Meksikalı ressam Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon, 6 Temmuz 1907'de, Mexico City yakınlarındaki Coyoacan'da doğmuştur. Fakat doğum tarihini, Meksika devriminin gerçekleştiği 1910 olarak söylemiş, yaşamının modern Meksika'nın doğuşuyla başlamış olmasını istemiştir. Bu ayrıntı, onun bağımsız kimliğinin ve sosyal ve ahlaki kalıplara karşı koyuşunun, tutkularıyla hareket edişinin, Amerikanlaşmaya karşı Meksikalılığını ve kültürel gelenekleri savunmasının ipuçlarını vermektedir.
Frida'nın doğumundan kısa süre sonra, annesi hastalandı ve kızına süt veremeyecek hale geldi. Bu yüzden çocuğu, bir süre, kızılderili bir sütanne emzirdi. Bunun Frida'yı etkilemiş olamayacağına inandılar, ama Kahlo, yıllar sonra yaptığı resimlerde, sütannesini, Meksikalı yönünün mitik bir şekilde bedenlenmiş hali olarak gösterdi. Hakkında karmaşık duygular beslediği annesini çok nazik, canlı ve zeki, ama aynı zamanda zalim, hesaplı ve fanatik bir şekilde dindar olarak tanımlamıştır.
Annesine pek düşkün olmasa da, Frida babasını çok seviyordu. Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felci sırasında babasının dokuz ay boyunca kendisine baktığını hiç unutmamıştır. Bu hastalığın bir sonucu olarak, Frida'nın bir bacağı özürlü kalmış, kendisine "Tahta Bacak Frida" denmiştir. Günlüğünde, çocukluğunun harika geçtiğini, babası hasta bir insan olsa da şefkat ve çalışkanlığın mükemmel bir simgesi olduğunu, daha da önemlisi, tüm sorunlarına anlayışla yaklaştığını söylemiştir
Kahlo, Escuela Nacional Preparatoria'da aldığı eğitimden sonra, doğa bilimlerine yönelmek istemiştir. Ama 1925 Eylül'üne kadar sanatla ilgilenmeyi düşünmediği halde, kendini, çizim yapmak zorunda olduğu bir stüdyoda bulmuştur. Kahlo'nun bütün hayatını derinden etkileyen kaza, 17 Eylül 1925'te, erkek arkadaşı Alejandro Gomez Arias ile birlikte otobüsle okuldan dönerken gerçekleşti. Bindikleri otobüs, bir tramvayla çarpışır ve çok sayıda kişi ölür.
"Benim zamanımda otobüsler hiç de güvenilir değildi;
henüz yeni kullanıma girmişlerdi ve pek rağbet görüyorlardı.
Tramvaylar boşalmışlardı. Alejandro Gomez Arias'la otobüse bindim...
Kısa bir zaman sonra otobüs ile Xochimilo hattının treni çarpıştı.
Tuhaf bir çarpışmaydı bu; şiddetli değil, ağır ve yavaştı, herkesi sarstı.
Beni daha da çok sarstı.
Önce başka bir otobüse binmiştik.
Ama küçük şemsiyemi unuttuğumu görünce, aramak için indik,
beni harabe eden otobüse böylece bindik. Kaza bir kavşakta oldu...
İnsanın çarpışmanın farkına vardığı, ağladığı doğru değil.
Gözümden bir tek damla yaş akmadı ve demir çubuk,
kılıcın boğayı delmesi gibi beni deldi geçti."
Alejandro Arias Gomez, trenin çelik çubuklarından birinin, Frida'nın leğen kemiği hizasında, bir tarafından girip, diğer tarafından çıktığını anlatmıştır. Gomez'in anlattıkları arasında, Frida'nın kan içindeki bedeni üzerine altınlar düştüğü ve insanların "La bailarina, la bailarina" diye şarkılar söylediği de vardır.
Hanımefendiyle sizin aracılığınızla tanıştım. Bir kaç sayfadan resimlerine baktım. Ben uzman değilim elbette ama nedense bana Dali nin insan içine çıkabilecek halini çağrıştırdı (Dali yi severim). Dediğim gibi, pek resimden anlamam ama beğendim. İlgilenen olursa sayfasının linki aşağıda.
Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felci sırasında babasının dokuz ay boyunca kendisine baktığını hiç unutmamıştır. Bu hastalığın bir sonucu olarak, Frida'nın bir bacağı özürlü kalmış, kendisine "Tahta Bacak Frida" denmiştir.
Ben filmini izledim ve filmde olay çok daha farklı anlatılıyor.
"Okula giderken bir tramvay kazası sonucu; arkasından 2 kaburga kemiğe kırılmış, bel kemiği üç yerinden kırılmış, metal bir çubuk sağ tarafından girip vajinasından çıkmış, sağ bacağında onbir kırık ve ayağı ezilmiş durumdaylen doktoru onun yaşamasını ümit etmektedir. Hastahanede üç hafta yattıktan sonra evine gelmiştir. Uzun bir süre vücudununun neredeyse tamamı alçı bir şekildeyken hayatını yatalak olarak sürdürmüş ve resime olan merakı bu yatalak zamanında ortaya çıkmıştır."
Ayrıca daha okul yıllarındayken Marx'ın ve Heggeliz'in kitaplarını okumuş, Heggeliz'in apolitik biri olduğunu düşünmüştür.
Annesini 'fanatik bir şekilde dindar' olarak resmetmesinin müsebbibi belli oldu.Kahramanımız sıkı bir Marks hayranı.Başka türlü olamazdı zaten!
Aşk yazarımız simone'de çaktırmadan' derin siyaset' yapıyor.
Ne diyelim,ilgiyle takip ediyoruz...
Dİkkat ederseniz yazının ikinci kısmının sonlarında o kazayada değiniliyor.Ama Frida çocukluğunda da hastalık geçirmiş.Yaşantısı hastalıklar ve zorluklarla dolu.Bütün sıkıntılarına rağmen yaşamayı becerebilmiş birisi.
Geniş kitlelerce tanınması bahsettiğiniz filmle oldu.Amerikan sineması tüm muhaliflere yapılanı onada yaptı.Sıradanlaştırmak....Frida rolünü oynayan oyuncunun bıyıklarını traş etmesi ,ya da Madonna'nın bu rol için can atması ön plana çıktı.Bu film çekilmeden yıllar önce Evrensel Kültür dergisi sayesinde tanımıştım Frida'yı..
frida nın 60 küsür tablosu oldugu sanılıyor ki,bu da bır ressam için az bir rakamdır.ve 50 ye yakın tablosu madonna da dır.sıkı bir frida hayranıdır.
fridanın sıkı bir zapatista cı oldugunu belirteyim.(bende)viva zapatista...
birleşik kaşlarıyla ve doktirinleriyle karşısındaki bütün erkekleri etkiler.birleşik kaşları onu çekici yaptığını düşünüyorum.ama azerbaycan kadınları hariç
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız