Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 190 Üye Adayı ve 8 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

islami burjuva olabilir mi?


islami burjuva olabilir mi?

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Sosyoloji
Yazar Mesaj
attar
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 07, 2006
Mesajlar: 595

MesajTarih: Cmt Hzr 09, 2007 8:43 pm    Mesaj konusu: islami burjuva olabilir mi? Alıntıyla Cevap Ver

sabandal demiş ki:
İslami terör olamayacağına göre,İslami burjuva da bu bağlamda olamaz.Burjuvazinin İslami kavramlarla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.Eğer irtibatlandılmak istenen sınıf farkıysa ,Bu sınıf farkının getirisi ,konuştuğumuz konu başlığıdır ,vesselam.


attar demiş ki:
sabandal demiş ki:
İslami terör olamayacağına göre,İslami burjuva da bu bağlamda olamaz.Burjuvazinin İslami kavramlarla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.Eğer irtibatlandılmak istenen sınıf farkıysa ,Bu sınıf farkının getirisi ,konuştuğumuz konu başlığıdır ,vesselam.


islami terörün olması mümkün olduğu gibi islami burjuvazinin olması da mümkündür..eğer siz bir terör örgütüyseniz ve dayanaklarınız islami kaynaklarsa, söylemleriniz eylemleriniz bunlar üzerine kuruluyorsa pek doğal olarak islami terör kavramından bahsedilebilir..sizin dediğinizi iddia edenlerden haberdarım..işte çeşitli ayet ve hadisleri dayanak gösteriyorlar…tuhaf kafa kesenlerde ayet göstermekte hiç zorluk çekmiyorlar..neymiş, demek ki yenişafak zaman ağzıyla bu tür olaylar açıklanamazmış..

ikincisi islami burjuva kavramı..bu da pek tabii ki mümkün..ekonomik ve sosyal açıdan bir aidiyeti gösteriyor..ekonomik durumun ve yaşam tarzınla burjuva sınıfına pek bir yakışıyorsundur,bir de ayriyetten bunun üstüne islamiyeti koyuyorsundur..şahsen ben çok gördüm böylesini..

islami burjuva –terör olmaz retoriği ancak kelimelere dayalı bir genellemeler dünyasında geçerli olabilir..hayat öyle demiyor, ama..


sabandal demiş ki:
İslam'da burjuva olmaz çünkü İslam peygamberi;"Komşusu aç iken,tok yatan bizden değildir".Yani ya İslam var, burjuvalık yok,ya İslam yok ,burjuvalık var.Herkes kabrine yalınız başına girip,hesabını verecek.Kişilerin menfaatını İslam gibi anlamak ve anlamak isteyenlerin sebebine, hiç alakası olmayanları kişisel kinininize kurban etmemenizi diliyorum.


attar demiş ki:
sabandal demiş ki:
İslam'da burjuva olmaz çünkü İslam peygamberi;"Komşusu aç iken,tok yatan bizden değildir".Yani ya İslam var, burjuvalık yok,ya İslam yok ,burjuvalık var.Herkes kabrine yalınız başına girip,hesabını verecek.Kişilerin menfaatını İslam gibi anlamak ve anlamak isteyenlerin sebebine, hiç alakası olmayanları kişisel kinininize kurban etmemenizi diliyorum.


tabi burjuva ne demek onu bilmek gerekiyor önce ki bu kıyaslama yapılabilsin..
Başa dön
tohum
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 01, 2006
Mesajlar: 553

MesajTarih: Cmt Hzr 09, 2007 9:20 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İslam'cı burjuva dan çok kapitalist islam'cı diye isimlendirilirlerse konu daha iyi anlaşılacaktır kanımca,

Ve doğal olarak bu sınıfsal katman ve tabakaların içine emekçiler de ( proleter ) giriyor,inançlı emekçi,dindar proleter,müsülman işçi gibi...
Başa dön
orcrist
Yeni Üye


Kayıt: May 22, 2006
Mesajlar: 72

MesajTarih: Pzr Hzr 10, 2007 12:18 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

...

En son orcrist tarafından Çrş Ekm 31, 2007 11:41 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
ceve
Yazar


Kayıt: Mar 27, 2007
Mesajlar: 285

MesajTarih: Pzr Hzr 10, 2007 10:12 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Burjuvazi piramidin en üstündeki sınıfsa islami burjuvazi olamaz. İslamda üstünlük sadece takvayladır. Onun dışında islamiyet kırkta birini zekat olarak verdikten sonra istediğin kadar kapital edinme hakkını veriyor sana. (Zekatta ilk önce aç olan komşularına düşer.)

İslami terör olur diyen arkadaş terörün ne olduğunu bilmiyor. İslamdansa zerreyi miskal kadar haberi yok. Terör ancak sivillere yönelik bir tehdittir. İslam ise "masum bir kişiyi öldüren bütün insanları öldürmüş gibi olur" der. Bunu okuduğumda İsmet Özel'in İslamın postmodernleştirilmesi ile ilgili verdiği çokta hoşuma gelen "solucanla, kirpiyi çiftleştirip yavrularından dikenli tel elde etme" örneği aklıma geldi. Olur mu öyle şey yaw?
Başa dön
sabandal
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2006
Mesajlar: 717

MesajTarih: Pzr Hzr 10, 2007 11:35 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bugünkü İnsanın Burjuvazi Cennetinde İsyanı

Tarihin bütün nesillerinden daha çok eziyet çek­memize rağmen, sevinerek söyleyeyim ki biz çok me­sut bir nesiliz. İnsanın dert ve yenilgi dönemlerini gördüğümüz için mesut bir nesiliz.

Acaba gerçek dert ve yenilgi, yalancı ümit ve se­vinçten daha iyi değil midir? Şuurdan doğan dert, akılsızlıktan doğan dertsizlikten daha iyi değil midir?

Ben yirminci asrın ikinci yarısında olduğum için çok seviniyorum, eğer on dokuzuncu asırda olsaydım burjuvazinin yirminci ve yirmi birinci asırda yeryü­zünde yapmak istediği cennet için ahmakça slogan atardım. Şimdi burjuvazi cennetinin yapılmış olduğu bir zamanda, gözlerimle üç asırdır ilmin, Samiri’nin paradan buzağısı olduğunu görüyorum. Altından ya­pılmış ve aldatıcı bir şekilde, ama ruhsuz, ruhaniyetsiz, maneviyatsız, yalancı, sahte banka parası ortaya çıktı ve ahmakları kendine secde ettiriyor.

Şu anda kurulmuş olan, burjuvazi cenneti ne de­mektir? Bütün insanlar için değildir! Bu burjuvazi cenneti, bu tüketim hayatı, kapıdan ve duvardan Av­rupa’nın yüzüne yağan bu nimet bolluğu, havadan gelmemiştir. Bir buçuk, iki milyar insanın açlık bedeli ile meydana getirilmiştir. Ama her halükârda kendisi için, yani Avrupa burjuvazisi için, üç asır Önce ya­pılmıştır. Orada her şeyi bulmak mümkündür. Tan­zanya elmasını, Mısır kenevirini, Kamerun kahvesini, Küba şeker kamışını, Cezayir şarabını, Hind çayını, Vietnam kauçuğunu, Ortadoğu petrolünü bulmak mümkündür. O halde bütün dünya, onların yeme, iç­me, yatma ve yiyecek çiftliğidir. Onların sömürüsüne uğramış bütün milletler, Avrupa’nın bu kirli cenne­tinin karneli ve ücretli işçileri değil midir?

Bütün bunlara rağmen bu cennette, Avrupalı in­sanın nasıl yaşadığını görmek gerekir. Şaşılacak şey şudur ki, bu insan, sonunda üç asırdır söylediği slo­ganlara ulaştı. Yani faydalanma ve tüketim zirveye ulaştı. Şimdi onun iktisadi mal kalemlerinin %10'u temel ve gerçek masraflarıdır. %9O'ı ise eğlenme mas­raflarıdır.

Bu faydalanmadan çok, başka neyi istiyor?

İkinci olarak da ilim, ideal ve iddiasına ulaşmış­tır. Yeryüzünde maddi hayatı ve tabii kuvvetleri uyuş­turmak için bir teknik meydana getirmiştir. Tüketim asaletine dayanan bu hayatı kurmayı başarmıştır. Ama tahmin edemediği şey, yirminci asırdaki haya­tın ve bugünkü insanın en büyük hakikati, bu insa­nın böylesi bir burjuvazi cennetinde isyan etmesidir.

Kur’an’ın deyimiyle, tıpkı Âdem’in ilk cennet bahçesinde «isyan etmesi» gibi. Her şeye sahipti, gön­lü neyi isterse onu yiyordu, buna rağmen isyan etti. O, yasak ağacın meyvesinden yedi. Tüketim hayatı­na bağlı olan bugünkü batı insanı ve ilerlemiş bur­juvazi hayatı dünya emperyalizmi aşamasındadır. Dünyaya, uzaya, göklere egemendir; dünyanın beşerî bütün sofralarına ve nimetlerine el uzatmış, yiyor. Ama isyan etmiştir. Müreffeh hayatta, yararlanmada ve refahta isyan etmiştir. Bugünkü insanı isyana teş­vik eden yasak meyve nedir? İnsanî şuurdur, uyanış­tır. Ansızın ilmin de var olduğunu hissetti. İlim ise üç asırdır ona yalan söylüyor. Kapitalizmin uşağıdır, in­sanın zabitliğini hidayete yönelten kılavuz değil. Ona «sen insansın» demiyorlar, bu ne demektir?

Bugünkü insanın bu kudret ve tüketim slogana artık yeterli değildir. Zira her ikisine de ulaşmıştır, başka bir şey istemiyor.

Bu slogan ve isyan, özellikle dünyadaki bütün ge­çici maddi eziyetlerin ve açlıkların giderildiği bir za­manı başlatmıştır. O zaman, üç asırdır ilmin gizledi­ği, halkı vazgeçirdiği, burjuvazinin ticari görüş ve kültürünün yaydığının dışında, dünyayı anlayacağı bir dünya görüşüne ihtiyaç duyuyor. Hayatın anlamı nedir? Ne için olması gerekir? Bu kadar kudretle ve bu kadar refahla geçirdiği şimdiki hayatın yönü ne­dir? Bu hayatta, ne tarafa gidiyoruz? Bu burjuvalaş­mış ve para düşüncesinde olan ilmin reddettiği, fa­kat daha iyi ihtiyaçlar olan iman, ideal, değer, ahlâk, ruh, aşk, tapma, akide ve faziletin yerine hangi şeyi koymak gerekir? Tekrar tüketimi mi? İnsan, isyan ediyor!

Ne ilim cevap veriyor, ne teknik, hatta ne de be­şeri ilimler. Bütün bunlar el ele vermiş sadece bir sı­nıf için, yani burjuvazi sınıfı için yeni tüketimler ya­ratıyorlar. Bunlar, on altıncı ve on yedinci asırlardaki bütün o iddia, heyecan, dinamiklik, ümit ve geleceğe güçlü bir iman taşımanın aksine, tüketim hayatıyla ilgili fonksiyonlarının sonuna ulaşmışlardır. Bugün yaşlılığın ve yenilginin sonunda, yok olmayla yüz yüzedir. Hile ve büyük cinayetlere giriştiklerini gö­rüyoruz.

Dün irtica, diktatörlük ve çürümüş aristokrasiler­le mücadele eden, büyük Fransız devrimini yapan bur­juvazinin, şimdi cellat ve katil olduğunu görüyoruz. Şimdi o, faşizmi doğuruyor, milletleri yiyor, savaş, sö­mürü ve katliam yaparak ancak ayakta kalabiliyor.

On beşinci ve on altıncı asırlarda ortaçağı yok etmenin, ilmi mahkum etmenin, kilisenin büyük kudre­tini yenmenin sarhoşluğunu yaşayan, artarda ilerle­yen, icatlar yapan ilmin; bugün, aksine bir çıkmaza girdiğini görüyoruz. Bereşt şöyle diyor:

«Bugünkü insan ilimden bıkmıştır. Zira faşizmi meydana getiren ilim idi» ve bunu insanlığa zoraki yükledi. Dünyada ilk defa insanlığın üçte ikisinin aç olması düzeyinde açlığı ilim meydana getirdi.

Sınıfsal sömürü ve artık değerin yağmasını bu dereceye çıkaran ilimdir. Sömürüyü ilkel, basit ve açık şeklinden alıp bu kadar güçlü, derin, köklü ve şiddetli yapan ilimdir. Dünya milletlerinin kültürel sömürüsünü ortaya çıkaran ilimdir. Avrupa'yı vahşi bir gergedan yapan ilimdir. Üçüncü dünyayı çirkinleşmiş kurtzede kuzular yapan ilimdir...

Evet yalan söyleyen ilim, dinin sınırlamasından kurtulmuş ama, şimdi de tanrılarını değiştirmiştir. Allah'ın yerine parayı kendi ilahı olarak almış ve pa­ra için her işi yapmıştır.

İnsanı çirkinleştirip, burjuvazinin sipariş ettiği şekle sokmuştur!

Bugünkü insanın dine ihtiyacı, iki sorusuna cevap vermesi içindir.

Birisi, büyük bir manevi dünya görüşü vermesi­dir. Allame İkbal'in sözüyle; «varlık aleminde, ruhanî bir tefsirin» anlatılmasıdır. Hür insanın yaptığı şekil­de, egzistansiyalizmin dediği şekilde, —şu anda doğ­ru söylüyor— kendisini onda yabancı ve meçhul his­setmesidir.

İkincisi, yaşamak için insanın hedefine bir yön gösterilmesi veya icad edilmesi. Zira diğer bütün hay­vanların aksine insanın en seçkin özelliklerinden bi­risi budur. Diğer hayvanlar niçin yaşadıklarını anla­mıyorlar. Ama, insana; yaşa dedikleri zaman, hangi şekilde diye sormadan önce, niçin? diye soruyor.

Bu yüzdendir ki insana, sadece hangi şekilde yaşaması gerektiğini öğretmek yetmiyor. Aç olduğu sü­rece alışılmış hayat nimetlerinin ve bağışlarının pe­şinden gider. Aç olduğu zaman bu sorudan az veya çok uzaklaşır. Ama bu ihtiyacı giderildiği zaman, in­san olmanın temel ihtiyaçları, nerede olması gerek­tiği söz konusu olur. Bu yüzden gerçek dine, mutlak dinî duyguya bugün daha çok, daha ciddi, daha ha­yati bir .şekilde ihtiyaç vardır.

Dini [dinleri] dikkatli ve alimce tanımayı gerek­tiren meselelerden birisi de şudur: Dinler tarihinin dikkatli bir şekilde incelenmesi bize şu büyük haki­kati gösteriyor; tarihin gidiş yolunda din iki akıma sahiptir. Biri insanî akım, diğeri ise tarihî akımdır.

İnsanî akım ve insani gidiş daima canlıdır. Bu­günkü insan, belki geçmişteki insandan daha çok di­ne ve dinin insani gidişine muhtaçtır.

Niçin muhtaçtır?

Çünkü, geçmişteki insanı gelenek ve geçmişe say­gı, milliyet, toprak ve kan övünmeleri tatmin ediyor­du. Maddi hayat için gösterdiği telaş onu meşgul edi­yordu. Yeniçağın insanını, ilmî ve teknik keşifler bile ikna ediyordu. Ama bugün artık bunların hiçbiri bir şeye yaramıyor. Bütün bunlara sahip olmasına rağ­men insan yine isyan ediyor, ölüm ve cinnet dere­cesine ulaşan bir isyan. Medeniyetin yıkılması ve bu­günkü insan toplumunun yok olması korkusuna doğ­ru giden bir isyan. Bu, geçmişin aksinedir. Geçmişte insanın cehaleti, zaafı, korkusu ve maddi ihtiyaçları din ile karışmıştı, her şeyi dinden almak istiyordu. Şimdi, ilim çoğu ihtiyaçları kaldırıyor, ama kaldırmadığı şey, yüce dindir. İnsana ve hayata anlam ba­ğışlayacak bir din. Bugünkü insan, her zamandan da­ha fazla bu dine muhtaçtır.

İkinci akım, olumsuz akımdır, tarihe hakim olan akımdır. Bu, insanî ve dinî yönün zıddıdır. Egemen güçler tarafından, halkın zararına ve aleyhine, mev­cut durumu açıklamak için kullanılıyor.

Bu iki din, tarih boyunca birbirlerine karşı daima mücadele ve savaş halindedir. Bu tarihin sonunda, biz şimdi dini iki görüş açısından inceliyoruz:

Biri bizim zamana ve asra bağlılığımız açısından. Bu asır ilim ötesi bir yorum arıyor, insanın yaşaması için bir anlam, bir ruh, bir iman ve yüce bir aşk arı­yor.

İkincisi ise, bizim bir dinî kültür ve topluma bağ­lı olmamız açısından. Dinin o olumsuz akımı bütün tarihimiz boyunca hareket ve hakimiyet sahibi olmuş­tur. Halka, dinin kendisine, tarihimize, halkımızın hareketine ve toplumumuza karşı bir fonksiyona sa­hip olmuştur. Bu fonksiyonu göstermek gerekir.

Bu unsur, dinler tarihini ve dinleri tanıma konu­sunu, yeniden ilmî bir şekilde baştan başlayarak göz­den geçirmemizi gerektiriyor.

Kaynak: www.aliseriati.com

Bu meselenin bir yanı.Öbür yanlarında gezinmenin faydasına da inanıyorum.Yeterki iyi niyet ve ego tatminine yarayış etkisini bertaraf eylesin.
Başa dön
attar
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 07, 2006
Mesajlar: 595

MesajTarih: Pzr Hzr 10, 2007 1:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu mudur yani..sözlükler, sosyoloji kitapları akademik araştırmalar bitmiş, ali şeraiti nin konuyla alakasız bir yazısı ve ismet özel in .... bir sözüyle mi tartışıcağız bu konuyu..

Şimdi öncelikle kelimeleri doğru yerine koyalım ki ne tartıştığımızı bilelim..efendim, burjuva nedir diye tdk nın sözlüğüne girdiğinizde size kent soylu gibi bir şey karşınıza çıkacaktır..bu kelimenin ilk anlamı da budur zaten..fakat tarihi süreç içerisinde anlam değişikliğine uğramıştır..marx ın söyleminde bildiğim kadarıyla(yanılıyor olabilirim) tepedeki birkaç büyük kapital sahibi için kullanılırken, bugünkü yaygın anlamı ticaret yaparak zenginleşmiş sınıfı tarif eder..

Yani esasında burjuva kelimesi beraberinde bir olumsuz nitelemeyi getirmiyor, bir insan hem burjuva olup hemi de hayır hasenatta bulunabilir..hee, eğer siz illa ki başka anlayacağım diyorsanız, orasına bir şey diyemem..

Bu arada İslamiyet hakkında ahkam kesen arkadaşa şu kadarını söyleyeyim..sizin söylediğiniz sözün Yahudi tasavvufu nun (kabala nın) sözlü kısmı talmud da geçtiğini bilecek kadar islamiyeti iyi bildiğimi düşünüyorum..tabii ki eksikliklerimiz vardır ama bu konuda değil..isterseniz peygamber zamanında eli kılıçlı olmadığı ve masum olduğu halde öldürülenlere ilişkin birkaç malumat vereyim..hemen beni hedef tahtası yapın sonra..

(not: ali şeriati yi severim..gerçekten farklı bir isimdir..ama çok hatalı çıkarımlarda bulunduğunu da tespit etmek gerek..ismet özel hakkındaki fikirlerim ise Nihat genç ile aynıdır..)
Başa dön
ceve
Yazar


Kayıt: Mar 27, 2007
Mesajlar: 285

MesajTarih: Pzr Hzr 10, 2007 3:08 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Evet ahkam kestim. "Kendi bahçesinde dal olamayan birinin benim bahçemde ağaçlık taslaması" karşısında her zaman ahkam keserim.

İslami terörün olabileceğini söylemenize Yahudi tasavvufunu ve kabalada geçen o sözü bilmeniz engel değil. Çünkü mevzu İslam. Eğer o ayetin Maide Suresinde geçtiğini bilseydiniz heralde akl-ı selim biri olarak o düşünceniz değişirdi. Ayrıca Peygamber zamanında (bu ucu çok açık bir ifade) peygamberin tasvip ettiği bir tek masum insanın öldürülmesine örnek verir misiniz? Ya da vermeyin. Tartışma konusu olarak bu konu bana çok abes geliyor.

Asıl konu islami burjuva. tdknın verdiği anlama göre, buna karşı çıkmak ne mümkün. Kimse İslamda kent soylusu olmaz, kimse ticaret yaparak zenginleşmek haramdır diyemez. Benim ortada gördüğüm burjuva kavramı sizin sevdiğiniz ama çok hatalı çıkarımlarda bulunduğunu da tespit ettiğiniz Ali Şeriati'nin açıkladığı gibidir. Tüketimde doymaya sürekli aç olan sınıf. Aynı zamanda karnı aç olanları da aklının ucuna bile yanaştırmayan.

Şimdi düşünüyorum da toplum olarak İslamın esasları pratiğe döküldüğünde ekonomik açıdan üst sınıf yine üstte olacaktır ama alt sınıf o kadar da altta olmaz. Çünkü peygamber diyor ki;

"Mü'minleri kendi aralarındaki merhametleşmelerinde, sevişmelerinde, yardımlaşmalarında bir vücud gibi görürsün. Ki vücudun bir organı ağrırsa, vücudunun kalan kısmı uykusuzluk ve humma ile o organın problemine ortak olur.”

Bu konuda Allah'ın aktarabileceğim sözleri şu şekilde:

"Allah dedi ki:
- Ey insan hasta oldum, ziyaretime gelmedin.
İnsan sordu:
- Ey Rabbim sen alemlerin Rabbisin... Seni nasıl ziyaret edeyim?
Allah buyurdu:
- Bilmiyor musun? Falan kulum hasta oldu; ama sen onu ziyaret etmedin; eğer onu ziyaret etseydin; Beni yanında bulacaktın.
Allah dedi ki:
- Ey insan. Açtım, doyurulmamı istedim; beni doyurmadın.
İnsan sordu:
- Ey Rabbim ben seni nasıl doyururum? Sen alemlerin Rabbisin.
Allah buyurdu:
- Falan kulum senden yemek istedi; sen yedirmedin...
Bilemedin mi? Ona yedirseydin beni yanında bulacaktın.
Allah buyurdu:
- Ey insan su istedim; vermedin.
İnsan sordu:
- Ey Rabbim sana nasıl su vereyim? Sen alemlerin Rabbisin.
Allah buyurdu:
- Falan kulum senden su istedi; vermedin. Ona su verseydin; Beni yanında bulacaktın... Bunu da mı anlayamadın?"

İslamı Allah'ın ve peygamberin sözlerinden öğrenmek lazım. Bu konuyla ilgili aklıma ilk gelen sözler bunlar. Bunları kimse reddemez. Rededenlerle sanırım burjuva kelimesinin karşılığında mutabık değiliz.

Son olarak konuyla alakasız ve gereksiz bir açıklama. Ben de İsmet Özel'i Nihat Genç'in gördüğü gibi görürüm. Metroda başımda durdu ama kalkıp yer vermedim.
Başa dön
tohum
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 01, 2006
Mesajlar: 553

MesajTarih: Pzr Hzr 10, 2007 3:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İlahi emir ve kutsal buyruklarla yeryüzünde adaletin,gelir dağılımının,eşitliğin gerçekleştiği nerde görülmüştür,keskin sınıf çatışması dün olduğu gibi bugünde sürüyor her yerde,konu sınıfsal temelli dir.kabaca ben böyle anlıyorum,ama yok kentsoylu yok islami burjuva vardır minvalinden günümüzün yarım iktidarı hükümetin sayesinde palazlanan şımarık sosyetik tesetürlü lüks arabalı tarikat zenginliği kastediliyor ise o ayrı bir konu.
Başa dön
attar
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 07, 2006
Mesajlar: 595

MesajTarih: Pzr Hzr 10, 2007 4:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

tüketime doymamanın burjuvası işçisi olmaz efendim..yani hem orta gelirli memur hem tüketim çılgını olabilirsiniz..ali şeriati söz konusu yazıyı yazdığında tüketim toplumu kavramı henüz yoktu galiba..ve de bir baudrillard..

neyse..maksat hasıl olmuştur kanaatimce..

(not: öbür kısıma özellikle girmiyorum..çok antipatik olmaya başladım zira)
Başa dön
Karakutu
Site Admin
Site Admin


Kayıt: Mar 10, 2006
Mesajlar: 604

MesajTarih: Pzr Hzr 10, 2007 8:11 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"
- En çok neye kızıyorum biliyor musun?
Bütün bu ırk, etnik köken konuşmaları...
işin özüne indiğinde sadece iki ırk var:

işçiler ve patronlar, hepsi bu.

- Haklısın ahbap.

"


"Masked and Anonymous" filminden...
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2128
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr Hzr 10, 2007 10:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

(Aynen bu başlıkla iki yıl önce, dini bir sitede konuyu tartışmaya açmıştım. Tekrar okudum eski yazdıklarımı. Ve hüzünlendim tabiki. Zaman ne çabuk akıyor. Ve geride bırakılan bir sürü sayıklama. Neyse.. Şimdi diyeceklerim tamamen farklı.)

Burjuvazi, batı kökenli bir kavram. Dolaysıyla batının sosyo ekonomik ve psikolojik özelliklerinden paylanmış. Batı'ya baktığımızda, ortaçağ sonrasında aşırı uhreviyattan hızla aşırı dünevileşmeye yol aldıkları görülür. Burjuvazinin içeriğini oluşturan tüm etmenler de bu aşırı dünyevileşmeden payını almıştır. Mesela, hedonist olunması gibi. Zaten batının tüm öyküsü, evrenin merkezinin tanrı olmaktan çıkartılıp, yerine bireyin koyulması değil midir?

Burjuvazi batı'ya ait, ama batı takipçisi toplumlar da bundan payını almış. Hatta bu önemli bir paradokstur, hem ülkenin zenginleşmesini savunursunuz, hem de burjuvaziye (yani kazanan kentsoylu sınıfına) karşı durursunuz. Paradoks, çünkü batı dünyasında işin kuralı bu: birileri kazanırken, birileri kaybeder. Artı için, eksi gerekli. Adamların işçileriinin bile dünyadan daha iyi olanklara sahip olmasını , eski sömürgeci durumlarını halen alttan alta sürdürmelerine borçlu olduklarını görürüz. Attila İlhan bunu iyi açıklar . Paris'in kanalizasyonlarını bir asırdan fazla yıl önce, Kuzey Afrika'lı işçiler kazmış. Çünkü Fransız işçiler bu işleri diğer aşağı milletlere havale ediyorlar. Bu durum yine paradoksla bir şekilde sürüyor: bütün ulus devlet emekçileri, diğer ulus devletlerin emekçilerine düşmandır. Eğer öyle olmasaydı, serbest dolaşım hakkına AB içinde solculardan da köstek gelmezdi. Mesela üretim olunca, ve mal- ürün satımı rekabetinin olduğu pazar- piyasa bütün yaşantıya hakim olunca, bu da kaçınılmaz oluyor.

Zenginleşmek herkesin arzusu. Özellikle biz idealistler için ülkenin ve toplumun zenginleşmesi ile büyük ve güçlü ülke olmak, aynı şey demek. Hem, refahı talep etmek bir hak. Geriye, adil gelir dağılımını sağlamaya çalışmak kalıyor. Ama bakalım, o sosyal refahçıların idelize ettiği durum söz konusu olabiliyor mu? Yani kazanan sınıf, malını, mülkünü paylaşmaya gönüllü mü? Din dışında, bu gönüllülüğü hiçbir şey sağlayamaz. Fakat din derken, bunda bilincini kastediyoruz. Yoksa, herkes haberli yada habersiz, zaten bir dinin içine doğar.

Tolstoy, arayışını anlatırken, kilise'ye takıldığını, papazlarla konuştuğunu, kilise cemaatini etüd ettiğini belirtir ve der ki; "baktım ki, onlar da, herkesin isteklerine sahipler. Daha fazla zenginlik, daha çok hayattan haz alma..." Tolstoy, dindarların bu durumundan dolayı tekrar ateizme yelken açıyor, ama sonra görüyor ki, olgu ile ondan paylanan insan farklı şeyler.

Toparlayacak olursak... Şu bu motifler, ortadaki yanlış giden şeyleri örtbas edemez. İnsan, başkalarından etkileniyor her anlamıyla, ama bunu aşmaya çalışmak ta aklın ödevi olmalı.

İyi ve kötü, güzel ve çirkin, her zaman dünya üzerinde yanyana, iç içe olmuştur. Müslümanın da çirkini vardır, güzeli vardır. "Müslüman güzel olmalı" ifadesi, sadece güzel bir temenni olabilir. Bize düşen görev ise, güzeli yaymak, çirkinliğe mani olmak. Ki bu da, Allah'ın bize yüklediği sorumluluktur. Çirkince yaşamayı, dini motiflerle süsleyenler, ne Allah'ı kandırır, ne de insanları. Yalnızca kendini kandırır. Ne var ki, kötü örnek olması vesilesiyle, görünürde temsil ettiği güzelliklere insanlara mesafeli yapar. Gönüllere yük olur.


"O(sav), halkın içinde halktan biri gibi yaşardı. Karşısında titreyen bedeviye, "benden korkma, ben de kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum" diyordu. Üzerinde yattığı hasırın izleri vücudunda belirince Hz. Ömer dayanamayıp ‘Ya Resulullah; diğer kralların, padişahların tahtları sarayları varken, niye siz hasırın üzerinde yatıyorsunuz’ diye sorar. Bunun üzerine ‘Ya Ömer! Bırak dünya onların olsun’ der. " (alıntı.)

İşte, O (SAV)'nun gibi yaşayanlar güzel müslümanlardır.

Not: Gerçeklerle yüzleşmek ve hesaplaşmak bir zorunluluk. Hukukta bir kuraldır: "Kötü niyet himaye edilmez." Kıyasla... Kötü ahlak sahibi müslümanı, sırf müslüman diye himaye etmek, hak, hukuk, adalet dışı. Kayırmacılık yok yani. Zalim, müslüman da olsa zalimdir. Hırsız, müslüman da olsa, hırsızdır.

Not 2: İslami denilerek, islam'ın çirkin saydığı şeyler meşrulaştırılmış olmaz. Fiiliyatta islam'a inanan birisi, o çirkin şeyleri yapabilir ve dıştan bakıldığında islami motiflere (ve yanlış çıkartılmış bir motivasyona) sahip olduğu görülebilir. islam ve terör yanyana getirilerek, bir kere zihinlerde, istenen denklem kurulmuş oluyor. Böylece islam deyince terör, terör deyince islam akla gelmiş oluyor. Nitekim batı'da yapılan kamuoyu araştırmalarında, islam'ın kan dökücü bir din olduğuna dair inanışın yaygın olduğu görülmüş. Tabi, bir kaç on yıl öncesine kadar, ortalama bir amerika'lı belki de islam diye bir dinin varlığından bile habersizdi. Ama kendisine kısa zamanda öğretildi. Tabi istenen amaç üzerine eğilip bükülerek.. O da işte bu gibi kavramlar ortaya atılarak ve hedef tutturularak sağlanıyor. Şüphe yok ki, egemenliğin evvela sağlandığı yer dil oluyor. Çünkü dil, düşünce ve duygunun ta kendisi. Çünkü adlandırma, var etmektir.

Not 3: Bence anahtar kavram "dünyevileşme"... İlk başlarda söylediklerimle bütünleyecek olursam, burjuvazi, dünyevileşmenin alt kümesidir. Tabi burda, o, toplumda lokomatif sınıf olunması istenen yalın anlamıyla burjuvaziyi (kentlileşmiş sosyo-ekonomik ve kültürel sınıfı) kastetmiyorum. Burjuvazinin, bizlerin zihinlerine haklı olarak bıraktığı, ehli dünya, ehli nefs olma halini kastediyorum. Mal-mülkün insanı kışkırttığı ortada duran bir gerçektir. Zaten bu yüzden dindarlık, olanak yoksunuyken kolay, mal varlığı halinde zordur. Bununla beraber, modernite yanlıların bundan şikayet etmesi de iki yüzlülük. Çünkü insanlar, arzulandığı gibi dünyevileşiyorlar. Ki modern olmanın en önemli ayağıdır, dünyevileşme. O halde modern ideolojilerin, kendilerine rakip olan muhafazakarların dünyevileşmesinden hoşnutluk duymaları lazım. Ahlaki çürümede eşitlik sağlanmış oluyor böylece.

Not 4: Laf lafı çekiyor. Muhafazakarlığa da, islam penceresinden bakanlar, gerçekte karşı çıkarlar. Çünkü muhfazakarlık, bazılarının da haklı olarak iddia ettiği gibi, 'teolojisiz-ilahiyatsız- din, düşünce ve yaşayış algısı'dır. Çünkü, ateizmden daha büyük tehlike olan dünyevileşmeye inananları çaktırmadan korumasız bırakmaktadır. Mekanizma basit: Din, nasslara dayanır. Nasslar sayesinde doğruluk eğilip bükülmez. Buna göre, lüks bir yaşam, dünyanın her döneminde haramdır. Bu zamanda da öyle. Ama nassları geri plana atarsanız, işi mantığa bürüme, mantığa çekme zor olmayacaktır. Çoğu kere önce amel işlenir, sonra felsefesi yapılır. Dinde ise, felsefesi önce, ameli sonradır. Amel rengini, dini öncüllerden alır.

Dünyanın, ülkemizin, toplumumuzun da bu gidişatta olduğu açıktır. Benim gibi düşünenlere göre ise, buna direnerek, gerekirse ıssız bir ada olarak kalıp, hayatın hakkını vermek. Neyseki benden daha çok var.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Sosyoloji Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok BURJUVA VAR, BURJUVACIK VAR! gunfrfd Attila İlhan 0 Cmt Arl 30, 2006 2:01 pm
Yeni mesaj yok KaNa'dan sonra şiir olabilir mi? eylem Güncel Olaylar-insanlar 0 Cum Ağu 11, 2006 9:59 am
Yeni mesaj yok Cemaat-i İslami’nin “Fecr Güçleri” Hi... Golge Güncel Olaylar-insanlar 4 Pzr Tem 30, 2006 11:51 am
Yeni mesaj yok Kişinin yarattığı bir şey ondan daha ... Karakutu Felsefe 25 Cmt Tem 29, 2006 5:16 am
Yeni mesaj yok bir hafta boyunca yogunluk olabilir Karakutu Yöneticiler için 4 Çrş Tem 26, 2006 4:07 am

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke