Karakutu benim ikinci forumum, ilki kaybedenlerkulubu adı altında yapılanmış ve formatı Karakutu'dan çok daha farklı bir yapıya sahip bir forumdu ve bir forumun genel çizgisini forumun üyeleri ve yöneticileri belirler ama daha çok üyeleri...
Edebiyat ve kültür sitesi adı altında pek çok site var, neredeyse her gün bir kaçına girip çıkıyorum ve zaman içerisinde birkaçına üye de oldum, yazı da yazdım ama Karakutu gibi nitelikli olanına rastlamadım henüz. Karakutu'da yaklaşık iki senedir yazıyorum ve gerçekten kelimenin tek manasıyla kaliteli üyeleri biraraya getirdiği için kendisi çok başarılı.
Edebi metinler ortak ilgi alanımız, işin içerisine zaman zaman siyaset ve diğer mevzular da karışsa bile öncelikle harflerin yan yana gelirken oluşturduğu müziğe vurgunuz, ya da kişiselleştireyim, ben onu arıyorum ve onu tam anlamıyla sadece burada bulabildim. Tek tek isim verip kimin ne yaptığına dair bir resim çizmek istemem, ki herşey ortada...
İlk başlarda herkesin karşılaştığı uygulamaların bana ve yeni başlangıç yapan pek çok arkadaşa ne kadar anlamsız ve tuhaf geldiğini bilmem ki söylememe gerek var mı, ancak zaman içerisinde bu sabır taşından geçmenin gerekliliğini kafama vura vura da olsa öğrendiğimi söylemem gerek. Herkesin gelmesini istemiyor site, basit kurallar koymuş, bu kurallara tahammül edebilecek, düzenin, düzeyin ve güzelliğin ancak bu yolla kurgulandığına inanan üyeleri arasında görmek istiyor.
Bu site sayesinde inanılmayacak kadar sayıda güzel insanla tanışma fırsatım oldu ve inanın bunu sadece kelimeleri yan yana getirerek becerebildik. Sırf bu bile Karakutu'yu benim için özel kılıyor daha baştan hakkını teslim edeyim. Herkes ile yolum kesişiyor mu? Elbette hayır, her yazılan mesajı okuyor muyum, elbette değil, ama şunu da itiraf edeyim ki bazı üyelerin mesajlarını hiç kaçırmıyorum. Onları okudukça edebiyata olan aşkım alevleniyor ve sanal ya da gerçek, cemaat veya klan, nasıl vasıflandırılırsa öyle olsun hiçbiri umurumda değil, ben hayatıma renk katıyorum...
Merak ettiğim, bilmediğim, aklıma bile gelmeyen şeyleri öğrendiğim için 'KARAKUTU' diyorum. Ama çok merak ettiğim bir şey daha var ? Bu ismi kim buldu? Ve foruma yazdığım bir çok yazının silinmesine rağmen ki mesaj sayım on beşten yukarı asla çıkamıyor yada çıkmasına izin verilmiyor, her neyse yinede yazdıklarınızı okumak bana çok zevk veriyor. Yaklaşık bir senedir üyeyim ve bana çok şey öğrettiniz. Arada kırdınız da ama yinede sizlere teşekkür ederim. Ben kendimi burada okur adayı olarak görmüyom. Hepinizin yazılarını okuyorum. Sağda ne yazarsa yazsın okurum ben. İyi bir okurum hemde. Tanımasamda hepinizi çok sevdim. Hep var olun ve sağ olun. Ama karakutusuz olmayın
Geçmiş zaman içerisinde lise çağlarında tarih derslerinde farkettiğim bir ayrıntıyı dile getirmekte fayda var hazır laf Karakutu'dan açılmışken. Pek çoğumuzun geçtiği bir süreç ve konu tarih ve İnkılap tarihi dersleri. Bizim kişisel tarihimiz yok, Yeniçeri ocağı açılmış, şunları yapmışlar, giyimleri şöyleymiş, sonra şu isyanlara karışmışlar ve şu tarihte şu padişah tarafından kapatılmış gibi resmi bir söylem var örneğin. Peki ya hu, bu kadar adam içerisinde bir tanesi neden içerden, ilk ağızdan birşeyler yazma gereği hissetmemiş geçen bunca zaman içinde. Var da ben mi bilmiyorum o da ayrı konu ama işte Tanzimat dönemiyle birlikte biraz kıpırdanma var fakat tarih ve edebiyat yine seçkinler tarafından kaleme alınır olmaya devam etmiş o dönemde ve sonuçta elimizde rakamlar ve kronoloji var ve devlet tarafından tutulan arşiv belgeleri. Ancak ben Dostoyevski sayesinde 19. Yüzyıl rus sosyal hayatına dair çok şey öğreniyorum içerden yazıldığı haliyle ama gel gör ki aynı dönemi geçiren ülkem hakkında ilk elden yazılan eser neredeyse hiç denecek kadar az. Bu bir eksiklik, tarihi ne padişahlar, ne başbakanlar ne de Anayasa mahkemesi başsavcısı yazıyor dostlarım, tarihi biz yazıyoruz. Ben dükkanımı anlatıyorum, kedimi, çingene dostlarımı, eski aşklarımı, geçmişimi, bugünümü, aşkımı, beni anlatıyorum ve bir diğeri başka bir pencerenin camını aralıyor ne derken toplumun fotoğrafını çekiyoruz el birliğiyle, biz tarihi, rakamlardan ve savaşlardan ibaretmiş gibi öğrendik bari bizden sonrakiler daha fazla bilgiyle donansınlar bize dair. Karakutu bu nokta itibariyle de harbiden bir Karakutudur...
Kendimi ifade ettiğim tek yer. Başka altarnetif aramıyorum. Aradığım zaman kitap okurum, açmam bilgisayarı.
Kitaplara saldırmamın tek nedeni.
Köşelerimi yontmamı sağlayan insanlar burada.
Çok tepki verdiğim insanlar var. Satırlarca yazarım. Sonra silerim. Sonuda iyi ki sildim derim.
Karakutu işte. Kutu' nun içinde kilitli kalanlar anlar, sabah ezanını bilgisayar başında karşılayanlar bilir ne tür bir belaya bulaştığını.
Bir sürü "çünkü" bir kenara...
Bir söz okumuştum. İnsanın özgürlünün, bir diğerinin özgürlüğünün başladığı yerde bittiğini kabul etmiyordu söz sahibi. Herkesin özgürlüğü benim özgürlüğümün onaylanması gerçekleşmesi ve sonsuzca yayılmasıdır , diyordu. Söz sahibinin dünyayı tam tanımadığını ya da tanımamakta inat ettiğini düşünüyorum hâlâ. Çünkü bu arzu fazla "cennetimsi".
Ama söylediği hâl, hiç olmuyor da değil. Bazen burda birinin özgürlüğü bir başkası tarafından öyle doğal şekilde onaylanıveriyor ki bir "an " içinde sonsuzca yayılabiliyor.
Sırf böyle "an" lara şahit olmak için bile buraya gelmeye değer.
Karakutu'yu sevmek, Karakutu'da yazmak için bir nedendir.
Bu sigarada ne buluyorsun diye soranlara verdiğim bir cevaptır... Sen hiç nedensiz sevmedin mi?
Tiryakilik işte...: )
Evet ben hiç nedensiz sevmedim greenstone.Ve bence diğer insanlar da nedensiz sevmiyorlar sadece farkında değiller.Mesela, siz muhtemelen sigarayı başlangıçta neşenize neşe katmak,efkarınızı dağıtmak,...için içtiniz ve şimdi de başlangıç sebebine(sebeblerine) ek olarak alışkanlık haline geldiği için içiyorsunuz.
Tabi hiç nedensiz sevmediğim için tahminlerimde yanılıyor olabilirim:)))
En son mavizeytin tarafından Pts Nis 14, 2008 8:57 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Karakutu turuncu'nun şiirleridir, ki ben şiir sevmem, ama turuncu hakikatli şairdir, çünkü gerçek şiir sadece devam edebilendir. Karakutu bizim sartre'dir, kendisinin değerinin farkına varılsaydı eğer, şu an da tüm dünya onun mısralarıyla avutuyordu vicdanın sesini, peruza'dır aynı zamanda, aforizmadır, delip geçer. Karakutu kertenkele'dir, nerede ne yapacağı belli olmaz bir eylem'dir ve fadim'dir, çocuklarının derdinde bir annedir, Karakutu bazen tek başına gunfrfd'dir, okumaya doyum olmaz bir derinliktir, zeytinağacı'dır, bir beyaz gelinliktir ve alt tiresiz tuce'dir tek bir b harfi ile yetinmeyi bilen kalbin, yani tek başına aşkın sesidir. Karakutu yazarım'ın yazamadığı küfürleridir ve cibran'ın günlük okuduğu gazetedir, yasemin 111'in geçmişte kalmış yüz on halidir ve nisan'da aldığı doğum günü lalenin vasıtasıyla drsitare'nin yüreğinin sesidir. Karakutu gidenlerin nefesidir, cazmanya'nın cazmanya-yeniden' idir, Karakutu kumsaati'nin damla damla damlayan kumsaati'dir ve josef'in artık sesi soluğu kesilen sesidir. Karakutu kelimenin tam manasıyla akrebin gözleri'dir ve warlord'un hiç eksilmeyen neşesidir, Karakutu hayal'in hayalleridir aynı zamanda ve sabandal'ın amin deyişidir. Karakutu bir başka alemdir, ceve'nin İstanbul özlemidir, gece'nin resimleridir, zeran'ın issinabi'dir. Karakutu benim evimdir, greenstone'un selamıdır, tenedian'ın kanaviçesidir ve kukulkan'ın muhteşem dünyasıdır. Karakutu gifrer'dir, semud'dur, melki'dir, Karakutu bambaşka bir yerdir. Karakutu çok özel bir yerdir, Orhan Gencebay'ın batsın bu dünyası, Charles Bukowski'nin hiç bir yerde var olmayan sövgüleridir. Karakutu ismi anılsın ya da hiç akla gelmesin bir başka yanan ateştir, poe'nun çakmak taşıyla tutuşur bazen, bazen anlamsız'ın türküsüdür, bazen de amentü'nün dinleniseleridir. Karakutu'ya yazmak sorun değildir, Karakutu'ya girip de yazmamak asıl meseledir, ki bu kertenkele'nin sözüdür. Karakutu care'dir, Karakutu artık varlığını karanlığa gömmüş dereotu'dur ve en olmadık yerde celalzade'dir. Karkautu kimi zaman tek başına tek başına gecedir ve birbardaksu'dur, ayesha'dır ve yıllar öncesinin utarant'ıdır. Karakutu Karakutu'dur adı geçsin ya da geçmesin herkesindir. Bu öyle bir dünyadır ki anlatılır gibi değildir, bana göre yeraltıdır ve yerüstüne bir ufak göndermedir. Sizin yaptıklarınızı ve varoluşunuzu beğenmiyorum demektir. Geçmişten bir esinti, gelecekten bir davetiyedir. Karakutu benim için çok şeydir ve yazamadığım herşeydir...
Karakutu'yu sevmek, Karakutu'da yazmak için bir nedendir.
Bu sigarada ne buluyorsun diye soranlara verdiğim bir cevaptır... Sen hiç nedensiz sevmedin mi?
Tiryakilik işte...: )
Evet ben hiç nedensiz sevmedim greenstone.Ve bence diğer insanlar da nedensiz sevmiyorlar sadece farkında değiller.Mesela, siz muhtemelen sigarayı başlangıçta neşenize neşe katmak,efkarınızı dağıtmak,...için içtiniz ve şimdi de başlangıç sebebine(sebeblerine) ek olarak alışkanlık haline geldiği için içiyorsunuz.
Tabi hiç nedensiz sevmediğim için tahminlerimde yanılıyor olabilirim:)))
Hani bazı şeyleri anlamakta ve/veya anlatmakta zorlanırız ya. Ve somut şeylerden örnekler vererek anlamaya/anlatmaya çalışırız. Sigara örneği bunun içindi. Birde bu soruyu soranları susturmaya yönelik tabiki.
Nedensiz sevmenin kendisi bir nedendir zaten. Tavsiye de ederim...:)
Bazen tek başıma konuşuyormuşum hissini yaşıyorum karakutuda. Hani kimse kimseye ilişmiyor ya... : ) Kendi kendine konuşan bir meczub gibiyim bazen, deli miyim neyim dediğim oluyor... Bazen soru sormadan cevap bekler gibiyim... Bazen de anlatıp anlatıp kaçar gibiyim... Ama her halükarda iyi geliyor karakutuya yazmak. Vazgeçemiyorum. Vazgeçmeye kalktığım an derin bir stresle başedemez buluyorum kendimi. Bu normal mi bilmiyorum.
Günlük hayatımda, insanların gözlerinden yol alıp, çoğu zaman fikir sahibi olurum. Dialog, soru sorma yanıt alma, gözlem, dolayısıyla mimikler, jestler, gözler, çok önemli benim için. Büyük bir kısmı iletişime , insanı anlamaya, insanın problemine, ve o problemin çözümüne dayalı bir işim var. Bilimsel merakım, sosyal hayatıma da fazlasıyla yansıyor, gözümden hiçbirşey kaçmıyor, gördüğüm duyduğum hissettiğim çoğu şeye kayıtsız kalamıyorum ve içimde herkes ve herşey yanıt- yankı buluyor. Kimi zaman coşku, kimi zaman uğultu, kimi zaman sıkıntı ve karmaşaya bulansam da, içimdeki bulanıklığı arıtacak, coşkuyu arttıracak bir çözümüm var. O da kalem... Yazmak, daha çok kendim için... Kendime...
Karakutu, bu noktada bir bilmece benim için. Karakutulular bilmecenin zorlu parçaları. Sadece kalemlerin oynadığı, iletişim unsurlarının çoğunun bulunmadığı bir yerde, gözlerini ,yüz kıvrımlarını, görmediğim insanları anlamaya çalışmak, okumak, sadece okumak ve satır aralarında türlü duyguyu yakalamak, bu bilmeceyi o kadar keyifli hale getiriyor ki... Ve tabii ki o bilmecenin bir parçası olmak, yazmak...
Karakutuya ilk geldiğimde bir çok okur adayının yaptığını yapmıştım. Ve sevgili cibranın başlığına yazdığım ilk mesajım silinmişti. Ne olduğunu anlamaya çalışırken ilk özel(!) mesajımı almış ve özel mesaj kutusunun varlığını keşfetmiştim. : ) İlk mesajım silinmişti, ilk özel mesajı almıştım, sonra okur adaylığını, 21 mesajın albenisini, okur olmanın hafifliğini ve yazar(!) lığın bağımlılık yapan tarifsiz hallerini yaşadım. Hüznümü, dengesiz hallerimi, coşkumu, yeni dinlediğim bir şarkıyı anlatmak istediğim insanlar var burada. Yorucu bir günün sonunda soluklandığım bir yer oldu karakutu. Etrafımda dokunduğum türlü insan ve olayın ötesinde, dokunmadığım, görmediğim, yolda karşılaşsam habersiz yanından yürüyüp gideceğim birçok insanla görünmez bir bağ oldu karakutu.
Karakutuya girer girmez ilk baktığım yer sayfanın en alt kısmı oluyor. Kim var kim yok diye bakıp,
mesela,
'aaa tian abim de burdaymış,
care anlara ne yazdı ki,
sartre kaçta kalmıştı, sıfırı merakla bekliyorum,
ooo turuncu geldiyse şiir bırakır gider,
kukulkan güncel olaylardan muhteşem dünyaya dönmüş,
gnfrfd şimdi de nazım hikmette konaklıyor,
cibran ne güzel kutlamış doğumgününü,
gece nasıl da düşünceli ve zarif,
şehirler ve söyledikleri epeydir dinlenmede,
ding ding dong kumsaatinin kapısını çalsam sonra kaçsam mı ki,
yaşasın ve asla sadece bağlaç değildir,
yaşasın konuşun benimle,
yaşasın dinlenesi parçalar, ben bu şarkıyı daha önce dinlememiştim,
bu başlığa da yazasım var ama sonra', ........,bıdı bıdı bıdı.......vesaire...diye bir sürü tebessümlü cümle kurmama neden oluyor karakutu... İsmini görüp tebessüm ettiğim, okumaktan keyif aldığım, kendi kendime abi ya da abla deyiverdiğim, muhabbet beslediğim, tanımadan tanıdığım, insanlar var burada...
Sevgili tiana özenip kurduğum cümleler oluyor,
turuncuyu okuyup kendi kendime şiirimsiler karalıyorum,
care nasıl da güzel anlatmış deyip anlatasım tutuyor,
sartre'ın her satırında yeni bir kapı açılıyor zihnimde,
kertenkele acaba ne demek istedi deyip tekrar tekrar bir mesajı okuyorum, arada bir ne çok emek var burada deyip tebrik ve teşekkür mesajları yazmak istiyorum kendisine...
Ana sayfaya dönüp muhteşem arşivin içinde kayboluyorum, forum canlı sanki konuşuyor, yaşıyor...
Şu sıralar karakutu çalışılmış onlarca sayfa dersten sonra bir ödül...
Şurayı da bitir de karakutuda mola verelim.
şu kadar sayfa da bitsin, saçmalama kısmındaki çöplüğüne istediğini dökebilirsin.
Karakutu, keyifli bir ödül benim için... Daha ne olsun...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız