Tarih: Çrş Eyl 13, 2006 10:48 am Mesaj konusu: Toplum filtreleri
Bizim medyada komplo teorileri üstüne konuşulan ve yazılanların
çokluğunu görse , batı dünyasının dudağı uçuklar herhalde .
Onların , yetiştirdikleri uysal yurttaşlarını prenseslerin hayatı ,
otomobil , spor vb. zararsız temalarla meşgul etme konusunda
ciddi stratejiler kullandıklarını düşünmekteyim .
Bu durumu aile ölçeğinde örneklersek , ufak çocukların alım satım ,
ablalarının evlendirilmesi gibi konularda büyükleriyle laf ve
görüş yarıştırması gibi bir sahne tasarlayabiliriz .
Peki nasıl oluyor da kendilerini daha fazla demokratik sayan
bu toplumlar böyle derin sansürler uygulayabiliyorlar ?
Bizdeki tersine durumun ise bir özgürlük mü , yoksa
kapısı açık kalmış ebeveyn yatak odasını gözlemek mi
olduğu konusunda kararsızım açıkcası ...
Batı; olaylara nesnel ve netice olgusu ile bakar. Perde arkası ile pek ilgilenmez. Aslında, bizlerden daha şüpheci ve sorgulayıcı bir düşünce yapısına sahiptirler. Öyle ki; Oturduğu sokağa giren bir yabancıyı veya bir aracı, dikkatle ve şüphe ile izler. Hemen hemen hepsi, birer dedektif gibi olayları en ince detayına kadar belleklerine alırlar.
Bizim toplum yapımızın, batıdan farkı; Olaylara nesnel ve neticesine göre değerleme yapmak yerine, perde arkasına olan merak ve şüphe vardır.
Toplum filtreleri neleri süzüyor?
Önümüze yememiz için ne konuyor?
Makarna pişirildikten sonra süzülüyor. Süçgeçte kalan makarnayı mı, yoksa dökülen makarna suyunu mu yemek olarak masaya koyucağımıza biz karar vermiyoruz. Medya al kardeşim diyor, bu senin yemeğin . Makarna suyu, suzuzluğumuzu biraz giderebilir ama karnımızı doyurmuyor.
Makarna yemek için İtalya'ya mı gitmeliyiz? Ben Türk makarnası istiyorum!
Gel gör ki medya'ya sorsanız ben sabah akşam makarna pişiriyorum diye övünür. Ben bu ülkeyi doyuruyorum, sen obursan ben ne yapayım! der.
Ongün önce gazete bayii sahibinle sohbete daldık.Gazetelerin objektif olamamasından yakındım .Çünkü; okuyacak gazete almadım ve Kaçak Yayın aldım,eve döndüm...
Televizyondaki tarafsız haber veren kanallarda olmasa dünya ile bağlantımı kesecğim...
Tarih: Prş Eyl 14, 2006 8:35 am Mesaj konusu: medya ve tarafsızlık
Gerçek bir filtre görevi olabilmsi için önce gaztelerin ve tüm medyanın kendisni yoplum karşı sorumlu hissetmesi gerekir, patronuna karşı değil. Öyleki 1940 larda patronunun çıkarı için nazi yanlısı çizgi izleyen gazateler bile bu gün kendince tutarlı olduklarını iddia etmektedirler.
Köşelerin patronların parasını savunmak, onu korumak adına silah gibi kullanıldığı bir yapılanmanınfiltre değil ancak kendi lbahçesine akan bir su kanalı için çalıştığı görülür.Geçmişte sırf maddi çıkar adına hükümetleri devirmeye varan komplolara giren gazetelerin ve gazatecilerin hala balık hafızasıyla olaylara yaklaştığını görünce şaşırmıyorum.Çünkü haftalık gazete trijlarına baktığımda tamamen magazin içerikli -pardon magazin dışında haber olmayan- gaztelerin, içeriksiz spor gazetelerinin aldığı tirajın yüksek oranı kızmama neden olsa da modernleşme böyle bir neticeyi de getiiryor diye düşünüyorum.
Batı medyasını tam oarak takip edemesem de onlarda da objektif olmaya çalışan basın kadar, iktidar yalakası ve onun manüple ettiği haberleri gündeme taşıyıp savunan - 11 eylül sonrası ABD nin bazı gazzetelri gibi - gazeteler ile yalan , masa başı haberler yazıldığı da gündeme düşüyor bazen.
Bu gün ise tv ve gazeteler sanki yeni bir kıta yada galaksi keşfetmiş gibi Fatih'e yöneldiler.Oysa onlar yıllardır orada ve her yıl rsimleri çekilip teşhir edilirler.Sahi neden yeniden çıktılar manşetler.Birkaç yıl önce bankacılık kanunun çıkacakken ortaya çıkan irtica haberleirnden sonra EPDK nın verdiği Petrol Şirketlerine verilen cezanın kalkması için baskı mı kurulmaya çalışıyor ?bence bunu da düşünmek gerek
Biz batıya göre neden daha filtresiz bir toplumuz ?
Önce onlara bakalım ;
Devlet aygıtları bizden daha uzun süreli ve daha disiplinli .
Bu disiplinli yapı , görevlerini bizzat kendi sistem araçları
ve elemanlarıyla yürütüyor .
Bizde ise tersi örnekler var ;
Bir zamanlar Sedat Bucak’ın PKK ya karşı güneydoğuda
örgütlendirilmesi , Fener patrikhanesine karşı güç olarak hemen
üstündeki Çarşamba’da koyu islamı temsil eden bir yerleştirme …
gibi göstergeler , bizdeki aparatın daha farklı bir sistemle çalıştığını gösteriyor :
Görevi bizzat yapmak yerine , onu ihale etmek , tehdit
edenin karşısına bir “karşı tehdit” koymak .
Aslında bu yöntemin kökü Osmanlı’nın son gevsek
yüzyıllarına kadar gidiyor . Onlar da benzer yöntemlerle yönetmişler .
Uzatmadan ;
Bir futbol maçında tribün taşkınlıklarını engellemek
için dikilmiş polislerini 1.5 saat boyunca oyuna arkası dönük tutabilen
bir toplumla kıyaslarsak (*) , bizim ebeveyn yatak odasını gözleyip ,
gördüklerini dışarıya aktaran çocukluğumuz daha anlaşılır oluyor.
(*) Bizde bu görev yüzü sahaya dönük olarak yapılıyor .
Üstelik herkesin gözü önünde .
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız