Ben bugünlerde savaş anılarını okuyorum.İkinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşında askerlerin anıları... İnsanlığın onursuz , rezil yılları... Savaşın kötülüğünü anlatıyorum öğrencilere. Anlamıyorlar, kavrayamıyorlar...
Tarih: Cum Şub 22, 2008 5:31 am Mesaj konusu: Yalan Tarih
Geçenlerde bir e-posta aldım arkadaşımdan,e-postada bir kaç nükte vardı,tarihe mal olmuş kişilerin nükteleri,içlerinden Yavuz Sultan Selim’le ilgili olanını biliyordum,sizle de paylaşıyım,çünkü yazı konum bunun üzerine olucak…
Yavuz Sultan Selim’in veziri,padişaha demişki;efendim bi hazırlık içinde gibisiniz,bir sefer mi var?Yavuz Sultan Selim:sen sır tutmasını bilir misin vezir?Vezir de bilirim sultanım demiş,Yavuz Sultan Selim yapıştırmış cevabı;ben de bilirim…!!!Oyyyy,ne güzel cevap di mi?Mest olduk adeta…
Bakın benim burda dikkatimi çeken Yavuz Selim’in taşı gediğine koyması,askeri bir deha olup,yapacağı seferleri vezirinden dahi gizlemesi falan değil..Bu olay günümüze nasıl geldi..Evet nasıl geldi?Çeşitli ihtimaller dahilinde değerlendirmeye çalışıcam…
Şimdi bu diyalog belli ki Yavuz Selim ve veziri arasında geçiyor..İlk ihtimal,bu diyalog yaşanır yaşanmaz,Yavuz Selim egosuna düşkün bir zattı ve her laf geçirdiği olayı saray katiplerine yazdırıyordu;katipler koşun vezire pis laf giydirdim,tez kayıt altına alına,veziri de şahit yazın…!!Hiç sanmıyorum böyle olacağını…İkinci ihtimal de şudur..Vezir,normal değil,sorunları var,laf yemek ve yediği lafları kayıt altına almaya bayılıyor ve günlüğüne yazıyor..Sevgili Günlük:Bugün Padişahımız bana öyle bir laf koydu ki vallahi mest oldum,inşallah bu günlük başkalarının eline geçer de nasıl laf yediğimi tarih bilir,vasiyetimdir bu günlük kimin eline geçerse nesilden nesile anlatılsın bu olay…!Hobaaa…böyle bir şey de olamaz…Peki işin aslı nedir?
Ben Yavuz Selim’in nasıl deha bir padişah ve komutan olduğunu bilmekteyim,amacım Yavuz Selim’i eleştirmek değil,sorun bizim Millet olarak,aslında hiç de böyle övgülere ihtiyacı olmayan kişilere övgüler uydurmamız nükteler hazırlamamız..Belli ki bu kafadan uydurulmuş birşeydir..Yani işin aslı,eğer bir gün birinden bir şey saklamam gerekirse anlatıveririm bu tarihi olayı,hem sırrımı saklarım hem de karşı tarafı kırmamış olurum gibi birşey…
Bunun gibi örnek çoktur…Ünlü filozof Diyojen Atina sokaklarında zenginliğinden başka bir özelliği olmayan kibirli bir adamla karşılaşır,Zengin adam;ben bir serserinin önünden kenara çekilmem der,Diyojen:ben çekilirim der,golünü atar ve gider..Yani en az 2000 yıllık bir olaydır bu,ve bugüne kadar nasıl gelmiştir,nerde kayıtlıdır..?Tabi ki hiç bi yerde..bunlar sadece methiyelerdir,sevilen kişileri yüceltme arzusudur..Diyojeni okumayan felsefesini bilmeyen kişilerin bu nükteyi anlatarak entellektüel kişiliğini kanıtlama çabasıdır…
Sonuç olarak diyeceğim şudur ki,size de böyle bir şey anlatılırsa,karşınızdaki kişiye şunu sorun lütfen,Nerden biliyorsun ve cidden sen bunu inanıyor musun?
____
Kaynak At Gözlüğü
Sadece kazananlar tarihi yazar, diğerlerine okutur, geri kalanlar onlar ne yazmış diye okur. Herkesin uykuda olduğu bir vakit herşeyi başka göstermek mümkün demek ki. En fazla bir nesillik zaman gerekir.
Ben bugünlerde savaş anılarını okuyorum.İkinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşında askerlerin anıları... İnsanlığın onursuz , rezil yılları... Savaşın kötülüğünü anlatıyorum öğrencilere. Anlamıyorlar, kavrayamıyorlar...
Bundan daha kötü bir olgu var: savaşı yaşayan bir çocuk kuşağının taşıdığı tahribat. Güneydoğuda tanklarla, mayınlarla, Kalaşnikoflarla, terörle, cenazelerle büyüyen, polisleri taşlamayı oynayan çocuklar. Bu çocukların zaten yoksulluk ve yoksunlukla örselenmiş ruhları terörle ve şiddetle geridöndürülemez biçimde yıkıma uğradı, on yıl sonra erişkin bireyler olduklarında nelere nasıl tepki verecekleri kestirilebilir mi?
Kukulkan , doğru bir noktaya temas etmiş. Güneydoğuda çalışıyorum. İlk zamanlarda çocukları anlayamıyordum. "Bu nefretin sebebi neden" diye düşünüyordum. Ama şimdi sebebini anlayabiliyorum. Savaşın kötülüğünü anlattığım zamanlarda yaşadıkları kargaşayı, yüzlerindeki ifadelerden görebiliyorum. Ders çalışmaları, okumaları ve meslek sahibi olmaları yönündeki sözlerim, boş ve anlamsız bakan yüzlerle bana geri dönüyor. Okuyunca ne olacak der gibi… Ne kadar kolay öldürülebilmiş insanlar... Çöp kutusuna çöp atmak, ya da yemek yemek gibi sıradan bir iş. Bu yaşamın içinde olsam kendimi koyacak bir yer bulamazdım herhalde. Boşlukta bir hayat...
Eskiden tarihi sevmezdim.Şu aralar tarih dersi alıyorum ve çok seviyorum.Anlatana bağlıymış.Bakın Abdülhamit ne yapmış?İstibdat dönemi Osmanlı'nın toprak kaybetmediği bir dönemmiş.Kurduğu Journale örgütünden görevliler salmış İngiliz'in, Fransız'ın üstüne.İngiltere'
de İrlandalılar'ı, Fransa'da kenar mahalleleri kışkırtmış.Bu sorunlarıyla uğraşmaktan bize vakit ayıramamışlar.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız