Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 146 Üye Adayı ve 12 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Plevne Türküsü


Plevne Türküsü

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Tarih
Yazar Mesaj
08parpali
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Feb 23, 2007
Mesajlar: 587
Nereden: İstanbul'da bir sokak başı kaldırım kenarı

MesajTarih: Prş Eyl 20, 2007 1:43 pm    Mesaj konusu: Plevne Türküsü Alıntıyla Cevap Ver

İşte Plevne Türküsü!


Bir akşam yeni kazandığım bir kaç dostumla Tuna kıyısında gezerken kulağıma bir türküsesi geldi. Kulak vererek sordum:
-Bu ne gibi bir türküdür?
Dostlardan biri:
-Ha,işte Plevne türküsü, tarihî bir türkü söylüyorlar... Şimdi dinlersin... dedi.
Türküyü söyleyen bir çocuktu. Kahve parasına mukabil, gönlünü kazandık. Başladı çocuk:

Plevne dedikleri küçük kasaba
Rus askeri çoktur gelmez hesaba
Kesilen kelleleri almaz kasaba

Plevne'nin içinde ordu kuruldu
Osman Paşa sol yanından vuruldu
Kırkbeşbin askerle esir tutuldu

Tüfeğin ucu gümüşten işli
Sırma bıyıklarım çürüdü düştü
Dil bilmez Kazaklar başıma üştü

Giderim Balkan tükenmez
Arkama bakarım imdat gelmez

Çocuğa:
-Aferin sana, aşk olsun' dedim.
-Bahşişin varsa dahası da var.. dedi.
-İşte sana bahşiş, haydi bakalım, dahasınıda söyle.. Çocuk yine başladı:

Plevne'den toplar atıldı
İslâm Bulgar'a katıldı
Haberin olsun Sultan Hamid
Rumeliler satıldı

Çadırımız mavi beyaz
Bu sene gelmedi yaz?
Aman kâtip haller yaman
Beni başka deftere yaz

Karadeniz dalgalandı
Orta yeri halkalandı
Kör olası Damat Paşa
Moskof ile ne laflaştı?

Karadeniz akıp gider
Etrafını yıkıp gider
Sağ olası Osman Paşa
Bulgarları kırıp gider

Karadeniz akmam dedi
Ben Tuna'ya bakmam dedi
Yüzbin Kazak gelmiş olsa
Osman Paşa korkmam dedi.

Makam ile söylenmiş bu şiirin, hazin, tarihî, acıklı beyitleri bize okadar tesir etti ki, gözlerimizden yaşlar akıyordu.
-Bunlar gibi daha başka türküler var mı? diye sordum.
Çocuk sesini yavaşlatarak:
-Bir daha söylerim ama, dikkat et ki, başkaları işitmesin.. dedi.
-Hele söyle, dedim, korkacak ne var?
Çocuk yine başladı:

Ruslar Tuna'yı atladı
Karakolları yokladı
Osman Paşa'nın kolundan
Beşbin top patladı
Kanlı Tuna akar gider
Etrafını yıkar gider
Adlı şanlı Osman Paşa
Boyun eğmiş esir gider

İstanbul'dan gelir kadı
Kalmadı dünyanın tadı
Şaskın oldu zalim kadı
Deli oldu, deli kadı

Kanlı Tuna akmam diyor
Ben düşmandan korkmam diyor
Kılıcımı vermeyince
Ben Plevne'den çıkmam diyor

Olurmu beyler olur mu?
Yâver paşayı vurur mu?
Padişahın zâlimleri
Bu dünya size kalır mı?

Çocuk bu beyitleri söylerken daima etrafına bakınıyordu. Dostlarım da hayli telâş içinde idiler. Bu telâşın sebebi ne olduğunu sorunca, çocuk yavaş bir sesle:
-Böyle türküler yasaktır, sakın sakın kimseye söyleme, ziyanı dokunursa ben karışmam ha! dedi.
Dostlarımdan biri:
-Bilmiş ol ki, Ruşçuk Bulgar idaresindedir... sözünü söyledi.
Yasak olduğunu anlamakla beraber beyitlerin yazıldığına çok sevindim.

İşte efendiler, bu türkü, Türkiye tarihinin yas tutmuş yaprağıdır.Kim bilir, eğer ben, Macar oğlu kulunuz, bu Plevne beyitlerini kırk üç sene evvel işitmemiş ve saklamamış olsaydım, belki şimdiye kadar bu büsbütün unutulup giderdi. Hamdolsun ki kulağıma işittirdi... Bu mukaddes hediyeyi sizlere veriyorum.


Yazılmamış Tarihimiz - Cemal Kutay- Aksoy Yayıncılık
Başa dön
AyEsHa
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 27, 2006
Mesajlar: 1090

MesajTarih: Prş Eyl 20, 2007 11:38 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"plevne türküleri ağıtlara dönüşürken,
çeçenya'da yiğitler
inancın emeğin ve aşkın
kılcal damarlarına ulanıp sustular...
ve ne bağdat'tan
ne şam'dan
ne mekke'den
ne diyarıbekir'den
ne istanbul'dan
ne buhara'dan
bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi
duymuyor..."


Şiiri geldi aklıma...
Ekleyim dedim.

Teşekkürler Wink
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Tarih Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok AÇLIK TÜRKÜSÜ unlem_isareti Şairler ve Şiirleri 0 Sal Ağu 08, 2006 4:41 pm
Yeni mesaj yok istanbul türküsü: LâL yalnızlık... madum Şiirleriniz 16 Sal Hzr 27, 2006 9:35 am

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke