Doğduğum köy, kaba hatlarıyla ikiye ayrılmıştı. Bir topluluğun olduğu yerde nedense bir 'öteki' hep bulunur. Bizim küçük köy başka bir yerden gelen göçmenlerden kuruluydu. Aynı soy bağından olmamıza rağmen (Ahıskalı -Kıpçak-Kuman), bu defa gelinen köyler itibariyle bir kutuplaşma oluşmuştu. O taraf, bütün kıllıklarını üstlerinde barındırıyordu. Kavga döğüş yoktu büyükler arasında belki ama, hep bir didişme vardı. Çocuklara da yansımış olmalıydı ki, biz küçükken bu kamplaşmayı kucağımızda bulduk.
O tarafın çocukları yılan gibiydi. Bir çok kavga olurdu onlarla, hiç birisine katılamadığım. Küçük olduğum için katılamazdım. Pislik yaparlardı. Çok kavga olurdu. Ama yine de arkadaştılar. Aynı köy ilkokulunda, aynı sınıflara gidilen, konuşulan, gülüşülen arkadaşlar.
Her akşam üstü aramızda futbol maçı olurdu. Fenerbahçe-Tabzon maçları. onlar hep Fener'lydi. Biz de hepimiz Trabzon'lu. Büyük sahalardan en ücra semtlere taşınan bir rekabet. Fener'li olmak, böylece ötekinin de sıfatı olmuş oldu. Sevmediğim bir çok kişi Fener'liydi. Sevdiğimz adamlarda Fenerli çıkarsa da, görmezden gelirdim tuttkları takımı.
Aramızda yaptığımız maçlarda sıklıkla taraf değiştiren bir haymatlos vardı. Sarı-kırmızı forma giyen, şehirde yatılı okuyan, sürekli saf değiştiren, arkadan vuran sinsi bir tip. Kemiksizdi, omurgasızdı. Öğrendim ki tuttuğu takım Galatasaraymış. O cırtlak renkleri hiç sevmemiştim. Formayı da, arkadaşı da sevmemiştim. Demek üçüncü bir takım daha varmış ha! Adı da Galatasaray'mış.
Bir kaç sene sonra büyük şehire yerleştiğimizde acı gerçekleri bir bir öğrendim: Oratada lig denilen bir takım topluluğu varmış. Sadece Trabzon, Fener yokmuş. Galatsaray'a ek olarak, beşiktaş ta varmış, Bursa'da. Ve hemen her şehrin bir takımı. Daha acı gerçek ise, Trabzon'umun ancak dördüncü büyük olduğuymuş.
Son gaz giden bir traktörü, bir bisikletlinin geçmesine de hayret etmiştim. Oysa traktörümüz ne sonsuz hızla uçardı.
Fenerli iken Galatasaray'a geçeni çok duydum da, tersini nedense hiç duymadım. İlginçtir, bu takım değiştirenlerin yüzde doksanı da küçükken işi bitirmiştir.
Sebebi de genelde aynı oluyor: Fenerli çocukların, Fener'den yansıyan kıllıkları.
hayırr..
bunu yapamazsınızzzz forumun en güzel köşesini tribünlere çevirrrttttttirrttmemmm!
duyuldu mu?
benim çocukluğumun maç muhabbeti hiç olmadı.. hep unuturdum hangi takımlı olduğumu.. kızız ya bi de.. aklımız kafamızdaki tokada pembeyi seviyodum evet..
güzel renktir pembe..
kırmızı da var.. bi de mor..
maviyi sevmezdim..
5 yaşlarındayım Babam bana kırmızı bir elbise almıştı ve çiçekli çiçekli tokalar o zaman çok severdim. Şimdi resimlere bakınca ne kadar iğrenç bir elbise diyorum neyse ben elbiseyi giyer giymez sokağa fırladım arkadaşlarıma göstermek için. O sırada balkonda duran arkadaşıma seslendim.
"Remziyee bak babam aldı." Gerisini hatırlamıyorum gözlerimi açtığımda başımda büyük bir kalabalık, elbiselerim kan olmuş, annem bayılmış ne olduğunu anlayamadım. sonradan öğrendim ki remziye başıma kiremit atmış
bizim ilkokulun sinema salonu vardi
anneler gunu
yerli mali
10 kasim
23 nisan
29 ekim kutlanirdi
ben 10 kasimda Ataturk icerde ve gorebilecegim diye torenin bitmesini beklemistim
yerli mali haftasinda nedense hep meyve yerdik
simdi hangi zamana denk geliyor hatirlamiyorum
portakal yedigimi hatirliyorum
ve cirkin kadriyeyi
koylu kizi
simdi dusunuyorumda nasil yerdi portakali sapur supur
Çocukken arkadaşlarımızla benlerimizi karşılaştırır,sonra acaba biz kardeşiz de bizden saklıyorlar mı? gibi şeyler düşünürdük birde herkesin sırrı vardı. Sırrı olmayana sır vermezlerdi. Benim sırrım yoktu ve onlar kendi aralarında fısıldaşırken ben hasedimden çatlardım. Sonra karar verdim ben de bir sır uyduracağım uydurdum ve söyledim. sonra başım o uydurduğum sır yüzünden belaya girdi arkadaşlarım o sırrı tüm mahalleye yaymışlar. Uzun süre sokağa çıkamadım utancımdan annemden yediğim sopa da cabası
ilkokul 3-4 tam hatırlamıyorum.. öğretmen 23nisan için adam topluyo(o zamanki ifadesi yetenekli öğrenci seçiyo) sıraya dizildik. olay şudur; 2adım öne, bir adım geriye.. ama bunu yaparken öndeki arkadaşını tutmak yok(ne demekse? )
neyse
dizildik salak gibi sınıfın ortasında, hoca 5kişi seçicek ama biz mübarek amip kolonisi.. her evden 4çocuk doluşmuş bi sınıf.. abarttım..
neyse mevzu bu değil.. evet; gülşen! evet evet gülşen! arkamdaki dangolos oydu! ve ayağıma bastı ve hoca beni ayırdı ve yandım(!) ve ben bu oyunu oynayamadım.
burdan kendisine lanet ederim...
içimde kalmadı, sizinle paylaştım ya,
saolun dostlar!
15yıllık titremem hafifledi.. inanın tik yapmıştı..
bi de aynı gülşen manyak mıdır nedir? evlenmek istediğini söylüyodu habire bana, hemde bi kenara sıkıştırıpta.. hayır bi de hemcinsiz yani mümkünatı yok... laf şu;
"bak zeynep ben evlenmek istiyorum. okumuycam da zaten. bana yardım edermisin?"
deli! valla deli!
sırf bu korkudan tenefüslere çıkmazdım be..
nası kahır yüklüymüş benim çocukluğum ya!
[quote="sercekus"]5 yaşlarındayım Babam bana kırmızı bir elbise almıştı ve çiçekli çiçekli tokalar o zaman çok severdim. Şimdi resimlere bakınca ne kadar iğrenç bir elbise diyorum neyse ben elbiseyi giyer giymez sokağa fırladım arkadaşlarıma göstermek için. O sırada balkonda duran arkadaşıma seslendim.
"Remziyee bak babam aldı." Gerisini hatırlamıyorum gözlerimi açtığımda başımda büyük bir kalabalık, elbiselerim kan olmuş, annem bayılmış ne olduğunu anlayamadım. sonradan öğrendim ki remziye başıma kiremit atmış [/quote]
ah Remziye : )
kan da aksa, büyüyünce geciyor acisi.
hatirlaninca veya okuyunca tebessüm birakiyor.
Ben remziye yi merak ettim, nerdedir acaba?
remziye;
kiremit faciasının zanlısı oluşu, remziyenin hayatın içindeki itikliğini bir nebze daha arttırırken, evlenmesi yazısını bu facia bile engelleyemez..
remziye 17sinde gelin olur.. ve şu an 4çocuk annesidir...
artık bira şişelerini 2metre öteden tanımakta, rakı kokusunu burun direğinde taşımaktadır.. koca dayağı remziyeyi çocuklarına bir başka bağlamakta ve....
remziye bir kiremit atımlığı kadarlık ölümcül bekleyişi kocasının anlamsız bakışlarında aramakta... ki çaba istemez, o ölümcül bekleyiş hemen oracıkta... kocasının sevgi bakışlarında(!)
ve remziye.....
ve kiremit..
ve ...
Ben eşeklere koyun derken... Babam beni yalnız başıma köye göndermişti.Şehre işlerini halletmek için gelen birileri mutlaka olurdu ve akşam köye dönerlerdi.Onlarla gitmiştim.Bir kaç gün sonra döndüm.Kendi başıma hallettiğim ilk ciddi işti.Büyümüş gibi hissettim kendimi. Babam övgüyle bahsetmişti herkese benim için.
belki komik ama ben hala remziye yi merak ediyorum.
zeynepdi nin yazdigina benzer bir hayatta yasiyor olabilir.
koleji bitirdi mi, bitirdikten sonra ne yapti, ne yapiyor su anda?
cocukluk duygusuyla nasil bir özlem/ihtiyac/kiskanclik/hirs/istek/sahip olma ?? ki bunca sert olabildi.
dün hep remziye yi düsündüm, baska isim yok degildi,ama beynimin bir kismina onun hayatini oturttum.Yüzlerce senaryo, belkiler, olabilirler.
Eger imkanin olursa ögrenirmisin remziye nin ne yaptigini sercekus?
.....
ayni sokakta önüm sira yürüdü mü acaba,
belki alisveris sirasinda cantamin rengine bakiyordu,
remziye nin esi benim ilkokul arkadasimdi,
en samimi arkadasi ile üniversitede ayni siniftaydik,
protesto imzalarinda iki isim arkamda imza atmisti,
onun havada süzdügü kusu, ben baska bir memlekette baska bir gün gördüm,ayni süzüsle...
saksisindaki toprak,benim bahcemden alinmaydi.
hala kirmizi bir elbise gördügünde gülümsüyor,aklina sercekusa attigi kiremit geliyor
hala hirsliydi akranlarinin icinde en güzeli olmaydi.
degismis yumusak huylu biri olmustu.
kim bilir, gün gelir gectigin bir mezarlikta da olabilim.Ellerini kaldirip bir fatiha okursun gayri ihtiyari, hepimizin ruhuna
neler neler....
hayat ne ilginctir ki,bir yerde degiveririz birbirimize...
bilsen remziye, gün gelecek turuncu attigin o tas icin bunca düsünecek ve seni merak edecek, birkez daha atardin...
her ne haldeysen, en güzel mutluluk senin olsun remziye...
madem kolaje gitmiş, arkasından da üniversite gelmiştir.. üniv'de sanki komünist oldu gibime gelmekte.. ve artık remziye adıyla biraz daha dolaşamaz olup.........
bu bağlamda o artık;
eylem!
yok yok; eylül..
olmadı; deniz..
darwin darwin!!..
of turuncu ya! ben bu kadar irdelememiştim, dostum remziyeyi.. takıldım resmen...
tamam! yeter!
remziye(darwin) diyeni vururum!!!!!
cok yaramazdim
ilkokul
kirmizi kurdeleyi takamadan ilk ogretmen dayagini yedim
huseyin ogretmen kafamda cita kirdi
o zamanlar her sinifta tahta citalar olurdu
alfabe vs yazmak icin
asi zamanlarini hatirliyorum
hic korkmadim asidan
birinci siraya yazdirirdim ismimi
bir nevi cesaret durumu
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız