Tarih: Cum Ağu 11, 2006 8:28 pm Mesaj konusu: Meleğin altında buzağı aramak
Meleğin altında buzağı aramak
Beyazperdeyi romantizm bastı. Beni Keşfet’ten Göl Evi’ne kadar... Göl Evi ve Angel-A, yarı fantastik yarı metafizik hatta bilimkurgusal öğeleri de alıp romantizmin emrine amade kılıyorlar.
Angel-A ülkemiz eleştirmenleri tarafından sevilmedi. Fakat kanımca beyazperdenin gördüğü görebileceği en ilginç, en sıradışı ‘çift’ bu film tarikiyle neşv-ü nema buldu. Sarışın, güzel, iri kıyım bir kadın (Rie Rasmussen) ve tek kolu olmayan, alabildiğine Arap, kısa ve yoksul olduğu her halinden belli hırpani bir adam (Jamel Debbouze). Bir aşk hikayesinden bahsetmekte olduğumuzu da hatırlatmak isterim. Angel-A’nın afişindeki eşleştirme bile, 11 Eylül sonrasının siyasi ve kültürel tabularına meydan okuyordu.
Film kendisine “Andre” diyen ve teknik olarak Amerikalı olduğunu iddia eden; ama ne Amerikan elçiliğinde ne de Paris’in sokaklarında tek kuruşluk kredisi kalmamış sevimli fakat fena halde borçlu bir adamın güzeller güzeli bir hatunla tam da intihar arifesinde tanışmasıyla gelişir. Sarışın da kendisi gibi Seine nehrine atlamayı planlamaktadır ve bunu yapar da. Andre panik içinde kendisinin de intihar etmekte olduğunu unutarak kızı kurtarır. İsmi Angel-A olan kadın kendisini Andre’ye adar; onun borçlarını ödemek için yapmayacağı tek bir şey bile yok gibidir. Tipik Besson kadınıdır bu; hem saf, hem bilge, hem femme fatale, hem kadirşinas, hem müdânaasız, hem şu hem bu. Nikita’dan Beşinci Element’e ve hatta Leon: Sevginin Gücü’ne kadar, bu terkip bize ‘e yeter artık’ ya da, ‘yuh yani’ dedirtecek kadar tekrara düşmüşse de Angel-A’ya kayıtsız kalamayız.
‘Gökten indim bir ölümlüye âşık oldum’ tribi klişe de gelse; İlahi kattan gelen bu iri kıyım, kusursuz sarışının fazlaca Batılı kodlarını ve âşık olduğu kişinin bücür ve kendisine Andre diyecek kadar kompleksli bir ‘lanetli’ olmasını ıskalayamayız. Zira beyazperdenin bu ilginç çifti 11 Eylül sonrası kodlara göre sadece komik, ‘enteresan’, tuhaf değil, aynı zamanda ‘yakışıksız’dır da. Luc Besson adlı iş bilir adam bu ‘Batılı genetik şahikası’ meleği özgüveni yerlerde sürünen Arap’a boşu boşuna âşık etmemektedir. Angel-A’nın Andre’ye olan aşırı verici, aşırı diğerkâm aşkında, bir medeniyetin diğer bir medeniyetten özür dilemesinin izleri vardır. Soğuk olmakla beraber kırılgan; melek olmakla beraber ‘öğretmen’ bir kadın, iç dünyasından ve potansiyellerinden bihaber, kendini keşfetse ‘aslında’ iyi biri olacak olan Kuzey Afrikalı Arap’a karşı sadece genetik itibarıyla değil ‘eğitmen’ sıfatıyla bir hayli ‘Batılılık’ taslamaktadır. Kaybettiği ‘özgüveni’, -ki Ortadoğu ve Kuzey Afrika kökenli olup da Fransa’larda Amerika’larda dikiş tutturmaya çalışan er kişiye sorulması gereken ilk sorudur: Kardeş, özgüven ne durumda?- kaybettiği özsevgiyi ve özsaygıyı adım adım edinmesini sağlayacaktır. Görevi budur; belki de taaa ‘aydınlanmadan’ beri... Fakat o kadar kusur kadı kızında da olur. Angel-A’nın öğretmenliğini affettirecek şeyler vardır sonuçta: Andre’ye aşık olması ve bu uğurda meleklikten vazgeçecek kadar ileri gitmesi gibi. Besson zevzekliğine oranla bile, hayli iyi bir bedeldir bu. Ancak bu kadar meleksi, ancak bu kadar karşılıksız bir şefkat ile kurtulabilir esmer, çürük çarık, Doğulu çocuklar, dünyanın beyaz olmayan yarısı... Esmer gördü mü sırf kaçıyor diye arkadan sıkabilen İngilizlerin, varoşlarında yaşayan Cezayir asıllıları trafolarda yanmaya dek kovalayan Fransızların, dünyanın dört bir yanından topladığı Arapları Guantanamo’ya yollayan Amerikalıların; ırkçılıktan yana sicili kabarmış Batı dünyasının yani, kendini affettirme konusunda ne kadar imkansız bir yerde durduğunun gizli itirafıdır Angel-A. Sonuçta her Cemal’e, Hüseyin’e, Mustafa’ya uzun bacaklı sarışın bir melek bulunamayacağı ortadadır.
Bu nedenlerledir ki film bana sadece bir ‘romantik komedi’ gibi görünmedi. Besson’un Paris fotoğraflarında da bizi ‘Paris’i, Fransa’ya rağmen sevmemiz gerektiğine ikna etmeye çalışan insani bir tonlama yakaladım. Rie Rasmussen’in fütursuzca kullandığı uzun ve abartılı el-kol hareketlerinin beni fethetmesine izin verdim. İçim rahat.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız