Kayıt: Sep 13, 2006 Mesajlar: 160 Nereden: gidece?imiz yerden
Tarih: Cmt Mar 17, 2007 12:58 pm Mesaj konusu: İş ve Meslek Ahlâkı
Eski çağlarda ekonomi denildiğinde bundan sadece bir ya da sadece bir kaç meslekten ibaret olan iktisadi faaliyetler anlaşılırdı. Ticaret, bilindiği üzere en eski mesleklerin başında gelmektedir. Eski çağlarda yazılı kutsal din kitaplarına bakıldığında ticaretin belirli ahlaki ilkeler ve kurallar içerisinde yapılması önemle vurgulanmıştır. “Ticaret ahlakı”, bu anlamda meslek ahlakının bilinen en eski türüdür.
Oysa günümüzde ekonomik faaliyetler hacmi -ticaretin ötesinde- oldukça genişlemiştir ve içinde sayısız meslek barındırmaktadır. Her meslek için ortak bazı ahlaki ilkeler sözkonusu olmakla birlikte farklı mesleklerin kendisine özgü başka ahlaki ilkeler de bulunmaktadır.
Örneğin, doğruluk ve dürüstlük, sözünde durma vs. klasik ticaret ahlakının temelidir ve bu ahlaki ilkeler şüphesiz tüm meslekler için de geçerlidir. Ancak bunun dışında bir öğretmenin, doktorun, hakimin, avukatın, gazetecinin, politikacının mesleklerini icra ederken uymaları gereken ya da uymaları beklenilen başka ahlaki ilkeler de bulunmaktadır.
Bunun dışında her mesleğin ya da her meslek sahibinin kendi içinde yaşadığı iç çevreye (organizasyona) karşı sorumlulukları olduğu kadar, yaşadığı çevrenin dışına karşı da sorumlulukları da bulunmaktadır. En başta insanların ve kurumların yaşadıkları “habitat”a (doğal yaşam ortamı) karşı önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Doğayı korumak, çevreyi kirletmemek, özürlü insanlara saygı ve ilgi göstermek, toplumsal sorunlara karşı duyarsız kalmamak vs., sosyal sorumluluklara sadece bir kaç örnek teşkil etmektedir.
(Prof.Dr.C.C.Aktan)
“Bakkallar:
Malın iyisini fenasını ayırarak sat, terazileri çok doğru ola, eksik tartıp satan bakkalların hakkından geline.
Oduncular:
Odunun boyu deve yükü olursa dört, katır yükü olursa altı karış ola ve yük devenin ve katırın taşıyabileceği kararda ola, eksik olmaya.
Terziler:
Dikişlerini sıkı dike ve esvabı vaat ettikleri günde yetiştire, ziyade iş alıp gününde yetiştirmeyenler hazır edile.
Ekmekçiler-Çörekçiler:
Ekmekçinin, çörekçinin çöreği çiğ, kara ekşi ve noksan olmaya.”
Almanya'da 20 bin kadar mühendis açığı varmış. Gerek ülkemizde, gerekse de gelişmiş ülkelerde donanımlı teknik eleman ihtiyacı had safhalardaymış. Bunun nedeni tabiki insanın o meslek doğrultusunda yetişme tarzının olmayışı. Zaten buna dikkat çekiyor işadamları ve eğitimciler ve devlet adamları. Eğitimin ilerleyen ekonomiye uydurulması lazım.
Matrix'teki insan tarlalarını hatırlayalım. Makinalar için insan yetiştiriliyordu. Çünkü makinalar enerjisini insandan alıyordu. Ekonomi için de insan farklı bir şey değil. Başağında olgunlaşmayan insanoğlu, işe yaramaz bir çöp bu çağda. Daha fazla şey isteniyor bizden. Hergün daha fazlası... Dün bir yabancı lisan lazımken, bugün ikincisi de isteniyor. Yemeyip, içmeyip, düşünmeyip, kendimizi bu devasa, tek bir makinanın hizmetine amade için çalışmamız isteniyor. Diyelim ki hayatımızın üçte birini (bazen yarısı)feda edip makina dünyasına adım attık. Özgür mü olduk peki? Hayır. Daha önceki bütün çabamız, makinada bir civata parçası olmak içindi. Şimdi civatayız ve makinaya daha fazla yapışık olarak geri kalan hayatımızı süreceğiz. Öyle bir civata ki, sistem olan makinanın dışında hiçbir anlamımız yok.
Aslında dünyaya yeni bir köle katmamak için hiç çocuk yapmamak lazım, diyeceğim ama... Aması bir sürü işte.
Ekonomi insanın sınırsız ihtiyaçlarını referans alarak işler. Dünyadaki şu büyük ekonomik çark, insanoğlunun hasisliğinin eseri. Dünyadaki tüm insanlar bir anda kendisine lazım olmayanlardan vazgeçse, bütün ekonomiler çöker. Ama bu asla olmaz. Çünkü insanlık, 'insanların ihtiyaçları sonsuzdur' dene dene, ihtiyaçları gerçekten sonsuz bir varlık haline geldi.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız