Poe KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 2059 Nereden: Çevre'den
|
Tarih: Cum Hzr 29, 2007 1:38 pm Mesaj konusu: Tuzak |
|
|
Ülkemizde, siyaset kurumunun yıpratılmaya çalışılması, yönetime giden yolda kurulmuş bir tuzaktır. Siyaset alanı, demokratik düzenin olduğu ülkelerdeki tek sivil alandır. Halk, bu alanda yer alır ve kendi fikirlerini temsil eden vekillerini kendi başına atar.
Bir ülkede, gerçekte iki alan vardır. Devlet alanı ve sivil alan. Modern, gelişmiş ülkelerde, sivil alan dairesi oldukça büyüktür. Devlet alanı ise minimaldir. Az gelişmiş ülkelerde ise sivil alan daraltılmıştır ve devlet alanı genişletilmiştir. Üstelik, "halk adına" retoriği sıkça vurgulanarak yapılır bu.
Siyaset kurumu bilinçlice yıpratılmaktadır, çünkü, halk eğer kendi vekillerine güvenmezse, sivil olmayan başkalarına güvenebilecektir. Yani, güven, istenilen yere kanalize edilebilecektir.. Sivil olmayan tek figür asker değildir. Katı ideolojik kalıntılara sahip, baskıyı özümseyen tüm zümreler de aslında sivil değildir. Sadece sivil görünümlüdür.
Siyaset sahnesinde bir yığın aktör dolaşmaktadır ve bu aktörlerin kimisi dinazordür, kimisi de idealisttir. Dinazörleri, ortalıkta fırıl fırıl dönmelerinden tanıyoruz zaten. Hatta bazılarında iş o randeye gelmiştir ki, aktör olarak kalma pahasına, herhangi bir fikire bağlı bile kalmamaktadır. Ama daha kötüleri de var. Dinazörler için, sivil alan ancak kendisini aktör olarak sisteme taşıdığı müddetçe tanınır. Gerçekte sivil alan sorunu yoktur bu türden kimselerin. Onların tek istedikleri, sahnede kazanan bir aktör olarak bulunmaktır. evet, gerçekten de ülkemizde bunlardan bir çok var. Daha da kötüsü, pop star olmak isteyenler gibi, bu kötü rolü kapmak isteyen yığınlar da kuyruk oluşturuyorlar hemen ötede. Sağ yada soldan farketmez. Emelleri kazanan aktör olmak.
Lakin burada bize düşen, arkamızı, siyasete, yani o sivil tek alana, yani kendimize sırtımızı dönmek değildir. İş, her alana olduğu gibi, bu alana da iyilerin, iyiliğin hakim kılınmasına çalışmaktan ibarettir. Bu da, bütün olumsuzluklara rağmen, olgunun arkasında durmakla olur. İdeallerimizi, idealistliğimizi kaybetmemeliyiz. Sol yada sağ görüşlere sahip olabiliriz. Ama önemli olan, bu ucuz şahsiyetlere bütün kapıların kapalı tutulmasıdır.
Aksi takdirde, maya tutacak, siyaset alanı, halka, yani halkın olması gerektiği yere kapanacaktır. Böylece, sivil olmayan unsurlar yönetim boşluğuna kolayca nüfuz edecek ve orasını, halka dayanarak, dolduracaktır. Çünkü o kadim kural geçerlidir: Doğa boşluğu sevmez.
Siyaset alanı, son yıllarda bilinçlice daraltılmıştır zaten. Kamusal alan söylemleri, aslında sivil alanı daraltmaya yönelik girişimlerin ürünüdür. Bir zümreye, bir ideolojiye sahip kimseler, devleti de kendilerinin aygıtı yapmakta, ve onu tüm hayata hakim kılarak, halkı, yani citizen'i, yani sivilleri kontrol etmek istemektedir. Halkın devleti denetlemesi lazımken, devlet halkı denetlemektedir. |
|