Tarih: Pts Tem 11, 2005 8:15 pm Mesaj konusu: Dedeniz Nasıl Kokardı?
Dedeniz nasıl kokardı? Evet garip soru doğrusu domateslerin hikayesi sonrasında; dedeniz nasıl kokardı hatırlar mısınız? Lütfen saçmaladığımı sanmayın hafızanızı yoklayın, insanın görsel, işitsel hafızası kadar ciddi bir koku hafızası var. Evet hatırladınız mı dedeniz nasıl kokardı?
Çocuktunuz , onun torunuydunuz anımsayın sizi nasıl sarar , öperdi? Sakalları batar mıydı körpe yanaklarınıza? Ve sizi onun biricik torununu göğsüne bastırdığında neler gelirdi küçük fındık burnunuzun duyu reseptörlerine ?
Size yardımcı olalım dedeniz hangi sigarayı içerdi? Benim dedem “birinci” içerdi . Hikayesi 1930’lara uzanırdı. Sigaranın yokluk zamanında, erkek olmanın gereği olduğu zamanlarda sigara paketi üzerinde “sağlığa zararlıdır” ibaresi olamadığı zamandan sarma cigara döneminden alışkanlığı kalmıştı. Hayatında hiç yabancı sigara içmemişti benim dedem, yeleğinin cebinde sigara tablası içinde sıralanmış “birinci” kokardı; yaz sıcağında muhtar çakmağı tabir edilen gazlı çakmağı , yeleğinin cebinde hacı misi , sigarası ve bahçede çalışmanın getirdiği ter kokusu ile farklı kokardı.
Yaramazlıktan usanmayan sokakta koşuşturan, dizleri düşmekten yaralı , çoğu zaman çişini altına yapacak hale gelene kadar tutup ta oyuna ara vermeyen, saklambaçta mızıkçı, ebe olmak hiç istemeyen ben ikindi namazı sonrası eve dönen dedemi köşe başında görünce tüm oyunu bırakıp var gücümle ona koşardım, sımsıkı sarılıp ona az önce bahsettiğim kokusunu içime çeker her gün tekrarladığımız ilk dini eğitimi içeren diyalogu başlatırdık
-Söyle bakalım İslam’ın şartı kaç?
-5’dir.
- Say bakalım:
-Bir……
-İki…….
- Eksik kaldı!!!!!
-Ha birde altıncı var: dedemin iki yanağından öpmek!!!!!!!!
Çocukluğum ne güzeldi.Geçmişe özlem yazıları yazmak değil sadece amacımız. Hatırlamak ve hatırlatmak geleceğimize geçmişimizi. Hayatı küçük ayrıntılarla bezemek, küçük sorunlarla doldurmaktan daha eğlenceli ve güzel olmaz mı? Dedelerinden mal mülk kalanlar dedenizden size maddi anlamda değerli olanlar dışında gönlünüzün koku hazinesinde dedenizden ne kaldı?
Elleri nasıldı dedenizin çatlak mıydı derisi , yıllarca avuçlarında dünyayı çocukları, ailesi için sımsıkı kavramış elleri nasıldı? Saygı ile öpüp alnınıza götürdüğünüzde, avuçlarının arasına aldığında yanaklarınızı gözlerinin içi nasıl gülerdi ?
Size nasıl seslenirdi? Adınızla mı? Yada aslanım, evladım, canım ??? Dedem bana “ağabey” derdi.Yanlış duymadınız bana “ağabey” derdi. Bende ona “ağabey” derdim , bu muhabbet vefat ettiği ana dek devam etti. Soranlara “onunla analarımız bir babalarımız ayrı “derdi. Benim büyük kardeşim, sırdaşım ve çocukluğumun yegane dostu idi.
Şimdilerde; sımsıkı sarılacak , koklayacak ve dünyayı kavrayacak kadar güçlü ellere ihtiyaç duyduğum anlarda burnuma hangi serseri dağ meltemin getirdiğini bilmediğim dedemin kokusunu duyarım.
Eğer hayatta ise dedeniz ey torunlar gidin ve ona sımsıkı sarılın ve koklayın o yaşlı adamı insani zaaflarınızı bir yana bırakın. Ey dedeler torunlarınızı çağırın yanınıza ve tek tek öpün onları varsa sakal, bıyığınız yanaklarına bırakırken buselerinizi onların körpe tenlerinde yıllarca sonra hatırlanması için anılar bırakın . Eğer dedenizle buluşmanız artık öte dünyaya kalmışsa dualarla anın onu, rahmet dileyin.
En son mehmetfatihekici tarafından Pts Ekm 10, 2005 11:28 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayenizde dedemi aradım az önce hayır duasını aldım. Ne kadar ihmalkar olduğumu hatırladım bir kez daha. Hangi ara ördüm kalbimin etrafına bu ses geçirmez surları. Benim dedem hacı yağı kokar şu miskten yapılanından banada alırdı çocukken içinde pamuk olan ufak yuvarlak kutularda, kutuların üzerinde cami siluetleri olurdu. Gözlerim doldu birden...
Çok zaman geçmiş ama malum daha yeniyim ben geçmiş olsun eceayhan Allah hayırlı ömür nasip etsin dedenize.
benim dedem rüya gibi kokar.. onu hatırlayabildiğim anlar rüya gibi bir kaç kare.. abdest suyunu dökerken ufacık ellerimle, tasın palstiğinin elimi acıtmasıdır dedem.. hastaneye ölmeye giderken, öpmeye çalışırken beni son kez; sakallarının yüzümü acıtmasıdır.. çocuksu bi nazla onu geriye itişimdir.. doyasıya sarılıp öpmemiş olmanın pişmanlığıdır benim dedem.. eski bir vesikalıktaki mağrur bir duruştur artık sadece...
Yapılır mı şimdi bu...
Buram buram anadoluydu, kucak kucak sevgiydi, bencil asrın binyıl gerisindeydi dedem...
İki kefe üzüm toplar satmaya götürürken bir kefesini dağıtır, keşke daha çok verebilseydim derdi...
Safahat sevmekti onun için...
Vefatından önce dahi tek düşündüğü bizdik. Elveda değil kendinize iyi bakın diyordu.
Sağol dedem "Sevmeyi" bıraktın bize...
Mekanın cennet olsun...
öncelikle tekil konuşmak yanlış olmuş.malum hepimizin aslında iki dedesi oluyor da...birisi ölünce kalan dedelik görevini yapıyor.ben anneden dedemin sadece ölüsünü hatırlıyorum.odanın ortasındaydı.yüzünün kırmızı olduğunu ve arkadaşımın bana neden ağlamıyorsun deden öldü dediğini hatırlıyorum...
babadan olan dedemi ise 11-12 yaşlarımda kaybettim.onun bir sürü torunu vardı,hastaydı.bacakları şişti,yürüyemezdi.beni de dedesinin küçüsü diye severdi.onun beni kucaklamaya çalışmasından pek hoşlanmazdım.sakalları batardı çünkü...Allah rahmet eylesin ikisini de....
En son sokakkedisi tarafından Prş Ekm 13, 2005 10:50 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
annemin babasını hiç hatırlamıyorum..ben çok küçükken ölmüş...babamın babasını da sevmiyordum..o da bizi sevmezdi...yine de Allah rahmet eylesin...dede kokusu bilmiyorum...
küf kokusu hatırladığım tek şey bu ama bir keçi çobanı olsaydı keçi gibi kokardı balıkçı olsaydı balık kokardı marangoz olsaydı talaş kokardı peki ya ben niye küfü hatırlıyorum işte bu dur garip olan diğeri sıradan çok sıradan
küf kokusu benimde hafızamda, ninemlerin eski evi
yola bakan oda, ortada bir teneke soba gümüş renkli soba boyası ile boyalı, güneş süzülmekte avluya bakan pencereden ama oda loş, ve nemli duvarlardan gelen küf kokusu ve sobada yanan kuru dalların çıtırdısı
, kahrolsun kalorifer ve ne mutlu soba üzerinde kestane pişirilen evler..................................
beyaz sakallarını hatırlıyorum dedemin ,arasıra tarardı onları ve kepekler dökülürdü ama ben hiç tiksinmezdim;çünkü temizdi dedem beş vakit abdest alıp namaz kılardı . o yüzdende temizlik kokardı dedem bazende sanırım, hacı yağları vardıya onlarda sürerdi. ama en fazla temizlik kokardı dedem.beyaz sakallı al yanaklı dedem benim
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız