Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 293 Üye Adayı ve 12 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Gazete Kültürü
 ERTELEYEN ÖĞRENCİ PSİKOLOJİSİ
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Diğer Kayıplar


Diğer Kayıplar

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Yabancı Kitaplar
Yazar Mesaj
OWL
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 02, 2006
Mesajlar: 748
Nereden: Mağara

MesajTarih: Cmt Ağu 19, 2006 3:57 pm    Mesaj konusu: Diğer Kayıplar Alıntıyla Cevap Ver

DİĞER KAYIPLAR

Yazan : James BACQUE

Çeviren : Belkıs Çorakçı



Yardımcılarımla ben, ortaya çıkarmakta olduğumuz gerçeklere uzun süre inanamadık.

...Fakat akıllara durgunluk verecek sayıda, her yaşta erkeğin, ayrıca kadın ve çocuğun, amerikan ve fransız kontrolündeki savaş esirleri kamplarında, 1945 Nisan’ından itibaren, yani Avrupa’da savaşın bitiminden hemen önce başlayan süre içinde, açık havadan, sağlıksız koşullardan, hastalıktan ve açlıktan öldüğü artık anlaşılmıştır. Ölenlerin 900.000 den fazla olduğu kesindir. Bu ölümlere ordu subayları, esirleri yaşatacak erzak stokunun ellerinde var olduğunu bile bile göz yummuşlardır. O sıra bütün bunlar gizli tutulmuş, Kızıl Haç, Le Monde ve Le Figaro gazeteleri gerçeği açıklamak isteyince de onlara yalan söylenmiştir. Kayıtlar imha edilmiş, değiştirilmiş veya gizlenmiştir. Ve aynı tutum hâlâ sürüp gitmektedir.

Ölümlerin sayısı, 1941 Haziran’ı ile 1945 Nisan’ı arasında tüm batı cephesinde Almanlarca öldürülen müttefik askerlerinin sayısından fazladır. Bu kitapta okuyacağınız hikâyede, tarihi trajedinin üzerindeki perde açılmaktadır.
Başa dön
OWL
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 02, 2006
Mesajlar: 748
Nereden: Mağara

MesajTarih: Cmt Ağu 19, 2006 3:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Diğer insanlara karşı işlenen en büyük günah onlardan nefret etmek değil, onlara karşı kayıtsız kalmaktır. İnsanlık dışı davranışın esası budur.

George Bernard Shaw, Şeytanın Çırağı
Başa dön
OWL
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 02, 2006
Mesajlar: 748
Nereden: Mağara

MesajTarih: Cmt Ağu 19, 2006 4:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

DİĞER KAYIPLAR

Ren yöresinde, nisan ayında amerikan kamplarındaki durumu izleyen iki Amerikalı albay, James B. Mason ile Charles H. Beasley, şöyle yazmaktadırlar:

20 Nisan günü hava kötüydü. Yağmur, dolu ve kar birbirini izliyor, ilik donduran bir rüzgar Ren vadisini kuzeyden dövüyor, kampların bulunduğu düzlükleri de süpürüyordu. Dikenli tellerin içinde, ısınmak için birbirine sokulmuş insanların görüntüsü dehşet vericiydi. Avurtları çökmüş, kir pas içinde, hortlak gibi, boş bakışlı yüz bin kadar adam, lekeli gri üniformalarıyla bileklerine kadar gelen çamurun içinde, ayaktaydılar. Dikkatle bakınca bunların başı veya kolu sarılı, ya da gömlekle kalmış insanlar olduğu anlaşılıyordu. Esirlerin başı olan Alman subayı, adamların en az iki günden beri bir şey yemediğini söyledi. Su temini de sorundu. Oysa iki yüz metre ötede, mevsim nedeniyle yatağını doldurmuş olan Ren nehri gürül gürül akmaktaydı. (Sayfa: 56)


“amerikalılar bize çok pis davrandı,” diyordu Heinz T. Başlangıçta, kampta henüz ağaçlar varken, esirlerden bazıları birkaç dal kesip ateş yakmayı başarmışlardı. Nöbetçiler de onlara ateşi söndürmelerini emretmişlerdi. Kampların pek çoğunda, korunmak için yere çukur kazmakta yasaktı. “Yiyebileceğimiz tek şey çimenlerdi,” diye hatırlıyordu Heinz. Ceviz ağacı yapraklanınca içlerinden bazıları ağaca tırmandılar, tütün gibi içmek üzere yaprak topladılar. Tabii o yaprakların bir kısmı da yenecekti. Arasıra küçük bir uçak ağır ağır başlarının üstünden geçiyor, durmadan dönüp duruyordu. Adamlar herhalde bir amerikan dergisi veya gazetesi için resimlerinin çekilmekte olduğunu anlamışlardı. (Sayfa: 59)


Doktorasını da yapmış 50 yaşında bir çavuş, Rheinberg’deyken tuvalet kâğıdı üzerine bir günlük tutmuştu. Şöyle yazıyor:

Kemp Rheinberg, 17 Mayıs 1945

Genellikle kuru toprak üzerinde yatıyorum. Sıcak bastığı zamanlar yerdeki bir çukura giriyorum. Üzerimde bir palto ve çizmeler var. Şapkamı kulaklarıma kadar geçiriyorum. İçinde bir çatalla bir kaşık bulunan arazi çantam, bana yastık görevi yapıyor. Fırtına patladığında çukurumun bir duvarı üzerime çöktü. Paltomla çoraplarım sırılsıklam.

Geceleri kampın içinde tedirgin dolaşıyorum. Ayın doğuşunu seyrediyor, yakınlardaki ormanda bülbüllerin ötüşünü dinliyorum. Goethe’den şiirler okuyor, uyumaya çalışıyorum. Kendi kendime Nietzche’nin “Hayat ve Kuram” ını tartışıyorum.

Arkadaşlar esir olmaktan yakınıyorlar. Onlara dikenli teli düşünmemelerini, tellerin arasından bakmalarını tavsiye ediyorum.

Sık sık, “Düşünceler özgürdür, onları kim bilebilir...” Şarkısını söylüyorum, özellikle esirlerden söz eden mısralar bana zevk veriyor.

Akşamları şarkı söylemeyi seven arkadaşlar şarkı söylüyor. Alman halk şarkılarını. Şarkı söylemek insanları birleştirici bir şey.

Her akşam Protestan ve Katolik duaları yapılıyor ama bu duaların dogmatik darlığı beni hiç tatmin etmiyor.

“Beyin işlevleri tekniği” konusunda düşünüyorum. Kendimi öğrencilere ders verirken hayal ediyorum. Belki de “Bir entelektüel işçinin atölyesi” diye kitap yazabilirim.

Yeni plan: Kendi dualar kitabımı yazmak. Benim değerli bulduğum şeyler belki başka insanlar için de bir şeyler ifade edebilir.

İyi ki bu kamptayım diye Tanrı’ya şükrediyorum. Başka hiçbir yerde düşüncelerime bu kadar gömülemez, İnsanları bütün çıplaklığıyla böylesine göremezdim. Ayrıca galiplerin bu kadar zalim olabileceklerine de inanamazdım.

Kemp Rheinberg, 20 Mayıs 1945

Daha ne kadar barınaksız kalacağız, battaniyesiz, çadırsız kalacağız? Köpeklerin bile yağmurda içine girebildikleri kulübeleri var. Tek istediğimiz başımızın üstünde bir dam olması. Vahşiler bile daha iyi korunuyor. Diojen, Diojen, senin hiç değilse fıçın vardı! (Sayfa: 60 - 63)


1986 yılında James Bacque tarafından incelenen Altı Fransız Kampında ki ölümler

Toplam Sayı 34.400
Ölümler 5.891
Ölüm Oranı (Yıllık) %30


(Sayfa: 139)
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Yabancı Kitaplar Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke