Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 250 Üye Adayı ve 12 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Türk Aydının Özellikleri
 Kurgusal Gerçek
 Sıkılmıyor musunuz?
 Askerlik Hatıraları
 Deney Faresi
 YORUMSUZ
 Agit
 yazarken ben
 HAZIR CEVAPLAR
 Magazin
 FİLİSTİNE SES OL...!
 LAY LAY LOM
 Değersizleşme
 GARİPLER MEMLEKETİ
 Tarih Üzerine
 Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı: Değerlerin Sorgulanması
 CAN KIRIĞI
 Sahi ne vardı bir de?
 Başlık koyamadım.Bir başlık tavsiye ederseniz sevinirim.
 2009

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
TRT
Sabah
Hürriyet
Milliyet
Radikal
Taraf
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

HANZALA / Yeis kalbe ulaşmadan...


HANZALA / Yeis kalbe ulaşmadan...

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Karikatür
Yazar Mesaj
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2876

MesajTarih: Prş Ağu 30, 2007 5:23 pm    Mesaj konusu: HANZALA / Yeis kalbe ulaşmadan... Alıntıyla Cevap Ver

Hanzala bir çizgi kahraman.

Japonya tarfından dünyanın en iyi on karikatirüstü arasında sayılan ve adı Filistin davası ile özdeşleşmiş olan çizer Naci Salim El Ali'nin tiplemesi olan bir sessiz kahraman.

Fizik olarak bir çocuğu hatta Filistinlilerin yerel kıyafetleri düşünüldüğünde bir erkek çocuğunu andırmakta. Bununla birlikte çeşitli kaynaklarda Filistinli bir kız çocuğu olarak da tanımlanmakta.


Filistinlilerin 'Devrimin Vicdanı' olarak nitelendirdiği çizerin bütün çizgilerinde bir sembol olarak Hanzala yer almaktadır. Naci el Ali, Hanzala'yı başkaldırının sembolü, sapan taşları ile İsraile karşı mücadele eden çocukların resmi olarak olarak çizmektedir.


Kendisini bir karikatür sanatçısı olmaktan çok, halkının davasına adamış isim olarak yaşamayı tercih eden Naci El Ali, takvimler 22 Temmuz 1987'yi gösterirken, Londra'da bir caddede uğradığı suikast sonucu yaralandı. Bir ay süreyle hastanede tedavi gören Naci Ali, bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak ve 29 Ağustos 1987'de öldü.


Ölümünden sonra Naci Ali "Kanı ile Filistin'i çizen sanatçı" olarak tanındı. Naci Ali, geride 40 bin eser bıraktı. Her çizgisinin altında sırtı okuyucuya dönmüş küçük bir çocuk vardır.

http://arab.sa.utoronto.ca/handala-l.bmp

Hep 10 yaşındadır. Çünkü Naci El Ali yurdundan kopartıldığında 10 -12 yaşlarında olduğu söyleniyordu.
Diken diken olmuş saçlarıyla Hanzala, Filistin dramını haykırır dünyaya.

Hanzala kendini şöyle tanımlar:

"Ben Hanzala.

Babamın adı: Önemli değil.
Annemin adı: Nakba (Filistinliler işgalin ardından Filistin topraklarında İsrail Devleti'nin ilan edildiği 15 Mayıs 1948'i Nakba yani büyük felaket günü olarak tanımlar.)
Kız kardeşimin adı: Fatıma.
Ayakkabı numaram: Bilinmiyor. Çünkü ben hep yalın ayakla dolaşırım."


En son fadim tarafından Prş Ağu 30, 2007 7:32 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2876

MesajTarih: Prş Ağu 30, 2007 6:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"
HANZALA, s. 10-11.

Sina'da, kumsalda, yaşlı bir Bedevi garsonla dost olduk. O bütün gün gölgede oturup isteklerimizi yerine getirmek için beklerken biz kumsalda yatıyor, solgun gökyüzünü seyrediyor ve yalnızca berrak mavi sularda serinlemek için ayağa kalkıyorduk. Onu bizimle birlikte oturmaya ve bize hazırladığı Türk kahvesinden içmeye davet ettiğimizde dağlardaki afyon tarlalarından otantik öyküler anlatacağını umuyorduk, bizim İsrailliler olarak kaçmak için güneye kadar geldiğimiz tarihten öyküler beklemiyorduk. Bedevi garson Bedevi değilmiş meğer. Başlangıçta öğretmenmiş, yirmi iki yaşındayken bir gecede işini ve Celile'deki köyü Sasa'yı bırakmış, kuzeye yönelmiş, sonra kuzeydoğu ve kuzeybatı arasında zikzaklar çizerek birkaç ay boyunca Lübnan'daki Ayn El Helve mülteci kampına ulaşana kadar yol almış. Turistlerden öğrenilmiş bir İngilizce ile, kendi köyünün tarlalarında, artık bizim ülkemiz olan yerde çalışmak için nasıl sınırdan kaçak giriş yaptığını, buraların aynı adı, Sasa adını taşıyan bir kibbutzun tarlalarına dönüşmüş olduğunu, sonra nasıl Mısır sınırından kaçtığını anlattı. Bir zamanlar bizim dediğimiz –yitirdiğimiz saflığın özlemiyle hatırladık bunu– imarla kirlenmemiş o kumsalda birkaç gün daha kaldık. Sina'ya özgü bu huzur dolu kumsalda garsonun sükûneti onu bizim için daha da çekici kılıyordu. Bize ilk adlarımızla hitap etmesini istedik, ona bolca bahşiş, hatta bir çift güzel sandalet vermek istedik, ama bize kendi öyküsünü öyle açık sözlülükle anlatmıştı ki onu avutmaya çalışmanın anlamsız olduğunu fark etmiştik. Filistin'de çok tanınan Hanzala adlı çizgi karaktere esin veren çocuğun Ayn El Helve kampında kaldığı dönemde o da oradaymış. Küçük çocuğun katliamdan kurtulmasına nasıl yardım ettiğini, ona eğreti bir yatak yaptığını, sonra da ninni söyleyerek uyuttuğunu anlattı bize. Bulduğunda çocuğun ayakları çıplakmış, bir tutam diken diken saç dışında kafası kelmiş. Elleri arkada kavuşmuş halde yüzükoyun yatıyormuş, ayak bileğinden kan sızıyormuş. Garsonumuz Hanzala'yı aylar boyunca her sabah kendi ıslak çadırından kliniğin kuru çadırına taşımış, yakınlardaki köylerden birinde bir dikişçi kadına çocuğun gömleğinin dirseğini yamatmış. Çocuğu ölü gören ilk o olmuş. Cansız yüzünün üzerine bir battaniye örttüğü Hanzala'nın ileride kim olacağını o zamanlar bilemezmiş."(Metiskitap)



Yukarıdaki satırlar Oz Shelach isimli yazarın Metis yayınlarından çıkan Mesire Yerleri isimli eserinde yer almaktadır. Oz Shelach 1968'de Batı Kudüs'te doğdu. İsrail radyosunda ve çeşitli dergilerde gazetecilik ve editörlük yaptı. 1998'de İsrail'den ayrıldı. Çevirmenlik yapmaktadır.


Hanzala gerçekten yaşamış mıydı? Yoksa bu kurmaca bir hikaye mi idi, bilinmez.
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2876

MesajTarih: Prş Ağu 30, 2007 6:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yeis kalbe ulaşmadan'




ALİ ÇAKMAK, Özgür Gündem'de Hanzala ve çizeri için değerlendirmelerde bulunmakta:

"
....

Filistinli çizer Naci el-Ali'nin Hanzala'sı İsrail'in vahşet ve yıkım politikasından doğmuş bir çocuktur ve dış görünümünün, onu mülteci kamplarının diğer çocuklarından -Zeyneplerden, Muhammedlerden, Fatmalardan ayıran- belirgin hiçbir özelliği yoktur. Besili, şımartılmış ya da rahat bir çocuk değildir Hanzala. Tıpkı kamp arkadaşları gibi yalınayak, çirkin, bakımsız ve kirpi saçlı bir çocuktur.

10 yaşındaki bu çocuğu diğerlerinden ayıran, onun 'negatif' ve küskün biri olmasıdır. Bağladığı elleri arkasında bu çocuk Amerika ve İsrail'in bölgedeki politikalarını ve önerdikleri 'çözümü' protesto etmektedir. Hanzala ellerini bağlamaktadır, buna Henry Kissinger'ın Filistin politikasını öğrendiğinde karar vermiştir.

Hanzala'yı mülteci kamplarındaki çocuklardan ayıran, onun bize sırtını dönmesidir. Negatif bir kişiliktir o; reddeden biri ve reddettiği sadece Amerika ve İsrail'in politikaları değildir. Hanzala nadiren yorum yapan ve eyleme geçen bir tanıktır; bazen onu bir taşa uzanırken ya da taş fırlatırken de görürüz, ama esas olarak Filistin'de olup bitenleri izlemektedir. Filistin mücadelesinin direnişçi unsurlarını ve Arapların acısını temsil etmektedir, ama bir yandan da Arapların bölünmüşlüğünü ve Filistin halkının acılarına kayıtsızlığını eleştirmektedir. Arapların sessizliğine, İsrail'in işlediği savaş suçlarına, dünyanın ikiyüzlülüğüne ve Arap yönetimleri ile FKÖ içindeki yozlaşmaya da sırtını dönmüştür.

Doğanın kanunları Hanzala üzerinde etkili değildir, çünkü o 10 yaşında doğmuştur ve her zaman o yaşta kalacaktır.

Hanzala'nın büyümesinin, 10 yaşını geçebilmesinin tek koşulu onun Filistin'e dönebilmesidir. Hanzala bu bakımdan, diğer kamp çocukları gibi, çizeri Naci el-Ali'nin acısını da temsil etmektedir. Naci el-Ali, 1948'de, on yaşındayken ayrılmak zorunda kaldığı Celile'deki köyüne bir daha dönememiştir. Tıpkı büyümesi gibi, Hanzala'nın yüzünü görebilmemizin de bir koşulu vardır: Okur, onun yüzünü ancak Arap halkı özgürlüğünü ve tehdit altındaki haysiyetini yeniden kazandığında görebilecektir.

Hanzala'yı kendi küçük gövdesine hapseden ve içini acıyla dolduran Naci el-Ali'nin acımasızlığı değil, bizzat yaşadıklarıdır. Hanzala'nın elleri arkasında sessizlik içinde tanıklık ettiği göç, yoksulluk ve kamp hayatı, büyük ölçüde Naci el-Ali'nin de kişisel gerçeğidir."
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2876

MesajTarih: Prş Ağu 30, 2007 7:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yazının devamında Çakmak, Naci el Ali'yi şöyle anlatmaktadır:

"
.....

Karikatür çizmeyi cezaevinde öğrenen Ali, ilk çizimlerini mülteci kampının duvarlarına yapar. 1960'ların başında Filistin mücadelesinin önderlerinden Gassan Kanafani onun yeteneğini farkeder ve bu alanda profesyonel olarak çalışmasını sağlar. Filistin mücadelesinin Nasırcı Arap milliyetçiliğinden devrimci bir çizgiye kaymasında önderlik edenlerden biri olan Kanafani onun ilk çalışmasını El-Hürriyet dergisinde yayımlar.

Artık çizmeyi ciddiye alan Naci el-Ali, daha sonra Kuveyt'teki Tali'a dergisinde çizer olarak çalışmaya başlar. 1968'den 1975'e kadar Es-Siyase gazetesindedir. Bu tarihte Lübnan gazetesi Es-Sefir'e geçer. Artık çizimleri yayılmaya ve çizgisinin karakteristik özellikleri belirginleşmeye başlamıştır. Çok keskin ve detaycı bir çizgisinin olduğu söylenemez ve fikrin daha ön planda olduğunu kabul etmek gerekir. Yine de hareketin fazla olmadığı bu çizimlerin donuk olduğunu söylemek haksızlık olacaktır. Naci el-Ali'ninki açık sözlü, cesur, mitlere ve hiziplere teslim olmamış bir çizgidir. Ama kabul etmeli ki, onun çizgisi yenilgilerin ortasına düşmüştür; 1967 ve 1982 yenilgilerinin ortasında biçimlenmiştir.

O kadar öyle ki, hayatının son on yılında (1977-1987) hep kendi kuşağının yenilgisinin sonuçlarıyla boğuşmuştur. Yenilenler mücadelede 'düşenler' ve 'göbekliler'dir, o ise Filistin'in direnişçi unsurlarını temsil etmeye devam etmektedir. Bu o kadar da kolay bir şey değildir ve en büyük dayanağı kendi kahramanı Hanzala'dır. Naci el-Ali Hanzala'yı yaratmıştır, ama Ali'yi korkudan, geri adım atmaktan koruyan da Hanzala olmuştur. Hanzala Filistin'e sadıktır ve yenilginin dev dalgalarının Ali'yi alıp götürmesini engellemiştir. Yine de Naci el-Ali bir korkuyu her zaman taşıdı: 'Sınırlamalardan korkmuyorum ve hiç hesabını yapmıyorum. Tek korktuğum yeisin kalbime ulaşması.'

Naci el-Ali 1987'de Londra'da öldürüldüğünde İngiltere, İsrail ve Filistin yönetimlerinin hepsi olayın örtbas edilmesinde pek istekli davrandılar. 'Maskeliler' ve 'göbekliler', yirmi yıl boyunca kendileriyle mücadele eden 'negatif' bir çocuktan kurtulmuşlardı. Naci el-Ali kederin kalbini sarmasına izin vermeden öldü, ama Hanzala h�l� bizi korkaklıktan, geri adım atmaktan ve 'göbeklilere' teslim olmaktan koruyabilir.

Naci-el Ali'nin Hanzala'sı bize galiba bir şey daha söylüyor: Hepimiz çok daha ağır yenilgiler yaşadığımıza inanmış olabiliriz, ama bir çocuğun suratımıza bakmayı reddetmesi de yabana atılacak bir yenilgi sayılamaz.
"
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2876

MesajTarih: Prş Ağu 30, 2007 7:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

http://www.art-for-a-change.com/Naji/naji.html

Hanzala, arkası dönük. Küsmüş tüm çocuklar gibi.
Başa dön
gece
Forum Yöneticisi


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 1447

MesajTarih: Prş Ağu 30, 2007 7:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
Naci el-Ali 1987'de Londra'da öldürüldüğünde İngiltere, İsrail ve Filistin yönetimlerinin hepsi olayın örtbas edilmesinde pek istekli davrandılar. 'Maskeliler' ve 'göbekliler', yirmi yıl boyunca kendileriyle mücadele eden 'negatif' bir çocuktan kurtulmuşlardı. Naci el-Ali kederin kalbini sarmasına izin vermeden öldü



sayın Fadim teşekkürler....
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2876

MesajTarih: Prş Ağu 30, 2007 7:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Genç Dergisi'nin Mizah Eki olan CAFCAF Mizah Dergisi ile Türkiye Yazarlar Birliği ortaklaşa Filistinli karikatürcü NACİ EL-ALİ 'yi anma toplantısı düzenleyecek.

Program, 01 Eylül 2007 Cumatresi günü saat 18:00'de Sultanahme'te Kızlarağası Medresesi'nde yapılacak. Etkinliğe bütün İstanbullular davetli.

İletişim için, CAFCAF Mizah Dergisi Editörü Asım GÜLTEKİN ile irtibat kurabilirsiniz. (asimgultekin@gmail.com)"

(internetten)
Başa dön
gece
Forum Yöneticisi


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 1447

MesajTarih: Prş Ağu 30, 2007 8:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

video
Başa dön
warlord
Yazar


Kayıt: Apr 10, 2007
Mesajlar: 168
Nereden: Oradan, buradan, her yerden...

MesajTarih: Cum Ağu 31, 2007 3:59 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hanzala aynı zamanda bir sahabe ismi.
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2876

MesajTarih: Cum Ağu 31, 2007 4:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İslam tarihininde Uhud savaşı'nda şehit olduğu ve gerdek gecesi savaşa aniden iştirak etmesi istendiği için, meleklerin yıkadığı kişi olarak bilinen bir şahsiyet.

Sanırım Hanzala bir Arap ismi. Erkeklere verilen bir isim.
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2876

MesajTarih: Cum Ağu 31, 2007 4:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yeis kalbe ulaşmadan ümit her zaman vardır.

Cesaret ümide eşlik eder ama kalbe yeis düşerse eliniz kolunuz kırılır, yene sığar, küçülür kocaman yüreğiniz.

Yeis kalbe düşmeden, ulaşmadan... devam...
Başa dön
uzakkent
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Apr 21, 2007
Mesajlar: 18
Nereden: Kıtalararasıkent

MesajTarih: Pzr Oca 04, 2009 1:01 am    Mesaj konusu: Mutlu Yıllar Hanzala Alıntıyla Cevap Ver


Hanzala’yı tanır mısınız?

1969 doğumlu 10 yaşında Filistinli çıplak ayaklı, yırtık kıyafeti bir çocuk o.

1973’ten beri de yüzünü gören olmadı.

Filistin özgürlüğüne kavuşuncaya kadar da yüzünü bize dönmeyecek.

Hanzala’nın babası Naci Ali, 1938 yılında Hz. İsa’nın köyüne yakın bir köyde doğdu.

15 Mayıs 1948’ de İsrail’in kurulmasıyla da 10 yaşındayken köyünden kovuldu.

Bütün ömrü mülteci kamplarında, ABD korkusuyla yüzlerine bakmayan totaliter Arap rejimlerindeki Filistin gettolarında, ondan bundan merhamet, adalet dileyerek geçti.

Çok çalıştı, Lübnan’daki ölüm tarlalarından kurtuldu, sonunda Londra’daki Arap gazetelerinde işleri çıkan ünlü bir çizer oldu.

Babası Hanzala’yı dünyanın 1968 ile sarsıldığı günlerde dünyaya getirdi.

Bu haylaz çocuğun çizgileri aşan büyük direnişi kısa zamanda onu Ortadoğu’nun yerli “che” figürü yaptı. 1973’te ABD Dışişleri Bakanı Kissinger meşhur çözüm planını açıkladıktan sonra da bu adaletsiz dünyaya kızıp, sırtını döndü.

Hanzala hep 10 yaşında.

Çünkü onun için de hayat tıpkı babası Naci Ali gibi 1948’de durdu.

Filistinliler o güne “Nakbah” diyor. Yani felaket.

Bir gün evlerinde otururlarken tanımadıkları insanlar kapılarını çaldı “2000 yıl önce buralar bizimdi, geri geldik, zaten bakın kutsal kitabımıza göre bu topraklar bizim üzerimize tapulu” dedi ve 2000 yıldır oturdukları topraklarından onları kovdu.

Çorumlu köylülerin binlerce yıl sonra kapısını çalan Hititler tarafından evlerinden kovulması gibiydi.

İstanbul’da evinde otururken bin yıl sonra geri gelen Bizanslılar tarafından sürgüne gönderilmek gibiydi.

Sahiden absürttü, felaketti.

Ama dünya, Yahudilerin başına gelen başka bir büyük felakete sessiz kalmanın mahcubiyetiyle, Yahudilerin neden olduğu bu büyük felakete sesini çıkaramadı, hâlâ da çıkaramıyor.

Filistin sorunu Türkiye’de ise iç politikanın bir parçası oldu hep. Toplum duyarlıydı, ama “Şeriatçı, ilkel, geri Ortadoğu’nun ortasında kalmış terörle başı dertte olan modern, laik iki yalnız devlet: Türkiye ve İsrail” zokasını yutan da çoktu.

İsrailli devlet adamları da Türklerin bu zaafını keşfetti. Ne zaman yine bir suç işleyip, Türkiye’nin suç ortaklığına ihtiyaç duydularsa, halkla ilişkiler için Türkleri bu hassas yerlerinden acımasızca vurdular.

“Atatürk 100 yıl önce dünyanın nereye doğru gittiğini görmeyi başardı ve laikliğin önemini kavrayarak laiklik ilan etti. İsrail’in şu an söylediklerini o 100 yıl önce söyledi. Onun yaptıklarını biz şimdi yapıyoruz” diyen bir Şimon Perez’i duyan Hürriyet sevindirik olmaz, bu sözleri hangi puntoyla, kaç sütuna manşet yapacağını şaşırmaz mı?

İsrail Lübnan’ı yerle bir etmeden birkaç ay önce ender yurtdışı seyahatlerinden birini İsrail’e yapan Ahmet Necdet Sezer’in yüzüne buna benzer sözler söylendiğinde onun da dizlerinin bağı çözülüp “HAMAS’ın Türkiye ziyareti AKP’nin bizimle ilgisi yok” gibi açıklamalar yapmamış mıydı?

Peki, birkaç yaz önce İsrail bu kez Lübnan’da katliam yaparken Vatan gazetesinin attığı “İsrail’e öfke ve kıskançlık” manşetini nasıl unutabiliriz? Aynı günler PKK eylemleri de artınca “İsrail’in acımasızlığı nedeniyle hedef olduğu öfke, yerini yavaş yavaş takdir ve imrenme duygusuna bırakmaya başladı” diye ağzı sulananları, “terörle mücadele” için en acımasız taktikleri İsrail’den alanları unutmak mümkün mü?

Ya Filistin’i savunacağım derken Yahudi düşmanlığının dibine vuranları? Her taşın altında Yahudileri, Siyonistleri arayanları hatta akıl almaz komplo teorileriyle bulup çıkaranları, bazen Hitler’e bile göz kırpanları?

İşte 10 yaşındaki Hanzala 35 yıldır bu adaletsiz ve kötü dünyaya ve bu kötü insanlara poposunu gösteriyor.

Sadece onu evinden kovan İsrail’e değil, onu sokaklarda bırakan totaliter Arap rejimlerine, İsrail’e ses çıkaramayan Batılı demokrasilere, hatta yolsuzluklara batmış FKÖ’ye bile.

Herhalde böylece herkesi kızdırmış olacak ki Hanzala yine 10 yaşındayken, 1987’de babası Naci Ali, Londra’da Filistin Kurtuluş Örgütü üyesi bir genç tarafından öldürüldü. Ama FKÖ cinayeti üstlenmedi ve MOSSAD’ı suçladı. Soruşturmanın derinleştirilmesine İsrail yardımcı olmayınca İngiliz hükümeti Londra’daki MOSSAD ofisini kapattı. Ama cinayet fail-i meçhul kaldı.

Babası öldürüldü ama Hanzala yaşıyor ve hâlâ da 10 yaşında. Yıllar geçiyor büyümüyor Hanzala. Onu evlatlık alan Filistinli yeni annesi tarafından yaşatılıyor.

Babasının ölümünün ardından iyice kızdı bu dünyaya. Öfkesinden yanlış bir şey yapmamak için de ellerini arkaya bağladı. Ancak bir gün barış gelir, Filistin devleti kurulursa yeniden görebileceğiz yüzünü. 2009’da Hanzala yüzünü bize döner mi, bilinmez. Ama bu aralar ağzında İbranice bir çocuk şarkısı var. Yeni yıla girerken siz de Hanzala’ya eşlik edin...

Sonra Ölüm Meleği geldi
Babamın aldığı
Kuzuyu yiyen
Kediyi boğan
Köpeği döven
Sopayı yakan
Ateşi söndüren
Suyu içen
Öküzü kesen
Kasabın aldı canını

Zalimin mazlum ile,
Celladın kurban ile
Dönüp durduğu
Bu dehşet çemberi

Bunca delilik ne kadar daha sürecek böyle?
Bu yıl, benim değişen.
Eskiden uysal bir kuzuydum,
Sonra bir kaplan oldum
Ve vahşi bir kurt.
Güvercindim önceden, bir ceylandım.
Bugünse bilmiyorum ne olduğumu.

Babamız almıştı onu bize
Sadece iki paraya
Kuzucuk! Ah kuzucuk!

Ve her şey yeniden başlıyor işte.


Taraf-
Yıldıray Oğur(01/01/2009)
Başa dön
uzakkent
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Apr 21, 2007
Mesajlar: 18
Nereden: Kıtalararasıkent

MesajTarih: Pzr Oca 04, 2009 1:04 am    Mesaj konusu: Hanzala Yaşıyor Alıntıyla Cevap Ver






Hanzala yaşıyor.

Üçüncü intifadanın başladığı şu günlerde tüm Araplara, Türklere, insani duygularını kaybetmekle kaybetmemek arasında gidip gelenlere ve bilhassa da lanetlilere rağmen yaşıyor. Üzerine bombalar yağmur gibi yağarken Hanzala evleniyor, okulu olmasa da bir eski okul bahçesinde okula gidiyor, sanayide çalışıyor, müzik dinliyor, el-Halil’de bir mescitte öğle namazını kılıyor, kalan son unlardan yaptığı ekmeği sokakta tanımadığı başka bir Filistinliyle, belki de o sekiz yaşındaki çocukla paylaşıyor. Olup bitenlere bazen tevekkülle, bazen isyanla bakıyor. Allahın ordusu bir gün gelecek! diyen el-Kasım’ın sözleri çınlıyor kulaklarında. Selahaddin adlı bir komutan’ı düşlüyor, öfkeleniyor gelmemekte ısrar eden komutanı düşündükçe; birden aklına Ömer geliyor. Ömer gelince öfkesi diniyor. Halifeler geliyor bir bir ardı sıra Ömer’in… Eyyubî, Abbasî, Memlukî, Türkî… “Bir kurabiye kadar yeri dahi satmam siz Siyonistlere!” diyen o dinç halife dikiliyor karşısına. Kısacık boyuyla bir koca devleti 33 sene ayakta tutan Halife Sultan’a dertlenmek, evimizde kemiklerimizi kırıyorlar, demek istiyor, ama birden sekiz yaşında , adaşı olan bir çocuk karşısına dikiliyor: “Sakın ağlama! Bırak uzaklardakiler ağlasın halimize! Biz yürüyelim abi! Taş al ve at! Kâfiri bulur! demişlerdi ya hani…”

Daralan vakitlerdeyiz, diyor adam. Daraldıkça “inşirah” sûresini okumanın, daraldıkça şükretmenin tam zamanı, diyor son ekmeğini de yiyen adam.

Arap ozanları geliyor, lanetlilerce katledilmiş. Yüzlerinde acı, yüzlerinde keder, yüzlerinde insanı imrendiren bir gülümsemeyle. “Evet ya, bizim ölülerimiz cennette; sizinkilerse cehennemin dibinde!” diyor Uhud’dan kalan bir sesle.

Son kez bakıyor aynasına. Aynada çoğul bir ses görmek istiyor. Mekke, Şam, İstanbul, Bağdat, Tahran, İslamabat, Kahire derken Endülüs, Bosna, Burma ve dünyanın öfkeli kentleri Paris, Londra, Dublin, Havana… Önce sokaklardan caddelere akan insanları görüyor. Sıkılmış yumruklarıyla çağın vicdanını uyandırmak için var güçleriyle vuruyorlar yönetenlerinin kulaklarına. Kulaklar sağır sultandan hediye yöneticilere!

Aynadaki kalabalıklar yavaş yavaş terk ederlerken şehirlerin ana caddelerini, geride kırmızısı yerlere, yeşili yüreğine, siyahı yöneticilerin gözlerine, beyazı ise şehitlerin üzerine doğru akan bir bayrak kalıyor. Ve adam, elini uzatıp bayrağına dokunuyor, bir duvağa titreye titreye dokunur gibi... Kader olup üzerine yapışan sürgünlük kefenini üzerinden atan adam , bir bayrak oluyor ve Hanzalaların omuzlarında, lanetlilere asla vermemek için ant içtiği toprağına gidiyor düğün evine gider gibi.


Zeki Bulduk-Bayut Haber
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2876

MesajTarih: Pzr Oca 04, 2009 2:07 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

http://www.ntvmsnbc.com/modules/gallery/VeInsan20081230/default.asp
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Karikatür Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke