Tarih: Sal Oca 09, 2007 10:07 pm Mesaj konusu: Karakutu'ya yapılan akıl almaz eleştirilere cevap!
Bize gelen olumlu veya olumsuz tepkileri anlayışla karşılıyoruz. Fakat hemen hatırlatmak gerekir ki, ne Sezai Karakoç’a, ne Muazzez Akkaya’ya ve ne de şiir severlere asla bir saygısızlık amacı güdülmemiştir. Tam tersine Karakutu, üzerine yüzlerce yalanın uydurulduğu “Mona Roza” şiirinin sahiciliğine katkıda bulunmuştur. İşi magazine vardırmadan ve kendi yorumunu katmadan!
1970’lerde umuma yayınlanmış bir yayından alınan belgelerin kimsenin mahremiyetine toz kondurmayacağı aşikârdır.
“Mona Roza” şiirinin açımladığı tutkulu aşk, şairinin dışavurum betimlemeleri, kendinden vazgeçerek sevmenin yüceliği ve daha birçok özelliğiyle bu şiir bizi kendine çekmiştir. Etrafında oluşan onca hikâye, sadece şiirden anlamayan maceraperestlerin ilgisine mazhar olmuştur. “Bu şiiri yaşatan efsanesi mi, kendisi mi olacak?” sorusu yerinde bir sorudur ve has şiir okurlarının ikinci önermede mutabık kalacağı bir cevabı vardır.
Cesar Pavese edebiyat dünyasındaki ihtişamını, kendini terk edip giden nişanlısı Cervinia’nın ardından intihar etmesine mi borçludur?
Ya da dilimize doladığımız “leyla bilmez mi gerekli olduğunu”, “iyi bir oyuncu en çok atları sever” mısraları, şairinin müntehir olmasının sonucu mudur?
“Ey, iki adımlık yerküre/ senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!” mısrasının ünü, Nilgün Marmara’nın beşinci kattan kendisini boşluğa bırakması mıdır?
“Uğruna bir kadının intihar ettiğine inanan Mona Roza hayranları” ancak ve ancak ikinci sınıf intihar fetişistleridir. Kendi duyargalarının başkalarının özeli üzerine abanırlıklarının boşa alınması elbette onları rahatsız edecektir. Sezai Karakoç’un gerçek okurları ise O’nun imlediği yerde bakışlarını, duruşlarını, duyuşlarını sabit kılacaklardır.
Hasılı, Muazzez Akkaya’nın yaşıyor olmasından rahatsızlık duyanlar, Baudelaire’in “Ey okur, ikiyüzlü kardeşim benim!” sözünden nasibini alanlardır.
Vesselam.
"Cemal Süreya ve Sezai Karakoç zamanında Muazzez Akkaya adinda bir kadına aynı anda aşık olmuşlar Günün birinde Süreya ve Karakoç birbirlerine söylemisler kiza duyduklari hisseleri.sonra kim elde edecek diye iddaya tutusmuslar. Karakoç kizla çikmaya baslamis Muazzez Akkaya bir gün bir iddia sonucunda sevgili olduklarini ögrenmis . ve pek ruh sağlığı yerinde biri değil,mişl okulu bırakarak geyve'ye gitmis intihar etmis." ben her iki rivayeti de çeşitli yerlerde duydum hangisi doğrudur bilemiyorum tabi.
***
şiir hakkında efsaneleşmiş riyavetler vardır. bunun en hüzünlüsü şöyledir. sezai karakoç şiirin kıta başlarındaki harflerinden olusan muazzez akkaya isimli bir kıza aşıktır. onu ilk gördüğünden beri aşıktır sezai karakoç. ve bir şekilde bu aşkını açıyor. kız sezai aşk meşk bunlar bos seyler diyerek aşkına karşılık vermiyor. bu olaydan sonra sezai karakoç dünya ile bağlantısını kesiyor. yıllar yılları kovalıyor okul bitiyor. mezuniyet töreninde kürsüde bu şiiri okuyor. bu şiiri duyan kızımız sezainin yanına gelip ya ben salakmışım sen beni ne çok seviyormuşsun, ben de seni artık çok seviyorum diyince aldığı yanıt yıllar önce kendisinin verdiği yanıt oluyor. bu yanıtı alınca kız gidip intihar ediyor. bundandır ki sezai karakoç hiç evlenmemiştir denir. ne kadar doğru bilinmez ama böyle aşklar var mı dedirtiyor insana.
***
hakkındaki bir söylenti de karakoçun şiiri kıza verdiği ve kızın şiiri okuduktan sonra
intihar ettiği yönündedir. hiç evlenmemesinin ve şiiri uzun süre yayınlamamasının
sebebi de bu imiş.
***
monna* rosa* ''gül hanım'' anlamına gelmektedir... sezai karakoç bu şiir(ler)i 19 yaşındayken yazmıştır*... ilk şiir bir gencin ağzından yazılmıştır, ikincisi ise o gencin ölümünü anlatır... üçüncü şiir kızın dilinden yazılmıştır... ''ve mona rosa'' için sezai karakoç; ''şairin dilinden olup bir rüyadan uyanışın anlatılışı gibidir'' der. ayrıca '' 'yeni monna rosa' adlı bir şiir daha yazdım. bu şiiri bir şiir gecesinde okudumsa da hiçbir zaman yayınlanmadı ve sonunda kayboldu'' demiştir...
Monaroza bir sezai karakoç şiiridir.sezai karakoç üniversite okurken aynı sınıfından bir kıza aşık olur.ama çegingenliği yüzünden bir türlü kıza açılamaz.kızın adı MUAZZEZ AKKAYA dır.kızda bunu seviyodur fakat ondan teklif bekliyodur.ilk sene böyle uzaktan uzağa sevmeye devam eder.ikinci senede aynı şekilde uzaktan sever.okulun üçüncü yılı kız birisiyle nişanlanır ve dördüncü yıl ewlenir.fakat sezai karakoç yanıp tutuşmaktadır ve iyice karamsarlaşır.bu ruh haliyle MONAROZA şiirini yazar.monaroza şiirinin her kıtasındaki ilk harflere dikkat ederseniz MUAZZEZ AKKAYAM yazmaktadır.we son sene gelir.okulun mazuniyet töreninde sezai karakoç a senin sesin iyidir we güzel şiir okursun derler ve bişeyler okumasını isterler.karakoç kıramaz insanları ve çıkar sahneye başlar şiirini okumaya.şiiri okurken muazzez akkayanın gözlerinin içine bakmaktadır.orda bulunan herkes şiirin muazzez akkaya yazıldığını anlar.
neyse tören biter ve herkes gider.we işin en çarpıcı yanı muazzez akkaya ewe gidince intihar eder.
Üniversite yıllarımda şiirle tanışmama vesile olan konu şöyle geçiyor...
Mona Roza Tek Gül şair üniversite yıllarında mona ya (muazzez akkaya, şiirin ilk harfleri bakabilirsiniz) aşkını kabul ettirememektedir... bir dönem geyve de mona’nın yazlığının karşı bahçesinde bahçivanlık yaptığı sırada yoğun duygularla yazılan bu şiiri mezuneyet töreninde okur. Mona ise tam karşısındadır. Şiiri bittikten sonra bir alkış tufanı kopar. Herkes bir daha okuması için ısrar eder... ve tam 3 kez Sezai Karakoç bu şiiri ard arda okur. Mona’da koşarak yanına gelir... Şairimize teklifinin halen geçerli olup olmadığını sorar şair "kesinlikle hayır" demiştir. mona roza’nın bunu duyar duymaz orda bayılır... Ve ertesi gün intihar ettiği haberi duyulur. Şairimiz çok pişman olmuştur... Ve halen evlenmemiştir...
sezai karakoç edebiyat fakültesinde öğrencidir.
ve sınıfında çok sevdiği bir bayan vardır. ismi muazzez dir. 4 sene boyunca bir türlü açılamamıştır. son sene birgün açılmaya karar verir. müzeyyen yanına gelir ve yarın nişanı olduğunu sezai karakoç a söyler. sezai bey beyninden vurulmuşa döner başından aşağı kaynar sular dökülmüştür. söylemekten vazgeçer. ve o akşam bir şiir yazar.( mona roza) ve nişanda o şiiri okur. oradaki herkes sezai nin müzeyyene aşık olduğunu anlar. ve sezai çıkar gider.
müzeyyen düşünür ve nişandan vazgeçer. sezai ye gider ve onu sevdiğini söyler.
***
şair sezai abinin ünüversite yıllarında aşık olduğu fakat bir türlü açılamadığı aşkıdır.. Ünversitede bi piyeste Sezai abiye sen iyi şiir okursun deyip Piste Şiir okumaya davet etmişler.. Sezai Abinin ezberinde olan Monaroza şiirini okumuş ve Salonda Bulunan Evli ve bir çocuk annesi Muazzez Akkaya Eve gittiğinde kendini 3. kattan atarak intahar etmiştir.. Çünkü Monaroza'nın kendine yazıldıgını anlamıştır... Yaa Öyle Boş bi Şiir değil Bu
Monaroza... Biz Boşuna Yazmayız.. Şiir sevenler okusun..
Sanki Kuran dan bir ayetti de biz de sıırına vakıf olmak için indiriliş sebebini araştırıyoruz.
Ortada sanat değeri yüksek bir şiirin olması onun mahrem perdearkasını öğrenmenin gerekliliğini doğurmaz.Benim müslüman kafam böyle söylüyor.
Bütün sanat eserleri için doğru bir yargı vardır.Eser sanatçıdan sanatsevere ulaştığı anda artık onun malı olur. Bu şiirden zevk almak için sevilenin intihar ettiğini bilmeye de fotoğrafını görmeye de ihtiyacım yok.
Bir de anlamadığım niye eleştiriler "akıl almaz"imiş.
Son sözümü samimiyetle söylüyorum.Bu bana çok batılı kafasıyla yapılmış birşey gibi geldi,tam onların tarzı...
peruza"Eser sanatçıdan sanatsevere ulaştığı anda artık onun malı olur. "
ne güzel yazmışsın .O artık onu okuyan,özümseyen herkesindir onun bizim olması onun hakkında mantıksız sözler söyleyip aslı olmayan hikayeler uydurmamızı gerektirmez,bunlar ortaya çıkmışsa eğer;doğruyu bulup gerçeğin yanına yapıştırmak gerekir.Tarihi belgelerin yitip gitmesine nasıl tahammül edemiyorsan,aslı ortaya çıkmış bir şeye de doğru ya da yanlış sevinmen gerekir
KARAKUTU; gerçeklere ulaşmış ve efsaneleri yıkmıştır. Efsane yaratanlar, yarattıkları efsanelerin enkazları altında kaldıkları için de, feryat etmeleri doğaldır.
Ne kadar feryat ederlerse etsinler, feryatları ve ısrarları gerçekleri değiştirmez.
"yaptığınızın doğru olmamasının sebebi fotoğraflar hayatları, üstelik birisi de Muazzez Hanımın eşinin fotoğrafı, yanlış bilmiyorsam hayatta değil kendisi, birinin özel hayatına dangıl dungul giriyorsunuz"
bunu bilmiyodum..muazzez akkaya nin esi olduyse olayi biraz daha makul karsilayabilirim..fakat gene de sezai karakoc kizmistir muhtemelen..yapilmamaliydi..ama cok ta kotu bi sey degil gene de
Ben gerçeklerden kaçmak istiyorum.Çanakkale'de yeşil sarıklı adamların savaştığına,kedinin sırtının mübarek bir elle sıvandığı için yere gelmediğine,Harput'a, süt kalesine inanmak istiyorum.Efsaneleri ve masalları bu ülkenin zihninden silmek, onları gerçeğin acımasızlığına terk etmek belki doğru ama acı.Ben gerçekten acıyorum.Gerçekler ve doğrular dünyayı ne hale getirdi?Ne yaptınız akıllı ve eğitimli bilgiçler 2. dünya savaşı aklınızın ürünü değil mi? teknoloji, düşen uçaklar, akıllıların işi değil mi? Ben efsanelere inanmak istiyorum . efsanelere inanmayan madde kokan bir dünya istemiyorum
Ben gerçeklerden kaçmak istiyorum.Çanakkale'de yeşil sarıklı adamların savaştığına,kedinin sırtının mübarek bir elle sıvandığı için yere gelmediğine,Harput'a, süt kalesine inanmak istiyorum.Efsaneleri ve masalları bu ülkenin zihninden silmek, onları gerçeğin acımasızlığına terk etmek belki doğru ama acı.Ben gerçekten acıyorum.Gerçekler ve doğrular dünyayı ne hale getirdi?Ne yaptınız akıllı ve eğitimli bilgiçler 2. dünya savaşı aklınızın ürünü değil mi? teknoloji, düşen uçaklar, akıllıların işi değil mi? Ben efsanelere inanmak istiyorum . efsanelere inanmayan madde kokan bir dünya istemiyorum
O zaman bunu kendi adınıza yapın… Başkalarının şiiri üzerinden değil…Başkalarının şiirini olduğu gibi sevin…beğenin… değerlendirin...
Kendi üzerinizden yaratılan bir efsaneyle (efsane mi-iftira mı o da tartışılır ya!) başkalarının oyalanmasını ister miydiniz?
Yapmayın … bu kadar olmaz!.. Bir gerçeği, bir kavramı neden olduğu gibi alıp değerlendiremiyoruz… Neden masallara sığınma gereği duyuyoruz?…Ve bunun için bir şairi, bir şiiri alet ediyoruz?
Anti-parantez: Sezai Karakoç’un Mona Roza şiirinin, elden ele dolaşan tek şiirle değil; bu başlık altında yer alan sn. karakutu’ nun meraklıları için efsanelerden seçmeler ara başlığıyla verdiği; ilk linke tıklayarak ulaşabileceğiniz diğer dört şiirle birlikte okunup değerlendirilmesi gerektiği kanısındayım… O zaman kendi efsanesini içinde taşıdığını göreceksiniz…
Bir deneyin… efsanenize kavuşacaksınız!
Hiç değilse Sn. Karakoç “sevdiği kızın ölümüne neden olan ozan” etiketinden kurtuldu!
“Dünyayı gerçekler ve doğrular mı bu hale getirdi?” Yoksa efsanelere dalıp gerçeği, doğruyu izlemeyenler mi?
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız