Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 312 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
Tarih: Sal Oca 15, 2008 11:03 pm Mesaj konusu:
oysa hala çocuğuz ve gök ve deniz hala mavi
fakat görünen mavi ile göğün maviliği arasında ne büyük fark var
seçilmiş çocuklukla, yaşanmış çocukluk arasında ne büyük fark var
yol ne kadar yavaş ilerler oysa
filozof, düşüncenin tekrarından başka nedir
bilge bildiğini biliyorsa yanlış şeyleri yanlış şeyler olarak biliyordur
bu yazıların bir anlamı olmaması,
onlarından herkesin faydalanabileceğini gösterir
elma ağaçtan düşerken,
kimseye bir fayda amacı gütmez
göğe bakana selam olsun
göğü her zaman gözlerindeki değil,
gökteki mavilikle görene selam olsun
bunu yapamayanın yürüdüğü taşlı yola selam olsun
sözlerim suskuya varıyorsa,
o sözler benim değildir
sözlerim suskuya varmıyorsa,
ben benim değilim
ben benim olduğumu söylersem
başkasını ben sanmışım
ben bilinen varlıkta yokum
sesin yazıdaki ifadesi harfler,
peki suskunun nerde ne ifadesi var
susku, ifadesizdir
faydasız yazılar fayda verir
başkalarından çok şeyler bildiğine inanan,
kendi lanetine tanrı diye tapınmaktadır
Karakutu'da günün olayı sayın Poe'nin uzun bir aradan sonra tekrar görünüp kendi dilince bize selamını göndermesiydi. Kendisini bir an önce aramızda görmek istediğimizi ifade etmeye gerek yok sanırım. Gel teskere gel, diyerek selamlarımızı yolluyoruz...
Her yere geç kalan azeri soylu sevgili Tuğba, bu kez geç kalmadı. Fotoğrafın dili ve karikatürün dili başlıklarına güzel kareler ekleyerek estetik zevkinin ne kadar gelişmiş olduğunun örneklerini verdi, kendisine geçmiş olsun diyor ve eylemlerinin devam etmesini temenni ediyoruz...
Alt tiresiz sevgili Tuce aramıza döndü ve döner dönmez ayağının tozuyla, sevgili Kertenkele'nin haberini ulaştırdığı ama yerli yersiz kelamlar edilmesin diyerek başlığını kitlediği söyleşiye dilek tutarak katkı verdi, Tian, koplo teori uzmanı olarak tahminde bulundu ama sütten ağzı yandığından yoğurdu üfleyerek yeme tercihini kullanarak sesini çıkarmadı...
Sayın Sartre, belki farkında değil ama bugün bir kişinin işyerinde yaşadığı sorunlara susarak ve bilge bir yaklaşımla cevap vermemesine sebep oldu. Tian'ın hanımı bir gün önceden sayın Sartre'nin tüm yazılarını indirip tüm gün okuduğundan olsa gerek, işyerinde yaşadığı tatsız bir olaya resmen ilaç niyetine kendisini düstur edindi. Kendisine teşekkürlerimizi gönderip, yazmaya devam etmelerini ve bir şekilde hayatın farklı bir yanına dokunduklarını ve sırf bu dokunuşuyla onu çözdüklerini söylememiz üzerimize farz oldu...
Zeka bulmacası nihayet esaslı sahibesine kavuştu ve nargile müptelası Nişantaşı çocuğu sevgili Zeytinağacı sazı ele aldı, bu başlıktan daha çok kafayı yedirtecek sorusu çıkar diyerek takibe alındı haberi olsun...
Tian'ın herkesleri endişelendiren şiirimsilerinden sonra, sevgili Drsitare'de şiirlere merak saldı. "Salına da salına da gel, ne olursa olsun yine gel!" dendi bu forumumuzun müstesna üyesine. Hatta hızını alamayan Tian, saçmalama bölümüne yakışır biçimde Angaralı Namık'tan bir parçayı animasyon penguen dansı eşliğinde kendisine hediye etti, kabul buyururlar inşallah...
http://www.youtube.com/watch?v=wrhALVxb_d0
Ee ama sayın Cibran ben tam yazıyı bitirip eve gitmek üzere hazırlarken yazı döşenip topu bana atmanız elimi kolumu bağlıyor vallahi, biraz daha erken bağlanın nete lütfen. Şaka bir yana varlığınızla foruma neşe ve değer katıyorsunuz, size de eylemleriniz devam etsin lütfen diyoruz ve tüm bu eylem söylemlerine bianen Eylem Hanım'a gecenin selamını gönderiyoruz canı yürekten...
Karakutu bugün pek durgun, hani sayın Sartre'nin yazılarıda olmasa yaprak bile kıpırdamadı neredeyse, iş başa düştü yine, lüzümsuz yazılarını eklemek üzere tatilden dönen muhtar saat sekiz buçuk itibariyle forumda yerini aldı ve gelir gelmez içtimaya katılıp günaydın mesajını alarak keyifle sırıtarak, bir yandan da çayını içerek güne başladı...
Alt tiresiz sevgili Tuce tam hızını alıp dinlenesi parçaları gönlünün çektiğince dolduruyordu ki, youtube kilitlendi. Bu olaya hala anlam veremeyen yetkililere, kendisinin oradan oraya zıplayıp, akıllara zarar parçalar bularak sistemi çökertiği uyarısı yapılması fikri, muhtarın aklına geldiyse de ayıp olur, hem müziklerde güzel ötesi denilerek vazgeçildi...
Mhmt kardeşimizin açtığı başlık birden bire gündeme yerleşti, Fazıl Say ve köylü başlıklarından sonra kısa süreli bir fırtına estiren başlık her seferinde olduğu gibi ilgi çekse de yan yollara ayrılarak ilerledi, bir ara fındık lahmacun, leblebi tozu, minare gölgesine bile dokundu ki noktayı sevgili Drsitare koydu ve bize göre sayfanın en güzel yazısını yazdı, kendisine buradan teşekkür ediyoruz haberi olsun...
Düş çıkmazları başlığını bugünlerde biraz sahipsiz bırakan sayın Dereotu, diğer başlıkları renklendirdi, özellikle arıza yazılara yazdığı harbi arıza yazılar gözümüzden kaçmadı...
Heryere geç kalan ama unutulmaz kareler, fotoğrafın dili ve karikatürün dili sayfalarına demir atan azeri soylu sevgili tuğba, yine yapacağını yaptı ve bu sayfaların günlerdir popüler olmasına katkısını sürdürdü...
Ayağına kırmızı halı serilesi, en çok yazanlar listesinin bir numarası sevgili Gunfrfd Tian'ın sorusundan sonra zeka bulmacasının asıl sahibesi, bilgi yarışmasının yeni müdavimi sevgili Zeytinağacı'nın tarihi sorusunu sabah cevapladı ama duramadı yine sildi, çok şükür sonradan aynı cevabı ekledi de başlığı kilitlenmekten kurtardı. Bilgi ve görgüsüne hayranlığımızı ifade etmeye gerek bile yok, sadece susku diyoruz...
Durgun geçen günlerin en hareketli başlığı elbette sayın Cibran'ın konuşun benimle'si olmuştur. Satrançtan futbola, dizilerden film karelerine akla gelen gelmeyen pek çok şeyin seyir defteri olan başlık, artık bir fenomene dönüşmüştür. Muhtar kendisini bu başlığın doğal üyesi saymaktadır, bilgilerine...
Karakutuda bugün özel, hep bir piyanist şantör olmak isterken kaderin cilvesi sonucu gelip gidip mahalleye muhtar olmuş Tian tarafından minareden at beni in aşağı tut beni türküsünü dinlerken beyninde oluşan ufak çaplı bir buruşma neticesinde oluşmuştur. Sayın Kertenkele Lacertilialus ... ile söyleşi halen beklenmektedir haberiniz olsun diyoruz ve Sayın Sartre ile başladığımız yazımızı onun sözü ile bitiriyoruz;
"hakikat basittir"
Daha önceden sevgili alt tiresiz Tuce tarafından bir nargile içiminin yüz sigaraya bedel olduğu uyarısı forum içerisinde yer almıştı, ama sevgili Zeytinağacı dün itibariyle zaten pek takılmadığı nargileye bir daha yaklaşmayacağını duyurarak, sayın Kertenkele Lacertilialus ile Tian'ın gelecekte planladıkları nargile partisine artık bir aktivist olarak değil, seyirci olarak katılacaklardır haberleri olsun diyor ve içiyorsa eğer sigarayı da bırakmasını canı gönülden arzu ediyoruz. Bu arada kendilerinin bilgi yarışması ve zeka bulmacası başlıklarına getirdiği hareketlilik gözümüzden kaçmıyor ve ilgiyle takip ediyoruz...
Kertenkele Lacertilialus ... ile söyleşi ile ilgilenmekten foruma uğramaz olduysada, bu arada, sıfatını üye olarak değiştirip, okur adayı, okur, yazar, hiç, forum yöneticisi, forum admini gibi vasıfların aslında sadece bir sıfat olduklarını ve pek de bir anlamı olmadığının dersini verdi...
Sayın Amentü'nün kendi mesajlarını silmesinin hızına yetişemeyen Tian, en son bugün otuz altı rakamını görünce artık pes etti, bu konuyu bir daha gündeme almayacağına kendi kendine karar verdi...
Sevgili Dereotu, sayın meni de an Zeran'ın dün itibariyle fırtına estiren ve fikirlerin çatışmasından gerçek doğar, harbilik varsa bir yerde ben de oradayım diyerek ortaya çıkmasından sonra, uzun süren forum sessizliğini dün itibariyle tek başına mücadele ederek ve mesaj sayısını üç yüz elli bire çıkartarak ne kadar iyi bir mahalle sakini olduğunu bir kere daha ispatladı...
Yasama organının youtube'a getirdiği anlamsız yasak nedeniyle dinlenesi parçalar ufak çaplı bir krizin eşiğine gelse de, baskılar bizi yıldıramaz diyerek mücadelemizi orada da sürdürmeye karar verdik, dinleyemiyorsak okuruz diyerek sayfaya katkılarımız devam edecektir sayın iddia makamı, dünya yerinden oynar kadınlar birlik olsa, sineği balyozla ezmeye kalkar bu zihniyet sinek avcısı olsa diyoruz ardından...
Sevgili Care ve Drsitare son günlerde köşelerini pek bir sahipsiz bıraktılar, işleri yoğundur herhalde bugünlerde diyoruz ya, ama şehirler, anlar, kuşlar sizi bekliyor diğer yandan demeden de geçemiyoruz...
Bu başlığında yer aldığı saçmalama bölümünün açıklama kısmında "Saçmalama hakkınızı sadece bu bölümde kullanabilirsiniz" cümlesi üzerine gün boyu düşünen Tian en sonunda "tamam olur!" dedi...
Sayın Sartre an itibariyle bildiği yolda kendi çizgisinde yürümeye devam ediyor, elli altı güzellikle daha buluşma ihtimalini seviyoruz dersek Yılmaz Erdoğan bize de mi suç duyurusunda bulunur acaba diye de düşünmeden kendimizi alamıyoruz...
Zincirini çürüten mahkumlar gibi bekledik (Hasan Hüseyin), gel be Zeran diyoruz ve sözü tüketiyoruz tam bu esnada...
“Noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz… onları sadece geriye baktığınızda birleştirebilirsiniz… noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine inanmanız gerekiyor…
“Bir şeye güvenmelisiniz… cesaretinize / kaderinize / hayata / karmaya // her hangi bir şeye… çünkü noktaların ileride birleşeceğine inanmak size kalbinizin sesini dinleme rahatlığını verir… Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yolda bırakmadığı gibi / hayatımı da bütünüyle değiştirdi…”
“Bazan hayat kafanıza bir tuğlayla vurur… sakın inancınızı kaybetmeyin… … neyi sevdiğinizi bulmanız gerek… ve bu aşklarınız için geçerli olduğu gibi / işiniz için de geçerlidir… İşiniz hayatınızın büyük bir kısmını kaplayacak…
Ve gerçek anlamda tatmin olmanın tek yolu harika bir iş olduğuna inandığınız bir işi yapmanızdır…
Ve harika bir iş yapmanın tek yolu ise yaptığınızı sevmenizden geçer… Henüz bulamadıysanız aramaya devam edin…
Ve yılmayın… Tüm gönül meseleleri gibi onu bulduğunuz zaman anlayacaksınız…
Ve her büyük ilişki gibi seneler geçtikçe daha da güzelleşecek… Yani bulana kadar devam edin… Yılmayın…”
**
“Her gününü hayatının son günü gibi yaşarsan günün birinde haklı çıkarsın… bu cümle beni çok etkilemişti… ve o günden bu yana yani 33 yıldır her sabah aynaya bakıp kendikendime hep şunu sordum: “Eğer bu gün hayatının son günü olsaydı bugün (normalde ) yapacağın şeyleri yapmak ister miydin?”
Uzun süre art arda “Hayır” yanıtını verdiğimde bir şeyleri değiştirmem gerektiğini anladım. İnsanın kısa sürede öleceğini bilmesi, yaşantına damga vuracak kararlar vermesi açısından büyük önem taşır. Çünkü her şey; tüm dış beklentiler , gururlar küçük düşme ya da başarısızlık korkuları… tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir... Yalnızca ölümdür önemli olan öleceğinizi hatırlamak kaybedecek bir şeyler olduğu düşüncesini yok etmenin bildiğim en iyi yoludur…
Zaten çıplaksınız… yüreğinizin sesini dinlememek için hiçbir neden yok… “
***
“Zamanınız kısıtlı… Bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın… başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla , yaşama dogmasına takılıp kalmayın. Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin…
Ve en önemlisi, kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete ve bilgiye sahip olun.
Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki her şey ikinci plânda …
Sonları baskıladım… dergi yerine bir “kitap”a yoğunlaşmanız dileğiyle….
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız