Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 110 Üye Adayı ve 8 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

YAZI:SIZI/SI


YAZI:SIZI/SI

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz
Yazar Mesaj
Diaspora_Hedonist
Yazar


Kayıt: Jul 18, 2007
Mesajlar: 319

MesajTarih: Cmt Ağu 18, 2007 10:27 am    Mesaj konusu: YAZI:SIZI/SI Alıntıyla Cevap Ver

YAZI:SIZI /SI


Yazı ile insan arasındaki ilişkiyi neresinden tutmalı, nereye bağlamalı ve nerde terk etmeli? Bu sorulara yanıt vermek mümkün mü bilmiyorum. En azından yanıt arama uğraşı elde kalan bir çaba. Tek yapmaya çalıştığım şey yazının kim için ne olabileceği konusunda varsayımlarda (belki de sayıklama) bulunmak, kendim için ne olabileceğini keşfe çıkmak. Kaç zamandır içimde tırtıl ağırlığında gezinen düşünceleri gün ışığına serpmek.

Çoğu kişi için yazmak ilk başlarda bir heves ve özenti mesabesinde olsa da, benim için hep ürpertici olmuştur, kaçmışımdır. Lakin hayatın akış yönünün tersine kaçmak ne sonuç doğurabilir? Yazmak konusunda hiçbir ahkam kesemesem de yazının “kayıt” olduğu konusunda şüphem yok. Yazmak, gün ışığından azade karanlık iç dünyamızda, ele avuca gelen ne varsa kelimelere yükleyip yeryüzüne bir leke gibi mıhlamak. Çıksa (silinse) bile izi kala. Kimin sözünün nerden başını uzatarak yükselip kimin neresinde, nasıl alçaldığını bilmediğimiz sürece yazı konusunda yazdıklarımız hep tüy hafifliği taşıyacaktır.

Yazmak yazan kişi için farklı zamanlarda çeşitli anlamlar yüklenebilir. Kimi için birikiminin sadakasıdır yazı, kimi için dolma halinin taşmasıdır, kimi için boşalmadır, kimi için sığınak, kimi için dünyanın yabancılığından kendine kaçmak, kimi için kendi kanatlarına gökyüzü bağışlamak, kimi için kendi yalnızlığından doğup kalabalıklar içre batmak, kimi için tüm varlığını bir sunak gibi “hiç” e vermek belki…

Bir keresinde yazmak nasıl bir şey? Diye sormuştum kendime. Amacım bu fiilin bende nasıl vuku bulduğunu betimlemek, somut bir eylem gibi ayan beyan görebilmekti. Yazının azaları sırasıyla zihnimde şöyle vücuda geldi: İçimde akan bir ırmak var. Bu ırmağın akışı arazinin yapısına (iç coğrafyama) bağlı, ırmak yokuşta; sabır kuşanıp damla damla birikiyor, düzlükte; yeni yetme kız zülüfü gibi kıvrılıyor ve uğrun uğrun yol alıyor, kovuklarda; sıkışıp, bunalıyor ve kendini hızla öne atıyor, eğimlerde; çavlana dönüp, ruhuma çocukluk, asilik ve sürur bağışlıyor. Bu ırmağın yatağı benim. Bu ırmağın akış yönü hayatımın akış yönüyle aynı. Ne zaman ben yazma niyetiyle kaleme el sürüp, zihnimi harmanlamaya başlasam şöyle oluyor; içimdeki ırmak ben ona dünyevi bir hırs, beklenti veya ona gölge edecek ucuz bir araz eklemediğim sürece duru ve berrak. Ne zaman ki yazıya kendi amacının dışında bir şey ilendi işte o zaman su bulanıyor, sözcükler kargacık burgacık, kılıksız ve pörsümüş anlamlarıyla mecalsiz düşüyor satırlara ve yazı kağıdın alnında bir leke gibi duruyor. Yazının amacı sırf kendisi olduğu zaman ise kelimeler sadakta sırasını bekleyen oklar gibi hedefe saplanmaya hazır. O vakit ben akılla gönlün kesiştiği noktaya nişanlıyorum gözümü, çünkü sırf akli gerekçelerle örülü kuru bir yazıyı veya sırf duygu yüklü yer çekimsiz bir yazıyı kaleme almak istemiyorum. Akılla ilmek ilmek örülmüş, duyguyla raks edip, bezenmiş bir yazı en güzel yazı gibi geliyor bana. Irmağın dibinde gördüğüm fakat el uzatıp yetişemediğim, ancak sözcüklerden ördüğüm kalıplarla çekip çıkarabildiğim, en fazla sözcüklerimin gücü kadar yakınlaşıp, onlar vasıtasıyla temas edebildiğim bir gölge dünyası içimdeki, bu serabi yolu sözcüklere koltuk değneği gibi dayanarak ilerleme zorunluluğu tek kaderim. Sonra kalıplara dökülmüş söz öbeklerini harb düzenine koyup, bölük bölük ağzından sızan bir ışık gibi yaymak her kişi değil ehil kişi işi.

Benim için yazmak konuşmak kadar hafifletici ve geçici değil. Konuşunca söz havaya karışıyor, dalgalar arasında yörüngesini ve gücünü yitirip savruluyor. Lakin yazı yazıldığı yerde yurtlanıp kalıyor, unutulmaya meydan okuyor. O yüzden yazı hafiflikten ziyade kanatlarında ağırlık taşıyor, insandan daha fazla işçilik ve incelik istiyor.

Neresinden bakarsam bakayım, neresinden tutarsam tutayım yazıya dair bende kalan tek şey; sızı. Yazmak; bir mum alevinin titrek ışığına tünemiş, üflemenin bile ölümcül sonuçlar doğurabileceği ince sızıdır. Bizim için “sızı” yazısız olsa da meğer ki “yazı” sızısız olmaya.


En son Diaspora_Hedonist tarafından Cmt Ağu 18, 2007 1:53 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1969
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Cmt Ağu 18, 2007 12:10 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kafka, uykuya dalarcasına yazmaktan bahseder. Bunun övgüsünü yapar.

Bir alimimiz, belagatin üç türü olduğunu, bunların sözel, yazınsal ve yaşantısal olduğunu söyleyip, en güzelinin üçüncüsü olduğunu savlar.

Yazarken düşünme ve daha çok hissetme yetileri devreye giriyor. Şu cümleleri kurarken hep en iyi mümkünatı arıyoruz. Düşünce ruhsa, ona en uygun bedeni vermeye çalışıyoruz yazarken.

Yazmak ta bazen konuşmak kadar sıkıcıdır. Ama eğer konuşmayı yazı yoluyla gerçekleştiriyorsak sıkıcıdır.
Başa dön
Diaspora_Hedonist
Yazar


Kayıt: Jul 18, 2007
Mesajlar: 319

MesajTarih: Pzr Ağu 19, 2007 11:48 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İfade etmek; Dağarcığından düşürebildiğin sis perdeleri derinliğinde.
Konuşmak; sukuttan arda kalan sesler kadar.
Yazmak; hayattan damıttıklarını düş(ünceye)e oturtabildiğin ölçüde .
...

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
- Yaşama!
- Ya bileydim?
Yazar Mıydım
HiçNeutral Şiir.


İ. ÖZEL
Başa dön
tu_ce
Yazar


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 873

MesajTarih: Sal Ağu 21, 2007 2:14 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Yazmadan yaşamayı becerebileceğini sanıyorsan, yazma” der, Rilke.
Başa dön
nurfigen
Okur


Kayıt: Aug 09, 2007
Mesajlar: 80

MesajTarih: Çrş Ağu 22, 2007 10:14 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

“Yazmasaydım delirecektim. Yazmadan yaşayamıyorum” demiş Sait Faik.

Ben yazan kişinin, iki kişilik bir yaşamı olduğunu düşünüyorum.

Yaşayan ve yazan.

İkisi ayrı insanlar, bazen ortak paydalarda birleşseler de.
Başa dön
Hurufisevda
Okur


Kayıt: Aug 05, 2007
Mesajlar: 55

MesajTarih: Çrş Eyl 05, 2007 3:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yazmak çıldırmamı engelleyen bir eylem oldu bana göre... yazdıkça yazası gelen bir kalemle düştüm bu yolların kesif yalnızlığına... yürüdükçe bildim... yürüdükçe gördüm; meğer bir ben değilim yolculuğumun kervan geçmezliğinde...
Başa dön
Hurufisevda
Okur


Kayıt: Aug 05, 2007
Mesajlar: 55

MesajTarih: Çrş Eyl 05, 2007 3:29 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yüreğimize ses veren yürekler bizi yazmaya itiyor aslında... boşlukta yankılanacak bir şiirin tadı nedir hem?.. biliyoruz ki bu dağların ardında bizi duyan yürekler var... bizi anlayanlar var... yüzleri görülmeyen, ne yer ne içer bilinmeyen... "işte, sanki beni anlatmış" dedirtebildiğimiz... ben olsam bu kadar yazabilirdim diyebildiğimiz nice gönül adamını ağırladı bu sayfalar... aşk gibi bir şey bu da... evet; yazmak aşk gibi bir şey galiba...

Neşeyi değil de derdi sevdi kalemim... öfkemi bazen... ama illaki, "aşkı"... onu anlattıkça yetmedi mürekkebi... dikiş tutmaz, makas kesmez bir mizacı varmış meğer sevda kumaşının... yazdıkça elimizde sihirlenen o kalem, mürekkebini kanayan yerlerimizden çekermiş... kanamayan bilemezmiş...
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1969
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Çrş Eyl 05, 2007 6:38 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yazmak sığınağım.
Başa dön
mavisurgun
Yazar


Kayıt: Jan 25, 2007
Mesajlar: 313
Nereden: ankara

MesajTarih: Prş Eyl 06, 2007 2:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ruhumun denizinden kelimeleri bir bir oltayla tutuyorum...
Maviye boyuyorum her harfi tekil cümleler kuruyorum .
Özneden yoksun, yüklemi devrik üç noktalarla uzayıp giden...
Dilime bir çengel vuruluyor, ucunda bir tutam karanfil kırmızısı,
Mavi bir mürekkep düşüyor yüreğimin beyaz sayfalarına.
İnce bir sızı başlıyor gecenin karanlığında susuyorum sana
ve uzun uzun susacaklarım var diyorum sessiz çığlıklarımla...
Usulca sığınıyorum sen yazılı sayfalarıma...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Bu yazı anlayana!.. karelin2 Güncel Olaylar-insanlar 5 Cum Ksm 30, 2007 3:09 am
Yeni mesaj yok Dikkat çekici bir yazı... derin639 Güncel Olaylar-insanlar 0 Çrş Eyl 19, 2007 2:49 pm
Yeni mesaj yok SON YAZI.. eylem Duyurularınız 14 Pts May 21, 2007 9:31 pm
Yeni mesaj yok Atlanmayacak Yazı sabandal Denemeleriniz 0 Cmt Arl 30, 2006 6:33 pm
Yeni mesaj yok "KÜLTÜRSÜZLEŞME" YA DA HİL... gunfrfd Attila İlhan 1 Cmt Arl 30, 2006 1:50 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke