Tarih: Pts Hzr 05, 2006 11:58 am Mesaj konusu: Geri Dönüş
Sıcak yaz gecesi ile yağmurun kucaklaştığı ve insanı ıslak havlu gibi saran nemli hava. Bütün bu hava koşulları, Necmi'nin umurunda değildi. Necmi, otomobilini olumsuz havaya rağmen çılgınca sürüyor ve yaşadığı hayal kırıklığını, beyninde tekrar,tekrar yaşıyordu. Bir bant kaydı gibi; başa, sona yine başa, yine sona, ama bilhassa son cümleye " Seni sevmiyorum, senden nefret ediyorum." takılıp, kalıyordu.
Necmi, gözlerini oğuşturan bir çocuk gibi gidip,gelen yağmur sileceklerine baktı ve Zeynep'in yaşlı gözlerini düşündü. Kendi,kendine kızdı, öfkelendi. Evet onu kırmıştı, üzmüştü ve üstelik özür dilemek yerine, kontroldan çıkarak, daha da kırıcı olmuş, sonunda da Zeynep; " Seni sevmiyorum,senden nefret ediyorum." diyerek, isyan etmişti. Necmi; gecenin bu saatinde, aracını çılgınca sürerken Zeynep'ten değil, aslında kendinden kaçıyordu.
Yağmur, yaz mevsimine hiç de yakışmayacak biçimde, gittikçe şiddetini arttırıyor ve görüş de o derecede azalıp, zorlaşıyordu. Yolun sağ ve sol yanlarındaki kedi gözleri, aracın ışıkları ile her temasda fotoğraf flaşı gibi yanıp,sönüyor, tek tük ağaçların ıslak gövdeleri kırık camlar gibi parlıyordu.
Necmi nekadar büyük bir aptallık ve kabalık yaptığını ve geri dönüp özür dilemesi gerektiğini düşündü. Kendi kendine " Geri dönmeliyim, geç olmadan geri dönmeliyim.", sonra açık olan camdan; karanlığa ve yüzüne vuran yağmura "Onu seviyorum, o da beni seviyor biliyorum." diye haykırdı, ayağını kuvvetle fren pedalına bastı.
Şimdi yolda, ne gecenin karanlığı ne yağmur, ne de ıslak gölgeler vardı. Necmi'nin kullandığı araç bir uzay gemisi gibi ışıktan bir boşlukta dönerken, büyüleyici bir müzik eşliğinde dans edercesine her yönden akıp gelen ve harikulade renklerin bulunduğu bir tünele giden muhteşem, parlak yıldızlara hayranlıkla baktı. Aracından inerek, onların arasına katılmak ve o harikulade renklerin ortasına kendini bırakmak, hiç tadmadığı, tarifsiz mutluluğu doyasıya yaşamak istedi. Sonra Zeynep geldi aklına, Zeynep'i aradı, yoktu. Hayır dedi Necmi " Zeynepsiz olmaz, o da gelmeli, o da bu mutluluğu tatmalı." Hem kendini borçlu hissediyordu Zeynep'e karşı, bu mutluluğu onunla paylaşırsa belki kendini affettirebilirdi. Kararlı bir şekilde, ışıktan boşlukta yüzer gibi dolaşan aracına tekrar bindi ve geri dönmek, Zeynep'i de almak için aracının direksiyonunu bütün gücü ile zorlamaya başladı.
Necmi, derin bir uykudan uyanırcasına hafifçe gözlerini aralamaya çalıştı. Neredeydi, bu beyaz, sisli beyazlık neydi.? O muhteşem renkler neredeydi ?, kim silip atmıştı onları. Birden umutsuzluğa kapıldı, ama kendini toparladı ve Zeynep'i düşündü, onu almak için geri dönmeliydi, evet geri dönmeliydi.
Sıcak bir elin, elini tuttuğunu hissetti. Sonra çok uzaklardan belli, belirsiz Zeynep'in sesini duydu " Seni çok seviyorum sevgilim, ne olur geri gel, beni böyle bırakamazsın.". Necmi cevap vermek istedi başaramadı, ama geri dönmeyi o da çok istiyordu, o muhteşem huzur ve mutluluk dolu yıldızları, harikulade renkleri, onun için terketmemişmiydi.
Aradan günler geçmiş. Necmi kendini toparlamış ve eski sıhhatine kavuşmuş olarak, hastahaneyi terk etmeye hazırlanıyor, Zeynep'te kendisine yardım ediyordu. Doktoru yanlarına yaklaştı ve "Necmi Bey !, tekrar geçmiş olsun. Siz bir mucize yarattınız biliyormusunuz.?" Necmi biraz şaşkınlık,biraz da heyecanla " Nasıl bir mucize doktor." diyebildi. Doktor "Siz çizgiyi geçtiniz,fakat geri döndünüz.Bu tıpta ender görülür." Necmi doktoruna biraz da minnetle baktı ve tebessüm ederek, " Evet Doktor beni geri döndüren sevgi,sadece sevgi idi, herşey için tekrar teşekkür ederm doktor."
Doktor uzaklaşmakta olan çiftin arkasından baktı ve " Bazen birine duyulan hisler, bizleri hayata nasıl bağlıyor, inanılmaz ama, kabul etmek lazım. Duygu aleminin gücü inkar edilemez."
Bazen hikayelerde belli bir konunun tasviri okuyucunun hayal gücüne bırakılır.(yazan öyle kurgulamış sanırım) pekala ben de kendimi bir yazan olarak bu hikaye ye katmak isterdim, sert bir kaza tasviri yapar ardından bir okur olarak kaza ya koşan meraklıların içinde olabilirdim hikayede.ne yazan ne seyreden olmak istedim sonunda.sadece doktorun yanındaydım.
size ait olduğuna dair en ufak bir kuşku duymadım,aksine bu tür güvenlik açıklı hikayeleri severim.böylece okurlar olarak bir ucundan hikayelere sızabiliyoruz böylece.hikayelerin gücü de bu olmalı zaten.
Sevgili tohum, tesbitiniz doğrudur. Esasen hikaye, okuyucuyu içine çekebiliyor ve onu orada hayal gücü ile yaşamaya itebiliyorsa, yazarın ve hikayenin amacına ulaştığını da söyleyebiliriz.
Sevgi ile kal ve sevil...
beğendik ve de dahil olduk,tabii müsade ederseniz...
.....
o ne deli yağmurdu öyle!
ıslanmak öfkeyi susturuyor,pişmanlığı coşturuyordu.
hani bi filmde görmüştü ya yağmurlu bir caddede dizlerinin üstünde katıla katıla hıçkıra hiçkıra ağlayan bir çaresiz adam vardı.
ne farkı vardı ondan."hayır vazgeçmeyeceğim "dedi inatla."Bunu hep biliyordum"
......
Şimdi yolda ne gecenin karanlığı,ne yağmur,ne ıslak gölgeler ne de dizlerinin üzerinde hıçkıran adamın yalnızlığı vardı................................
..................................
sevgili fadim, öyle bir düğüm atmışsın ki, iki gündür okuyor, çözemiyorum. Bu da bir sanat olmalı, ne dersin. Ama herşeyden önce bir şey dememe müsaade et lütfen. Bu düğümü Büyük İskender zamanında atmış olsa idin, B.İskender bu düğümü değil kılıç ile, tüm ordunun baltalarının ağzı yamulur da, yine de bu düğümü kesemezlerdi. B.İskender de, tarihteki şöhretini kazanamazdı.
Sevgi ile kalın ve sevilin.
Efendim burada bir düğüm falan yok.Ben acizane anlamı kuvvetlendirmek için hikayenize böyle bir paragrafı monte edebileceğinizi söylemek istemiştim.
Aslında bu benim severek oynadığım bir hikaye paylaşımı oyunudur.taraflardan biri bir hikayeyi başlatıyor,kafasında bir kurgu yapıyor.Ama bir yerde karşısındakini şaşırtacak şekilde anlatmayı kesiyor ve karşıdaki oradan devam ediyor.Bu anlatım fantastik açılımlarla devam ediyor.Sonuçta iki kişinin farklı hayal ve kurgu dünyasıyla güzel bir hikaye ortaya çıkıyor.
İsterseniz forum üyeleri arasında böyle bir dönüşümlü hikaye yazabiliriz.Hadi B .İskenderin adından esinlenelim.
....Kanlı otel baskınından bir gün önceydi.Luxor'a mı yoksa Dünyanın yedi harikasından biri olan İskenderiye Feneri'ne mi gideceğine karar veremiyordu.
Alexsandra...Alexsandra Feneri...
Bir anda irkildi.Banyo aynasında ona bakan bu yüz onun muydu?Gözleri hatırlamamak istediği bir acıyla doldu boşaldı.Fırladı çıktı banyodan.Başını ellerinin arasına alarak hıçkırıklara boğuldu.Gözünün önüne gelen Berlin-Alexsandr Platz'dan beynini zorlayan bi görüntüydü.
Belli ki takvimden yaprak koparmaya benzemiyordu zamanı geçmişe gömmek.
Hırsla söylendi kendi kendine.
.....
Sayın HB2 gerisi sizin kaleminize kalmış.Sevgiyle kalın.
Ben en fazla huzurun ve ışığın hakim olduğu bir taraftan sevginin ve sevgiliye olan hislerin bulunduğu diğer tarafa geçme konusuna takıldım. Acaba gerçekten böyle bir tercih hakkı doğsa Necmi aynı kararı verebilir miydi?
içim acıdı... üzüldüm... ama etkileyici bir his kapladı okuyunca... bir sürü metin okuyorum ve okudukça bir sürü yeni şeyler öğreniyorum yada düşünüyorum...
öykünün yazarı bunu kurgularken; Necmi' nin hayata dönmesinde Zeynep'in aşkınımı düşünmüş?
Yoksa Necmi' nin bir özür niteliğindeki belki 'intiharını' mı?
Neden bilmem ama Necmi intihar etmiş sanki...
Sonuçta birlikteler... en güzel yanı bu...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız