Tarih: Çrş Tem 25, 2007 11:49 pm Mesaj konusu: Nasıl Su Tüketiyoruz?
Evet arkadaşlar önemli bir konu hakkında görüşlerinizi açmanızı uygun gördüm. Su tüketimi. Evet boşa giden sular.. Kuraklık vs. Bir animasyon gördüm ve tarttışmaya bırakalım dedim.
Japonların çektiği bir filmde görmüştüm ilk ,küçük bir kız dişlerini fırçalıyordu.Yanına bir bardak su almıştı ve musluğu hiç açmadan bir bardak suyla dişlerini fırçaladı . Ben ilk defa o zaman öğrendim musluğu açıp suyu seyretmeden de diş fırçalanabilirmiş.
Kültür mü bunu adı ,yoksa cahillik falan mı bilmiyorum . Umursamazlık da yakın geliyor ama ?
Çok iyi hatırlıyorum; Çocukken TRT' de eğitici filmler vardı. Suyu boşa haramayın diye... Traş olurken, diş fırçalarken nasıl suyumuzu tükettiğimizi görüyor ve ona göre hareket ediyorduk. Okullarda destekliyordu böyle eğitici programları.
Evet bir tane daha geldi aklıma. Toplum içinde ter kokmanın doğru bir davranış olmadığına kadar eğitiyorlardı bizleri.
Ama çok uzun zamandır yok böyle programlar. STK' ların gayreti var birtek. Şimdi Belediyelerde başladı.
Suyu tasarruflu kullanma konusunda küçük önlemler alabiliriz.Yalnız bu
yazacaklarım evde yaşayanlar için geçerli.
İkinci el su kullanımımızı arttırabiliriz; mutfakta ve banyoda bulundurulacak birer
kova, küçük bir leğen bunun için yeterli. Bulaşıkların duruluma suyuyla
neler yapılabileceğini örneklemem gerekirse; bahçenizdeki ağaçları, çiçekleri
sulayabiliyorsunuz. Balkonunuzu yıkayabiliyorsunuz. Oturduğunuz binanın
merdivenleri silinebiliyor (merdivenleri silen kadın bu duruma hâlâ uyanmış
değil ) ikinci el su olmasına rağmen duru görünüyor çünkü) Sifon yerine
kullanılabiliyor. Uyguladıklarım bunlar.
Abartmışsın diyebilirsiniz ama bende su kesintisi fobisi var ne yapayım ; )
Kola ve işlenmiş sofra suyu içmeyebilirsiniz. içme suyuna alternatif olarak
klorlu şebeke suyunun dinlendirilmiş halini tavsiye edebilirim. Kolaya gelince
bir yararı yok zaten içilmesede olur. Konuyla alakasını ise kısaca açıklamaya
çalışacağım. İstanbul'daki sanayi tesisleri şehir dışına çıkarıldı yıllar önce, yani
Trakya tarafına, yani Ergene Havzası'nın üstüne. Bunların içinde kola ve su
fabrikaları, tesisleride var. Ve bu firmalar açtıkları artezyenlerle Ergene Havzası'nın
iliğini kemiğini kurutmaktalar. 2 yıl kadar önce okuduğum bir gazete haberinde
rakamlarla verilen örnekler benim dudağımı uçuklatmıştı. 10 sene önce artezyenlerle
100 mt den su çıkarılabiliyorken bu rakam 300 mt lere ulaşmış. Daha da derinlere
inmek mümkün müdür bilmiyorum çünkü belli bir derinlikten sonra su kullanılabilirlik
özelliğini yitiriyor. O haberi sizlerle paylaşabilmeyi çok isterdim ancak aramama
rağmen internetten bulmayı başaramadım.
Sözü size bırakıyorum...
Tarih: Cmt Tem 28, 2007 4:23 am Mesaj konusu: Suyu boşa akıtmayın mı?!
Suyu boşa akıtmayın mı?!
Arabamı en son ne zaman yıkattığımı hatırlamıyorum. Bırakın yıkamayı en son ne zaman kontak çevirdiğimi de hatırlamıyorum.
Geçenlerde park ettiğim ara sokaktan geçince arabamın son durumuna da bi’ göz atma fırsatı buldum.
Araba değil de sanki bağım varmış gibi tınlıyor değil mi?
Neyse...
Gördüğüm manzara şaşırttı.
“Bakarsan bağ, bakmasan dağ olur” kısmen gerçekleşmişti. Dağ olmasa da, bir tepeden söz etmemiz mümkün.
Bir kum tepesi adeta!!
Suya abanmayalım kampanyacıları görse kesinlikle ödüllendirir. Kum heykel ustaları da görse heyecanlanabilir. Kumdan bir araba!
Göz atma tribim bittikten sonra araba sanki benim değilmiş gibi yapıp park mahallinden uzaklaştım.
Ve su tasarrufuna büyük katkı sağlamış bir bireyin iç huzuruyla küveti doldurmak üzere eve gittim.
Şaka... şaka...
En son ne zaman küvet doldurduğumu da hatırlamıyorum.
Bizim ailenin temel ideolojisi “tasarruf” bazlı olduğu için bu konularda duyarlıyımdır. Yıllarca suyu boşa akıtma, ışığı kapatlarla büyüdüm.
Ve bunun ne kadar iyi bir ideoloji olduğunu düşünmeye başladım.
Daha doğrusu dün olan bir gelişme, sorgulama duyularımı canlandırdı birden.
Kurutma makinem olmasına rağmen çamaşırlarımı balkonda ipe asıyorum; tasarrufun neresinden başlasan doğaya kârdır diye...
Duşa gitmeden temiz don ihtiyacımı karşılamak için arka balkonda takılırken foşur fuşur bi’ su sesi dikkati çekti.
Sesin geldiği tarafa bakınca, bir ayının halı yıkadığını gördüm. Aylardır en azından halı yıkamayın diye bas bas bağırıyorlar ve bundan haberi olmayanlar var belli ki.
Cesaretimi topladım ve “baksan suyun bolsa gelim de bi’ kese at” dedim. Kafasını kaldırdı ve sadece baktı ve yıkamaya devam etti.
Ve ben çıldırdım.
Duşa girip tüm rezervleri boşaltana kadar suyun altından çıkmamama fikri ruhumu ele geçirmek üzereydi.
Bu ülkenin düşünceli ve duyarlı insanları, ne yazık ki sizin çabanız başkalarının umurunda bile değil. Ve ne yazık ki çoğu zaman boş bir çaba...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız