Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 148 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Yarış
 Gene Hackman
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 bir cumartesi
 Ayaklarının üstünde
 Bayramsız Çocuklar
 İyi Bayramlar
 bir cezm kaldı
 Uzlette...
 Çizginin Yüzleri...
 Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!
 Seçmece
 İmkansızın peşinden koştunuz mu hiç ?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

AVRUPA'YA GİDEN YOL


AVRUPA'YA GİDEN YOL

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Sosyoloji
Yazar Mesaj
Misafir
Misafir





MesajTarih: Çrş May 17, 2006 9:59 am    Mesaj konusu: AVRUPA'YA GİDEN YOL Alıntıyla Cevap Ver

AVRUPA'YA GİDEN YOL GEÇİYOR MU AFGANİSTAN'DAN?



Yazıya böyle cefalı, kinayeli, iç burkucu bir başlık kondurduğumuza göre başlığın anımsatması muhtemel bir türkünün ilk iki mısraını da anmadan geçmeyelim: "Adana'nın yolları taştan/Sen çıkardın beni baştan". Bu işlerde baştan çıkarıcıyı gözden uzak tuttunuz mu ortalıkta neler döndüğünü bir türlü anlayamazsınız. Avrupa Birliği'ne girmek memleketin kaymağından yiyebilen Türkler'den bazısına cefalı, bazısına ise sefalı geliyor. Halbuki onların yediği kaymağın husule gelmesine vesile olan büyük çoğunluk şaşırmış durumdadır. Çoğunluk Avrupa'ya giden yollara taş dökülüp dökülmediğine ve bu mıntıkanın stabilize edip edilmediğine dair sağlam bilgilerden mahrumdur. Bu bilgilere erişse bile sahip olduklarıyla neler yapabileceğini bilmez. Şaşkınlığı bir kat daha artar.

Anlatıma dikkat: "Memleketin kaymağını yiyen Türkler" demedim. Benim bahse konu ettiklerim memleketin kaymağından (bir miktar) yiyebilen Türklerdir. Gerçek şudur ki asırlardan beri bu memleketin kaymağı Türk olmayanlar tarafından yenilmek üzere transportasyona uğramaktadır. Şimdiye kadar hangi hızla ve hangi mikyasta modernleştiysek kaymak naklinin sürati ve nakledilen kaymağın miktarı o kadar artmıştır. Belki aynı şeyi Afganistan'daki uyuşturucu trafiği için söylemek mümkündür. Bilhassa üç yüz sene var ki bal tutan parmağını yalar hesabı söz konusu ulaşıma katkıda bulunan kimi Türkler kaymaktan bir miktar yiyebilmektedir. Az bir miktar, zira kaymak bal gibi akışkan değildir ve tutulduğu zaman parmak aralarından sızmaz. Süttür kaymak tutanın parmaklarının arasından sızan şey.

İşte bu kaymak tutan ellerine süt bulaşmış bulunan Türkler son zamanlarda kendi aralarında çok da ciddi sayılmayacak bir bölünme yaşamaktadır. Bunların kimileri diyor ki ne yapıp yapıp Avrupa Birliği'ne kapağı atmalıyız. Eğer Avrupa Birliği'ne giremezsek: Yandı gülüm keten helva! Bu acil imdat çığırtkanlığından diğer bir kısım transportörler rahatsızdır. Endişelerini dile getirirlerken şu argümanı ileri sürüyorlar: Avrupa Birliği'ne girmiş bir Türkiye'de bundan böyle iyileştirmeler adı altında gerek iktisadi ve gerekse siyasi ameliyatlar yapılırken Türklerin eline bisturi hiçbir zaman teslim edilmeyebilir. Avrupalılar Türkiye'nin kaymağını bizzat kaşıklamayı becerebilirlerse senelerdir hissemize düşen navlun bedelini kimden talep edeceğiz? Aslına bakarsanız Avrupa Birliği'ne şartlı girelim diyen Türklerle "aman şart koşmayalım, yoksa bizi almazlar" diyenler arasında temel görüşler bakımından hiç fark yoktur. Her iki taraf da Avrupalılar tarafından kabule şayan bulunmanın üstünde bir değer bilmediklerini çoktan dile getirmişlerdir.

Ciddi mesele Türkiye'den nakledilen şeyin bal değil de kaymak olmasıdır. Yani Türkiye bir türlü yayık olmaktan kurtulup kovan haline dönüşememiştir. Türkiye karıştırıldıkça ve çalkalandıkça kaymak bağlamaktan ötesine güç yetiremeyen bir ülkedir. Dolayısıyla Türkiye'den yarar sağlamak isteyen her kimsenin aklına ülkeyi karıştırıp çalkalamak geliyor. Biz Türklerde bal yapacak bir örgütlenme olsaydı her birimizde balımıza el uzatanı sokacak bir iğne de olurdu.
Başa dön
OWL
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 02, 2006
Mesajlar: 748
Nereden: Mağara

MesajTarih: Çrş May 17, 2006 11:45 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Güzel yazı, eline sağlık. Yalnız başlığı tam çözemediğimi itiraf etmem lazım sanırım.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Sosyoloji Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke