Tarih: Pzr Ağu 20, 2006 3:23 am Mesaj konusu: Son Mutlu İnsan Öldüğü Zaman
Son Mutlu İnsan Öldüğü Zaman
Eskimoları dine davet etmek isteyen Hıristiyan misyonerler çok ciddi bir sorunla karşılaşmıştı. Hıristiyanlık doktrinine göre, insanın kovulmasına yol açan “ilk günah” bütün insanlığın ortak günahıydı. Hz. İsa, insanları bu günahtan arındırmak için kanını vermişti. Ama bu genel aftan yararlanmanın bir koşulu vardı. İsa’ya inanmak, Hıristiyan olmak.
Bu mantık zincirine göre, Hıristiyan olmanın ilk koşulu, kişinin kendini günahkar olarak görmesidir. Günahkar olduğuna inanmayan bir insanın Hıristiyan olması için de pek mantıklı bir neden kalmaz.
Eskimolar, günaha inanmayan mutlu insanların oluşturduğu bir topluluktu. O nedenle de ilk başta Hıristiyanlığa soğuk baktılar. Ama böyle zorlukları aşmayı iyi bilen misyonerler sonunda başardı: Eskimolara önce günah kavramını öğrettiler, sonra da bu günahlardan kurtulmak için İsa’ya ve Hıristiyanlığa bağlanmaları gerektiğini anlattılar. Eskimolar, böylece mutluluğa ulaşmak için önce mutsuz olmak gerektiğini kavradı.
Uygarlık, durmadan daha çok üretmeye ve tüketmeye dayanan bir düzen. Daha çok araba, ev, giysi, daha çok ve korkunç silahlar, daha çok kirlilik, insanlara ayıracak daha az zaman...
Bütün bunlar insanları mutlu ediyor mu?
Galiba, hayır! Dünya Değerleri Anketi’ne göre dünyada insanların en mutlu oldukları ülke, Afrika’da Nijerya imiş? Son derece fakir, geri, kötü yönetilen bir ülke, ama insanları inadına mutlu!
Dünkü habere göre Meksika,Venezüella, El Salvador, Porto Riko gibi ülkeler insan mutluluğunda Nijerya’yı izliyor. Rusya, Romanya, Ermenistan gibi eski sosyalist ülkelerin insanları ise en mutsuzlar arasında.
O zaman ister istemez akla şu soru geliyor. İnsanları mutlu etmeyen bir “kalkınmanın”, “ilerlemenin”, “çağdaşlaşmanın” ne gereği var? İnsanlar, toplumlar ve devletler, kimseye hayır getirmeyen bir yarışın peşinde yuvarlanıp gidiyorlar.
İlerlemenin, daha çok üretmenin, daha güçlü olmanın “nedeni”, “amacı” konusunda pek net bir fikirleri yok. Sanki bütün bu fare kapanını içgüdüleriyle oluşturmuş gibiler.
Durup düşünecek, dünyaya ve kendilerine bakacak zamanları yok. Sevgiye zamanları yok.
Ama insanların çoğu mutlu olmayı pek umursamıyor belki de. Başarıyı mutluluğa, gücü sevgiye tercih ediyorlar. Para ve tüketim malları, insanların yerini alıyor. Anne sevgisini özleyenlerin tesellisi süpermarketler oluyor.
Belki de hak ettiğimiz düzen budur.
Ama şurası muhakkak ki, bu düzen mutlu insanların aleyhine çalışıyor. Mutluların sayısı azalırken, mutsuzların sayısı artıyor. Bu eğilim böyle sürerse, bir gün son insan da ölüp gittiği zaman, “Babaa, mutluluk nasıl bir şey” diyen çocuğumuza, “Bilmem ki yavrum, son mutlu insan da geçenlerde öldü. Şimdi hepimiz çok zenginiz ve uygarız. Arabalarımız, toplarımız, uçaklarımız ve bombalarımız var. Ama mutluluk nasıl bir şeydi, anımsamıyorum. Zaten bizi de pek ilgilendirmiyor” mu diyeceğiz?
İnsanlık her geçen gün kendi sununu hazırlarken,maneviyatınıda kaybettiğinin farkına varamıyor.
Aldığı dolgun ücret onu dahada işin içinden çıkılmaz bir ruh haline sokuyor,
Gelecek kaygısı,harcamaları,faturalar,,,
stres,teknolojik tembellik ve yarattığı hantal bedenler,,,
GÖZÜMÜZE SOKULAN YAPAY GÜNDEMLER VE KOMPLOLAR
mutlu olmanın formülü;
bedava çalışmak,fatura vermemek,vergi ,kira vermemek,alışverişte bedava,sınırların kalması ,tek bir dünya milletinin oluşması ,sanırım insanlık bu formülde mutlu olacak teknoloji çağında,
Nijerya yı katmıyorum
Küreselleşmenin mutluluk için önerisi: tüketim. En son çıkan ürünlere sahip olmak, cep telefonu, plazma tv, araba, bi yazlık bi kışlık.. Hepsine sahip olsanızda yetmiyor. Hep bir üst modeli, hep daha kalitelisi. Bir grup dünyalı bu tüketim çılgınlığıyla mutlu oldukları sanrısıyla yaşayıp giderken, geride kalan çoğunluk ise mutlu azınlığın lüks yaşantısının faturasını ödüyor, bir gün kendisininde öyle mutlu (!) olabileceği ihtimaliyle..
Bu böyle gitmemeli!
Tarih: Çrş Eyl 13, 2006 8:48 am Mesaj konusu: kitap eki
Kitap eki okumak okuyamadığınız kitapların değerlendirmelerini okuduğunuzda bilgi sahibi omanızı da sağlıyor.En azından ön bilgi alarak yazar ve konu açısından eksik kalmıyorsunuz.
Misyonerlerin kafamıza birşeyler sokmasına gerek yok. Düşünebilen insan neden burda bir günahkar insan konumunda bulundugunun farkında olmalıdır. Ayrıca bunun bir din ile baglantısıda yok. Tamamen yaratılış evresiyle ilgili.
Cahillik mutluluktur.Teknoloji yanlısı falan değilim ama, burda bulunmamızın bir amacı var ise, o mutluluk degil onun farkındayım.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız