| Yazar |
Mesaj |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Cum May 06, 2005 8:02 pm Mesaj konusu: KONUSUN BENİMLE |
|
|
Sessizce çekilmek öğle vakti,sevginin vecdini duymak,akşamın çöküşüyle de,eve huzurla dönmek. Ve uyumak,kalbinde sevgiliye bir dua,ve dudaklarında bir şükür şarkısıyla.
İçimdeki yaşamın sesi, senin içindeki yaşamın kulağına ulaşamaz. Yine de kendimizi yalnız hissetmemek için konuşalım.
hadi ne duruyorsunuz ? |
|
| Başa dön |
|
 |
aparat Yazar

Kayıt: May 04, 2005 Mesajlar: 115
|
Tarih: Cum May 06, 2005 10:01 pm Mesaj konusu: |
|
|
Yalnız hissetmemek mi.Biz zaten yalnız değil miyiz.Bunun hissetmesi mi olur.
Günü ve geceyi yaşamımızda farklı yerlere oturtup buna göre hareket etmenin bir anlamı yok.Ne kadar dua, sevgi, birliktelik gibi kavramların içini doldurursak dolduralım, kabul edelim artık bir yalnızız.Bu dünyaya yalnız geldik ve aynı şekilde gideceğiz.Yaptıklarımızın hesabıdır bizi ilgilendirecek olan.Ondan ötesi heideggerin tabiriyle "hiçbir şey" |
|
| Başa dön |
|
 |
nurcinf Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 1 Nereden: Tarsus
|
Tarih: Pzr May 08, 2005 9:13 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Burada yazılan bir kaç yazının yanlızlığı dindireceğini pek sanmıyorum!Yalnızlığa o kadar batmışız ki çıkması hiç kolay değil... |
|
| Başa dön |
|
 |
mahmutali Okur

Kayıt: Apr 28, 2005 Mesajlar: 87 Nereden: istanbul
|
Tarih: Sal May 10, 2005 11:28 pm Mesaj konusu: |
|
|
Bir bakarsın...
Bir bakarsın gerçeğinin arkasına saklanmış bir hayali kolluyordum.
İçimden geçti hayal.
Mahvoldum.
Beklemedim ondan sonra. Hayallerle dalga geçtim. Bir süre sonra
dalga geçmekten sıkıldım.
Islık çalıyordum. Kulaklarım, boğazım tiz sesiyle doluyordu ıslığımın.
Bir bakıyordum hayal etmeye kalkışmıyorum. Bir bakıyordum yokum.
Bir bakıyordum derin sessizlik ve aradığımı buluyordum.
Huzurumu emiyordum kendi kendimden. Bütün hayaller gerçekti yalnızlığımda.
Ortak aramıyordum. Sözüm yoktu kimseye söyleyecek.
Bir bakıyordum...
Nurettin Arif |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Prş May 12, 2005 8:21 pm Mesaj konusu: YALNIZLIK ÖMÜR BOYU |
|
|
bir latin atasözü söyle der : bir insan yalnızsa ya Tanrı'dır yada delidir... ve ben acıkcası insanların yalnız oldugunu düsünmüyorum ama ne manada yalnız ?
gecenlerde bir gün yalnızlık konusunda bir arastırma yapmıstım yalnızlıgın cesitlerini okumustum bir yerlerde onları anlatacagım biraz sonra belki ilginizi ceker... |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Prş May 12, 2005 8:25 pm Mesaj konusu: |
|
|
nasıl yalnızlılar var degil mi etrafımızda ?
cevreyle iliskinin kesildigi depresyonla baslayan DERİN YALNIZLIK, toplum icinde kendini yabancı gibi hissetme ile olusan SOSYAL DURUM YALNIZLIGI, ruhsal durumdaki beklentilere cevap alınamayan DUYGUSAL YALNIZLIK, ic dünyamızdaki sorunlardan olusan ve dısarı yansıtmadıgımız ama kendimizi normal davranıslarda gösterdigimiz GİZLİ YALNIZLIK, depresyon korku gibi belirtilerle oraya cıkan TRİAD YALNIZLIK...
acaba bizim yalnızlıgımız yada sizin yalnızlıgınız hangisi ? |
|
| Başa dön |
|
 |
hasime7 Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir

Kayıt: May 07, 2005 Mesajlar: 10
|
Tarih: Cum May 13, 2005 8:58 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Modern toplumun en büyük hediyesi, yığınların içinde yanlızlığını sorgulamak. Bencilleşmek ve kulaklarımızı tüm dünyaya tıkamak. Benim yanlızlığımsa Filistin' den, Irak'tan, mazlumdan ve zalimden, estetik ve sanattan, kitaplardan konuşacak, paylaşacak insan bulamamak. Televole gençliği o kadar çok ki, bütün kafeleri, çarşıları, mahallemi, etrafımı heryeri dolduruyor. O kadar çoklar ki bazen nefes alamıyorum. |
|
| Başa dön |
|
 |
talip Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir

Kayıt: Apr 27, 2005 Mesajlar: 1
|
Tarih: Cmt May 14, 2005 4:41 pm Mesaj konusu: |
|
|
"Televole gençliği o kadar çok ki, bütün kafeleri, çarşıları, mahallemi, etrafımı heryeri dolduruyor. O kadar çoklar ki bazen nefes alamıyorum."
Hasime7'nin sözleri benim için de tamamen geçerli. Dalıyorum aralarına.Ortak nokta mı: iki göz, iki kulak, kaş, dudak, çene. Ortak olmayan nokta:ağız yani sözler. Çıkıyorum aralarından. Fakat insanım ve konuşmak,tanışmak, sevişmek isterim. Ama şimdi ne zaman uyum gösterme isteğinde olsam bir mide bulantısı gelip oturuyor içime. İşte bu yüzden mahrum kalıyorum sevişmekten. Bir vazgeçebilsem sözlerimden, bahsedeceğim koluma taktığım sözlülerimden. Onlar öyle sarışın, öyle esmer halindeler. Hormonludur onlar yeme diyor biri.Öldürmez ya bir diyebilsem. Diyemiyorum o halde edebiyat tek çare Canlarım |
|
| Başa dön |
|
 |
ephendy Okur

Kayıt: May 13, 2005 Mesajlar: 26 Nereden: işte Nerden
|
Tarih: Pzr May 15, 2005 8:14 pm Mesaj konusu: |
|
|
sayın talip sevişmek fiili insanalra özgü olmayıo sizin tabir ettiğiniz kavrama dahaytkın beşerlerin sorunudur.
hasime ile asla aynı düşünemezsiniz çünkü o daha düzeyli bir muhabbet derken asla sizi kastedmiyor bunu unutmayın... |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Pts May 16, 2005 8:38 pm Mesaj konusu: YALNIZLAR RIHTIMI |
|
|
Yalnızlığı aşmanın yanıtı, yaratıcı ve amaçlı olmakta yatmaktadır. Yalnızlık, zaman denen çok değerli hazineyi etkin ve ekonomik kullanmakla aşılabilir. İnsan yalnız doğmakta ve yalnız ölmektedir.
Doğumla ölüm arasındaki geçen, yaşam dediğimiz zaman süreci içindeki kurulan dostluklar, arkadaşlıklar, evlilikler eğer içlerinde üretkenliği barındırmıyorsa, birey yine doyumsuz ve yalnız kalmakta ve yine iki kişilik yalnızlıkların yaşandığı evlilikler hüsrana uğramaktadır. |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Pts May 16, 2005 8:43 pm Mesaj konusu: GÜNAH CIKARTMA |
|
|
Dün gece yıldızlar ürkek ve çekingen bir aşığın derdini dinledi:
duymaktan bıktıysalar da aynı derdi: Her akşam, belli ki bir aşk meselesi...
Ezgisi hoşuna gitti aşığın söylediklerinin: Seni seviyormuş, ama söylemiyormuş...
Yıldızlar ne yapsın ? yanıp söndüler tüm gece avutmak için aşığı
Ki onun dudakları yorulmak bilmedi mırıldandı bildiği tüm aşk ezgilerini,
artık yorulmakta oldugunu bile bile seni sevdigini tekrar etti... |
|
| Başa dön |
|
 |
krasnaya Üye

Kayıt: Apr 28, 2005 Mesajlar: 408
|
Tarih: Pzr May 22, 2005 2:42 am Mesaj konusu: |
|
|
| insanın özündeki yalnızlık bu cok gercek |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Pts May 23, 2005 11:07 pm Mesaj konusu: |
|
|
Yalnız olduğunu bilen ve bir başkasını arayan tek varlık insandır. Doğası gereği kendi varlığını bir başkasında gerçekleştirme özlemi içinde ve doğaya “hayır” diyerek yaşayan insan, kendi varlığını tanır tanımaz, bir eş ya da arkadaştan yoksun olduğunu anlayarak, yalnızlığının bilincine varır.
Bir anlamda yalnızlık “kendini bilmektir; öteki anlamdaysa, kendimizden, yalnızlığımızdan kaçıp kurtulma özlemidir. Yaşamın temel koşulu olan yalnızlık, kaygıdan ve kararsızlıktan kurtulacağımız bir sınav ve arınmadır. Bu yüzden, yalnızlık labirentinin çıkış noktasında, mutluluğa, tüm dünya ile yeniden denge durumuna erişeceğimizi umarak, yaşamımız boyunca bir arayış içinde olmayı sürdürürüz. |
|
| Başa dön |
|
 |
lamia Yazar

Kayıt: May 05, 2005 Mesajlar: 195
|
Tarih: Pts Hzr 06, 2005 3:07 pm Mesaj konusu: |
|
|
evet yalnızlık
benım yalnızlığım da mesnevide geçen topal kuşlar gibi içimi dolduran duyguların içimde kaldığı yalnızlık ,,,bulumamak anlatamadığın zamanlarda bile anlayanı... belki ulaşamamak ona iiçinden geldiği zaman.... ve anlatamamak içinden geçeni geçtiği gibi.... |
|
| Başa dön |
|
 |
lamia Yazar

Kayıt: May 05, 2005 Mesajlar: 195
|
Tarih: Pts Hzr 06, 2005 3:15 pm Mesaj konusu: |
|
|
*Peki kim beni onaylayan?
Kim beni görünür kılan?
Kim o olmazsa ben olmayan, ben olmazsam o olmayan?
Biz kimin rüyasındayız? kim bizce ve bizle görünür kılınan?
Bize hangi roller dağıtılmış , hangi büyük hikayenin parçalarıyız ?-
nazan bekiroğlu
nun masalları
demekten alıkoyamıyor insan kendini çoğu zaman |
|
| Başa dön |
|
 |
anadolubeyi Yazar

Kayıt: Mar 01, 2005 Mesajlar: 101
|
Tarih: Çrş Hzr 15, 2005 5:59 pm Mesaj konusu: |
|
|
...
En son anadolubeyi tarafından Pts Hzr 12, 2006 2:39 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Pts Hzr 20, 2005 11:12 pm Mesaj konusu: |
|
|
bize sarapsız ve kadehsiz diyorlar
biz sarapsız ve kadehsiz olmaktan memnunuz
bize sizin sonunuz yok diyorlar
biz sonsuz olmaktan memnunuz
mevlana |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Cmt Hzr 25, 2005 12:36 pm Mesaj konusu: NE YALNIZLIK NE DE YALAN ÜZMESİN SENİ |
|
|
"Siz bencillik yapıp kendi yalnızlığınızı sorgularken, Oradaki insanların yalnızlığını sorgulamak aklınızdan geçti mi?
Ya onlar gibi yapayalnız kalsaydınız ve bu yalnızlık edebiyatını yapabileceğiniz birileri olmasaydı... " ANADOLU BEYİ
evet bu foruma gözleri degen insanlar yukarıdaki bu sözü alkısladınız mı ?
anadolubeyi, yazılanların ne alakası var bencillikle ve de yalnızlık edebiyatı yapabilecegim kisi bulmakla ?
hani bir söz varya "yasamak icin yemeli, yemek icin yasamamalı" diye... ona atıfta bulunup bu konuyu kapatalım :
yazı yazmıs olmak icin yazmayalım paylasmak icin yazalım.. |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Cmt Hzr 25, 2005 12:42 pm Mesaj konusu: KİMDİR BU CİBRAN ? |
|
|
HALİL CİBRAN ( 1883-1931 )
Büyük bir şair, filozof ve sanatçı olan Cibran peygamberler yatağı olarak da bilinen Lübnan'da doğdu. Ancak ünü ve tesiri Yakın Doğu'nun çok ötesine yayıldı. Şiirleri yirmiden fazla lisana çevrilmiş olan Cibran'ın çizimleri ve resimleri dünyanın bellibaşlı şehirlerinde sergilenmektedir.
Yaşamının son yirmi yılında ABD'ye yerleşmiş ve eserlerini İngilizce yazmaya başlamıştır. Başta "ERMIS" olmak üzere, kendi mistik çizimleriye bezeli kitapları sayısız okuyucu tarafından bilinmekte ve sevilmektedir. Pek çok kişi Cibran'da, yüreğin ve aklın en derin yansımalarının ifadesini bulmuştur.
Halil Cibran, 1883 yılında Becharide doğdu. 12 yaşındayken ailesiyle birlikte Amerika'ya göç etti. Kendi ısrarı üzerine yüksek ögrenimini Beyruttaki El Hikmet Medresesinde bitirdi. 1902 yılında bir daha hiç dönmemecesine Lübnandan ayrıldı. 1918 de ilk kitabı Deli yayınlandı.1923de Ermis basıldı. Bu kitabıyla adı bütün dünyaya yayıldı. Cibranın bütün kitaplarında bir öğreten bir de ondan öğrenenler vardır. |
|
| Başa dön |
|
 |
anadolubeyi Yazar

Kayıt: Mar 01, 2005 Mesajlar: 101
|
Tarih: Pzr Hzr 26, 2005 6:51 pm Mesaj konusu: |
|
|
...
En son anadolubeyi tarafından Pts Hzr 12, 2006 2:41 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
Poe Yazar

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 1953 Nereden: Çevre'den.
|
Tarih: Pts Hzr 27, 2005 11:09 am Mesaj konusu: |
|
|
Gereksiz salvolarda bulunmayalım arkadaşlar.. Adam, kalbini, coşkusunu, keşfilerini, düşüncelerini paylaşmak istiyorsa biz buna karışamayız. Dileyen okur, dileyen okumaz.. Bunda ateşlenecek bir şey yok. Kişilerin niyetini biz bilemeyiz. Yaptıklarımız sanıdan öteye geçemez. "Zannın bir çoğu yanlıştır" der Yüce Yaradan. Erdemliliği de, erdemsizliği de insanın kendi sorunu; eğer bu durum toplumu ilgilendirmiyorsa. Hele böyle "yazmak" gibi oldukça öznel ve bulanık konuda kimse kimseyi rahatlıkla suçlayamamalı. Düşüncelerimizde kendimize baksak, belki bir çok samimiyetsizlik bulacağız. Bu illetten de öyle kolay kurtulmak mümkün değil. İtiraf etmek bile kurtuluşa erdirmiyor.
"Ben insanların kalbini açıp bakmak için gönderilmedim" diye buyuruyor Hz. Muhammed A.S.
Polemiğe girmeyi hiç sevmem. Tartışmaları kişiselleştirmeyi de. Çünkü nefsin araya girdiği tartışmada her iki taraf ta mağluptur. Fakat, söylemek zorundayım ki arkadaşlar, (Çünkü, "haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır."Hz. Ali) genel olarak bazı kişilerde asabi bir hava seziliyor. Keskin sirke küpüne zarar. İnsanları kırarak, kalplerini parçalayarak düşünür olunmaz! Düşünce özgürlüğü de sağa sola atış yapmak demek değildir. Ahlak ve edep, her türlü düşünceden üstündür. Bunları bildiğinizi biliyorum; ben hatırlatmak istedim sadece.
Saygılarımla.. |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Pts Hzr 27, 2005 12:31 pm Mesaj konusu: |
|
|
benim adımın önüne bir cok sıfatlar ekleyen ( kibirli,ukala,kendini bilmis v.s ) arkadasım; yazdıklarının hicbirini dikkate almıyorum bilesin ve farkında mısın bu sekilde sana hitap etmedim hic, etmem ve etmeyecegimde...
o yüzden bu forumu ister okursun ister okumazsın o senin bilecegin bir eylem ama buraya yazdıgın vakit uslubumuza dikkat edersek sevinirim
ve bana yazdıgın asagıdaki sözü uygulamam mümkün degil cünkü benim actıgım bir yere yazıyorsun mecbur okuyacagım...
" - İşine gelmiyorsa benim yazımı görmezden gel. Yada hiç okuma tamam mı... - " ANADOLU BEYİ
diger forumlara söyle bir baktım sadece ne var ne yok diye... siir de var felsefe de güzel insanlar da ... buradaki olaya söyle diyebiliriz ben bu forumda her türlü konudan bahsetmek istedim.. yani buraya siirde yazmak istedim fikir de yazmak istedim gündelik olayı da paylasmak istedim...
neyse umarım meramımı anlatabilmisimdir... |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Pts Hzr 27, 2005 12:55 pm Mesaj konusu: ASIKLAR PARKI |
|
|
gecenlerde bu forumları karıstırırken söyle bir seye rastladım kadın gercekten sevebilir mi ( yanlıs olmasın ama sanırım adı buydu ) diye bir bölüm de yazılanları gördüm kadın erkek iliskileri üzerine yazılmıs kelimeler vardı... aklıma bir yerde okudugum bir yazı geldi onu da sizlere aktarayım :
" İnsan, kadın ve erkek olarak iki ayrı cinstir. Genetiksel ve hormonal yapıları farklıdır. En önemli iletişim aracı olan beyinlerinin işleyişi de farklıdır. Erkek beynin sol yarısı yani akıl öncelikli düşünür ve davranışları tepkiseldir. Kadın ise beynin sağ yarısı ile düşünür duyguları ön plandadır davranışı sezgiseldir. Asılolan olan şu ki ikisi bir elmanın diğer yarısı gibi birbirini tamamlari... "
peki siz bu yazılanlara ne dersiniz ? |
|
| Başa dön |
|
 |
krasnaya Üye

Kayıt: Apr 28, 2005 Mesajlar: 408
|
Tarih: Çrş Hzr 29, 2005 12:10 am Mesaj konusu: |
|
|
kadın ve erkek ayrıdır kadın zarıf erkek gucludur hıc bır sekılde esıtlıklerı soz konusu degıldır cunku farklıdırlar..sag sol olayı dogrudurda kullanım seklı tamamen kısıseldır bu yarım elme hıkayesını sevıyorum ama..
derım.. |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Çrş Hzr 29, 2005 5:23 pm Mesaj konusu: between of shadows |
|
|
elma hikayesi deyince aklıma bir de söyle bir söz geldi ; duymus olanlarınız vardır elbet :
" bir elmanın iki yarısının bir araya gelmekten baska bir caresi yoktur "
bu arada karakutu nickli admin arkadasın uyarı niteligindeki forumunu okudum [ "forum etigine icerigine adabına uygun sekilde yazmazsanız kulaklarınızı cekerim "seklinde bir yazıydı bu ] benim ne konu baslıgım ne de icerigim varolan konulara uymuyor farkındayım... burada icimizden geldigi gibi yazıyoruz yazmaya da devam edecegiz... yani isin özü umarım bize hitap etmiyordur bu yazı...
unutmadan yakın zamanda tesadüfen buldugum burasını olusturanlara ve cabalarına tesekkur etmek istiyorum |
|
| Başa dön |
|
 |
eceaycan Okur

Kayıt: Jun 09, 2005 Mesajlar: 85
|
Tarih: Çrş Hzr 29, 2005 5:59 pm Mesaj konusu: |
|
|
bazen oyle abuk subuk atip tutuyoruz, site kurucularinin ciddi olun, sadece incir cekirdegini dolduracak seyler yazin uyarilarini hic uzerimize alinmiyoruz.  |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Prş Hzr 30, 2005 2:53 pm Mesaj konusu: VAROLMAYAN SÖVALYE |
|
|
Sana askın sarkı söylemedigi bir ülkeden yazıyorum.
ne yapabilirim ki sessizlik icinde aglamaktan baska ! hangi gercegi yanıma cagırabilirim kendimi avutmak icin ? su an elimde sadece sacma bir sekilde mutsuz olma olanagı var...
Sokrates "kendini tanı",Monique Charles ise "kadınlar aracılıgıyla kendini tanımak iste zevk iste yasamak denen sey" demis kendini Regine Olsen yerine koyup Kierkegaard'dan alıntılar yaparak.
Tam kendimi tanıyacakken kayboldun aniden mavi ufukların arasından.Simdi tanınmaz bir haldeyim !
Farkında mısın beni yazar veyahut filozof yapacaksın bu gidisle ! M.Charles bir noktaya dikkat cekmis"filozofların seyrek evlendiklerine" Kierkegaard ise eger bunu yaparlarsa yani evlenirlerse bunun ancak dalgınlıkla oldugunu söylemis Hegel'i örnek göstererek.
keske dalgın bir anıma denk gelebilsen ve iste tam o an cıksan karsıma; baslangıcı bir bakıs, bitimi sonsuzluk olan o muhtesem altın zincirin (evlilik) ilk halkasını olustursak seninle...
Nasıl sıkılıyorum bir bilsen.Hz.Adem'de sıkılımıstı Havva yaratıldı birlikte sıkıldılar ! sonra Habil ve Kabil de katıldı onlara,ailecek sıkıldılar ! sonrada bütün dünya sıkıldı !iste taa oradan gelip bana da sirayet etti bu sıkıntı...
dünya sıkılmıs umrumda degil ondan kücük degil ki sensizligin verdigi sıkıntı...
son üc sigaram simdi ve mum ısıgında kelimelerim
yalnızlıgım sıkıntılarım ve hayallerim
saat sabahın dördü ve ben ayaktayım hala
yürek acık göz acık ve senden beklentilerim
iki sarp kaya varmıs arasında ucurum olan, eskilerde anlatılan. erkekler buna yaklastıkları zaman gerekli hızı incelerlermis ve etrafında akıllı uslu bir sekilde dolanırlarmıs. genc kızlar ise aradaki mesafeyi ve o derin korkuyu umursamadan diger kayaya atlarmıs. ve derler ki o an icin gercektenden ask ucurumları asmak icin genc kızları kanatlandırırmıs...
halbuki sen tepenin karsı ucunda öylece duruyorsun ! Ne cok isterdim bana dogru kanatlanarak gelmeni, bense gelemiyorum kırık kanatlarımla sana dogru !yoksa seni cekmiyor muyum mutluluga yada bagımlılıgın doruklarına dogru ?
simdi seni sevdigin müzikle birlestiriyorum
tatlı bir nagme geliyor kulagıma KORSAKOV'dan
bir masal anlattım sana karsımda duruyorken öylece
ama sen kandırıp gittin ne farkın kaldı ki SEHRİYAR'dan
felsefe mi yapıyorum su an ? belki de uyandırıldıgımı biliyorum o yüzden yazıyorum tüm bunları senli düsüncelerin büyüsüne kapılmısken...
belki de yapmıyorum felsefe kimbilir bunu benden baska ? ama bildigim tek sey simdilerde bir sövalye edasıyla ortalıkta dolasıyorum; düslerde yasayan ve asla varolmayan bir sövalye...
kendimi hüznün oglu olarak görüyorum ve yalnızlıga sımsıkı sarılıyorum. az sonra ezan okunacak ve ardından günes dogacak ve ben gelen gün ile birlikte kendi halime dönecegim, insanların beni tanıdıgı surete bürünerek güne baslayacagım. ama geceleri seni bekledigimi o an ki halimi kimse bilmeyecek...
Ey sevgili karsı tepeden beni duyuyor musun ? gecenin koyu karanlıklarına ve himayesine bırakma beni...
cünkü korkuyorum artık ! bir kez daha kanatlarını acmayı dene ve askı kendisine yoldas edinmis varolmayan sövalyenin sevgisiyle kucaklasmayı dene bir kez daha ! sövalyenin seven,yanan ama erimeyen askına cevap ver...
sana gümüs renkli bulutlardan tac giydiremiyor ve yolunu gül'den ısıklarla doldurup yaldızlayamıyorum
gecenin karanlıgında dolasan bu sese kulak veriyor musun, gündüzün aydınlıgında dolasan güzel ?
ölümsüz ermis CİBRAN ; "asksız hayat ciceksiz ve meyvesiz bir agac gibidir" der. gecenin hayalleri ve senin sırların karsısında bir agac gibiyim su an. Mart geldi,baharda pesi sıra hazır bekliyor gelmek üzere ve ben bir mevve bir cicek arzusuyla bekliyorum dimdik ayakta ! Agaclar gibi ayakta öldürme beni...
saat bes oldu üstelik sigaram da bitti yalnız kaldım senin anlayacagın...
ama sen beni ask dolu bir adam haline getirdin ve ben bu adamı sevdim...
sahi sende bu adamı sevebildin mi ?
subat 2004 istanbul |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Prş Hzr 30, 2005 2:57 pm Mesaj konusu: TANGO TO EVORA |
|
|
| ben seni sevdigimi dünyalara bildirdim |
|
| Başa dön |
|
 |
eceaycan Okur

Kayıt: Jun 09, 2005 Mesajlar: 85
|
Tarih: Prş Hzr 30, 2005 4:29 pm Mesaj konusu: |
|
|
Allah kavustursun...  |
|
| Başa dön |
|
 |
eceaycan Okur

Kayıt: Jun 09, 2005 Mesajlar: 85
|
Tarih: Prş Hzr 30, 2005 4:30 pm Mesaj konusu: |
|
|
Allah kavustursun...  |
|
| Başa dön |
|
 |
krasnaya Üye

Kayıt: Apr 28, 2005 Mesajlar: 408
|
Tarih: Prş Hzr 30, 2005 7:55 pm Mesaj konusu: |
|
|
| cok uzgununum ama hata etmıssın...gercı ınsan bunu yasarken hata gıbı durmaz ama ....yaramamı bastınız ne yaptınız... |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Cum Tem 01, 2005 10:36 am Mesaj konusu: DARLİNG DARLİNG STAND BY ME |
|
|
Bir arkadaşınızla karşılaştığınızda,ruhunuzun dudaklarınıza doğru hareket etmesini ve dilinizi yönetmesini sağlayın.
Sesinizin içindeki sesin,onun kulağının içindeki kulağa seslenmesine izin verin; Çünkü onun ruhu,sizin kalbinizin gerçeğini saklıyacaktır;
Tıpkı kadeh boşalıp,rengi unutulsa bile, şarabın tadının ağızda kalması gibi...
halil cibran |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Cum Tem 01, 2005 10:53 am Mesaj konusu: MÜCRİM GÖZLER |
|
|
öncelikle buraya yazan sonrada okuyan herkese tesekkur ederek cok sevdigim bir masalı buraya aktarıyorum ve hayırlı cumalar diliyorum hepinize...
Masal bir adamın dört bin dinara bir kız alması ile baslar.
Bir gün adam gözlerini kızın üzerine dikti ve sonra gözyaslarına boguldu Kız ona neden agladıgını sordu. Adam yanıtladı:
- Öylesine güzel gözlerin var ki bana Rabbe ibadet etmeyi bile unutturuyor.
Kız yalnız kalınca gözlerini oydu. Adam onu bu halde gördü ve acıyla sarsıldı.
- Kendine neden eziyet ettin? degerini düsürdün.
Kız söyle karsılık verdi :
- Bende bulunan hicbir seyin sizi Rabbe ibadetten alıkoymasını istemem."
Adam o gece düsünde bir ses isitti:
"Kız degerini sana göre azalttı,ama bize göre arttırdı; ve biz onu senden aldık."
Uyandıgında adam,yastıgının altında dört bin dinar buldu,kız ölmüstü... |
|
| Başa dön |
|
 |
Poe Yazar

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 1953 Nereden: Çevre'den.
|
Tarih: Cum Tem 01, 2005 10:09 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Müthiş bir öykü. Teşekkürler... Bu da mı Halil Cibran'dan? |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Cmt Tem 02, 2005 1:47 am Mesaj konusu: HOT HOT HOT ! |
|
|
selamlar poe rica ederim...hayır bu cibran'dan degil... bu öykü borges ile casares in birlikte derledigi bir kitaptan alınmıstır.. "olaganüstü masallar" adlı bir kitap... eger sizde benim gibi masala meraklıysanız ve seviyorsanız size bu kitabı tavsiye ederim...
istanbul son bir kac gündür ne kadar sıcak ! gündüzleri gezilmiyor geceleri yatılmıyor ( cidden sıcak yatılmıyor bakın saat kac ben hala pc basındayım 02:54 ) |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

Kayıt: May 06, 2005 Mesajlar: 694 Nereden: istanbul
|
Tarih: Cmt Tem 02, 2005 2:02 am Mesaj konusu: KİM SUCLU ? |
|
|
askımız bitecek böyle giderse
bende hic günah yok kabahat sende |
|
| Başa dön |
|
 |
cibran Yazar

|