Tarih: Sal Oca 02, 2007 9:44 pm Mesaj konusu: Baklayı ağzından çıkarmak
"Deyimin hikayesi şöyle: Vaktiyle çok küfürbaz bir adam yaşarmış. Zamanla kendine yakıştırılan küfürbazlık şöhretine tahammül edemez olmuş. Soluğu bir tekkede almış ve durumu tekkenin şeyhine anlatıp sırf bu huyundan vazgeçmek için dervişliğe soyunmaya geldiğini söylemiş. Şeyh efendi bakmış, adamın niyeti halis, geri çevirmek olmaz, matbahtan bir avuç bakla tanesi getirtmiş. Bunlara okuyup üfledikten sonra yeni dervişe dönüp tenbih etmiş - Şimdi bu bakla tanelerini al. Birini dilinin altına, diğerlerini cebine koy. Konuşmak istediğin vakit bakla diline takılacak, sen de küfretmeme isteğini hatırlayıp o anda söyleyeceğin küfürden vazgeçeceksin. Bakla ağzında ıslanıp da erimeye başlayacak olursa cebinden yeni bir baklayı dilinin altına yerleştirirsin. Adamcık şeyhinin dediği gibi tekkede kalıp kendini kontrol etmeye başlar. Bu arada şeyh efendi de bir yere gidince onu yanından ayırmamaktadır. Yağmurlu bir günde şeyh ile derviş bir sokaktan geçerlerken bir evin penceresi hızla açılır ve gençten bir kız çocuğu başını uzatarak, - Şeyh efendi, biraz durur musun? deyip pencereyi kapatır Şeyh efendi söyleneni yapar, illa yağmur sicim gibi yağmaktadır. Sığınacak bir saçak altı da yoktur üstelik niçin durdurulduğunu henüz bilmemektedir ve kız da pencereden kaybolmuştur. Bir ara evin kapısına varıp kızın ne istediğini sormak geçer içinden ve tam kapıya yöneleceği sırada kız tekrar pencerede görünür ve, - Şeyh efendi, der, birkaç dakika daha bekleseniz... Şeyh içinden "La havle" çekse de denileni yapmamak tarikat adabına mugayir olduğundan biraz daha beklemeyi göze alır. O sırada küfürbaz derviş kendi kendine söylenmeye başlamıştır. Yağmurun şiddeti gittikçe artmakta, bizimkiler de iliklerine kadar ıslanmaktadırlar. Nihayet pencere üçüncü kez açılır ve kız seslenir: - Gidebilirsiniz artık!.. Şeyh efendi merak eder ve sorar: - İyi de evladım bir şey yok ise bizi niçin beklettin? - Efendim, der kız, elbette bir şey var, sizi sebepsiz bekletmiş değiliz. Tavuklarımızı kuluçkaya yatırıyorduk. Yumurtaları tavuğun altına koyarken bir kavuklunun tepesine bakılırsa piliçler de tepeli olur, horoz çıkarmış. Annem sizi geçerken gördü de yumurtaları kuluçkaya koydu. Münâsebetsizliğin bu derecesi üzerine şeyh efendi, - Ulan derviş, der, çıkar ağzından baklayı!."
(İ.PALA) "bayramlık ağzımı açtırma" deyimiyle aynı anlamdadır
"Baklayı ağzından çıkarmak" yerine ağzından baklayı çıkarmak" ya da "ağzındaki baklayı çıkarmak" daha doğru gibi geldi bana. Vurgunun "ağız"da değil "bakla"da olması gerekmez mi?
sn utarant ,cümlede vurgunun yükleme yakın öğeden geçtiğini bildiğinize göre;anadiliyle gurur duyması gereken insanlardan birisiniz demektir. ee bu durumda önemli olan sizin hangisini uygun bulduğunuzdur aslolan şu durumda ortaya çıkan anlamdır
İşte böyle ağzından baklayı çıkarttırıyorlar adama.
Mesele yöneticilik değil. Mesele dile aşık olmak. Biz bu forumda tek bir harf için onlarca yazı yazdık. "Esamisi okunmak" mı, yoksa "esamesi okunmak" mı doğru, bunu bile tartıştık...
Bu iştiyakı anlayamayan birinin çıkıp da böyle bir cümlelik tarizle mukabele etmesi her türlü hakareti hak ediyor.
Hakaret etmedim. "Gereksiz" olduğunu düşündüğü şey ana dilinin doğru kullanımı... Madem öyle "ananın dilini de al bu başlıktan git" dedim, çünkü bu başlık tam da bu hassasiyetin ifası için var...
En son utarant tarafından Çrş Oca 03, 2007 5:42 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Güzel. Karşılıklı birer bakla çıkardık. Yöneticlik damarı mıdır kibir midir bilmem, size 'latife' yönü ağır basan bir hicvi bile anlamanıza engel oluyor. Ben de gerçekten art niyetli olsaydım ilk yazıda daha değişik ifadeler kullanırdım. İnsanlara hatalarını göstermenin daha kibar yolları olabilir...
Bu arada özür diliyor ve üstteki mesajı düzeltiyorum.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız