Yıllar önce, öğrenciyken, bir korsan kitap tezgahının önünde.. Cemil Meriç kitabına baktım önce. İnceledim. Almak- almamak arasında gidip geliyorum. Sonra Ayşe Arman'ın kitabını gördüm. "Kimse okumasa ben okurum" gibisinden bir başlık. Gıcık şarkılar da çeker insanı. sırf merak duygusuyla bir göz attım. Kültürlü işportacı arkadaş anlamlıca baktı yüzüme. Cemil Meriç okumakla bağdaştıramadığını açıkça söyledi. Zaten Ayşe Arman okuyacak tipim yokmuş. (Woddy Allen'a da hiç benzemem.) Elbetteki alacak değildim. Tahkir ettiğim, yüzümü buruşturarak, iğrenerek baktığım kimi yazıcıların kimi kitapları var zaten. Korsandan Meriç aldım. hayır, suçsuzum. Korsandan almasaydım, belki de hiç almayacaktım.
Hülasa, Meriç okmak bence de iyi fikir. Şerif Mardin'in Türk Modernleşmesi'ni aldım geçenlerde. Gelin, beraber okuyalım.
cemil meriç hindistanda doğsa idi...
dünyada meriç felsefesi okunur, türk aydınlarda methiyeler yazardı.
Amerikada doğsa idi bir fenomen olur.....
Fransada doğmazdı....
İranda doğsa idi bugün İran farklı bir ufukda olurdu..
Türkiyede doğdu..
Ve avam için hiçbir anlam ifade etmiyor(futbolcumuydu abi)
Meriç'in son dönem iyiden iyiye islam'a dönüş yaptığı biliniyormuş. Hatta son dönem yazdıklarını, iletişim yayımları basmıyor. (Kitaplarını orası çıkarıyor genelde.) Meriç'i avamın bilmemesi normal. Çünkü bizim halk en fazla köşe yazısı okur. Ya kahve köşelerinde, ya da fikirdaş olduğu gazetenin evine girmesiyle. Ama aydınlarımızın (aydın kelimesi de midemi bulandırıyor) görmezden gelmesi bence durumu anlamlı kılıyor.
Bu arada, sanırım son dönem yazdıkları basıldı başka bir yerden. Yeterli bilgiyi cemilmeric.net adresinden bulabilirsiniz.
Daha henüz beylikdüzüne taşınmazdan önce;Tüyap kitap fuarında Orhan Pamuk'un bir panelinde Orhan Pamuk tarafından Doğu düşün dünyası ile ilgili sıkı bir test'ten geçirilmiştik biz katılımcılar,o gün bugündür düşünür dururum bunları.
Üniversite yılları. Türkçe dersi. Herkes okulun tesbit ettiği bir listeden bir kitap okuyup, kitapla ilgili bir değerlendirme yazısı ve bir de sunum yapacak. Malum öğrenci psikolojisi, önceden okuduğum bir kitap bulup işi kolaydan halledeyim havalarında listeyi tarıyorum. Tam "Küçük Ağa"da karar kılmışken Meriç'in "Kırk Ambar"ı gözüme çarpıyor. O an öğrenci psikolojisi yerle yeksan oluveriyor. Bu kitabı henüz okumamışım, işte iki geçeli bir fırsat. Hem kitabı okurum, hem de sunumda milleti Meriç'e aşık ederim.
Bilen bilir iletişim Kırk Ambar'ı iki cilt halinde bastı. Birinci cilt Rümuz-ül Edeb, ikinci cilt Lehçe-t-ül Hakayık. Ben birinci kitabı anlatacağım.
Kitabı deli gibi okumuşum. En az kırk elli sayfası bükülmüş, altı çizili satırlar kitabın yarısını kaplamış. Bu durumda on- onbeş dakika olması gereken sunum iki-üç saati bulacak. Mecburen kırpıp yontmak lazım. Her düzelttiğim bükülü sayfada içimden birşeyler koptu. Ecel terleri döktüm.
Ben öyle hararetle hazırlanmışım millete Cemil Meriç'i tanıtacağım. Sınıfa bir geldim otuz kişilik sınıfta üç kişi var. "Daha beş dakika var gelirler." Gelmediler. Hocayla birlikte beş kişiye sunum yaptım. Ağzı açık dinledi hepsi.
Hoca seksenine merdiven dayamış hayli sevecen bir kadın. O da Meriç'i kulak memesiyle duymuş.
Daha ilk cümlemden sarsıldı kadıncağız.
"Bende Mecnundan füzun aşıklık istidadı var
Aşık-ı sadık menem Mecnunun ancak adı var."
"Bugün size Mecnun'dan füzun aşıklık istidadına sahip, okuma aşığı sadık-ı beden gözü kör, kalp gözü ardına kadar açık bir adamdan, Cemil Meriç'ten bahsedeceğim."
"Nasıl yani, kör nasıl okur?" diyecek oldu elimle müdahale ettim sustu.
Onbeş dakika bitti. Planladıklarımın en fazla üçte birini söyleyebildim. O sunumdan iki tane Meriç okuru çıktı. Biri dersin Hocası'ydı...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız