir mahiyet aldı; batı dünyası için sosyal barış tesis edildi. Çatışmacı ilişkilerin nasıl bu şekilde dönüştüğü üzerinde çokça durmak gerekir, ama bu yazının amacı bu değil. Fakat ne sosyalizm, ne de faşizm silindi ortadan. Tarihsel süreç işliyordu, ve dünya yeni mecralara doğru yol alıyordu. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bu defa, sömürgeci batılı ülkelere başkaldırı oldu dünyada. Ve bir bir bağımsızlıklarını kazandı bir yığın toprak. Ve dünya döndükçe, o eski fay hattı tekrar gün yüzüne çıktı: Doğu - Batı.

Bizdeki yerli dizilerin, sinemanın (ki lanet olasıcılar fena halde oryantalisttirler) yaptığına benzer bir durumu vardır batı dünyasında da. Müslümanlar görmezden gelinir. Alt bir ırkmış gibi mumale görür. Zaten o üstten bakış açısı ile doldukları için, dünyanın dörtte birini oluşturan bir inancı araştırma, doğru lanse etme gereğini duymazlar. Oysa, ürettikleri eserlerin tüketicisi içinde de bulunur bu büyük grup. Nitekim Simpson'ları izlemeyen bir dünyalı az bulunur; Evimiz Hollywood'da dizisi, Huzursuz Evkadınları (Desprite housewifes), X Files, Heros vs... İçinde bir müslüman yoktur; varsa da esmer tenlidir ve terörist planlar içerisindedir. Bir kaç tane filmde müslüman tip iyi olarak sunulur. Öyle olsa da o berbat kibir alttan alta yer bulur. Mesela filmin birisinde, müslüman bir Afrika'lı, namaz kılıyordu toprağın üstünde. Ama öyle bir sunum yapılmıştı ki, bu adam (siyah olması, Afrika'lı olması, Afrikalı'ların ilkellik çağrışımını da düşünülmeli) ve yaptığı ibadet arkaik dönemlerden kalma. (Hoş, gerçekten de namaz Hz. Adem'den bu yana var olan bir ibadettir. Kaynak: Kuran) Ama bu modern zamanlar için arkaik dönemin, ilkel dönem olduğunu hatırlatalım. Hatta insanın evriminini tamamlaması da şüpheli.

Sınıf çatışmalarının ürettiği ideolojiler halen geçerlidir. Ama bu zaman gerçekten medeniyetler çatışmasının da gitgide azıttığı bir zaman dilimidir. Bizlerin zaten bu medeniyetten pek memnuniyet duymayan bireyleri için bu yeni durum pek kötüdür. Bu yüzden mümkün mertebe ayrışma ve çatışmaya uzak durmamız gerekmektedir. Biz ne Araplar gibi bağnazız?dır, ne de tam olarak doğulu'yuzdur? Esasında bu dünyanın bu eski hat üzerinde ayrışması, kimliklerin önemini su yüzüne çıkarmıştır. Ve kimlik bunalımı yaşayanlar bu durumdan fena halde rahatsızdır. Bir yanda "olmak istediği", diğer yandan "olduğu" karşı karşıya gelmiştir. Bu şuna benzer: Müthiş bir aksiyon filmi izliyorsunuz. Kahramanı da tam olmak istediğiniz gibi birisi. Yani sizin önünüzde bir model, tip. -Hatta saçlarınızı onun gibi kestiriyorsunuzdur, onun gibi bakıyorsunuzdur, onun gibi davranışlar sergiliyorsunuzdur; dışarıdan bakıldığında herkes onu çağrıştırdığınızı söylemektedir ve bu durum hoşunuza gitmektedir- İşte bu olmak istediğiniz tip, filmde patır patır müslüman Türk öldürmektedir. Filmdeki pis Türk sizin gerçekliğinizdir. Bu, kahramanın gözündeki gerçekliktir. Ve bu gerçeklik, sizin gerçekliğinizle (kahramana özenen müslüman türk), çatışır. Bu durumda kalmış birisi, fena halde bocalar. Hangisi şerefsizdir; filmdeki, sanal gerçeklikteki o pis Türk mü -hani önlenmeseydi çok masum öldürecekti, kötünün kötüsüydü-, yoksa biz türkleri kötü gösteren, ama kendimizden bir şey bulduğumuz o kahraman mı? Böyle birisi iki taraftan da bağlıdır ve hangisini seçeceğini çok defa bilemez. Zaten çok defa pek te seçim yapmadan ikisinin de gereğini yerine getirerek yaşamını sürdürür. Ama bu örnek, bizdeki bölünüklüğü, kafa karışıklığını ortaya koymamız için elzemdi. Biz derken, biz değil; türkiye'de bir medeniyet-kültür taraflılığını serdetmiş olanlar. Yani geçmişi hor ve hakir görenler, gericilik yaftasını toplumun büyük kısmına yapıştıranlar.

Dünyada bizim dışımızda gerçekleşen bir olgu var. Bu da medeniyetlerin alttan alta ayrışması durumu; kıtaların yer kabuğunun altından ayrışması gibi. Bu öyle bir hat ki, sürekli kriz ve çatışma üretmeye gebe. Batı'da otaya çıkan peşi sıra karikatür olayları ne ilk, ne de son olacaktır. Olay yada olgu, iki karikatürcüden ibaret değildir. Dolaysıyla bizlerinde olayı iki karikatürün çizimine mal etmemiz, suçu bunu üstüne yıkıp yakayı bu sevimsiz durumdan sıyıracağımız düşüncesi sadece bir yanılsamadır ve kendini aldatmacadır.

Yazının asıl yazılma amacına geldik şimdi... Bütün bu dünya haritasında, devletlerin de kendi iç siyasaları düşünülecek olursa, küresel ölçekte dostluklar, müttefikliklerin olması kaçınılmaz mıdır, yoksa değil midir? Mesela eski şiddetli sınıf çatışması gibi global yandaşlarını tek bir çatı altında toplayabilecek midir, farklı ırk, dil ve dinlere ait olunsa da? Ama şu gerçeği gözden ırak tutmayarak bunu düşünelim: Milliyetçilik mesela, diğer milliyeti dışlar ve ötekileştirir. Bu durumda global milliyetçilik söz konusu olamaz. Bir Yunan milliyetçisi, zorunlu olarak Türk milliyetçisinin karşıtıdır. Çünkü milliyetçilik zaten tarihe yaslanan bir olgu, fikirdir. Bunun gibi, bir Alman muhafazakarı ile bir Türk yada Arap muhafazakarı da karşıtlık içindedir. O da varlığını inanc farklılığına yaslar ve diğerini zorunlu olarak dışlar. İdeolojilerin çağında (19.-20.yy) aynı ideolojiye sahip olanların ırk, dil, din farkı gözetmeksizin birleşebilmesi mümkündü. Zaten bu sav, dünyayı üç bloka ayırmıştı. (Üçüncüsü Bağlantısızlar Hareketi.) Ama şimdiki çatışma ekseni bütün tarafları dağıttı ve eski düzene dönüldü. Medeniyet ve kültür dairesi; yani din ve dil birliği önem kazandı. Bu durumda, iki farklı ülkeden sosyalistin artık kavga etmesine bir engel yoktur. (Sultan Galiyev'in de doğuyu önemseyen bir sosyalist olması dışlanmasına sebebiyet vermişti.)

Özetle... Yeni olguya uygun iki farklı ülkeden ( Türkiye - Amerika) iki geleneksel düşünüşün ülke siyasasına hakim olması durumunda (Neo-Con -Akp), yeni olgu bağlamında, bir çatışmadan mı, yoksa bir işbirliğinden mi söz edilebilir? Batı'nın geleneksel düşüncelilerine, doğu'dan hangi fikir, fikriyat ve savunucular doğal müttefik haline gelir?
Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 948

MesajTarih: Sal Eyl 25, 2007 9:09 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kendimi bildim bileli Türkiye ABD’nin, ABD de Türkiye’nin müttefikidir. Değişen sadece yönetimler olmuştur, arada bir (Kıbrıs Harekatı gibi) çatlaklar çıkmış ama müttefiklik iki tarafın çabalarıyla yeniden sağlamlaştırılmıştır. Yeni olan Neo-con’larla AKP’nin işbirliğidir. Ben, devletlerin hayalleri, ütopyaları, idealleri olmadığını savunduğumdan bu tür ittifakların ekonomik, siyasi, askeri çıkarlarla kurulduğuna inanıyorum. Bu açıdan bakıldığında, karşılıklı olarak kültürel değerleri tanıma, benimseme, örnek alma vb niyetlerle bir araya gelinebileceğini sanmıyorum. ABD gibi büyük güçler zaman zaman “taktik” ittifaklar da kursalar içinde bulunduğumuz coğrafya ve bu coğrafyada Türkiye gibi önemli ülkelerle “stratejik” ittifaklar kurmak isterler, kurarlar. Yani orta-uzun dönemli hedefler için, istikrarlı müttefikler isterler. ABD’ nin ya da neo-con’ların AKP ile (tersi de doğru) hararetli muhabbeti manidardır. Demek ki, ABD’nin orta vadeli bölgesel planlarına ve bu planları içinde Türkiye’den bekledikleri desteğe olur veren, buna karşılık yine kendi orta vadeli çıkarları için ABD’nden olur alan bir AKP ve müttefiği ABD neo-conları sözkonusu. Büyük Ortadoğu Projesi, bölgede Müslüman dünyaya emsal oluşturacak bir prototip olarak Batı yanlısı, güçlü, ılımlı (ne demekse?) İslami demokrasisiyle Türkiye… Böyle bir sav var ve bu hedef müttefiklerin ikisinin de çıkarına mıdır? Yoksa başka karşılıklı çıkarlar (da) mı söz konusudur?
Kendi adıma, ekonomik, jeopolitik, askeri, siyasal çıkarları için Afganistan ve Irak’ı işgal eden ABD ile AKP’nin müttefikliğini utanç sayarım.
"Yeni olguya uygun iki farklı ülkeden ( Türkiye - Amerika) iki geleneksel düşünüşün ülke siyasasına hakim olması durumunda (Neo-Con -Akp), yeni olgu bağlamında, bir çatışmadan mı, yoksa bir işbirliğinden mi söz edilebilir? Batı'nın geleneksel düşüncelilerine, doğu'dan hangi fikir, fikriyat ve savunucular doğal müttefik haline gelir?" Bunun yanıtı ortada değil mi? Müttefikliğin doğal/yapay, kalıcı/sürekli olduğu tartışılabilir ama işbirliği aşikardır. Bu işbirliğinin iki taraf için de nelere hizmet ettiği konuşulabilir. Ama öte yandan, ABD-AKP yakınlaşmasının Doğu-Batı buluşması, yakınlaşması gibi bir fırsat yaratacağını sanmıyorum. Bu tür yakınlaşmaların devletler düzeyinde değil toplumlar, toplumsal kuruluşlar arasında olabileceğini düşünüyorum. Nitekim böyle bir eğilim vardır ve devletlere, devletlerin çıkarlarına karşın güçlenmektedir.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2151
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Sal Eyl 25, 2007 2:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İmdi, ben öncelikle şunu söyleyeyim: Türkiye'de başa kim gelirse gelsin, Amerika ile işbirliği yapmak zorundadır. Amerika ile ortaklık (adına ne dense densin), aşkın bir vaziyet almıştır. Bir yığın ekonomik, stratejik, siyasal bağlarla bağımlı hale gelinmiştir. Sözde karşılıklı bir bağlılık var; ama doğanın kanunudur ki bu; küçük olan her zaman büyük olana daha fazla bağımlılık taşır.

Peki bu ortaklık ilelebet mi devam edecektir, yoksa alıp başımızı gidebilir miyiz? Yeteri güçlü olmadıkça masaya yumruğunu vuramazsın asla. Bu da tabiatın bir kanunu. Değil Amerika, onun dolaylı ekürüsi israil'e karşı bile hareket serbestisinde değiliz. Bülent Ecevit'i hatırlayalım. Filistin'e yönelik baskılaırndan dolayı İsrail'i sert bir şekilde kınamıştı. Ertesi gün özür dilemek zorunda kaldı. Çünkü Türkiye, anında zor durumlara düşürülebilir.

Aynı şey bu hükümet için de geçerli. Ben ne zaman Amerika veye israil'e yönelik bir salvo duysam, açıkçası korkarım. Hangi pis tezgahların Türkiye'nin önüne açılacağını beklerim. Amerika, israil yada batı, hiç şüphesiz burada doğal müttefikleriniz hazır halde bulacaklardır. Bu hazır işbirlikçiler, elbetteki Amerika'ya düşmanlıkları konjonktürel olanlardır. Esaslı bir batı düşmanlığı yoktur bunlarda. Sadece içerdeki hakimiyet sahaları batı üzerinden çiğnendiği için konjonktürel batı düşmanıdırlar. Ama aynı konjonktür, içerdeki bu amansız güç savaşından ötürü, ezeli düşmanları müttefik haline sokabilmektedir. (Akp-batı gibi.)

Bütün bunları hükümetler de biliyor. En karşıtı bile, mehter takımı gibi, iki ileri bir geri gidebiliyor.

Amerika'nın, neo-conların küresel ölçekli hakimiyet planlarında elbetteki Ortadoğu ve türkiye önemli bir yere sahip. Hoş, ağırlık merkezi daha güneye kaydı, Irak'lı Kürtler ön plana çıktı, ama Türkiye yine de önemli.

Fakat ben gerçekte bu tarihsel köklere sahip bir düşmanlık ve işbirliğinden bahsettim. Konjonktürün gerçeği örtbas edemeyeceğini ima ettim. Nitekim, Amerika'da bir yığın düşünce kuruluşu, Akp'den desteğin çekilmesini ve laik güçlere oynanmasını açıkça istiyor. Akp'nin durumu sömürdüğünü ileri sürüyorlar ki bu konuda içerdeki güçle aynı paralellik vardır. Nitekim bunu, içerdeki güçlerin bir uzantısı olan hakim medyanın yayınlarına bakarak görebiliriz: AB'den ya da Amerika'dan bir yetkili çıkıp ta, türkiye'de islamlaşmadan açıkça korktuğunu beyan ederse, bu manşetlerde anında yer bulabiliyor. Büyük bir destek olarak algılanıyor. Bu durum, açıkça müttefiklğin kimler arasında olduğunu ve olabileceğini ispatlar.

Karakutu'nun ön sayfasında bir yazı vardı; bir Amerika'lı kaleme almıştı sanırım. Okunmasını öneririm. Orada, Amerika'nın değil Ilımlı İslam'ı, ortadoğudaki köhne monarşileri destekleyerek bu coğrafyada islamlaşmanın arttırıldığına dair yığınla tesbit vardı. Mısır, Suriye, Irak.. Demokratikleşmenin olmadığı yerde radikalizmin artmasından bahsediyordu. Oysa demokratik düzen olduğunda ordaki toplumların da rahatlıkla birarada yaşayabildiği gösteriliyordu. Daha da mühimi, bu monarşi-otorite desteği, halkları Amerika aleyhine kışkırtıyordu.

Bana kalırsa, Türkiye'de direngen iç güçlerin yanılsatmaya çalıştıkları mühim bir konu bu Ilımlı İslam projesi. Biz şiddetle bu projeden asıl korkması gereknelerin tüm müslümanlar olduğunu, çünkü amacın İslam'ı reforme etmek olduğunu, onu kapitalizme direngen olmaktan çıkartmak olduğunu düşünüyor ve söylüyorduk. Nitekim böyle bir başlık altında düşüncelerimizi söyledik. Ama o savı halen şiddetle savunanlar var. Oysa böyle komplolar ileri sürmek zor değil: Musa'nın Çocukları'nı yazmak gibi. Biz bile rahatlıkla bir Yahudi çıkartılabiliriz; varlığımızı siyonizm düşmanlığına yaslamamıza rağmen. Yani içeride böylesine ahlaksız bir komplo fırtınası var. İşte bu fırtına tüm kavram ve durumları, tarihsel bağlamından söküp ters yüz ediyor ve herşeyi kendi çıkarına göre eğip bükmeye çalışıyor.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Sosyoloji Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Küresel Feminasyon Feminosyonu! fadim Bilgisayar Sorunları 2 Pts Nis 07, 2008 10:50 pm
Yeni mesaj yok ..., Küresel Savaş Çağında İyimserlik fadim Güncel Olaylar-insanlar 7 Cmt Eyl 08, 2007 1:07 am
Yeni mesaj yok küresel ısınma sabrımzı taşırma gulsade Güncel Olaylar-insanlar 5 Cum Hzr 22, 2007 3:01 pm
Yeni mesaj yok Küresel ısınma luka İmla-Yazım Yanlışı Olan Başlıklar 1 Sal Şub 27, 2007 11:19 pm
Yeni mesaj yok "Yeni Ortadoğu": Küresel Se... tohum Güncel Olaylar-insanlar 0 Prş Tem 27, 2006 12:38 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke