Tarih: Cmt Ekm 08, 2005 8:41 pm Mesaj konusu: Miguel de Cervantes
1547 yılında alcala de henares'te dogmustur. madridde universite egitimi gordugu sanılann cervantes elcilik ve ordu hizmetlerinden sonra 1580 yılında ülkesine donmus ve kendini yazmaya adamıştır. 23 nisan 1616'da da ölmüstür.
''otuz keşiş bir araya gelseler, anırmak istemeyen bir eşeği anırtamazlar.''
''bir kadının evet'i ile hayır'ı arasında kıl kadar fark vardır.''
''kedi ile oynayan, tırmalanmaya hazır olmalıdır.''
''hayatın olduğu yerde, umut da vardır.''
''eğer bazen adalet kefesini eğmek zorunda kalırsan, bu armağanların altında değil, merhametinin ağırlığı ile olsun.''
yaşlılıgında zaman zaman ugradıgı bir köy meyhanesindeki garson kıza aşık olmuş ve bunu ilan etmiş..
kız bu aşk ilânına:
— otuz yıl önce buralara yolunuz düsseydi size belki bakardım, diye karsılık vermiş..
ünlü yazar gururunu kurtarmasını bilmiş:
— otuz yıl önce de ben buraya ugradım, o zaman annen vardı.. ben de ona aynen senin bana verdigin cevabı vermiştim..
Tarih: Pts Arl 19, 2005 9:00 am Mesaj konusu: can dündar yazıyor....
Dostoyevski, "Bugüne dek yazılmış en hüzünlü kitaptır" der Cervantes'in Don Kişot'u için...
"...çünkü korkunç bir düş kırıklığının öyküsüdür".
***
Neden düş
kırıklığı?
Çünkü idealist Mançalı, okuduğu şövalye kitaplarının etkisiyle savaş açmıştır, dev zannettiği yeldeğirmenlerine...
Amacı, insanlığı eski "altın çağ"a geri götürmektir.
O çağ, bugün herkesin ağzını sulandıran altının bolluğu nedeniyle
"altın çağ" olmuş değildir.
İnsanlar "senin" ve "benim" sözcüklerini bilmediği için "altın çağ"dır.
Kimse kimseyi kıskanmadığı için...
Duvarlar, kaleler, kuleler olmadığı için...
Hayata adalet ve eşitlik hükmettiği için...
***
Gezgin
şövalyemiz, düş gücünün komutasında saldırır kötülüğün orduları gibi gördüğü koyun sürülerine... bezirgânları andıran yeldeğirmenlerine...
"Altın çağ"ın terk edilmiş düşlerini bu dünyaya, günümüzün "demir çağı"na getirir.
Ancak rüyadan
uyanışı çok acı olur.
Onu sarayına davet eden Dük ve Düşes alay eder, bunak şövalyeyle...
Don Kişot, hakikatin sefil yüzüyle yüzleşir.
Kitabın sonunda evine döndüğünde "akıllanır" birden...
Son nefesinde "Ne büyük delilik ettiğimi
anlıyorum artık" der.
Demir çağının "akıllı"larını, "altın çağ"a inanan son düşperesti yitirmenin acısıyla baş başa bırakarak çekip gider.
Dostoyevski'nin sözünü ettiği "hüzün" buradadır.
Kayıt: Jun 01, 2005 Mesajlar: 74 Nereden: Niksar'daki Evimizden!!!
Tarih: Sal Hzr 27, 2006 3:01 pm Mesaj konusu:
Gibraleon Marskisi,Benalcazar ve Banares Kontu,Alcover Viskontu,Capilla,Curiel ve Burguillos Kentlerinin Efendisi
BEJAR DÜKÜNE
Saygıdeğer Velinimetim,
Sizin,hem halka hem de soylulara hizmet eden eserleri koruyan bir bey olduğunuzu biliyorum.İddiasız kitapların sahiplerini dahi lütfunuzdan mahrum bırakmadığınıza güvenerek,"Becerikli Şövalye Mança'lı Don Kişot'un Maceraları" adlı emeğimi size ithaf ediyorum.Eğer onu himayenize alır,yayınlanmasını sağlayacak olursanız;bu iyiliğinizi ömür boyu unutmayacağım.
Kitabımın,bilgili yazarların elinden çıkmış eserlerin inceliğinden ve edebi süslerden mahrum olduğunu biliyorum.Ancak bilgisizliklerine bakmadan,başkalarının eserlerini küçük gören,kaba kuvvetlerin saldırısını hak edecek basitlikte de değildir.Onu güçlü kanatlarınızın altına aldığınız takdirde,bu kuvvetler Mança'lı Don Kişot'u ezemeyeceklerdir.
Soylu birinin emrinde çalışmadığım ve soyluların meclisinde bulunmadığım için,size tam olarak nasıl hitap edeceğimi bilemiyorum.Eğer bilseydim,inanın o sözlerin en güzelleri ile sizi yüceltmek isterdim.Fakir bir yazarın,sizin gibi soylu birine ömrünün tek semeresi olan eserinden başka verecek neyi olabilir ki?
Lütufkarlığınıza sığınır,saygılarımı sunarım efendim.
Miguel de Cervantes Saavedra
Don Kişot'ta benim dikkatimi çeken en başat özelliklerden birisi de, en iyi insanların Mağrip'li olduğuna hükmedilmesidir. Dönemin İspanya'sında iyi adam yokmuş demek. Sanço'nun vali olduğu köyde tek iyi adam olan köyün papazına bile Sanço 'En fazla dönmüş bir Mağrip'li' yorumu getiriyor. Yani onun İspanyol olduğuna inanmıyor. Müslüman ahlakı ve duruşunun İspanya'da nasıl bir etki yaptığına, Don Kişot bence en iyi ve en canlı kanlı örnek. Ayrıca Cervantes'in müslümanlar arasında esir olarak kalması da bu yargılarını güçlendirmiş olabilir. Çünkü çizilen Mağrip'li (Endülüs'lü) portresi aşağı yukarı şöyle: Bilgin ve hikmetli, yüksek ahlak sahibi ve kesinlikle iyi.
Engizisyon'dan kendilerinin de çektiklerini ifade etmesi de başka bir tarihsel vesika.
Don Kişot'u, kesinlikle üç kere okuyacağım en aşağı, Cevantes'in isteği üzerine. (Bunu herkesten istiyor.) Gençken okudum. Kaldı orta yaş ve yaşlılık.
Don Kişot romanı, tüm bir roman yazımının da başlangıcı sayılıyor. Hatta günümüze değin yönlendirmelerde de bulunmuştur. Kitapların dünyası ve hayattaki çelişkiler, insanın başbaşa kaldığı trajedilerden bir tanesi.
Felsefe için "Tüm bir felsefe, Platon'a düşülmüş dipnotlardır" diyorlar. Edebiyat konusunda benzerini Cervantes için söyleyebiliriz kanımca.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız