Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 42 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Şu dağlarda kar olsaydım, olsaydım..


Şu dağlarda kar olsaydım, olsaydım..

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz
Yazar Mesaj
piraye
Okur


Kayıt: Jan 13, 2006
Mesajlar: 27

MesajTarih: Pzr Oca 15, 2006 9:47 am    Mesaj konusu: Şu dağlarda kar olsaydım, olsaydım.. Alıntıyla Cevap Ver

Şu Dağlarda Kar Olsaydım Olsaydım

İşte bir yer! Şükür, Hop! Otobüsün yan koltukları da ne sinir olur. Menemen testileri gibi dizilir başlarsın bakışmaya karşı sıradaki

Menemen testileriyle. Ben bu mini ve uzun burun ince topuk botlarla otobüse bindim ya gerisi vız gelir. Tren trene bakar ortadaki fren yapar . Al işte düşüyordu kucağıma. Yaratığı görmemle başını çevirmem bir oluyor. Kucağıma düşene bak. Bu

ne ya! İnceden çaktırmadan bak kızım. Üstündeki bu aba da ne? Erzurum yünü pelerin gibi eski bir palto adam içinde sanki kaybolmuş. Morumsu siklamenimsi göynek, boynunda kirli sarı kovboy fuları, ya ayakkabılarının garipliği, pezeveng

ayakkabısı dedikleri türden ince uzun burunlu, a üstünde renkli deri işlemelerde var. Elinde golf sopası benzeri monşer bastonu belli hurdacıdan falan kapma. Buram buram bitki çayı kokuyor ama bu da olsa olsa Eminönü işi küçük tezgâhta

satılan hacıyağı benzeri bitki özlerinden. Yüzü dağ yanığı gibi ama çingene esmeri. Kemikleri yüzünü oyar gibi çıkmasa yakışıklı diyeceğim. Dağınık siyah saçlarını esaslı bir berber tarasa falan yani. İşte dikti gözünü bakıyor bacaklarıma. Uf uf!

Giym’iycektim bu eteği ama nerden bil’ecem ki otobüsle gitmek zorunda kalacağımı. O kadar da özendim bu sunuma. “Sinema 7. sanat ha!” “ Kubrick mi yoksa Lars Von Trier mi? Al Pacino mu çağın aktörü

yoksa Robert de Niro’mu?” Eh giyilir yani bu etek şimdi. Hiç de belli olmuyor Terkos pasajından alındığı. Hele kumaşın altından çıkan ince fistolar. Gelgelelim bacaklarımı toplayamıyorum ki bu öküzün yüzünden. Bir de geç kaldım

şimdi herkes anfide toplanmış ön hazırlıklara girişmiştir bile. Böyle bir trafikte yaşamaya mahkûm isen nene gerek senin Lars Von Trier.
“ Kardeşim öyle dik dik ne bakıyorsunuz?”
- Ha? Bana mı dedin?
- Evet

sana.
Dürttü yanımdaki emekli memur kılıklıNeutral
- O kör, kör.
Buyurun, şimdi herkes dönmüş bana bakıyor. Kıçının üstünde etek giymiş şıllığın teki otobüste kaşınıyor. Bir köre yaptığı muameleye bakın. Beygire biner gibi bankosundan

sağa sola devrilen biletçi “Cık, cık, cık! “ yaptı. Döndü başını hırsla. Gerçekten adamın iki gözü de çapraz ateşte hep aynı noktaya bakıyor. Zaten yer bu etekle bana yar olmayacak, doğru dürüst oturamıyorum, ayakta durayım da

oramı buramı kollamayayım bari. Gel otur kör kardeş, al dinlendir kıçını. İyi de sırt çantamı da sırtıma almak zorunda kalıyorum. Uf kat kat. Aman heybesi de mi varmış bunun. Bu nasıl heybe ya. Nepal’e falan mı uğramış. Al bak vereyim

heybeni de kucağına. A boynundan bir de su matarası sallanıyor. Tanrım bütün otobüs bize bakıyor. Orta çiftli sıraların önündeki kaynana tipli hatun enine boyuna süzüyor beni ve körü. Hepsinin gözlerinde bir merhamet bir kırılma, fettan kıza

nefret. Yerleşiyor seninkisi iyice. Yaslıyor bastonuna gövdesini yan yan. Döküyor saçını sağa ve yarım devirdiği ağzından birden tiz ama yumuşak bir ses yükseliyor en notalısından:
“Şu dağlarda kar olsaydım, olsaydım.
Yıkık

perişan olsaydım olsaydım.”
Derin bir sessizlik seyircilerde. Huşu’ ya geçiş ve ses tırmanıyor havasız otobüsün karbon zehirlenmesiyle kafayı bulmuş yolcularına doğru en üst perdeden:
“Arar bulur muydun beni

beni,
Sahipsiz mezar olsaydım, olsaydım.”
Kalan dizeler de keman yayı gibi dökülüyor dudaklarından.
“Şu dağlarda kar olsaydım olsaydım
bir asi rüzgâr olsaydım olsaydım
arar bulur muydun beni beni
sahipsiz

bir mezar olsaydım olsaydım
su yangında har olsaydım olsaydım
ağlayıp bizar olsaydım olsaydım
belki yaslanırdın bana bana
mahpusta duvar olsaydım olsaydım
su bozkırda han olsaydım olsaydım
yıkık perişan olsaydım

olsaydım
yine sever miydin beni beni
simsiyah duman olsaydım olsaydım
su yarada kan olsaydım olsaydım
dökülüp ziyan olsaydım olsaydım
bu dünyada yerim yokmuş yokmuş
keşke bir yalan olsaydım

olsaydım”


Türkü bittiğinde herkes şaşkın ve ağlamaklı.
BiletçiNeutral “Hemşerim sen nerelisin? diyor.
- Şiraz.
- Haaa. Diyor, biliyor ya Şırnak Şiraz Şemdinli… Haaa.. Ayol Şiraz neresi, İran değil

mi?
- İran diyorum. Ters ters bakıyorlar.
Kaynana kılıklı, saçı balyajlı, makyajlı, açık dekolteli pullu penyesini illaki de çatalından açmış sarkık memeleri belli olsun diye, degajesindeki top top selülitlere bile fondöten sürmüş. Kırmızı kalemle

kenarlarını çerçevelediği dudaklarını büzü büze, ağzını yaya yaya.. “ Ah yazık. diyor. Oğlum senin anan baban yok mu böyle sokaklarda bir başına bu halinle?”
Başını geriye atıyor “ Yok ablam, beni kuyuda bulmuşlar.

Sahabım yoktur.
“Ya .”. diyorum. Kara gözlerindeki yaşlar ince ince yol buluyor aşağı. Görmeyen gözlerin ağlaması.. Dayanamam. Kim ağlarsa ağlasın karşımda otomatiğe basmış gibi iner benimkiler de gözümden.

“Lütfen ağlama” diyorum. Bak al, peki sen nasıl geldin buraya ta Şiraz’dan?”
- Vaporla ablam vaporla.. Şiraz’dan vaporla? Hangi denizden? Bir bilirkişi fırlıyor oradan.
- Alçaklar diyor.

Zavallım tıkmışlar tıra bunu denizden geldiğini sanıyor. Paralarını alıyorlar bu garibanların, dolduruyorlar balık istifi tır konteynırlarına getirip atıyorlar işte buraya böyle. Oğlum sen ölmediğine dua et. Ah ülen ah! Sallandıracaksın bunları, bak bir tane

dolandırıcı kalır mı bu memlekette!
Kaynana mavi boncuklarını şıngırdatıyor.
– Ayol yazık sana. Ben seni götüreyim programa. Seda’ya. Bak sesin de güzelmiş. Yok! Valla elin garibanı. Seda’cım seni hemen

göz hastanesinde bir baktırsın. Diğeri atlıyor oradan:
– Abla sen o Seda Sayan’ın programındaki kadınlardan mısın? “ Ben oranın Gülşen ablasıyım ayol, hem Aydın’a da gidiyorum Aydın’a da, diyor.

Göçmen bir yaşlı teyze yeldirmesinin altından bağırıyor: “ Kontör attım kontör. Tam yüz kontör saydım Tülin’e. Ah benim sarı gelinim. Hadi yavrım biccik söylesene Mihriban’ı. Hele bi deyiver.” der demez kör tuşuna

basılmış gibi “ Sarı saçlarını yüzüme ……. Bağlanmışım çözülmüyor Mihriban, sevgilim…
Artık bir ağızdan söylüyor bütün otobüs. Mihriban’a değil o gözyaşlarına ağlıyorum
Ama a o da ne! Tam göğüslerimin

altından iki pençe, ama adam parmaklarının uçlarıyla o ince ince dokunuşlarla öyle girme giriyor ki içime içime neye uğradığımı şaşırıyor, göğüslerimi toparlamaya davranırken pençeler iki bacağımda yukarı sıvazlanıyor? Kör ayağa kalkmaya

davranmış ve beni tırabzan sanmış gibi ama taciz mi yoksa yoklama mı belli değil. Resmen tecavüze uğradım ya. Lanet olası etek. Kibarlık edip kabanını da almazsan böyle de olur işte!
– Dur sen kıpırdama n’apıyorsun?

Dur ne istiyorsan veririm ben diyorum.
Heybeye davranıyor. Samanlı kâğıtlara basılmış notalar. “ Şu dağlarda kar olsaydım olsaydım.
”Çocuklar, şist mektepliler, şunları dağıtın bakalım otobüse..”
Elden ele geziyor

notalar. Birer milyon birer milyon âlicenap Türk halkının yüreğinden bir tomar olmuş. Çok param varmış gibi halkın gözüne gözüne bir milyonda ben ekliyorum tomara, veriyorum. Buğulu camlardan dışarı bakıyorum. Daha Pangaltı’ya bile

varmamışız. Kaynana çevreyle muhabbet halinde bastıra bastıra “ Yardım edeceksin kardeşim iki varsa vereceksin birini. Kaynana Canerci. Muhabbet ilerlerken kaynana “Eh bana müsaade daha Yasemin’e de

gidi’cem. Hadi oğlum gel hayrına seni de götüreyim. Seni kurtarayım bu körlükten, hem sana bir iş falan da buluruz.” diyor. Kurtuldum deyip kendimi tekrar eski yerime atıyorum. Hayırsever kaynana körü kolundan tuta tuta

indiriyor. BiletçiNeutral “Abi helal olsun ne insanlar var ya diyor. Dünya bizden örnek alsın. İnsanlık görsün.”
Adım adım ilerliyoruz ve Tanrım sunumun başlamasına yarım saat var ve ben daha buralardayım. Derken arkadan o korkunç

ses patlıyor. “ Abi kapat kapıları. Cüzdanım yok!” Şimdi yüreğime indi işte! Biletçi “Canına yandığımın!“ diyor. “Tamam, kapattık abi, iyice baktın mı? diyor, herkes cüzdanlarına baksın!” Hep derim hep

yaparım, sırt çantalarının cüzdan gözüne koymayayım cüzdanımı. Hep unutur koyarım. Yok işte, yok yok yok. Tanrım! kimlikler, kartlarım, pasom, daha nice önemli evrakım. Hadi parası değmez, zaten yok. Olsa binerdik taksiye. Yolcuların yarısı

cüzdanını bulamıyor. Bari hırsız bulunsa da cüzdanlar çıksa. İşte şimdi ağlayacağım ama yediremiyorum. Beyoğlu Emniyet’e çekiliyor otobüs. Tek tek aranıyoruz. Tek sıra bir odaya dolduruyorlar. Bulunamamış bizim cüzdanlar.

Tutanaklar açılıyor. Tek tek mi vericez ifade? Ha, otobüste bir sürü de mektepli ufak çocuk vardı. Başka olağanüstü. Şiraz’lı bir kör vardı. Bir Gülşen miydi? Gülşen abla vardı. Komiser topluyor hepimizi üst kata. Geçiyor masaya. Anlatın

bakalım şu körü, Gülşen ablayı, çocukları! diyor. Ne anlatacağız hep bir ağızdan hikaye ediveriyoruz. “ Yuh olsun! Diyor. Şimdi de otobüslere mi dadandı bu çete. Oğlum yine İskele çetesi. Vapurları bitirdiler şimdi sıra otobüslere geldi.

Beşiktaş’ta üslendiler diyorduk. Bak şimdi de şehre dağıldılar. Bu sefer de taktik değiştirmişler. Yahu sizde hiç akıl yok mu bir de kendi ellerinizle para vermişsiniz bunlara. Tek tek cüzdanların yerini tespit edip balık toplar gibi yolmuşlar

sizi. Daha neler göre’cez ya. Yarın hepiniz Gayrettepe’ye geleceksiniz öğleden sonra sabıkalı fotoğraflarına bakacaksınız. Abi, yapma ya işimiz gücümüz, oğlum bu devlet işi. Kazıklatın kendinizi sonra devlet nerde. Biraz da

uyanık olsanız. Burası İstanb…gerisini duymuyorum. Gözyaşlarım, mıncıklanmak, gidenler, kaçırdığım seminer, uğraşmak, yaşamanın o alabildiğine nankör tokatları! Kom’serim şimdi bu adam kör falan da değildi Allah bilir. Ya,

demek geçen sefer de dilsizdi, darbuka çaldı.. Öyle topladılar paraları. Kubrick, Lars Von Trier Al Pacino. Yemin ederim Al Pacino’ya fark atardı o kör rolü. Dünya sineması görün, görün bu doğal yetenekleri. Alın bizi AB’ye, bu

sefer gerçekten ağlıyorum karakolun önünde bitap çaresiz.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Bir Türk aydını olmuş olsaydım... tohum Güncel Olaylar-insanlar 1 Sal Ksm 27, 2007 9:37 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke