Tarih: Çrş Eyl 19, 2007 10:16 pm Mesaj konusu: Bilimsel Ruhban Sınıfı
Bilimadamlarından bir ruhban sınıfı oluşturma fikrini ilk ortaya atan Aguste Comte idi. Katı pozitivist idi Comte. Bilimin dünyayı cennet haline getireceğini ileri sürüyordu. Bu konuda bilimadamlarına çok iş düşüyordu. Yükseltilmiş insanlardı onlar.
Bu fikrin gereği görünürde yapılmadı. Kurumsal bir ruhbanlık oluşturulmadı bilimadamları tarafından. Ama bilimin hurafelere üstünlüğünün altı sreükli çizildi. Ruhban sınıfı oluşmadı, ama bu inancı kuvvetle savunan bir bilim cemaati oluştu.
Zamanımızda batıdaki olgu ve durumlara baktığımızda, hiçbir şeyin net olarak ortada olmadığını görürüz. Yani yaşanan olgu vardır, ama bu görünür değildir. Sadece kendisini hissettirir, yaşamı kuşatır. Ama o olguya sahip çıkanlar yada karşısındakiler de görünmezdir. Fakat doğu'ya gelince iş değişir. Bizim gibi batılılaşma serüvenindeki toplum ve ülkelerde. Olgu alanı savaş alanı vaziyetini alır. Yandaşlar ve karşıtlar, yaşanan tarihin ürünü olarak kurumsallaşmıştır.
Bilimadamlarından bir ruhban sınıfı batıda oluşmadı, ama doğu'da çarçabuk oluştu. Batıda yığınla darwinist, evrimci, bilimci kafa vardır, ama bunlar bile kendi aralarında topluma buyurucu değildir. Fikirlerini şiddetle savunduklarını görürüz ama empoze etmek gibi dertleri yoktur. Keza, ilmi ve fikri gelişmelerden de haberlidirler. Bilim felsefesi ile, varsayımlar dahi sorgulanabiliyor. "Yanlışlanabilir doğru"lardan, "başka türlü doğruların olabilme ihtimali" anlayışına geçildi. (Bu batılı iyi anlayışın, yalnızca kendi sınırları içerisinde gerçeli olduklarını söylemek lazım. Attila İlhan'dan mülhem. Dünyanın geri kalanına nasıl baktıkları gayet iyi bilinir.)
Bizdeki akademik ruhban sınıfı gayreti en son YÖK ile vücut buldu. Ama daha önce de vardı. Yeni devletimiz kurulurken, bunu tarihten ayırmak, medeniyet dairesi değiştirmek te kurgulanmıştı. En azından bu kurgu ve çabalar vakit geçtikçe olgunlaştı ve hız kazandı. Bütün bunları buyuran bir güce de ihtiyaç vardı, ki bu da şüphesiz totaliter bir yönetimle mümkün olabilirdi. Bundandır bizdeki bilimsel ruhban sınıfının tek parti'yi özlemle yad etmeleri.
Şimdi bir haber okudum. YÖK toplanıyormuş, başörtüsüne karşı takınılacak tavrı masaya yatıracakmış; ayrıca da yeni anayasa çalışmaları göz altında tutulacakmış.
Bilimsel ruhban sınıfının bu refleksleri oldukça olağan görünebilir. Öyle ya, bilimadamı aynı zamanda bir aydın putudur, toplumuna karşı (tabiki hayali topluluk), devletine karşı, rejimine karşı sorumlulukları vardır; gerekirse bedelini! ödemeye hazırdırlar. Almanya'nın aydınlanması üniversiteler sayesinde olmuştur. Ama Almanya tek ülke değildir. Yeni devletimiz de bu anlayışı benimsemişti. Ama özgür düşünceli eğitimli sınıf oluşturmaktan ziyade, aynı inanca mutlak bağlılık andı içirildi. Bu yüzden savunulan bilimselliğin yalnızca tatlı narası kaldı; katı inanç (hem de dine rakip bir inanç) herşeyden çok önemliydi. Bu yüzden "Bilimden daha önemli meselemiz var" diyebildi bu sınıfın mensupları. Kurum, askerileşmişti, ve kendi içinde kontrol mekanizması oluşturuldu. Böylece değişik düşünen varsa, kolayca tutunamıyordu. En azından kurum içinde yönetici oldurulmuyordu. (Rektörün en son Cumhurbaşkanın'ca seçilmesi; aldığı oya fazla dikkat etmeksizin.)
Yakın tarih okumlarından görüyoruz ki, 60 darbesini de bu ruhban sınıfı yaptırmıştır. Toplumsal güçleri (İllaki bu güç halk olmayabilir. Halk deyimi ise sadece jargondur. Gerçekte küçümsedikleri halk başka, kafadaki halk başka.)harekete geçirmek adına zırt pırt uhrevi cüppeleri ile yolları kesmişlerdir. Bu durum, çeşitli zamanlarda hep vuku bulmuştur. Şimdi bu güç tekrar sahneye çıkma hazırlığındaymış.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız