Kandil akşamı eve dönerken, apartman önündeki çöpleri toplayan Özel Temizlik Ekibi ve yüz metre ileride karşıma çıkacak olan günün anlam ve önemini bize harırlatan dilenciler dikkatimi çekti.
Belirli aralıklarla ve özellikle cami önlerindeki bu insanlara ister samimi olsun ister olmasın paylarına düşenleri uzattım. Kimisinin kolu, kimisinin bacağı yoktu. Bizim çingeneler ise her zaman ki rolünü oynuyorlardı; Battaniye üzerinde yatan küçük çocukları anadan doğma, ana rolündeki cinsiyeti seçilemeyen oyuncunun ise kafa gözü sarmalanmıştı.
Yardım, iyilik, sadaka, vicdan azabı, suçluluk, acıma adına ne derseniz deyin o duyguyla rahatlıyordu insanlık.
Çok iyi hatırlarım... Unutmuş değilim. Bayramlarda dedemlerde toplanırdı sülale. Öğlene doğru Belediyenin Temizlik İşçileri çöpler için gelirlerdi. Bahçede, masasında rakısını içen dedem bayramın ilk günü rakısını içmez, hazır kıta onları beklerdi.
İşte geldiler. Dedem anneanneme:
''Fatma, çabuk yemekleri getir!'' der ve Temizlik İşçilerini sofraya çağırırdı. Çöp arabasının yolun ortasında görenler bu manzaraya yabancı değillerdi...
Sohbetler edilir, çaylar içilir... Sonunda görev onları beklerdi. Dedem onları uğurlarken, en kıdemlisini bildiğinden bir zarf içinde Bayram Harçlıklarını verirdi ona.
Günümüzde bakıyorum da, bizi kaynaştıran tüm geleneklerimizden koparmışlar toplumu. Çocuklar mum yakıp gelmez oldular Kandil Geceleri. Oysa biz çocukken elimizde mum yoksa ne şeker verirlerdi ne de para. Şimdilerde anlıyorum; gelenekler böyle teşviklerle günümüze kadar geldiğini.
Şimdi nasıl devam ederim herkes iyi bilir. Kapitalist yaşama girmeden tadında bırakayım unuttuklarımızı...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız