Türk intelijansiyası ikiyüzyıldır bir yabancılaşmanın içerisinde. Yaşadığı topluma, kendi kültürüne olan bu yabancılaşmayı yazar Orhan Pamuk’ta da görmekteyiz.
İçinde yaşadığı toplumu, ancak bir yabacının tanıyabileceği kadar tanıyan, ancak onların anlayabileceği kadar yorumlayabilen yazar, mesela eserinin bir yerinde roman kahramanına ‘şehadet getir’ dedirteceği yerde ‘tekbir getir’ dedirtmekte. ‘Tekbir’ ile ‘şehadet’ kavramlarını karıştıran Pamuk, konu itibariyle anlattığı Kars’ta selamlaşmanın Türkçesinin ve Kürtçesinin olduğunu zanneder ya da böyle aksettirmek ister. Halbuki bu toplumda hepimiz aynı ifadelerle selamlaşmıyormuyuz? ‘Selam, merhaba, selamunaleyküm vs.’ gibi bu toplumun kullandığı ortak bir dili var. Peki yazar neden böyle anlatmak, halkı bir ayrımcı gibi göstermek istiyor? Dediğimiz gibi, ya toplumu,kültürünü tanımıyor ya da bir art niyet içerisinde.
Eserinde sürekli ayrımcı bir dili kullanan Pamuk, tarihi eserleri bile ırklaştırıyor, sadece o ırka ait bir güzellik olarak sunma çabasına giriyor. ‘Bin yıllık boş Ermeni kilisesinin içine yağan kar’, ‘Zengin bir Ermeni’nin kırk odalı konağı’, ‘Ermeni demir zanaatkarlarının ince ustalığını gösteren ana kapı’, ‘Ermeni kiliselerini görmeye gelen turistler’ vb. ifadelerle özellikle Ermeni eserlerini övme çabası içerisinde görüyoruz yazarı. Halbuki yapılan her eser bu toplumun ortak bir kültürünün ürünü değil midir? Yüzlerce yıl bu topraklarda Ermeniler, Türkler, Kürtler, Çerkezler vs. ortak bir çatı altında yaşamadılar mı? Hem de hiç isyan bile çıkarmadan (etnik ayrımcılığa bağlı isyanlardan bahsediyoruz) yaşadılar. Aynı çatı altında birbirlerine karıştılar, kız alıp-verdiler, hiçbir şekilde birbirlerini reddetmediler, dışlamadılar, kin gütmediler, hatta Nihat Genç’in deyimiyle ‘kardeşleştiler’. Bu toplumun bu halkın bu güzelliklerini de değerli aydınlarımızın artık görmeleri gerekir. Toplumu ayırıcı bir dille anlatmak yerine, onların bu güzelliklerini öne çıkararak birleştirici, kaynaştırıcı, ‘kardeşleştirici’ bir unsur olmalılar.
Orhan Pamuk, başörtüsünü ‘siyasal İslam’ın’ bir simgesi, aşağı sınıfların taktığı bir örtü olarak görüyor, gösteriyor. Hele bir de ‘’vatan yahut çarşaf (türban)’’ adlı bir tiyatro oyunu var ki evlere şenlik. Burada çarşafı çıkarıp, atıp yakmanın bir aydınlanma, cehaletten kurtuluş olduğunu belirtiyor. Eserde başörtüsü takma ile ilgili birkaç ayet geçiyor. Burada tekrar etmemize gerek yok. Bizim diyeceğimiz şudur; bu toplumun geleneklerinin, göreneklerinin, örf ve adetlerinin, kültürünün aşağılandığı yeter artık. Hiç kimse hiç kimseyi inancından ötürü yargılamasın. Bu halkın diniyle, kültürüyle dalga geçmeyi bıraksınlar artık. Bu halk kültürüne, adetlerine bağlı diye artık aşağılanmasın, cahil yobaz yerine konmasın.
Bir de sürekli ‘gerici’ yaftalaması var ki, sözü burada Cemil Meriç’e bırakmak daha uygun olacak; ‘’Ne güzel tarif; ‘Gerici, bir toplumun gelişmesini sağlayacak hiçbir yeniliği istemeyen, her yönüyle eskiyi özleyen ve eski düzeni geri getirmeye çalışan (kimse)’ (Meydan-Larousse). Tarifin tek kusuru bu ucubenin hangi çağda, hangi ülkede yaşadığını söylememesi.
Murdar bir hal’den muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.
IV.Murat’a, Süleyman devrine dön! diye haykıran Koçi Bey’den Reşit Paşa’ya Osmanlı Devleti’nin bütün ıslahatçıları gerici. Dante, yaşadığı çağdan iğrenir. Balzac eserini iki ezeli hakikatin ışığında yazar: kilise ve krallık. Dostoyevski maziye aşık. Dante gerici, Balzac gerici, Dostoyevski gerici!
Gerici, ilerici… Düşünce hürriyeti bu mürevves kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar, hürriyeti ve düşünce namusu… (Cemil Meriç, Bu Ülke, s.82-83)’’
Orhan Pamuk, kanımızı donduran ifadeler kullanmaya devam ediyor. PKK’yı eserin tamamında terör örgütü olarak değil, ısrarla gerilla olarak nitelendiriyor. ‘PKK gerillaları’, ‘Kürt gerillaları’, ‘O günlerde Güneydoğu’da PKK’lı gerillalarla gırtlak gırtlağa savaşan ordu…’ vs. PKK’yı bir terör örgütü olarak değil de gerilla olarak nitelendirdikten sonra yazarın topluma yabancılaşmadan daha ziyade, bir art niyet taşıdığı kanısına varmaktayız.
2002 yılında yayınlanan bu eserinde yazar, ‘Ermeniler ve Türkler birbirlerini katlettiler’ ifadesini kullanmakta. Bu ifadeyi (katletmek) ne kadar tasvip etmesekte, yine de kabul edilebilir bir ifade. Ancak Orhan Pamuk çok değil bundan üç yıl sonra bu ifadeyi de değiştirip, hepimizin çok iyi bildiği o çok meşhur açıklamayı yapıyor;
‘Türkler bir milyon Ermeni, otuz bin Kürt’ü katletti.’
Kayıt: Jun 24, 2007 Mesajlar: 38 Nereden: karakuyu'dan
Tarih: Sal Hzr 26, 2007 3:57 am Mesaj konusu:
Orhan PAMUK'u en güzel Can Baba anlatır:
GÜNCEL BİR KONU
Sepetinde üç dirhem pamuğu olmayan takımı
Fena halde tebelleş oldu Orhan Pamuk'a...
Yok efendim, bu Nışantaşı çayır züppesi
-Romancılık ne gezer serde !-
Reklâm yazarıymış düpedüz
Veya son model helikopteriyle kapı kapı dolaşan
Post-modern bir seyyar satıcı...
Ben ki pre-modern bir şairim, diyorum ki size:
Bakmayın Orhan'ın hep geçmişe mazilerden dem vurduğuna
Harem dairelerinde oryantal göbekler attığına !
O mu sanki edebiyatımızda tek yağmur kaçağı
Üslubu bihoş mesleği nakkaş muşambası makintoş!
Bakmayın sokaklarda bir müze bekçisi gibi dolaştığına
O tam Günün Adamı
Antika olan biziz asıl
Gırtlağına kadar beyaz eşyaya kara paraya batmış
Bu tüketim toplumunun has çocuğu o !
Bir kalemde yeni bir kalem sürdü piyasa ekonomisine
Kitapsızlar mahallesinde salyangoz bellenen, o yasaklı
O tu kaka KİTAP kapış kapış gidiyor sapamarketlerde
Orhan eskiden yok olan bir şeyi yok satıyor
Biz ne kızıllar gördük kızılı yok pahasına satan...
Kayıt: Jun 24, 2007 Mesajlar: 38 Nereden: karakuyu'dan
Tarih: Sal Hzr 26, 2007 4:24 am Mesaj konusu:
Anlamıyorum neden hala bu ülkede PAMUK savunucuları var? "Türkiye, bir milyon Ermeniyi, otuz bin Kürdü katletti" cümlesini dünyanın dört bir yanında göğsünü gere gere söyleyen bi adamın tek amacı Türkleri ve Kürtlerleri birbirine düşürme çabasıdır, Ermenilerin eline de koz vermektir.
Ermeniler şimdi tüm dünyada "Bakın Türkiye'nin en önemli yazarı! bile kabullendi, Türkler hala inkar ediyor" diyorlar.
PAMUK'çulara soruyorum:
PAMUK "Türkiye, bir milyon Ermeniyi ve otuz bin Kürdü katletmiştir" demeseydi Nobel ödülünü alabilir miydi?
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız