Eskiden veresiye defterleri vardı.Bizim mahalle bakkalının kalın ciltli,alfabetik
fihristli ,veresiye defteri;iki ekmek,yarım kilo şeker,bir paket tuz gibi , zaruri ihtiyaç maddeleriyle dolu olurdu.Kimisi maaşını aldığında hemencecik gelir borcunu sildirirdi.Bazı kişiler olası bir ihtilafı önlemek için kendine de bir defter olmasını ister ve aldığı her şeyin kendi defterine de kayıt edilmesini sağlardı.Ödeme günü geldiğinde her iki defter karşılaştırılır ve ödemesi yapılırdı.Bazı zaman aylarca hiç ödeme yapamayacak durumda olanların bile istedikleri şeyler hiç bir zaman geri çevrilmez,mutlaka verilirdi.Nasılsa parası olduğunda verecektir, anlayışı hakimdi,çünkü.Benim babamın veresiye defteri ise enteresanlıklarla doluydu,Müşterisi olupta ismini bilmediği kişileri ,fötr şapkalı uzun boylu adam,veya kısa boylu atkılı kadın, ibareleriyle veresiye defterine kaydederdi. Veresiye defterinin kredili müşterileri halen bu anlayışla alışverişlerine devam ediyorlar da,kredi kartının tahakkümü olmasa.
Nette çok yayılmış bir yazı.Yazarını bulan varsa eklemesini rica ediyorum.Ben bulamadım.
........
Osmanlılar zamanında Ramazan günlerinde tebdil-i kıyâfet ile, pek çok zengin, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav dükkânlarına gider, onlardan Zimem Defteri ' ni (veresiye defteri) çıkarmalarını isterlerdi.
Baştan, sondan ve ortadan rastgele sahifelerin toplamını yaptırıp, miktarını ödedikten sonra;
"Bu borçları silin! Allah kabul etsin!" der, kendilerini tanıtmadan çeker giderlerdi.
Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu; borcu sildiren, borçtan kimi kurtardığını bilmezdi...
Gizli verilen nâfile sadakanın, açıktan verilen nâfile sadakadan yetmiş kat dahâ sevâp olduğunu bilen zevât, yardımlarını mümkün olduğunca gizliden yapmaya gayret ederdi. Ecdadımız sağ ile verdiğini, sol elinden bile gizler, yaptıkları iyilikleri unutur giderlerdi.
İtalyanların askıda kahve olayı geziyordu net'te bir ara, ecdadımız bu konuda da daha ilerisini zaten yapmış.
Sürekli Batı yı övüp geçmişimizi ve atalarımızı yokmuş gibi görenlere ithaf edilir..
Hocam, atalarımız evliyalıkta,ilimde,insanlıkta,edepte,bilimde,siyasette,askeri alanda,sanatta,...eşi benzeri olmayan insanlar.Ama torunlar kaypak .Bu gen onlara, sevdalandıkları batıdan enjekte edildi.Bu sevdaları hiç bitmeyecek gibi görünüyor.Ne kadar geleneksel yaşamaya çalışsalarda.
Veresiye defterini sadece bakkalımız tutardı.Paramız olunca kapatırdık hesabı.Anamdan gizli, kola şekeri,leblebi tozu,unlu kurabiyesi,...alırdım.Bizim hesap hep çok çıkardı.Ama benim aldıklarımdan değil.Hacı İslam amcanın damadı Hasan şerefsizi yüzünden.İslam amca, babamın içerde olduğunu bildiğinden,bana çok güzellikler yapardı.Allah razı olsun.Mekanı cennet olsun...
Veresiye defterleri gitti,alışveriş bitti.Bunalım,intiharlar,borçlar,cezaevleri,hacizler...Bizim geleneğimizi tek tek yok ediyorlar.Piknikler,,uçurtma uçurmalar,ağaçlara salıncak kurmaklar.İnadına veresiye açıyoruz köşe bakkala.İnadına Eyüp sahilinde uçurtma uçuracağız,salıncaklar kuracağız.Onlara inat selamlaşacağız.Güler yüzlerimiz asılmayacak onlar gibi.İmecelerimizi,yarenlerimizi,bırakmayacağız.
Fazla yazdım sanırım.Şimdi kapitalizme dalarsam,konuyu toparlamakta güçlük çekerim.Alışverişi en zevkle yaptığım günlerdi veresiye yılları.
Eğer birine gerçekten yardım etmek istiyorsanız ve bu yardımı gizli olarak yapmak istiyorsanız, mahalle aralarında marketlere direnen bakkallara uğrayın.
Zira o bakkallarda halâ veresiye defterleri var.
Bakkala en sıkıntıda olan, ödemede en çok zorlanan müşterisini sorup bir miktar ödeme yapabilir, hem bakkalı hem çaresizlikle kıvranan borç sahibini sevindirebilirsiniz.
Borç sahibi sizi, siz de borçluyu bilmeden sadece Allah rızası için bir hayır yapmış olacaksınız.
Bu duyuruyu gazetede yaptık. Ulaşabildiğimiz adreslere de mektupla bildirdik.
Ama inanın "askıda kahve" durup durup gündeme gelmesine rağmen, bizim önerdiğimiz "Veresiye Defteri" hiç gündeme gelmedi bir daha.
Bırakın gündeme gelmeyi, okurlardan bu yönde ne olumlu ne olumsuz tek bir mektup bile almadık.
Askıda kahve lâfı daha cazipti sanırım.
Belki "Askıda Kahve" anlatımıyla "Askıda Ekmek" teklifine dönüşen bu eylem, sadece bir ya da iki ekmek parası ile sınırlı olduğundan daha cazip hale gelmiş olabilir.
Ama biliyorum ki ve hatta eminim ki içimizde iki ekmek parasından bir miktar daha fazla olacak bir parayı hayır olsun diye vermek isteyen niceleri vardır.
Her mahallede bakkal var. İnanın hemen her bakkalda halâ veresiye defteri var. Elbette eskisi gibi kalın değil bu defterler. Bakkallar mahallede uzun yıllar oturan ve iyi tanıdıklarına açıyorlar bir sayfa.
Mahalleye yeni taşınmış, bilemediklerine, tanımadıklarına böyle bir yaklaşımları söz konusu değil.
Benim sorduğum bakkallar, çoğunlukla üç ayda bir emekli maaşı alanların ödemede zorlandıklarını ve bu sebeple yaşlı emeklilere veresiye verdiklerini söylediler.
Bazen yine mahallede uzun yıllardır oturduğunu bildikleri bazı müşterilerinin ani işsiz kalmaları sonucunda yeni bir işe girene kadar veresiye sistemini işlettiklerini ifade ettiler.
Sadece bir market (mahalle bakkalının az gelişmiş olanı ama adını ...market olarak değiştirmiş modaya uymak için) bir hanımın eşini kaybettiğini, adamdan kadına ve çocuklarına hiçbir sosyal güvence kalmadığını, bu sebeple mahalleli olarak onların bakkal ihtiyaçlarını karşıladıklarını söylemişti. Mahalleli kendi aralarında işletiyordu bu veresiye defteri modelini bizim aklımıza gelmeden çok önce.
Güzel yurdumun güzel yürekli insanları herşeye ve herkese rağmen vazgeçmemişti iyi insan olmaktan.
Dilerim böyle insanlar giderek azalacağına, çoğalır.
epeydir yazmak istiyordum bu başlığa ancak her seferinde bir engel çıktı ama iyi de oldu konu pişti ve genleşdi biraz. evet ben köprünün diğer kıyısındayım ve benim dükkanımda veresiye defterim mevcut. tekel büfesi olmasına rağmen ufak çaplıda olsa her bakkalda bulunan malzemeler mevcut ve ben geçen sene bu veresiye defteri yüzünden tamı tamına yedi yüz elli yeni Türk lirası içeri girdim. sistem genelde şöyle işlemekte, önce bir kaç ay alışveriş yapılıyor ardından ufak tefek param yok yarın veririm denilip gününde getiriliyor, sonra hafiften hesap açılıyor ve gün geçtikçe o hesap şişmeye başlıyor ve ödeme kesinlikle aksamaya başlıyor ve bir de bakıyorsunuz ne gelen var ne giden. benim üst katta oturan bir kadın var mesala, bir senedir işe gidip gelirken doğal olarak benim dükkanın önünden geçmesi gerekirken yolunu değiştirdi benimle yüz yüze gelmemek için. sigara almaya çocuğunu hatta hamile gelinini gönderiyor ve iki kere söylememe rağmen gün verip ödeme yapmıyor. çingenlerden bir kaçı sıkı müşterimdi eskiden üç beş lira artık hesapları var diye dükkana uğramaz oldular. ben de artık tahsil etmekten umudumu kestiğimden defteri kaldırdım daha küçük bir defterle devam etme kararı aldım, şimdi hiç biri gelmese bile beni sarsmayacak kadar bir miktarla idare ediyorum ve dört beş kişiyi geçmiyor veresiye defterimdeki kişiler. bunun yanında sağımda solumda esnaf ve işçi kısmıyla da veresiye sayılmasa da vadeli ticaret ilişkisi içindeyiz ve genelde herhangi bir yamuk söz konusu değil. defterdeki kişiler bazan sıkıştıklarında elden para da alırlar ve deftere işlenir, sistem bu ancak veresiye defterinde adı geçen herkesin sadece fakir olduğu için bu yöntemi tercih ettiğini düşünmeyin bir kere, bir kısmı bunu hayat tarzı olarak kabul etmiş. ama gerçekten aylığı geçimine yetmeyen bu nedenle bir sonraki aylığına ipotek koyan ve geçinmeye çalışan aileler de mevcut, ayrımına varmak gerek ki bunu en iyi mahalle bakkalları bilir. bir rizeli aile vardı mesala ve benim dükkandan biraz daha küçük güneş almayan bir eve üç küçük çocukla yerleştiler. asgari ücretle çalışan evin reisi maltepe sigarası içer ve haftada bir de bir iki bira alırdı. içilen sigara dürüstlüğün ölçüsüdür, fakirlikten şikayet edip malboro sigarası içen birine asla güvenme bir kere, kafadan çelişki yaratır ve sözleri bir amaca yönelik ya da yalandır. herneyse, düzenli olmasa da her ay ödeme yapıldı ve en son rizeye gitme kararı almışlar ben yokken ve hesabı kapatıp gitmişler. Allah yollarını açık etsin, ne diyeyim ancak bir de şöyle bir olay yaşandı iki ay önce. çocuklardan birinin öğretmeni durumlarını her nasılsa öğrenmiş ve yardım etmek istemiş. derken evin hanımı ortağıma gelip hesabı şişirmesini istemiş ondan, ortağım da hesap yetmiş lira iken iki yüz elli lira demiş ( ben olsam yapar mıydım, sanmıyorum), öğretmen hanımda yüz yirmi lira bırakıp gitmiş. elli lira artıya geçtiler ki oda bir ayda eridi gitti. üç çocuk ikisi okula gidiyor, biri emzikli, elbette çok zor bir durum. hade eyvallah...
Hiç kredi kartı kullanmadım.
Kullanmayacağımda, ama bunun için hep savaş vermek zorunda kaldım.
Biz eğitmenlerin ilçe milli eğitim müdürlüğünün anlaştığı bir bankaya yatar-dı maaşları, bankamatik kartına kredi kartı dahil olmuş, tek kart ve almak zorundasınız yoksa maaşınızıda çekemezsiniz dediler. İlk başta ısrarla istemediğimi söylememe rağmen... Bankaya gidip isyan çıkarıp, bir dilekçe ile iptal ettirdim.
Bu kartı size yollatan prim alıyor bu yüzden bu düzenbazlık. Yani sistem ister ticarethane olsun ister eğitimhane, bir üst sistemdeki halka doyuyor yine.
Sözümün özü, maaş çekilemedi o zaman.
Marketime gittim alış-veriş yaptım yarın vereceğim yazar mısınız? dedim.
A aa sizin kredi kartınız yok mu hocam? dedi.
Sizin defteriniz yok mu? dedim.
Yok, dedi.
Benim de kredi kartım yok, dedim.
O zaman siz aklınıza yazarsınız hoca hanım, dedi.
Peki, dedim. Çıktım. Aklım veresiye defteri oldu, garip oldum.
Utandım.
Kredi kartı ile borçlanmak modernizm.
Borcuna, aklına bırakılacak kadar sadık olmak, utanılacak bir hal aldı.
En son Nymphe_0 tarafından Pts Ekm 06, 2008 1:11 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Esnaf bundan memnun, bir insan borçlandığında onun peşine koşmuyor.
Bankadan tahsil ediyor alacağını, sizinle işi kalmıyor, eskisi gibi sokak başlarında yollarını değiştirmiyor insanlar. Gururla geçiyor, ne demekse bu.
Banka düşüyor peşine, ödemedin mi, neyin var neyin yok alıyor elinden.
Ama...
Hiç batan bir bankadan parasını alabilen oldumu bu memlekette.
Ne ala memleket değil mi.
Sizden herşeyinizi alma hatta olmadı mahkemeler, hapishanelere bile yollarken, kendisi batınca sen hakkını kimseden talep edemiyorsun.
İnsan neden kredi kartı kullanır ki.
Akıllı kullananınada pek rastlamadım.
Olsunlar bakalım, kendilerinin köleleri.
ne yazık ki versesiye defterlerinin borçluları da artık eski borçlular gibi değil.
çoğunluğu büyük alışiveriş merkezlerinin kredi kartlı müdavimleri.
mahalle bakkalına sigara, bira, ekmek, gazete ve yoğurdu yazdırıp,
ellerinde tepeleme migros poşetleri ile bakkalın önünden evlerine giriyor çoğu.
bakkalda biriken veresiyeler, acaba gizlice gidip sessizce kapatılacak türden mi?
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız