Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 185 Üye Adayı ve 7 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Gazete Kültürü
 ERTELEYEN ÖĞRENCİ PSİKOLOJİSİ
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

EMRE KONGAR KİM?


EMRE KONGAR KİM?

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Eleştiri
Yazar Mesaj
serdarkaya
Yazar


Kayıt: Apr 26, 2006
Mesajlar: 163

MesajTarih: Sal Hzr 13, 2006 11:51 am    Mesaj konusu: EMRE KONGAR KİM? Alıntıyla Cevap Ver

ülke, niçin dayak yiyor, ey literatiler?
22/05/2006 - 17:04



Yusuf Kaplan



Literati, "ezbere konuşan", yani bildiklerini mutlaklaştıran, bilmediklerini ise yoksayan; dolayısıyla aklıyla ve özgür iradesiyle değil, yalnızca hisleriyle (=vaziyeti kurtarma güdü/m/leriyle) hareket eden bir figürdür.

Şerif Mardin, “Türkiye’de entelektüel yok; yalnızca literati var”, demişti.

“Emre Kongar”, tipik bir laik Türk literati’sidir. Aydın değildir. Entellektüel hiç değildir. Düşünürse, aslâ değildir. Sadece literati, yani okumuş yazmıştır.



Literati, “ezbere konuşan”, yani bildiklerini mutlaklaştıran, bilmediklerini ise yoksayan; dolayısıyla aklıyla ve özgür iradesiyle değil, yalnızca hisleriyle (=vaziyeti kurtarma güdü/m/leriyle) hareket eden bir figürdür.

Dahası, literati, başkalarını, nasılsalar öylece görebilme, kabul edebilme kabiliyetine de, özgüvenine de sahip değildir. Literati, mesela, Müslüman bir toplumu, Müslümanlığın temel kodlarıyla değil, Marksizm’in anakronikleşmiş kodlarıyla veya Batılı toplumların spesifik koşullarının ürünü olarak üretilen laik sosyal bilimin kavramsal çerçeveleriyle açıklamakta bir sakınca görmez. Böyle yapmakla, “kendi dili”ni değil, Batılıların geliştirdiği dili konuştuğunu, bunun Batılıları Özne, kendisini Nesne konumuna yerleştirdiğini; bu oryantalist, mutasyona ve metamorfoza uğratıcı dilin, kendisini Batılıların karikatürü yaptığını, kendi kendini sömürgeleştirmeye neden olduğunu ve felç olmuş, zihinsizleştirilmiş bir zihne mahkûm ve mahpus ettiğini göremez.



O hâlde, soru/n şu: “Emre Kongar”’ı (dolayısıyla laik Türk literatisini) ciddiye almak gerekir mi?

“Emre Kongar”ı ciddiye alabilmemiz için, “Emre Kongar”ın, öncelikle kendisini ciddiye alması, onun için de “sömürgeci aydın”ı gibi hareket etmemesi; dolayısıyla Müslüman bir toplumu, Müslümanlığın dışındaki laik ve/veya kaba pozitivist kavramsal şemalarla açıklamaya kalkışmaması gerekir.

Peki, “Emre Kongar”, böyle bir şeyi yapabilir mi? Batılı düşünürlerin, Batı’daki akdeminin insan bilimleri departmanlarının laikliği bütün yönleriyle tartıştıkları, “seküler aklın ötesi”, “post-seküler felsefe” gibi arayışlar içine girdikleri bir zaman diliminde, “Emre Kongar”, literati olarak kalmayı sürdürdüğü (yani Müslüman bir topluma, laik bir kimliği dayatmaya kalkıştığı, laikliği tartışılmaz bir ilâhî yasa gibi gördüğü) sürece böyle bir şeyi yapamaz.

Ya ne/yi yapar? Önceki hafta pazartesi günü, üstelik de “Aydınlanma” (!) adını verdiği köşesinde, “Uzlaşalım: Hem Dayak Ye, Hem Sus” başlıklı yazısında yazabildiklerini yazar; başka bir şey yapamaz.

Emre Kongar, sözkonusu yazısında, tam bir literatinin algılama biçimi ve diliyle, “demokratik rejimimizin” AKP iktidarından “gözünün morardığını, dudağının patladığını, sürekli dayak yediğini” iddia ediyor ve “gerçeklerin saptırıldığını, düşünceye ambargo konulduğunu, … eğitime önce sızıldığını, şimdi tümüyle el konulduğunu, … kuran kursları ve imam hatip okullarında çocukların ve gençlerin beyinlerinin yıkandığını, şimdi aynı işin tüm eğitimde yapıldığını” söylüyor!

Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yapılan saldırıların, belli bir süredir bu tür söylemleri daha yüksek sesle dillendiren laik literatilerin sözlerinden sonra gerçekleşmiş olmasına dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Emre Kongar’ın yazısını şöyle bitirmesi bana oldukça ürkütücü gelmişti: “Hiç merak etmesinler, demokratik rejimin nakavt olup tümüyle sesinin kesilmesi yakındır.” (!) Kongar, ister darbe imasında bulunmuş olsun, isterse AKP’lilerin veya “dincileri”n demokratik-laik rejimi nakavt edeceklerini kastetmiş olsun; buradaki “tersinden tehdit” havası, ürkütücüdür.



Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve cevap verin: Bu ülkede yaklaşık 100 yıldır “dayak yiyen” kim?

Evet, bu milletin tarih yapmasını mümkün kılan büyük rüyalarını, Braudel’in deyişiyle “dünya-tarihsel” iddialarını ve ideallerini yok ederek, batılı seküler projeleri sorgusuz sualsiz tepeden monteleyerek bu milleti laik Batılıların karikatürü, ülkeyi de kendi kendini sömürgeleştiren tuhaf bir ülke yaparak Batı’ya “teslim” eden, böylelikle yok olmanın eşiğine getirenler kim/ler?



Laikliği pekiştirmek için düzenlendiği ve tam bir tezgâh olduğu anlaşılan, çorap söküğü gibi aydınlığa kavuşmaya başlayan Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi saldırılarında da son kez görüldüğü gibi, ülkeyi karıştırmaya çalışanlar kim/ler?



Ürktücü olan şey şu: Türkiye’de laikliğin pekişmesi adına, laik “aydın”lar öldürülüyor. Birileri de, bu işin gerçek azmettiricilerini bildikleri hâlde, bizi aptal yerine koyarak, dikkatlerimizi, “dinci” süsü verilen taşeronlara çekiyorlar: Ortaya çıkan şey, ülkenin karışması ve kriz yönetimi oluyor. Ülke, kriz durumlarından medet umularak yönetiliyor. Bu, çok tehlikeli bir şey. Tam bir akıl tutulması hâli yani.



Batılı düşünürlerin çoktan aştıkları pozitivizmi, çatır çatır tartıştıkları laik aydınlanma düşüncesini kutsayan literatileri, ülkeyi çıkmaz bir sokağın eşiğine sürüklediklerini hatırlatmak için ciddiye alabiliriz yalnızca!



Laik literatilerimizi, laiklik misyonerliği’ne soyunarak Batılıların karikatürü olmak ve “gönüllü acentalığı”nı yapmak yerine, hiç olmazsa, artık kendilerini ciddiye almaya, söylediklerini ve eylediklerini gözden geçirmeye; kaba oryantalist ve anakronik pozitivist gözlüklerini çöp tenekesine atarak bu toplumla bütünleşmeye, bu toplumun derinlikli medeniyet iddiası ve rüyasını yeniden benimseyerek özgürleşmeye davet ediyorum.
Başa dön
Dimitri
Yazar


Kayıt: May 23, 2006
Mesajlar: 448
Nereden: istanbul

MesajTarih: Sal Hzr 13, 2006 12:27 pm    Mesaj konusu: ... Alıntıyla Cevap Ver

Emre Kongar'ın Kısa Yaşam Öyküsü
Reşit Emre KONGAR, 13 Ekim 1941'de İstanbul'da doğdu. Babası, Şişli Terakki ve Pertevniyal Liseleri felsefe öğretmenlerinden İhsan KONGAR, annesi ise yine Şişli Terakki Lisesinde bir süre felsefe öğretmenliği yapan, Zapyon Kız Lisesi felsefe öğretmeni Mesude KONGAR'dır.
İlk, orta ve lise eğitimini Şişli Terakki Lisesinde gören Emre KONGAR, 1958-1959 öğretim yılında fen şubesinden pekiyi derece ile mezun oldu.

1963 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nü bitirdi. 1964 yılında Birleşmiş Milletler bursu ile Sosyal Bilimler eğitimi için Birleşik Amerika'ya gitti.

1966 yılında Michigan Üniversitesi, Sosyal Çalışma Yüksek Okulu'ndan master ünvanı ile mezun oldu. Aynı yıl Türkiye'ye döndü. Hacettepe Üniversitesi'ne öğretim görevlisi olarak girdi. Bu görevi sırasında 2 yıl süre ile Nüfus Etüdleri Enstitüsü'nde de uzmanlık yaptı.

1968 yılında üniversite bünyesinde Sosyal Çalışma Yüksek Okulu'nu kurdu ve buraya müdür olarak atandı.

1969 yılında sosyal bilimler alanında "İzmir'de Kentsel Aile" adlı tezi ile doktor oldu.

1972-1974 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1974 yılında Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak geri döndü.

1976 yılında "Toplumsal Değişme Kuramları" konusundaki tezi ile üniversite doçenti oldu. Aynı yıl Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümü'ne eylemli doçent olarak atandı ve Bölüm Başkanlığı'na seçildi. 1978 yılında Bölüm Başkanlığı'ndan ayrıldı.

1976-1979 yılları arasında, Hacettepe Üniversitesi adına Turizm ve Tanıtma Bakanlığı Turizm Planlaması Genel Müdürlüğü'nde danışmanlık görevi yaptı.

İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Beş Yıllık Planların hazırlanmasında çeşitli ihtisas komisyonlarında çalıştı.

1978-1979 yıllarında Kültür Bakanlığında Kültür Yüksek Kurulu üyesi olarak hizmet etti. Aynı yıl Gençlik ve Spor Bakanlığında "Toplumsal Kalkınmada Gençlik" projesini hazırladı ve uygulamada yardımcı oldu. Bu yıllarda Milli Eğitim Bakanı'na da özel danışmanlık yaptı.

1978-1981 yılları arasında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nde tiyatro kürsüsünde "Sanat Sosyolojisi" dersleri verdi.

1981 yılı Temmuz ayında "Atatürk ve Devrim Kuramları" adlı takdim tezi ile Hacettepe Üniversitesi Senatosunca Profesörlüğe yükseltildi. 1983 yılına kadar Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümü ile Ekonomi Bölümü'nde öğretim üyeliğini sürdürdü.

Birleşik Amerika'da yayımlanan American Journal of Political and Military Sociology adlı dergi ile yine aynı ülkede yayımlanan International Journal of Sociology of Family adlı dergilerin yazı kurullarında görev yaptı.

15 Şubat 1983 tarihinde askeri rejimin üniversite konusundaki uygulamalarını protesto etmek için, üniversiteden istifa etti.

1 Mayıs 1983-31 Temmuz 1987 tarihleri arasında Hürriyet Gazetesi'nde danışmanlık yaptı.

28 Eylül 1987 tarihinde KAMAR, Kamuoyu Araştırma Anonim Şirketi'ni kurdu. 1987 seçimlerini en az sapma ile önceden bilen araştırma dahil, seçim öncesi ölçümlerini ve kamuoyu araştırmalarını Hürriyet Gazetesi'nde yayımladı.

31 Aralık 1991 tarihinde KAMAR'dan ayrıldı.

15 Ocak 1992 - 15 Mart 1992 tarihleri arası TÜSES'in genel sekreterliği ile birlikte vakıf müdürlüğünü de yürüttü.

Nisan 1992'de Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı'na atandı.

Kasım 1995'de Müsteşarlık görevinden ayrıldı.

15 Ocak 1996'da Federal Almanya Devleti tarafından Üstün Hizmet Madalyası Büyük Liyakat Haçı ile, 1 Şubat 1996'da İtalya Devleti Commandatore Madalyası ile, 15 Şubat 1996'da da Polonya Devleti Commandor nişanı ile ödüllendirildi.

24 Nisan 1996 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'ne Profesör olarak geri döndü.

Şubat 1997'de Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyeliğine atandı.

1997-2000 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde saat başı görevli hocalık yaptı.

Temmuz 2000'de devletten emekli oldu.

1 Eylül 2001 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi Yayın Kurulu Danışmanı oldu.

Halen Yıldız Teknik Üniversitesi'nde saat başı görevli ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde de fahri olarak hocalık yapmaktadır.

1975 yılından itibaren çeşitli işçi sendikalarında vermekte olduğu "demokrasi eğitimi"ni bugün de sürdürmektedir.

Türkiye'nin Toplumsal Yapısı adlı kitabı ile 1977 yılında Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü'nü, Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği adlı kitabı ile 1979 yılında Sedat Simavi Vakfı Sosyal Bilim Ödülü'nü, 21. Yüzyılda Türkiye adlı kitabı ile 1998 Aydın Doğan Sosyal ve Beşeri Bilimler Ödülü'nü kazandı. 1998 yılında Nokta Dergisi tarafından Sosyal Bilimler alanında "Doruktakiler" ödülüne layık görüldü. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından verilen "Yılın İletişimcisi" ödülünü Sosyal Bilimler alanında kazandı. 2001 yılında Kızlarıma Mektuplar adlı kitabı ile Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin "Zirvedekiler 2001 En Beğenilen Kitap" ödülünü aldı. Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencileri tarafından Babam, Oğlum, Torunum adlı kitabıyla 2003 yılının en beğenilen yazarı ödüllerine layık görüldü.

Milliyet Gazetesi'nin Abdi İpekçi Barış ve dostluk Ödülü ve Haldun Taner Öykü ödülü jürilerinde görev yaptı. Halen Gazeteciler Cemiyeti'nin Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü jüri üyeliği sürmektedir.

Sosyal bilimler ve kültür alanında otuzdan fazla kitabı, bilimsel ve deneme türü yüzü aşkın makalesi vardır. Bilimsel çalışmalarının ve deneme kitaplarının yanında, 1990 yılının en çok satan kitapları arasına giren "Hocaefendi'nin Sandukası" adlı bir de roman yazmıştır. Müsteşarlık dönemi anılarını da "Ben Müsteşarken" adı ile kitaplaştırmıştır. "21.Yüzyılda Türkiye" adlı incelemesi ve "Kızlarıma Mektuplar" adlı eseri en çok satan kitaplar arasında yer almıştır.

Halen Cumhuriyet Gazetesi'nde "Aydınlanma" köşesinde siyaset, "Medya Notu" köşesinde kitle iletişim araçları konularında haftalık makaleler yazmaktadır.
Başa dön
ugur77
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 14, 2005
Mesajlar: 504

MesajTarih: Sal Hzr 13, 2006 1:17 pm    Mesaj konusu: ya başkasının hakkı Alıntıyla Cevap Ver

kongar sadece okur.bilgi yığınııdr.herşeye poziitvimle bakamazsınız.sadece şunu hatırlatalımd erim. 12 eylül de sakalı için özgürlük isteuen kongar neden aynı düürstlüğü giiymi için okula gidemeyenlere göstermiyor.önc ekendiisne karşı düürst olsun.sonrasını biz ayarlarız.
Başa dön
serdarkaya
Yazar


Kayıt: Apr 26, 2006
Mesajlar: 163

MesajTarih: Sal Hzr 13, 2006 1:45 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ben emre kongar kim derken bunları kasttetmemiştim. Bu bilgilere herkes ulaşabilir. benim üzerinde durduğum bu resmi biyografisi ile bu adamın ne kadar ters düştüğüdür. okuduklarını ezberlemekten ve taklitçilikten öteye geçememesidir, kendine has bir sosyolodji söylemi geliştirememesidir. Yaptığı programda ne kadar saçmaladığını herkes görüyor. Tarih bilgisi lise 1 inkılap tarihi kitaplarını aşamıyor. Ezber okumaktan bbaşka birşey yapamıyor. vesselam..
Başa dön
Dimitri
Yazar


Kayıt: May 23, 2006
Mesajlar: 448
Nereden: istanbul

MesajTarih: Sal Hzr 13, 2006 2:09 pm    Mesaj konusu: ... Alıntıyla Cevap Ver

Emre Kongar ülkenin en önemli toplumbilimcisidir. Ben en az 1500-2000 sayfasını okudum, büyük bir çoğunluğunu okuyamadım hocanın yazdıklarının. o yüzden çok söz edemiyorum. lise 1 düzeyinde diyenlerin aklına şaşarım valla.. kaç cümlesini okumuşlar.

tv'den izlemekle olmuyor bu işler..
Başa dön
serdarkaya
Yazar


Kayıt: Apr 26, 2006
Mesajlar: 163

MesajTarih: Sal Hzr 13, 2006 3:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Emre Kongar ülkenin en önemli toplumbilimcisidir diyorsun
bir sosyolog olarak emre kongar sosyolojiye kendine has hangi söylemi kazandırmıştır.? yada bu ülkenin bu kadar kanayan yarası varken yaptığı hangi araştırma ile bu kanayan yaralara çözüm sunmuştur. merak ediyorum sn dimitri. ben neden dert yanıyorum biliyormusun bizdeki sosyal bilimcilerin batıdakilerin çevirilerini yapmaktan öteye gidememeleridir. Sosyoloji bugün can çekişiyor. antonyo giddens çırpınıp dururken sosyolojiye yeni açılımlar kazandırken emre kongar ne ile uğraşıyor belli...
Başa dön
asosyal_demokrat
Yeni Üye


Kayıt: Jul 05, 2005
Mesajlar: 78
Nereden: her yerden

MesajTarih: Sal Hzr 13, 2006 3:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Emre Kongar:

-Mutlu azınlığın mutlu,mesut bir üyesi.
-Medyanın şımarık çocuğu
-Türkiyede ondan başka tanınan sosyolog yoktur !
Başa dön
felsefenedir
Yeni Üye


Kayıt: Jun 05, 2006
Mesajlar: 37

MesajTarih: Sal Hzr 13, 2006 9:49 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bağlantı kurmayı seven biridir kanımca.İnsanların ancak üreterek ve severek mutlu olacabileceklerine inanmış biri.Bana her zaman kitap okuma hevesi aşılamış biri.Şu öğüdünü hiç unutmam:Görünmeyeni görebilmelisin!
Başa dön
felsefenedir
Yeni Üye


Kayıt: Jun 05, 2006
Mesajlar: 37

MesajTarih: Sal Hzr 13, 2006 9:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Örnek olması açısından veriyorum.Bu yazıyı yazamış olan düşünürdür...

DOGMATİK EĞİTİM VE ÖZGÜR SEÇİM

"Dogmatik eğitimle özgür seçim yapılabilir mi?"

Burada "özgür seçim" deyişi ile hem ülke çapındaki demokratik seçimleri kastediyorum, hem de bireyin kendi yaşamına ilişkin verdiği kararlardaki gerçek bireysel seçim hakkını.

Soruyu birinci anlamıyla, ülke çapındaki sorun açısından şöyle de sorabiliriz:

"Bir toplum, insanları dogmatik bir eğitimden geçirerek, demokratik seçimlerde oy kullanacak nitelikteki özgür ve özerk, demokrasiyi özümsemiş çağdaş bireyi yaratabilir mi?"

İkinci anlamıyla, birey açısından ise soru şöyle olacaktır:

"Dogmatik bir eğitimden geçen bir birey, yaşamının çeşitli aşamalarında karar vermesi gerektiği zaman, bu kararları gerçek bir özgürlük içinde, bütün seçenekleri hesaba katarak serbestçe verebilecek midir?"


* * *
Ülkedeki demokrasi ve özgür bireyin kendi yaşamına ilişkin serbest tercihleri ile eğitim arasında nasıl bir ilişki vardır?

Eğitim nedir?

Kaç türlü olur?

Hangi eğitim nasıl bir sonuç verir?


* * *
En kısa tanımıyla "Eğitim insanın yeniden üretimidir."

Daha işlevsel bir tanımla, "Eğitim, insanda istenen davranışların üretimidir."

Totaliter bir toplum yapısında, o topluma egemen olan ideolojiye bağımlı, birörnek insanlar yaratmak için dogmatik bir eğitim yaparsınız.

Dogmatik eğitim, adı üstünde, değişmez doğrulara, yani dogmalara, yani inançlara bağlı insanlar üretir.

Bu eğitimin yöntemi dogmatizm, amacı dogmatik yani totaliter toplumdur, değişmez doğruların ezberletilmesi ve eğitimle kabul ettirilmesi esasına ve hedefine dayalıdır.

Bu eğitimden geçen insanlar sorgulamaz, itaat eder.

Birbirlerinden farklı değil, birbirlerine benzer özellikler taşır.

Demokratik bir toplum yapısında ise, yine adı üstünde hem demokratik eğitim, hem de demokrasi için eğitim yaparsınız.

Demokratik eğitimin yöntemi demokratiktir, amacı demokrasidir.

Bu eğitimde, sorgulayan, kuşku duyan, gerçeği kendi özgür iradesiyle araştırarak bulan bireyler üretirsiniz.

Bu bireyler arasındaki toplumsal ilişki, birörnekliğe değil, farklılıkların işbölümüne ve işbirliğine dayanır.


* * *
Her yıl, resmi sayılara göre bir milyon, gayri resmi verilere göre iki milyon çocuğu Kuran Kursu adı altında dogmatik bir eğitimden geçirip ilerde "demokratik rejime bağlı" vatandaş olmalarını bekleyebilir misiniz?

Böyle bir dogmatik eğitimle Türkiye'de demokrasiyi yaşatabilir misiniz?

Küçücük çocukların beynine "Başı açık kızlar cehenneme gider" dogmasını kazıdıktan sonra, büyüdüklerinde başlarını örtmelerini "özgür iradelerine" bağlayabilir misiniz?


* * *
Örgün ve yaygın eğitim, sorunun bir yüzü.

Bir de toplumun, hâlâ din-tarım döneminin feodal değerlerini bağrında barındırdığını, hâlâ "töre cinayetleriyle" boğuştuğunu, Danıştay cinayetinin "türban kararı yüzünden" işlendiğini düşünürseniz, eğitimin büyük önemi bir kez daha ortaya çıkar:

Eğitimi "demokratik" yöntemle "demokrasi" amaçlı değil de, "dogmatik" yöntemle "totaliter" amaçlı kullanırsanız, Türkiye'de, zaten gelişmesini tamamlamamış olan demokratik düzeni yok etmeniz sadece birkaç kuşaklık bir zaman alır.

Acaba istenen bu mudur?
Başa dön
felsefenedir
Yeni Üye


Kayıt: Jun 05, 2006
Mesajlar: 37

MesajTarih: Sal Hzr 13, 2006 10:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Nasıl bir insan olduğuna karar vermenin en sağlıklı yolu kitaplarını eleştirel bir şekilde okumak sanırım...

YAYINLANMIŞ KİTAPLARIN LİSTESİ

İzmir'de Kentsel Aile, Türk Sosyal Bilimler Derneği Yayınları, A-3, Ankara, 1972. (Doktora tezi).

İnsanı Yönlendirme ve Sosyal Hizmetler, (ilk baskı, Sosyal Çalışmaya Giriş, Türk Sosyal Bilimler Derneği Yayınları, G-2, Ankara 1972), Hacettepe Üniversitesi Yayınları, A-25, Ankara 1978.

Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği, Remzi Kitabevi, İstanbul 1999. (7.basım) (Doçentlik tezi).

Devrim Tarihi ve Toplumbilim Açısından Atatürk, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999. (4.basım) (Profesörlük takdim tezi).

Cavit Orhan TÜTENGİL, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1982.

Türk Toplumbilimcileri I, (Yazan ve Derleyen) Emre KONGAR, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1996. (3.basım).

Türk Toplumbilimcileri II, (Yazan ve Derleyen) Emre KONGAR, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1996. (2.basım).

Kültür Üzerine, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1994. (4.basım).

Demokrasi ve Kültür, (Kültür Üzerine 2), Remzi Kitabevi, İstanbul 1993. (2.basım).

Kültür ve İletişim, (Kültür Üzerine 3), Say Yayınevi, İstanbul, 1986.

12 Eylül Kültürü, (Kültür Üzerine 4), (İlk baskı, 12 Eylül ve Sonrası, Say Yayınları, İstanbul, 1987), Remzi Kitabevi, İstanbul, 1995. (3.basım).

Atatürk Üzerine, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1994. (2.basım).

Üniversite Üzerine, Hil Yayınevi, İstanbul 1984.

Türkiye Üzerine Araştırmalar, Remzi Kitabevi, İstanbul 1986.

Demokrasi İşçinin Ekmeğidir, Türk Harb-İş Yayınları, Ankara, 1987.

Yaşamın Anlamı, (Denemeler), Remzi Kitabevi, İstanbul, 1997. (Açıklamalı 6.basım).

Hocaefendi'nin Sandukası, (Roman), Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999. (12.basım).

İstanbul Halkının Günlük Yaşam Biçimi ve Tüketim Davranışları, (Prof.Taner BERKSOY ile birlikte), İstanbul Ticaret Odası, İstanbul 1990.

İstanbul Tüketicisinin Perakende Alışveriş Alışkanlıkları, (Prof.Taner BERKSOY ile birlikte), İstanbul Ticaret Odası, İstanbul, 1991.

Yirmibirinci Yüzyılda Dünya, Türkiye ve Kamuoyu, Simavi Yayınları, İstanbul, 1992.

İmparatorluktan Günümüze Türkiye'nin Toplumsal Yapısı, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1997. (10.basım).

Ben Müsteşarken, (Anılar), Remzi Kitabevi, İstanbul, 1998. (6.basım).

Demokrasi ve Laiklik, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1997. (2 basım).

21.Yüzyılda Türkiye, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999. (25. basım).

Yamyamlara Oy Yok, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999, (4. Basım).

Konsantremi Bozma, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999, (2. Basım).

İstanbul Halkının Yaşam Biçimi ve Sorunları, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul, 1999.

28 Şubat ve Demokrasi, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2000

Kızlarıma Mektuplar, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2000, (42. Basım)

Küresel Terör ve Türkiye, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2002, (6. Basım)

Demokrasi ve Vampirler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2002

Yozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2003

Babam, Oğlum, Torunum, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2003
Başa dön
Dimitri
Yazar


Kayıt: May 23, 2006
Mesajlar: 448
Nereden: istanbul

MesajTarih: Sal Hzr 13, 2006 11:37 pm    Mesaj konusu: .. Alıntıyla Cevap Ver

ne mi kazandırmıştır Kongar? : )))))

"Toplumsal değişme"yi okudunuz mu?

Ya "Türkiye'nin toplumsal yapısı"nı?

Necmettin'in devletten çarptığı trilyonların lafını etmeyen bir topluluğun, Kongar'ın bilimselliğini tartışması pek "şık" olmuyor. : ))))
Başa dön
serdarkaya
Yazar


Kayıt: Apr 26, 2006
Mesajlar: 163

MesajTarih: Çrş Hzr 14, 2006 7:22 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ucuzluğun bu kadarına pes doğrusu konu ancak bu kadar çarpıtılr.
ben emre kongarın içinde buluduğu siyasi grubun İSKİ lerinden ASKİ lerinden ergunlarından nurettinlerinden bahsetmedimki bilimsel kimliği üzerine konuşuyoruz avrupalı hemcinsleriyle karşılaştırdım.
Başa dön
Dimitri
Yazar


Kayıt: May 23, 2006
Mesajlar: 448
Nereden: istanbul

MesajTarih: Çrş Hzr 14, 2006 12:24 pm    Mesaj konusu: ... Alıntıyla Cevap Ver

işte sizin yarı aydınlığınız budur; okumadığı bir sosyolog hakkında, onu yeren, yer yer adamdan (bilim adamından sanırım Confused ) saymayan bir eleştiri (!), aynı zamanda kendi siyasal düşüncesine sahip olanların vurgunlarını görmeyen gözler... bağlantı burada işte!

eleştiri yerine, çamur atmayı seçtiniz. sizin tercihiniz!

verdiğiniz referans ise ahmet kekeç! bu çapa bu kalite polemik sayın utarant! diyesi; ne kadar ekmek o kadar köfte.. Wink
Başa dön
hakandemir
Yeni Üye


Kayıt: Jan 28, 2007
Mesajlar: 60
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cmt Hzr 02, 2007 3:52 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

emre kongar popülist solcu ve cumhuriyet yazarı.
o'nu sadece mehmet barlas'a ağzının payını verdiği için seviyorum...
Başa dön
attar
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 07, 2006
Mesajlar: 595

MesajTarih: Cmt Hzr 02, 2007 6:59 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

kongar mı populist..?

e peki populist ne demek?
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Eleştiri Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok YUNUS EMRE gunfrfd insanlar 85 Çrş Eyl 19, 2007 11:41 am
Yeni mesaj yok Senfonik Yunus Emre Karakutu Diğer 0 Prş May 03, 2007 2:07 am
Yeni mesaj yok O Bir Efsaneydi: Yunus Emre eylem insanlar 1 Prş May 11, 2006 8:42 am

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke