Tarih: Sal Hzr 27, 2006 12:38 pm Mesaj konusu: Bir Ceza Avukatının Anıları
Burada anlatılan olaylar Av. Faruk EREM' in Bir Ceza Avukatının Anıları adlı kitabından alınmıştır.Tamamı yaşanmış adlli olaylar anlatılmaktadır.
MIZRAP ÇOCUK:
Çocuğun elinden tuttu. Çocuğun adı Mızrap'tı,İshak kuşu öttü.Adam durdu. Elindeki küçük eli daha kuvvetli sıktı.
-Seni kurban edeceğim
-Et babo.
-Neden olduğunu biliyor musun?
-Bilmem sen bilirisn.
-Bir defa ağzımdan çıktı, dönemem.
-Olur anamıda getir.
İshak kuşu öttü, yeniden. Hep öter.Mızrap çocuk kurban edildi. Böyle şey olmaz demeyin. Olur : Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2/9/1964 tarihli kararı: ''Nikahsız karısından doğan Mızrap adındaki çocuğunu kurban etmek maksadıyla boğazından keserek taamüden öldürmekten sanık A. ' nın bozma üzerine yapılan, duruşması sonunda: Suçun subutuna ve sanığın bir hadiseyi atlatırsa çocuğunu Allah yoluna kurban edeceği şeklindeki inancı ile iş bu suçu işlediği anlaşıldığından bu hususun sanık lehine takdiri azaltıcı sebep olarak kabulüne mebni TCK. nun 450/4, 59. maddeleri uyarınca verilen hükmü tasdik edilmiştir.'
Sonradan duydum TRT ekibi köye gitmiş, röportaj için. Babayı bulamamışlar.Ölmüş.Ölüm nedenini sormuşlar., yanıt şöyle: İçten çürüdü.
YAĞMUR:
Komşu Köye üç senedir, bol rahmet düşüyordu.Akdere köyünde ise kuraklık vardı.Kara bulutlar gökte görünüyor, köyün üstünden, tek damla bırakmadan geçiyor, komşu köyün tarlalarına gelince sanki gizli bir güç, topraktan göğe uzanan bir kolgibi,kara bulutun bir ucuna yapışıyor, yere doğru çekiyor, suyun boşaltıyor, bırakınca bulut telaşla, başka bir yöne süzülüp gidiyordu.Başkasının köyüne yağan yağmuru uzaktan seyretmek. Karmaşık bir duygu.
Komşu köye, üç yıl evvel,günlüğüne, bir hoca gelmişti. Geldiği akşam, sabaha kadar yağmur yağdı.Köylüler bunu uğur saydılar, hocayı bırakmadılar.
Akderelilere gelince, kuraklık gün geçtkçe artıyordu.Karar verildi.Hocayı kendi köylerine çağıracaklardı.Gizlice bir haber saldılar.Hoca kabul etti.
Hasa'nın evi iki gözlü idi, çocukları da olmamıştı.Ayşe titiz kadındı. Hoca'ya iyi bakardı. Hoca, Hasan'ın evine buyur edildi.Muhtar sıra cetveli yaptı, hergün bir evden sini içinde, hocanın yemeği geliyordu. Günler geçti, yağmur seller gibi boşanmadı ama arada bir yağar gibi oluyordu.
Hoca hiç dışarı çıkmaz , namazdan namaza giderdi. Başını secdeden kaldırmıyordu. Ayşe ile hiç konuşmazdı, yüzüne bakmazdı. Evde gürültü istemezdi. Ağır taneli, uzun tespihini hızlı hızlı çekerse, Hocanın bir şey isdediğini anlayan Ayşe, hemen koşardı. Hoca isteğini bir kelime ile bildirirdi.
Ayşe beklenmedik zamanda gebe kaldı.Hasan biraz şaşırmıştı.Ses etmedi. Çocuk doğdu.Durmadan ağıyordu. Birinci ayına basmıştı.Ağlaması bitmedi. Hoca rahatsız oluyordu.Duaları mırıldanırken , birbirine karıştırıyor,yeniden başlıyor, yinede karıştırıyordu.
Bir gün tespihinin tanelerini çok sert vurarak çekti. Ayşe geldi.Hoca başını kaldırmadan çocuğa cin girmiş dedi.Akşam ırgatlıkta eve dönen kocasına , Hocanın dediklerini anlattı,ayşe. Düşündüler. Çaresini Hocadan sormaya karar verdiler.Hasan hocanın yanına gitti.Seccadeden başını kaldırmasını bekledi.Cini nasıl çıkaracaklarını sordu.Hoca;
-Çocuğu götürü dereye basın , depreşmesi geçmeden çıkarmayın, Cini su alıp götürür.'' dedi. tekrar duasına koyuldu.
Çocuğu götürüp suya bastılar, beklediler, sonra eve getirdiler, çocuk ölmüştü.
Mahkemenin verdiği kararı Yargıtay 1. Ceza Dairesi onadı.
11/3/1969 tarih e 1772/711 sayılı ilam.
Tarih: Sal Hzr 27, 2006 5:03 pm Mesaj konusu: idam
Faruk hoca aynı kitabında bir idamlıkla olan anısını yazmıştır.o cümlelerle idamın sorgulamasını yaparım.ama yine de bazen idam yanlısı olduğumu düşünmekteyim.çok zor bir kıstas.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız