Modern Türk resminin oluşmasına üslûbuyla katkıda bulundu ve Türk resim tarihinin son 60 yılı onunla özdeşleşti. Cumhuriyet tarihinin toplumsal, siyasal ve kültürel seyri içerisinde sayısız resimler yaptı, sergiler açtı. Çağdaş Türk sanatının önünde geniş ufuklar açmayı başardı. Sanatı ve sanatçı kişiliğiyle Türk resim sanatı tarihinin kilit isimlerindendir, Nuri İyem.
İlk 'Yeniciler'den biri
Nuri İyem artık Akademi öğrencisiydi. Galeride, Nazmi Ziya Güran'la, daha ileriki sınıflarda Hikmet Onat, İbrahim Çallı ve Leopold Levy'le çalıştı. Sanat Tarihi, Estetik ve Mitoloji dersleri veren Ahmet Hamdi Tanpınar'la entelektüel kimliğini buldu. 1937 yılında Akademi'nin orta bölümünü birincilikle bitirdi. Askerliğini yaptıktan sonra Giresun'a resim öğretmeni olarak atandı. Bir yıl sonra İstanbul'a döndü ve Akademi'nin yeni açılan yüksek bölümüne girdi. Yine Leopold Levy'nin öğrencisi oldu. Bu dönemde İyem, Avni Arbaş, Selim Turan, Fethi Karakaş, Mümtaz Yener, Turgut Atalay, Haşmet Akal, Ferruh Başağa ve Agop Arad, birlikte sergi açtılar. Amaçları, D Grubu'nun şekilciliğine karşı çıkarak toplumsal içerikli resim yapmak, 2. Dünya Savaşı'nın bunalımlı ortamında sanatlarına toplumsal gerçekçi yön vermekti. İlk sergilerini 'Liman Kenti İstanbul' konusuyla Beyoğlu Matbuat Umum Müdürlüğü binasında açtılar. Bu sergiden sonra 'Yeniciler' adını aldılar. Bu çalışmalar, Türk Sanat Tarihine, ilk toplumsal gerçekçi sanat akımı olarak geçti. Orhan Veli'den Asaf Halet Çelebi'ye kadar çok sayıda şair ve öykücüyle dost oldular. İyem, Yeniler Grubu ve Liman Sergisi ile özdeşleşen tutumunu hep korudu. Hoca Ali Rıza, 14 Kuşağı ve Bedri Rahmi'nin çabalarını hep sürdürdü.
1944 yılında, Akademi'de öğrenci olan Nasip Özçapan'la evlendi ve aynı yıl Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü'nü 'Nalbant' adlı tablosuyla birincilikle bitirdi. Biri kız, biri erkek iki çocukları oldu. İyem bir süre Resim Heykel Müzesinde memur olarak çalıştı; ama sürekli resim yapma isteği, onu bu tür işlerden alıkoydu.
Sergisiz bir yılı yok
Çevre, insan sevgisi, doğa ve toplumsal yaşam, resimlerine sonsuz kaynak oldu. Resmi entelektüellerin beğenisiyle sınırlamayan, Anadolu insanını resimle buluşturan İyem, ilk kişisel sergisini, 1946 yılında Beyoğlu'ndaki bir mobilya mağazasının üst katında düzenledi. O yıldan bu yana sergisiz geçen bir yılı olmadı. Bir süre Tünel Asmalımescit Sokağı'nda bir apartmanın çatı katında resim dersleri verdi. Bu atölyede resim çalışan grup, 'Tavanarası Ressamları' adıyla birkaç yıl toplu sergiler açtı.
1946 yılına kadar gerçekçi bir anlatımla resimler üreten sanatçı, bunun ardından 1960 yılına kadar iç gerçeğini yansıttığı soyut denemeler yaptı. Türkiye'de ilk soyut çalışan ressamlar arasında yer alan İyem, renk ve kompozisyon konusunda ne kadar dengeli bir görüşe sahip olduğunu bu tür eserlerinde de kanıtlıyordu.
Ulusallıktan geçen yol
Uluslar arası olmanın tek yolunun, ulusal olmaktan geçtiğini söyleyen İyem, 1960 yılından günümüze kadar yeniden figüratif resimler yaptı. Köyden şehre göç, köy hayatı ve iri açılmış gözleriyle yaşama kaygıyla bakan köylü kadın portreleri çalıştı. Bunun dışında birkaç mimarî yapıya duvar resimleri yaptı. Ankara'da Ulus İş Hanı, İstanbul Belediye Sarayı, İzmir'de Alsancak Emlak Bankası bunlardan bazılarıdır. Ne yazık ki bu resimlerin hepsi, değişik dönemlerde sıvayla kapatılıp yok edildi.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız