Tarih: Sal Ağu 07, 2007 4:22 pm Mesaj konusu: İnşallah ve diğerleri...
Elif Şafak'ın anasayfadaki yazısını okuyunca kelimelerin bizi örttüğü veya soyduğunu düşündüm. Ya da kelimelerimize bakıp bizi ölçüp biçenlerin.
Önce anasayfadaki yazıyı tekrarlamak istiyorum:
Elif Şafak: İnşallah kelimesi
Tarih: 07.08.2007 Saat: 09:34 Gönderen: karakutu
Bir temenni var inşallah kelimesinde, bir de tevazu var kanımca.
İlginçtir, ben "inşallah" kelimesiyle yurtdışında gayet sorunsuz derdimi anlatıyorum da kendi ülkemde farklı çevreler arasında bu kelimenin anlam yitirdiğine tanık oluyorum.
* * *
İslam dünyası boyunca -ülke, kıta, şehir farketmez- nereye gitseniz yanınıza alabileceğiniz iki kelime var: İnşallah ve Maşallah. Bu iki kelime o kadar evrensel ki ne vizeye ihtiyaçları var ne pasaporta. Diledikleri gibi seyahat edebilirler tüm dünyada.
Bu sene İtalya'da verdiğim bir konuşmadan sonra yanıma gelen Filistinli yaşlı kadını hatırlıyorum. O sadece Arapça ve biraz da İtalyanca biliyordu. Bu iki dili de konuşamadığım için kadıncağızla anlaşamayız, konuşamayız sandım. Oysa o parmağıyla kitaplarımı, sonra da masanın üzerinde duran kalemimi işaret etti, gülümseyerek "Maşallah!" dedi. Ardından beni işaret edip eliyle bir çember çizdi havada, "İnşallah!" diye ekledi. Cümle kurmadan, İngilizce ya da Fransızca gibi ortak bir dile gerek duymadan, yanımıza çevirmen çağırmadan, sadece ve sadece bir "Maşallah" bir de "İnşallah" ile bana mesajını iletmeyi başardı o yaşlı kadın.
"Maşallah çok güzel yazıyorsunuz, inşallah tekrar gelin, tekrar kesişir yollarımız..."
Ben de gülümseyerek "inşallah" dedim.
"İnşallah, inşallah..." diye güldü ağız dolusu.
Tek farkı, o bu kelimeyi Arapçanın verdiği alışkanlıkla; a harfini açarak, yayarak. Ben Türkçeden gelen aksanla söyledim, daha hızlı, daha kapalı telaffuz ederek. Ama gayet rahat anladık birbirimizi.
Gündelik hayatımda üç kelimeyi çok sık kullandığımı fark ettim. Sırasıyla, "eyvallah", "inşallah" ve "maşallah". Birinci kelimeyi çok kullanmam zaman zaman etrafımdaki erkeklerden hayret dolu laflar işitmeme sebep oluyor. "Erkek lafıdır eyvallah, kadına yakışır mı bilmem!" diyenler dahi oldu. Kelimelerin de mülkü varmış gibi. Oysa kadınlara yakışır eyvallah, hem de nasıl.
Gelelim "inşallah" ile "maşallah"a. Yakın arkadaşlarımın önemli bir kısmı ya damardan sol veya kökten liberal ya da feminist /postfeminist yahut nihilist çevrelerden gelir. Bunların önemli bir kısmı pozitivist-rasyonel insanlardır. Zaman zaman takılırlar bana: "şu derviş merviş işlerinden ne anlarsın bilmeyiz..." Senelerdir birbirimizi böyle kabullenmişiz. Ama ilk defa bu hafta sadece inançla ve ruhaniyetle ilgili meselelere farklı baktığımızı değil kelimeleri de farklı kullandığımızı gördüm. Nasıl mı? İnşallah kelimesi yüzünden...
Sevgili bir dostumla sohbet ederken geçenlerde, ikimizin de beklediği bir hadiseden söz açıldı. Ben de "inşallah" diyecek oldum. "Ne münasebet!" dedi arkadaşım cevaben. Tuhaf bir sessizlik oldu aramızda. Anladım ki o inşallah kelimesini negatif bir şey olarak algılıyor. Bir anlamda "olmayacak duaya amin demek". Zaten gerçekleşme ihtimali düşük olan bir şeyi belirtiyor inşallah kelimesi ona göre. O da tepki gösteriyor. "İşimiz inşallaha maşallaha kaldıysa, iyi valla!" diyerek.
Oysa ben daha farklı kullanıyorum "inşallah" kelimesini. Olması kuvvetle muhtemel bir meseleden bahsederken, "son tahlilde Allah'ın izniyle olacak/olur" anlamında kullanıyorum. Benim gözümde inşallah kelimesini cümleye eklemek o işin gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğunu göstermiyor katiyyen.
Bir temenni var inşallah kelimesinde, bir de tevazu var kanımca.
İlginçtir, ben "inşallah" kelimesiyle yurtdışında gayet sorunsuz derdimi anlatıyorum da kendi ülkemde farklı çevreler arasında bu kelimenin anlam yitirdiğine tanık oluyorum.
Kelimeler bizi hem ayrıştırır hem de yakınlaştırır demek ki.
İnşallah kelimesini ağız alışkanlığı kullananların yanısıra anlamına teslim olarak kullananlar olmasına karşın;
asla anlamına kendini teslim etmeyen ve de ağız alışkanlığı yapmayan kesimlerin de olduğu muhakkak. Hem de öteden beri.
Elimdeki Prof. Fehmi Yavuz'a Armağan isimli eserde( AÜ SBF Yy,1983,s.2) ilk yazıyı yazan Prof.Dr. Ruşen Keleş'in hocası ile ilgili övücü satırlarını aktarıyorum:
"......
Hele de, çevresindekilere, "İnşallah" sözcüğünü kullanmayı bile yasaklayarak, onlara her türlü akıl ötesi bağlılıklardan uzak kalmalarını bıkmadan salık vermesi, genç kuşaklar için, çağdaş düşünce yöntemlerine ve akılcılığa yönelmede her zaman taptaze bir esin kaynağı olacaktır."
Buna karşın inşallah maşallah fesuphanallah kelimelerinin korolar oluşturduğu ver coşkuyu! ortamlarına da dönüştürdüğü bir kesim var ki bize pek uzak değil.
Erkin baba'nın sayesinde cümbür cemaat dellenmekte:
arkası gelmez dertlerimin bıktım illallah
biri biterken öbürü de başlar vermesin Allah
böyle gelmiş böyle gidecek korkarım vallah
yok mu çaresi dostlar fesüpanallah
alemin keyfi yerinde yine maşallah
bize de bir gün kader güler güler inşallah
yani ayrıştırdığı değil birleştirdiği çokça vaki.
En son fadim tarafından Sal Ağu 07, 2007 4:52 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
İnşallah'ın yanında duruma göre diğerleri de yer almakta:
İşe Başlamadan Önce...............İNŞAllah
İşe Başlarken.....................BİSMİLLAH
Şaşırırsak........................Allah Allah
Kendimize Güvenirsek..............EVELALLAH
Azmedersek........................ALİMALLAH
İşten Vazgeçersek.................EYVALLAH
Sonuna Kadar Gitmek İstersek......YA Allah
Taahhüt Edersek...................VALLAH BİLLAH
Canımızı Sıkarlarsa...............FESUPHANALLAH
Daha da sıkarlarsa................HASBİNALLAH
Pes Edersek.......................İLLALLAH
İşe Cosku ve Heyecanla Sarılınca..Allah, Allah, Allah
İşi Başarıyla Bitirince...........MAŞAllah
Eğer İşi Başaramazsak.............HAY Allah
İnternette her ahval ve şeraitte kullanımı böyle.
__________________
En son fadim tarafından Sal Ağu 07, 2007 4:53 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
İngilizce bilenler için de mevzu kolay. Tıpkı E. Şafak'ın yukarıdaki yazısındaki Filistinli yaşlı teyze ile anlaştığı iki kelime gibi birkaç kelime simultune tercüme gerektirmeksizin hislerimize tercüman olacaktır:
PLEACE ATTENTİON
•Before beginning something INSALLAH
•Succeeded MASALLAH
•Just at the beginning BISMILLAH
•When surprised ALLAH ALLAH
•When gave up EYVALLAH
•To go to the end YA ALLAH
•Promise VALLAH BILLAH
•Self confidence EVEL ALLAH
•Fully motivated ALIMALLAH
•Bored FESUPHANALLAH
•More bored HASBINALLAH
•Give up ILLALLAH
•Great inspiration and motivation ALLAH, ALLAH, ALLAH
•At failure HAY ALLAH
Maşallah'ın Türk toplumunda ise çok yaygın olduğunu biliyoruz.
Hatta fıkralara konu olacak kadar yaygın. Hemen hemen herkesin bildiği bir fıkrada, yabancı turist her yerde maşallah kelimesini okudukça en büyük Türk şirketi reklamı sanmaktadır.
Bu arada
işin içine bir de 41 kere maşallah deyimi de yerleşmekte gecikmemiştir. Üstelik çok beğendiğimiz bir şeyde iki kere üst üste maşallah maşallah demek vurguyu övgüyü arttırmaktadır. Bu arada kelimenin meaşallah meaşallah şeklinde abartılı söyleniş varyantları da mevcut.
Yine bizde sünnet çocuklarının kıyafetlerinde sağ omuzdan belin sol yakasına çaprazlama inen mavi beyaz kumaş bantta ve sünnet şapkasında hatta pastasinda da maşallah kelimesine yer verilmekte.
Yeni doğan bebeğe takılan üzerinde firüze taşlı veya nazar boncuğu takılı altın takılara da maşallah denilmektedir.
Ayrıca küçük çocukları severken önce maşallah denilmesi ardından da övücü sözler söylenmesi gittikçe yerleşen bir nazardan korunma inanışıdır.
Hapishanelerde bilhassa sabır işi diyebileceğimiz boncuk işleme-dizme san'atının bir ürünü de maşallah yazılı kamyon süsleridir. Aynanın altına asılır, kamyonun ön panelinde de yanar döner bir maşallah yazısı ya da arka tamponda veya tekerlek tozluklarında da bu yazı nazar etme n'olursun mealinde seyrü sefer eder.
Öyle şeyler var ki, kimi zaman insan; “Aman Allah’ım, bize basit gibi gelen, hatta ağız alışkanlığı yapan kimi konular hakikatte ne kadar önemliymiş” demekten kendini alamıyor. Neden bahsettiğimi anlatacağım. Ama önce küçük bir hatırlatmamız var.
Vaktimizi ve sütunlarımızı hep siyasetin günlük keşmekeşi içinde harcayıp gidecek değiliz. Okuyucuların; “Bugüne kadar sizleri o kadar okuduk, işe yarar hiçbir şey öğrenmedik” itabından kurtulmak için de kimi zaman farkındalık oluşturmak gerekiyor. Tıpkı bugün olduğu gibi… Çünkü bir gün bunun da bir hesabı var.
Mesela dil alışkanlığıyla artık söylerken sıradanlaşan kimi sözlerin hakikatte ne anlama geldiği ve neden önemli olduğu konusunda… Bugün sizlere bunlardan sadece “İnşaallah” kelimesinin günlük hayatta kullanılmasının neden önemli olduğunu anlatacağım. Anlatacaklarımı bilenler bugünlük hoş görsünler, ilk kez duyanların da teşekkür etmelerine gerek yok, okuduklarını en az bir kişiyle paylaşmaları bizi daha çok memnun eder. Sabırla okuyun, pişman olmayacaksınız.
Kapılar kapanınca…
Hz. Peygamber (sav) Mekke döneminde İslam’ı tebliğ ederken, Mekke’nin ileri gelenleri de sayıları giderek artan Müslümanlarla nasıl baş edecekleri konusunda çareler düşünmeye başlar. Fakat Hz. Peygamberin tam olarak ne yapmak istediği konusunda kafaları karışıktır. Yine bir gün bu çetin problem hakkında konuşurlarken, Yahudi âlimlere de danışmak üzere bir heyet göndermeye karar verirler. Gönderecekleri iki elçiye; «Onlara Muhammed´den bahsedin, onu tarif edin ve söylediklerini iletin; çünkü onlar ilk kutsal kitaba inanıyorlar ve mutlaka peygamberler hakkında bilgileri vardır. Oysa bizim bu konuda hiçbir bilgimiz yok» derler.
Konu Yahudi âlimlere açılınca, gelen heyete şunları söylerler: “Peygamber olduğunu söyleyen o kişiye şu üç soruyu sorun. Eğer bu sorulara cevap verebilirse O Allahın peygamberidir, fakat eğer cevap veremezse yalancı ve sahtekârdır.” Yazıyı uzatmamak için bu soruları geçelim.
Heyet Mekke’ye döndüğünde, Kureyşin liderleri Hz. Peygambere haber göndererek bu üç soruyu sorar. Hz. Peygamber: «Yarın size bunların cevabını vereceğim» der. Fakat înşaallah (Allah dilerse)» demeyi unutur. Ertesi gün Kureyşliler cevap için geldiklerinde onları geri gönderir. Hz. Peygamber Hz.Cebrail (as) vasıtasıyla Allah’ü Teala’dan bu soruların cevabını beklemektedir. O günden itibaren on beş gün boyunca hiç bir vahy gelmez, Cebrail de hiç yanına uğramaz. Mekkeliler alay etmeye başlarlar. Hz. Peygamber Mekkelilerin alaylarına çok üzülse de yapacak bir şey yoktur. Kendisini normalde hemen her gün ziyaret eden Cebrail de ortalıkta görünmemektedir. En sonunda Cebrail, onu teselli eden ve üç soruya da cevap veren vahyi getirir. Cebrail bu arada bu uzun bekleyişin sebebini de getirdiği şu ayetle izah eder:
«Hiç bir şey hakkında ´Ben bunu yarın mutlaka yapacağım´ deme. Ancak: «Allah dilerse» (yapacağım de)» (Kehf: 23–24).
Mesele anlaşılır. O günden sonra Hz. Peygamber daha titiz davranır. Mesela Peygamber Efendimiz bir mezarlığa uğradığında, ölüm her bir insan için muhakkak olduğu halde, yukarıda verdiğimiz ayeti kerimeden kaynaklanan ilâhi terbiye gereği, “İnşâallah biz de sizlere kavuşacağız” buyurmuştur.
Aslında o günlerde değişik vesilelerle yaşanan hemen her alandaki tüm benzer olaylar, kıyamete kadar tüm insanlığa örnek olacak birer enstantane bırakmak içindir.
“İnşâallah” kelimesi, “Allah’ü Teâlâ dilerse olur” manasına, bütün işleri Allah’ü Teâlânın dilemesine havale etmek için söylenen sözdür. Dolayısıyla, halk arasında kimi zaman dillendirilen, “Bu iş inşallahla maşallahla olmaz” ifadeleri yanlış sözlerdir. İşin hem gereği yapılacak, hem de Allah’tan bu konuda yardım istenecektir.
Diğer örnekler…
Kur'an-ı Kerimde; “Biz Süleymanı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Daha sonra o, yine (Rabbine) döndü” buyurulmaktadır. (Sad Süresi, 34)
Fahreddin-i Razi bunu izah ederken şunları söyler:
Süleyman Aleyhisselam, bir gecede, zevcelerinin hepsini dolaşacağını, onların her birinden birer erkek çocuk dünyaya geleceğini, Allah yolunda muharebe edeceklerini söyledi. Fakat inşâallah demeyi unuttu. Sakat bir çocuk dünyaya geldi. Bunu götürüp, babasının tahtına bırakıverdiler. Hz. Peygamber bir Hadis-i Şerifte bundan bahsederken, “Yemin ederim ki, Süleyman Aleyhisselam inşâallah deseydi, dediği gibi olurdu” buyurdu. (Sahihi Buhari)
İbrahim Aleyhisselam oğlu İsmail Aleyhisselamı kurban etmek istediğinde; “Babacığım, sana emredilen ne ise, onu yap! İnşâallah beni sabredicilerden bulursun” dediği Kur'an-ı Kerimde bildirilmektedir. (Saffat Süresi, 102)
Bu örnekleri her birimiz kendi yaşamlarımızdan da çoğaltabiliriz. Örneğin siyasetçisinizdir, Meclis’teki sayısal gücünüze güvenerek yapılması oldukça kolay bir işe kalkmanıza rağmen, rakamların denkleşmeyiverdiğini, işlerin birden nasıl ters gittiğini görüverirsiniz.
Meydanları dolduran kalabalıklar karşısında; “Bu sefer bu iş kesin oldu gibi, ama biz de çok çalıştık canım” derken, her işi evirip çevirenin aslında Allah olduğunu unutuverirsiniz. Hani atalarımızın o bilge kişilikleriyle, “güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, malına güvenme bir kıvılcım yeter” dedikleri gibi. Bir anda her şeyin ters yüz olduğunu görüverirsiniz.
Gördünüz mü bak, kimi zaman düşünmeden ağız alışkanlığıyla dilimizin ucundan çıkıp gidiveren bir “İnşaallah” sözcüğünün nelere kadir olduğunu.
İnşaallah ülkemizin işleri rast gider sözü ne iyi gider değil mi bunun üzerine.
Tasalanmak yok…
Osman Özsoy/haber7.com
Bu yazıyı (22 haziran 2007) de yazmış.Bu konunun önemine katkısı olması dileğiyle..
İnşallah öyle bir kelimedir ki, Allah inancına sahip olan bütün semavi din mensupları kullanabilir.(Hatta Allah'a inanan fakat bir din mensubu olmadığını söyleyenler dahil.) İçinde Allah'ın adı geçen her kelimeyi her yerde rahtlıkla kullanabilirim, hem Vallah hem Billah.
İster tasdik ister teşekkür ister selam... hangi anlamda kullanırsanız kullanın onun aşırılığını keskinliğini yok eder mutedilleştirir. "eyvallah"ta yapmacıklık yoktur kalenderlik vardır, çok severim bana yakıştırılmasa da kullanmayı.
Bir de her türlü akıl ötesi bağlılıklardan uzak kalma adına "inşallah" yerine "umarım" kelimesini kullananlar var. İnsan umut eder, umut besler, umut verir veya umut keser. Hepsinde de muhattap olarak kendisi dışında biri vardır. Merak ediyorum da, hasseten "umarım" diyenler kimden umuyor?
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız