Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 119 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Kayıp Eşya Bürosu
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 Görünmeyen
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 bir cumartesi
 Ayaklarının üstünde
 Bayramsız Çocuklar
 İyi Bayramlar
 bir cezm kaldı
 Uzlette...
 Çizginin Yüzleri...
 Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!
 Seçmece
 İmkansızın peşinden koştunuz mu hiç ?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Bir kapı açıldı...


Bir kapı açıldı...

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz
Yazar Mesaj
cesotti
Yeni Üye


Kayıt: Aug 09, 2007
Mesajlar: 53

MesajTarih: Cum Ağu 17, 2007 2:31 pm    Mesaj konusu: Bir kapı açıldı... Alıntıyla Cevap Ver

Bir kapı açıldı ve milyonlarca soru işareti girdi yüreğimizden içeri. Nedenler, niçinler sardı dört yanımızı. İtiraf edemediğimiz gerçeklerdi aslında nedenler, bize hiç de yabancı olmayan yüzlerdi niçinler... Yine de görmezden geldik, görmemeye devam ettik katı ve yüksek tonda kulağımızda çınlayan gerçekleri... Tanımamak kolayımıza geldi, sahte yüzlerin sahte limanlarına sığınmayı tercih ettik, sağır olmayı tercih ettik, terkedilmeyi tercih ettik.


Nehirlerimizi bizi bekleyen okyanıslar yerine sığ bataklıklara yönlendirdik. Denizde bir damla olmaktansa menekşe kokularına cansuyu olmayı seçtik. Böylesi daha güvenliydi çünkü bizim için. Ve belki de doğru bildiğimiz bu olduğu için kendimizi daha iyi hissediyorduk menekşe kokularıyla kaybolup giderken... Kitaplar böyle yazıyordu doğruyu. Ya da biz hep yanlış kitaplardan okuyorduk hayat dersini...


"Gitme" diyemiyorduk kimseye, şairlerde öyle yapıyordu çünkü. "Sana gitme demeyeceğim..." Günün en güzel saatlerini bir çin işkencesine dönüştürürken gidenler, biz hep kendimizi suçluyorduk. "Aslında giden değil kalandır terkeden" biliyorduk. Ve nedense hiç "giden" olamıyorduk. Kalıyorduk, zor olanı seçiyorduk. Belki bunun için, biz hep kalmayı seçtiğimizden gidiyordu gidenler. Güçleri yetmiyordu bir tende kalmaya, her gün yeniden paylaşmaya sevgilerini, sezgilerini... Çünkü sevgileri de o kadar azdı, çünkü yürekleri büyük sevgilere dardı...


Çok güzel becerdiler kokularını korkularımız yapmayı. Önce yatağımızdaki boşluğa, yastığımızdaki çukura işlediler sıcaklıklarını, kendilerini öyle sevdirdiler ki farkedemedik "zaten yok olduklarını", gitmek için fırsat kolladıklarını... Çünkü biz "sevdik mi tam severdik" sahiplenirdik, kıskanırdık, sakınırdık, paylaşırdık, çoğalırdık belli etmesek de açıktan açığa. Ölürdük be, ölürdük sevdiğimiz için!.. Gözyaşlarımızı uykularımızın içine gömüp, yalnızlıklarımızı eski albümlerin rengi kaçmış hatıralarıyla örtbas ederek beklerdik çünkü sevdiğimizi, seveceğimizi...


Beklemek... Ve işte en iyi yaptığımız işti beklemek. Neyi beklediğimizi bilmesek de, ne kadar bekleyeceğimizi kestiremesek de bekleyebilirdik süresiz ve sınırsızca. Özlenen, gözlendiği yerden gelirdi önünde sonunda, gelmeliydi. Bir erdemdi beklemek bizim için. Erdemli olmayı seçmiştik bir kez yaşam biçimi olarak, aksi düşünülemez... Bir söylenmemiş söz, bir esirgenmiş gülüş bile yeterdi sevdalanmamıza... Hiç yapılmamış ve yapılmayacak olan uzun yol seyahatlerinde sevgilinin başını yüreğimizin tam üstünde hissetme hayali yeterdi mutluluk çiçeklerinin gönül bahçemizde açmasına... Beklerdik, sadece beklerdik ama hiçbir karşılık da beklemezdik... Böylesi güzeldi. Böylesi, bize özeldi... Madde dünyasında manevi hazlar ülkesinin bir üyesi olmak herkesin harcı değildi, bilirdik.


Peri masalları dinlerdik hala çocuk yüreğimizle, yunuslar ülkesi prensinin deniz kızına sevdasına dökerdik gözyaşlarımızı. Ferhat'la Şirin'de, Kerem ile Aslı'da unuturduk kendi ulaşılmaz aşklarımızı.


Ayrılık hep yüreğimizin bir köşesinde hazır kıta beklerdi. Aşkın acısı içimizde bir yerlerde kanasa da kendi yaramıza kendi dermanımızı bulmayı becerirdik.


En kor sevişmelerin ardından bile gardımızı düşürmezdik. Alışkındık çünkü tenimizin tuzu kurumadan terkedilmeklere... Kendi topraklarımızda muzaffer komutan olmayı, yeni kıtalar keşfederken esir düşmeye yeğliyorduk.


"Gibi" yapıyorduk hep... Hiç birlikte yürümedik gibi, konuşmadık gibi, yanyana uyurken aynı rüyayı paylaşmamış gibi, el ele hiç tutuşmamış gibi, hiç o kadar mutlu olmamış gibi, sevgiden söz etmemiş gibi, sevmemiş gibi, sevilmemiş gibi... Terkedilmemiş gibi yapıyorduk sonra da, kolayımıza geliyordu böylesi.


Zaten biz değil miydik terkeden, zaten "zaten olmayan" kadınları sevmek de bizim suçumuz değil miydi? Suçluluğumuzu örtüp, delilleri gizledik "gibi" yaparak. Kendimize bile söylemedik hala sevdiğimizi, bir duyan olur diye... sustuk hep, suskunluğumuzla boğduk yüreğimizdeki çocuğu ya da çocuk yüreğimizi...


Türküler söyledik, "terketmedi sevdan beni" dedik, kimsenin duymayacağını bile bile... kimsenin görmeyeceği kuytularda şiirler sıraladık adı bizde gizli sevgiliye. Sevdiğimizi söylemedik ama hiç mi hiç. Sevdamızı da tek başımıza yaşadık yalnızlığımız gibi, anlayan anladı... Aldatılmaktı en büyük korkumuz ve hep aldatıldık. Atlatıldık sevda oyununda. Başrol beklerken figüranlığa sevindik. kendi hayatımızı bile figüranca tükettik... Bizi hayatın en orta yerinde "kör kuyularda merdivensiz" bıraktılar.


Dost diye bildiğimiz uzanan eller, elimizde son kalanı da alıp götürdüler. Çığlıklarımız, bir akvaryum balığının haykırışı gibi yüreğimizin okyanuslarında kayboldu gitti. Aslında her giden bir parça götürdü, yüreğimiz de kayboldu gitti...


Herşeye rağmen, yine de bağışladık bize bizim dünyamızı dar edenleri. Her şeye rağmen yanımızda olsunlar istedik. Hoyrat dokunuşlar, sahte öpüşler, arsız gülüşler onlara zarar vermesin istedik, onlar da bizim gibi terkedilmesin istedik... Çok şey istedik... "Öl deseler ölecektik", oysa onlar kendi intiharlarını seçtiler. Bir derenin kıyısında, sevdamızı bağlayıp ayaklarına attılar kendilerini yabancı suların aldatan serinliğine... Bizi bize bıraktılar... Bizi bizde bıraktılar...


...


Bir kapı açıldı ve terkedilmekler doldurdu gözpınarlarımızı...
Başa dön
nurfigen
Yeni Üye


Kayıt: Aug 09, 2007
Mesajlar: 80

MesajTarih: Çrş Ağu 22, 2007 9:46 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Başlangıç da, son da aynı kapıdan geçer. Asıl korkmamız gereken kapının kendisi belki de...
Sevda da aynı kapıda, ayrılık da...
Sevinç de aynı kapıda, keder de...

Arkasında aydınlık gülüşler barındıran kapılarla karşılaşmayı dileyelim en iyisi. Embarassed

Çok güzel bir yazı, kaleminize sağlık.
Başa dön
cesotti
Yeni Üye


Kayıt: Aug 09, 2007
Mesajlar: 53

MesajTarih: Çrş Ağu 22, 2007 9:53 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Çünkü "aslında kapı yok" Smile

Bir sınır çizip önüne ve arkasına istifliyoruz korktuğumuz ne varsa...

Kaybetmekten korktuklamız çizginin bir yanına, korktuğumuz için kaybettiklerimiz diğer yanına...

Yani tek kazancımız, kaybettiklerimiz öyle de böyle de...

Haydi; hepimiz kendimize soralım mı?

Sırada kaybedecek neyimiz var?
Başa dön
nurfigen
Yeni Üye


Kayıt: Aug 09, 2007
Mesajlar: 80

MesajTarih: Çrş Ağu 22, 2007 10:19 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
Türküler söyledik, "terketmedi sevdan beni" dedik, kimsenin duymayacağını bile bile... kimsenin görmeyeceği kuytularda şiirler sıraladık adı bizde gizli sevgiliye. Sevdiğimizi söylemedik ama hiç mi hiç. Sevdamızı da tek başımıza yaşadık yalnızlığımız gibi, anlayan anladı... Aldatılmaktı en büyük korkumuz ve hep aldatıldık. Atlatıldık sevda oyununda. Başrol beklerken figüranlığa sevindik. kendi hayatımızı bile figüranca tükettik... Bizi hayatın en orta yerinde "kör kuyularda merdivensiz" bıraktılar.


Bu paragrafı aldım, burada kapı falan görmüyorum çünkü. Baştan yenik başlamış, yenilgiyi kabul etmiş, olmayacak duaya Amin diyen bir şahsiyet görüyorum.

Ortada kapı yok ki!

Kapı bir başlangıç, bir adımdır. Kapıyı açan yoksa, o kapı baştan yoktur zaten çünkü kapalıdır ve hiç açılmamıştır. Bu durumda, zavallı kapının da bir suçu yoktur, neden olsun ki. Kapıyı açmayanın belki ama...
Başa dön
cesotti
Yeni Üye


Kayıt: Aug 09, 2007
Mesajlar: 53

MesajTarih: Çrş Ağu 22, 2007 10:31 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

cesotti demiş ki:
Çünkü "aslında kapı yok" Smile


Aklın yolu bir demek...
Bakan, görüyor Smile
Başa dön
nurfigen
Yeni Üye


Kayıt: Aug 09, 2007
Mesajlar: 80

MesajTarih: Çrş Ağu 22, 2007 11:02 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

cesotti demiş ki:
cesotti demiş ki:
Çünkü "aslında kapı yok" Smile


Aklın yolu bir demek...
Bakan, görüyor Smile


Aklın yolu bir tabi de, bu yazıda irdelenip duran zavallı gözyaşları içindeki kapı sakil durdu o zaman Smile
Başa dön
cesotti
Yeni Üye


Kayıt: Aug 09, 2007
Mesajlar: 53

MesajTarih: Çrş Ağu 22, 2007 11:12 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

metindeki kapıyı "gerçeği görme eşiği" olarak algılarsak mesele kalmayacak sanırım Smile

Var olan ve bilinçaltına ötelenen gerçeklerin ortaya saçılma noktası kapı olabilir mi?
Başa dön
nurfigen
Yeni Üye


Kayıt: Aug 09, 2007
Mesajlar: 80

MesajTarih: Çrş Ağu 22, 2007 1:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Metindeki kapıyı "gerçeği görme" eşiği olarak algılayamayız...

Çünkü metindeki kapı "gerçeği görmeyen birinin olmayan kapısı"...

Sonuç olarak ben bu kapının önünde de, arkasında da oynamıyorum Smile
Başa dön
cesotti
Yeni Üye


Kayıt: Aug 09, 2007
Mesajlar: 53

MesajTarih: Çrş Ağu 22, 2007 1:21 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

imge de böyle bir şey oluyor sanırım Smile)
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok kapı her kapandığında beni hatırlayıp... eylem Şairler ve Şiirleri 0 Çrş Tem 25, 2007 4:04 pm
Yeni mesaj yok Karakutu.tv açıldı Karakutu Güncel Olaylar-insanlar 8 Cmt Mar 03, 2007 5:48 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke