Tarih: Cum Eyl 21, 2007 4:41 pm Mesaj konusu: Voice of Amerika: Devşirme Kariyeristler
Nicedir aklımda; Zeyno Baran'ın gündemi işgal ettiği yazın başından bu yana. Amerika'ya gidip, orada üniversiteler okuyup, Türkiye'de yaşadıkları batılı hayatı, batıcı bakışı yerinde derinleştirerek, sonra oralarda yüzlerce ve irili ufaklı strateji üretim merkezlerinde, yani think-thank kuruluşlarında araştırmacı olarak göreve başlayıp, kısa zaman sonra da, ait oldukları ülkeye, topluma, coğrafyaya pek te yeni olmayan devşirme gözleriyle bakıp fikir üreticilerine, üstelik bunu araştırma sahası içinde yeni ülkesini daha aktif hale sokmak isteyenlere değinmek istiyordum. Çok uzun bir süreden beri.
Aslında birden çok toplumlara, devletlere hükmetmek isteyen devletlerin, imparatorlukların bildik yöntemidir bu; hakimiyet yada nüfuz altına sokulan ülke-toplumları, kendilerinden ödünç alınmış devşirmelerle yönetme. Devşirmenin illaki din ve toplum değiştirmesi gerekli değildir; o gücü tanıması ve meşru görmesi bile yeterli. Hatta şu post kolonyalist yada sömürgecilik sonrası dönemde, yollar ve yöntemler incelmiştir ve nüfuz sağlama, sürdürme faaliyetleri daha ince hale gelmiştir. Bu bakımdan kullanılan devşirmeler, hiç te öyle görünmeyebilir, bizzatihi kendisi de kesin bir inançla bu kullanılma savına karşı çıkabilir; ama sonuç belirler biraz da faaliyetlerin neticesini. Ayrıca her devşirilen bireyin, ait olduğu ülke ve topluma çok ta bağlılık duyamayabileceği söz konusu olabilir. Hatta burjuvalaşan birey, gitgide kendisine ait bağları atma durumunda kalabilir; çünkü ait olunan küresel tüketim kültüründe, uluslarüstü şirketler gibi uluslarüstü birey konumuna gelmiştir.
Ayrıca think-thank kuruluşlarının da klasik bir yöntemidir; bölgeyi içinden tanıyanla tanıma. Kovboy filmlerinde de kendine yer etmiş bir yöntemdir bu: Kızılderililerle savaş ve onları takip te, mutlaka orduya yada beyazlara yardım eden kızılderili bir rehber vardır. Bu rehber hem bölgeyi, coğrafyayı bilir; hem de o kabileyi, klanı yakından tanır. Tarih bunun gibi yararlanmalarla doludur. Çıkar sağlama, ait olunan soya kin, garez, yeni gelmiş güce taparcasına sevgi, taklit, onlar gibi olma özentisi bu kılavuzluğu yapmak için belli başlı sebepler arasındadır.
Post devşirmeler, artık batılı think thank kuruluşlarında, ama dünyaya yönetmekten vazgeçmeyen ve örgütlenmesini bu şekilde ayarlamış Amerika'nın düşünce kuruluşlarında kendisine rahatlıkla yer bulabiliyor. Ortadoğu masasında bir Türkiye uzmanı Türk olduğu gibi, muhtemelen bir Arap uzmanı Arap ta vardır. Uzakdoğu için Japon, Çin'li, Kore'li, Rusya için Rus besleniyordur. Düşünce kuruluşlarının niteliği önemli burda. Bu gibi devşirme kariyerist araştırmacılar, sadece işlerini yaptıklarını ileri sürebilirler. Peki ama bağlı olunan düşünce kuruluşu, bağımsız bir şirket midir; ürettiği düşünceleri kime satmaktadır; bu düşüncelerden kimlerin ve neyin yararlanılmasını beklemektedir? gibi bir yığın soru vardır ortada. Ve bunlara cevap vermek te hiç zor değil. Düşünce kuruluşları, genel itibariyle devlete etki edebilmek, belli grupların görüşlerini bilimsel şekilde devletin politikası haline getirme peşindedirler. Ayrıca düşünce ürettiğin için kimse sana para vermezken, bu kutsal amaç araya girince, arkasında silah lobileri dahi olabilir. Zaten de çokça bu durum söz konusudur. Ayrıca çeşitli cemaatlerin, çıkar gruplarının da devleti yönetme isteğine denk düşebilir. Yahudilerin başarıyla Amerika'yı İsrail politikasına aracı kılması gibi. Belki de bu kuruluşlarda en çok yahudi çalışıyordur. En belli başlılarını hatırlayacak olursak yakın dönemden: Richard Perle, Paul Wolfowitz, Henry Kissinger... Ortadoğu'ya Amerika'yı taşıyan fikir babaları.
Düşünce kuruluşlarını atlayıp asıl mevzuya gelelim. Yeni ince nüfuz aracıları olan devşirme kariyeristlerin niteliğine.. Afganistan'daki kukla yönetimin başındaki Hamid Karzai, daha önce de Amerika'lı bir petrol şirketinin o bölgesinden sorumlu yüksek bir yöneticiydi. Sonra bağımsız! Afganistan'ın başına oturtuldu. Tabi bir yığın servet karşılığında. Irak'a getirtilen Salmay Halilzad da farklı değil. Yıllardır Amerika'da ettiği hizmetlerinin karşılığını görüyor. Bunlar görünen simalar ve belki de uç durumlar. Her devşirmenin yönetici yapılması gibi bir durum, tersinden çıkarlara zarar verebilir; durum açığa çıkabilir. Ama yönetici yapılmasalar da, sıklıkla üretilen düşüncelerinden yararlanılma yoluna gidilir. Düşünce üretimi, mal üretimi gibi bir şeydir sonuçta; bağlı olunan şirkete çalışmak zorundasın.
Son olarak, çağımızın hastalığı, çıkışsız ve boğucu alanı olan Kariyerizm'e gelelim. Aslında başka bir başlık altında deşilmeyi hak ediyor bu salgın. Bugün irili ufaklı işlerde çalışan milyarlarca yığın kariyer peşinde, yani işlerinde yükselme, uzmanlaşma, daha fazla statü, toplumda daha fazla görünür olma bu yolla. Sonsuz istek ve ihtirasın zararları bir yana; insanlar bu uğurda birbirini ezmekten, her türlü değeri ayaklar altına almaktan, ruhunu pazara çıkarmaktan da çekinmiyor. Evliliklerin bile kariyer birleştirmesi şeklinde yapıldığı günümüzde, temiz bir vicdanın bu durumdan boğulması, öfke duyması kaçınılmaz. Velakin dünyevileşmenin gelebileceği nokta zaten de budur; ve dünyevi olan hiçbirşeyle önlenemez bu tutum. Şimdi bir takım kişilerin çıkıp, uzaklardan Türkiye'yi karıştırıcı açıklamalarını bu yüzden kötü niyetle açıklayamayız. Çünkü onlar işini yapıyor. Yapılması gerekeni yani. Türkiye'nin dengeleri mi önemli, yoksa şahsi istikbal, statü, görünür olma mı? İşte kariyeristler için bu sorunun yanıtı ikincisidir. Ailelerinde yetiştirilmesinin sonucudur da. Kendi ülkelerini beğenmeyen ve bunu sonrakilere de aşılayan bir ailede yetişmiş nesil, yabancılaştığı topluma çok mu duyarlı olacaktı?
Fütürzm denen düşünce sisteminin tezahürü olan bu durumlar, onların malümatları dahilinde olup bittiğinden, bizim aklıevvel bazı yazarlarımız,Fütürizm'e modern kahinlik ismini taktı bile. Geleceği tahmin bilimi de demek olan, bu kavramla ilk defa; R.Oğuz Türkkan hocamız sayesinde tanışmıştık. Bunca senedir Devletlü büyüklerimiz bu bilim dalının ciddiyetine inanıp neler yaptı veya yapmadı,bilemem ama, bizim Müttefiklerimizin!, çok şey yaptığını görüyoruz. Tıpkı, sizin değindiğiniz mevzular gibi, elinize sağlık.
Bir yazıda okumuştum: Amerika'da bir yarışma açılmış. Amerika nasıl bölünür? sorusu sorulmuş gençlere. En güzel senaryoya bir hayli ödül para veriyorlarmış. İşte gelecek biliminin nasıl kullanıldığına güzel bir örnek. Zira, adamların derdi önlerini görebilmek.
Dışarıya bakıldığında, uzun yılları kapsayan (beş, on, yirmi, elli) planlar, programlar yapıldığını görüyoruz. Mesela geçen yıllarda emekli bir Türk generali tarafından açıklanmış eski bir Nato belgesinde/gizli raporunda, Sovyet sonrası açığa çıkacak Türk cumhuriyetlerinin, Türkiye ile bütünleşmesinin o yıllardan itibaren (1960) sosyal, siyasal, ekonomik ve askeri alanlarda engellenmesi gerektiği savı işleniyordu. Nitekim başarılı olundu da. Orta Asya şimdi Amerika ve Rusya'nın arka bahçesi. Güya Türk bahçesiydi buraları.
Bizde yeni Akp hükümeti, 2013 ve 2023'e hedefler koydu da, nerdeyse alay edildi. Hemen bir yığın salvo. Genel itibariyle bizde plan, ekonomik sahada ele alınır. Devlet vizyounumuzu, sürekli beslenen iç kargaşa kapatmaktadır.
Gerçekten her türlü sahada, dünyada alternatif senaryoların işlendiğini görüyoruz. Dünyanın gidişatı anlaşılmaya çalışılıyor hiç yoktan. Edebiyatta da denenebiliyor bu; siyaset bilimciler tarafından da. Sosyoloji ise zaten bunu kendine dert edinmesi gerekli bir alan. Ama heyhat! İçerdeki çoğunluğu dönüştürme meselesi daha mühim. Hem ülke elden giderken, kaleler bir bir düşerken, bilimle uğraşılacak zaman mı!
Ama bizler, biz gölgeler, bunu sürekli işlemeli, sorgulamalı, bütün sahtelikleri ve sahtekarları tekmelemeliyiz. Bu laf hoşuma gitti: Tekmelemek. Zaten ülkede asıl devrim budur: İnternet sessiz yığınların güçlü sesi olmuştur. 28 Şubat'ı en fazla kahvehanede masa arkadaşlarıyla sorgulayabiliyordu insanlar. İçindekileri kusacağın bir yer yoktu. Borazan medya her türlü sesi bastırıyordu. Ülkede tekilliğini vurguluyordu. Ama internetin tüm dünyada yarattığı devrimi görebildiği için Time dergisi, Microsoft; siber uzay toplumunu sürekli vurgulamaktadır. Oysa internet Türkiye'ye geldiğinde, sahte aydıncıklar bile bunu ellerinde patlayacak bomba sanmıştı.
1-Tekmelemek dedim de, Kafka buna, "yaratıcı öfke" diyor. Edebiyatı, aslında bir öç alma isteğini yansıtıyor çağdan, sistemden. Ve asıl önemlisi, Kafka, modern hayatı öncesinden görüp işleyebildiği için büyük bir sosyal bilimci ve hatta filozof sayılmıştır.
2- Tüketim merkezli davranış sergileyen ve hayat algısı içerisinde olan, mesafelerin kendileri için hiçleştiği, varsıl, kendilerini milli, manevi değerlerle sınırlandırmayan, yönlendirmeyen "uluslarüstü birey" konusunu derinleştirelim.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız