Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 56 Üye Adayı ve 4 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Kanadına SAÇMA değen kuşa SAPANla fırlatılmış yazılar...


Kanadına SAÇMA değen kuşa SAPANla fırlatılmış yazılar...
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Saçmalama Bölümü
Yazar Mesaj
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 933

MesajTarih: Prş Hzr 05, 2008 2:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İsmini duyarım ve fekat hiç tanışmak kısmet olmadı kendisiyle. Gerçi anlatılanlara bakılırsa kendisiyle tanışmadığım için mesut ve de bahtiyarım. Ne o öyle gece gece kapıyı çalarmış, en olmadık zamanda dürtermiş, tamam hazırım dediğinde, geldiğine sevindirip arazi olurmuş. Yok hayatta çekemem. Kendi istediği zamanlarda gelmesi bana hepten aykırı zaten, emrivakilerden hiç hoşlanmam. Aylağın biriyimdir, asimetrik, savruk, kafasına eseni yapan, e durum böyle böyle iken bittabii bunca zaman yanımdan bile geçmemesi gayet normal.

Yok kızlar yook. Bulaşanlara Allah sabır versin. Ben almayım:)
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 248

MesajTarih: Prş Hzr 05, 2008 9:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İlhama bulaşmamak lazım gelir evet... Ancak bana bulaşanın ilham olduğundan emin değilim. Onun adına ilham deyişim tamamen tembelliğimle ilgili. : ) İlham iddialı ve yazarların ağzına alabileceği cinsten bir hal, benimki öyle değil... Hayattan bulaşanlar diyebilirim belki, çukulatayı elde bekletip bekletip yemeye çalışmak gibi bir şey, bulaştıra bulaştıra yüzünüze gözünüze...
Hayattan gözüme kalbime elime dilime bulaşanlar, kalbimi sıkıştırıp ritmini bozarken, heyecanlar ümitler sevinçler dertler, büyüme çağındaki çocuklar gibi eski kıyafetlerinin içine sığmazken, bir de bakmışım çelimsiz harflere tutunmuşum, peşisıra sürükleniyorum. Durum bundan ibaret...

Daha bu gün okudum, 'iyi bir yazar iyi bir yalancıdır' demiş abilerden biri... İyi bir yazar olmak isterdim, mesela kendimin içinde olmadığı bir roman yazmak isterdim, yalancıktan insancıklar uydurup yalancıktan aşıklara şiirler yazdırmak isterdim, kendi kurguladığım bir dünyanın satır aralarında, elim cebimde keyifle dolaşmak isterdim. Filimlerden hafızamda kalmış olmalı, loş bir oda, etrafta buruşturulup atılmış kağıtlar, masa başında takır takır on parmağıyla daktilonun sert tuşlarıyla kavga eden bir 'yazar' Bizimkisi ne mi? Bizimkisi iki parmak bilgisayar başında, forum yazarlığı : ) Yani durum bundan ibaret... Sevgili tuğçe, İlham mı demişim, yalan söylemişim...

Hayatı sıfırlamak, sil baştan başlamak mı? O da yalan... külliyen yalan... Biz kaldığımız yerden devam edelim sevgili care, elimizde tuğla ve kiremitlerle... Haklısın. : )

...

AML... Bir kan hastalığı... Kan kanseri... Şimdi oturup üzerini karalayacağım... Dahiliye kitabımın bilmemkaçıncı sayfasıyla hiç alakası yok, TUS la hiç mi hiç alakası yok... Sadece bir kaç damla kan bulaştı bugün titreyen ellerime... İçime sığmadığım o vakit yine cılız harflerle buluşacağım... İlham mı demişim, bir doktorun ilhamı ne olur... AML olur, down sendromlu ya da otistik bir çocuk olur, uyuşturucu bağımlısı bir genç olur... Ne var ki o hastalıklı ilham, doktor olduğunu bilirmişcesine tutar onu sokakta da bulur...
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 248

MesajTarih: Çrş Hzr 25, 2008 11:11 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Nereden başlasam bilemiyorum ki... Ne zamandır şöyle bir göz gezdirip çıktığım forumda okunacak, anlamaya çalışılacak, içten içe yorumlanacak ve hatta okunduktan sonra vücut ısısını yükseltecek, içe sığdırılamayan cevaplar bulacak, ya da kendi kendine konuşa konuşa soğuyup susulup cevap bulmayacak üstüste birikmiş birsürü sıkıntılı konu yakmış yeşil ışıklarını...

/Böyle uzun cümleler kurmayalı uzun zaman oldu. Heyecanlandım bir anda.../

Ya da diyorum ki, hiç sağa sola bulaşmadan, zihni boş, eli serseri bulmuşken, önüme geleni yazıversem. Çocukken daha çok erkek yaşıtlarımızın oynadığı bir oyun(!) vardı. ' Önümüze geleneeeee bir tekme! ' Şimdi o geldi aklıma mesela. Önüme geleni, aklıma geleni yazsam mı ki...

İki gündür burada, bürokrasi çukurlarından birinde ha bire imza atıp, gelenin gidenin işini zorlaştırıyorum(!) Ne işim var benim burada ya hu... Ben sağlık ocağımı ve hastalarımı özledim...
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 248

MesajTarih: Çrş Hzr 25, 2008 12:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Önümde bir bilgisayar... Bol bol da vakit... Lüzumsuz imzalar atmak insanın ne kadar vaktini alabilir ki...

Devlet dairelerinin bilgisayarları hep filtrelidir... İlk geldiğim gün şu bilgisayarı açayım biraz vakit geçireyim dedim... E alışkın değilim bu kadar boş vakte... Normalde odaya girişim ve çıkışım arasında saatler olur, odamda ağırlayıp gönderdiğim misafirlerim çok olur. İzzet-i ikram eder misafirlerime, ellerini boş göndermem. Kafamı kaldıramam yani işten. Burası öyle değil. Neyse işte, açtım bilgisayarı. El alışkanlıklarım , karakutu ve birkaç haber sitesine tıkladım... Filtre... Açılmıyor... Bilgi işlemi arayın dediler... Tamam arayayım da ne diyeyim... 'Karakutu açılmıyor, karakutuyu açın lütfen' desem ne olur diye düşünürken, telefondaki muhatabımın verebileceği cevapları sıralıyorum müstehzi bir gülüşle kendi kendime... Tüm medeni ve medeniyetsiz cesaretleri bir araya toplayıp, telefonu elime aldım. Önce haber sitelerinden başlayacaktım saymaya, karakutu da arada kaynardı nasıl olsa... Ve işte o soru: 'karakutu ne doktor hanım?'

'Hiiiiiç, kültür ve sanat sitesi... Açılmamasına da şaşırdım hatta' diyerek bir de üste çıkarak bitiriyorum telefon görüşmesini. Smile

Karakutu ne sahiden... Böyle aklıma geleni yazmak da nerden çıktı...
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 248

MesajTarih: Çrş Hzr 25, 2008 1:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Forumları inceliyorum ya... Kulakları çınlasın sevgili cibran gibi toptancılık yapmayacağım. : ) Ne mümkün yetişmek... Ayrıca tadı kaçmış mevzular var ki yanından geçmeye korkuyorum.

Birbirimizi bozmayalım... Bozacaksak da umuma açık bozmayalım... Gün gelir de mesela beni bozmak isterseniz şimdiden söyleyeyim, elalemin içinde yapmayın lütfen... Hem karşılık verecek donanıma sahip değilim, hem de üzülecek kadar ciddiye alırım.

Kısa bir süre fırsat bulmuşken, saçmalama kısmına kitleyip kendimi, kendim çalıp kendim oynamak, kendim söyleyip kendim gülmek istiyorum... Yeni metin belgesi dosya filan edinmeden, düşünüp taşınmadan, önce yazıp sonra okuyup sonra düzeltip sonra kopyalayıp yapıştırmadan, '' bu bir yazı mıdır, yazıysa ne anlatır, değilse burada işi nedir, göndermeli midir, göndermemeli midir'', sorularının, tüm evhamların peşini bırakıp bu ve benzeri saçmalamak istiyorum... Yaptıklarımı yapmadıklarımı böyle uzun uzun izah etmek, izahın izahını yapmak istiyorum.

Burada iki günüm daha var. Faydalı şeyler yapacak kadar da çok zaman var. Ama ben sanırım kafa şişireceğim ve sonra aklım başına geldiğinde pişman olacağım...

Önümüzeeee geleneeee bir tekmeeeee : )
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 248

MesajTarih: Cum Hzr 27, 2008 1:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Biz böyle insanlarız napalım... Komşu komşu huuu diye, iki kat üstten aşağı pencereye ya da mahallenin başından sonuna avazımız çıktığınca, seslenen tek milletiz. Sıcak insanlarız, kanımız kaynıyor, mesafeleri çabucak kaldırıyoruz, sıcak bir tebessüm gördüğümüzde ayaküstü dert paylaşıyoruz. Böyle insanlarız napalım... Uzun bir otobüs yolculuğunda yanımızdakine hayat hikayemizi, belediye otobüsünde hava durumunu, hastanelerin uzun kuyruklarında gelmiş geçmiş tüm hastalıklarımızı, gazete köşelerinde güzin ablaya en gizli sırlarımızı anlatırız. Biz böyle insanlarız napalım. İster durakta, ister otobüste, ister camdan cama, ister kültür sanat sitesinde farketmez; ister ilkokul mezunu, ister üniversite mezunu, ister ev hanımı, ister doktor, ister öğretmen, ister overlokçu, ister tezgahtar olalım farketmez... Biz böyle insanlarız napalım. Kanımız kaynıyor... Kutlamalarımızda da cenazelerimizde de bir araya toplanır ikram ederiz... Misafire hürmet ve ikram her şartta önemlidir. Doğumda ölümde bayramda seyranda düğünde, her halükarda borcumuz vardır... Bebeğin yakasındaki çeyrek altın, yeni evlinin yakasına iliştirilen birkaç lira, askere yolculananın cebine sıkıştırılan birkaç kuruş aslında borcumuzdur... Yıldönümlerini doğum günlerini bayramları kandilleri kutlamak borcumuzdur... Biz böyle insanlarız napalım. Kederimizi sevincimizi içimize atmayız... İlle birileri duysun görsün isteriz. Doğum yaparız duyururuz, doğum günümüzü duyururuz, evlilik yıldönümlerinde 'bakalım hatırlayacak mı' diye içten içe kaygılanır yine açık etmeden duyururuz, ölenin arkasından rahmetli diye başlayan cümleler kurar yanımıza bizle birlikte ağlayacak eş dost ahbap buluruz... Kültür sanat sitesinde, sevdiğimiz bir üyeye pasta fotoğrafı gönderir ne yapar eder , yine de doğum gününü kutlarız. Kültür sanat sitesinde ,bir bebeğimiz olduğunu duyururuz, içimize sığmaz çünkü...Kültür sanat sitesinde bir bebek doğduğunu duyunca borçlanırız, tebrik edecek cümleler ararız. Kültür sanat sitesinde aşkımızı duyururuz, belki de tek bir kişinin okuyacağını umarak, bir de böyle konuşayım onunla düşüncesiyle, heyecanla... Yani nerede olursak olalım, kim olursak olalım... Bazen... Sadece anlatmak isteriz... Kim duyarsa duysun ama duyulmak isteriz... Biz böyle insanlarız ne yapalım... Kanımız kaynıyor...

Forumda temizlik zamanı... Bu ara azıcık susmak lazım gelir...
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 248

MesajTarih: Çrş Tem 16, 2008 7:10 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Tatile ihtiyacım var. Şımarık bir tavırla durmadan her sorana tekrarladığım bu cümleyi bir daha söylersem... Gerisini getirmeye dilim varmıyor. Ama içinde eşşekarıları ve kene de dahil bilumum haşeratı barındıran bir beddua... Etmeyeceğim... Sinir oldum kendi kendime o başka... Şu andan itibaren önümüzdeki bir ay, tatil, senelik izin lafı etmeyeceğim, söz...

Ama içimde kalmasın... Bu sefer senelik iznimiz tamı tamına yirmi gün. Yok senin tusundu benim okulumdu diye her yaz kırptığımız tatilin acısını çıkaralım dedik. Çok yorulduk, hakettik, azıcık dinlenelim dedik. Nerden öğrendik bilmem, neymiş deyip yüzümüzde müstehzi bir tebessümle, google 'a islami tatil yazmış bulunduk. Ve islami tatille tanışmış olduk. Google'a 'islami tatil' yazıp aldığınız cevaplar, euro dilinden. Geceliği 150 euroya islami tatil mi olur ya hu. Hanımlara özel havuzunuz da, havuz başı animasyonlarınız da, ücretsiz kapağı açık içecekleriniz de sizin olsun. Herşey dahil tatilden Allah korusun. Tatilin islami olanını icat edenlere, herşey dahil islami(!) otellerinin beşinci yıldızına şarkıcı alişanı koyanlara, haşema turizmine, bir kovan eşşekarısı... Biz antik tepe sırtlarında ve ya tenha koy avında buluruz kendimizi... E önce memleket tabii.

Tatilin en islamisi sıla-i rahimdir vesselam...
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 248

MesajTarih: Çrş Tem 16, 2008 8:53 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Neron Neriman... Ben taktım ona bu ismi. Yakıp yıkan, bağırıp çağıran asabi tavrı, ismine kafiyeli bu lakabı fazlasıyla hakediyor.

Esmer diyemem, çingene karası derler ya, o koyulukta yüzü, teni... Her daim öfkeyle bakan gözleri adeta ateş renginde. İlk karşılaştığımda korktum o gözlerden ne yalan söyleyeyim. İlk tanışıklığımız da pek tatlı değildi zaten, üzerime yürümüştü. :)

Sebebini tam hatırlamıyorum, o an da anlamamıştım. Olmayacak bir şey ya da bir ilaç talep etti benden. Böyle durumlarda kibarca reddederim hastayı, izah ederim neden o ilacı yazmadığımı vs... Tam da böyle izah ederken nerimanın öfkeli bakışları ve yükselen sesiyle muhatap olmuş, şaşırmış ve sinirlenmiştim, acemilik diyelim... Bi-polar duygulanım bozukluğu diyor psikiyatri kitapları , fakülte yıllarımdan beri karşılaştığım en keskin manik ve depresif atakları gözlediğim bu kadına. Saygısızlık, taşkınlık, huysuzluk bir hastalığın belirtileri olunca, kızmamak gerekiyor, benim hatam da buydu aslında. Karşımdakinin hasta olabileceğini ve doktor olduğumu unuttuğum ve 'bu ne cür'et' diye bol 'ene' li cümleler kurduğum bir andı işte... Deli deliyi görünce sopasını saklarmış sözüne sadakatle sesimi yükselteyim dedim, ki çok çirkin olurum sesimi yükselttiğimde tiz ve titreyen o sesten ben bile nefret ederim. Ancak, atalarımız sıkleti işin içine katmamışlar, delilerin cüsseleri de bir olmalıymış. Hatun kişi enine boyuna, bense ufak tefek . :) Geçmiş zaman, nasıl dindi fırtına bilmem ama ben bir süre kendime gelememiştim, tek hatırladığım bu... Yok yok dayak yiyen doktorlardan değilim. Hem bir atasözü daha var, havlayan .... ısırmaz diye... :)

Her gelişinde tozu dumana katar, bekleyen diğer hastaları provake etme konusunda üstüne yoktur, kıldan tüyden bir şeyi bahane eder ve kavga çıkarır idi... Tanıdık birbirimizi zamanla, hatta sevdik diyebilirim. Ben artık onu gördüğümde başlardaki gibi irkilmiyorum, 'yine mi sen neriman' diyen tuhaf bir gülümseme yerleşiyor yüzüme.
O da şen şakrak girip odama / diğer polikliniklere girmez ha, ille beni bekler/ '' ben geldim'' diyor. ''Hoşgeldin'' diyorum. ''Hoşgeldin yar yüreğime'' diyeceksin diye cevaplıyor. İkimiz de sopalarımızı sakladık yani. Nasıl oldu bilmiyorum, tahmin ediyorum sadece... Sesin tonu kibar da olsa, merhamet eksikse olmuyor bazen. Merhamet mi şefkat mi tam adını koyamam ama Neriman'ın hırçın ruhunda eksik kalan birşey olduğu kesin. Sadece her gelişinde Neriman der ki, 'sen bana insan gibi davrandın ya...'


Sonuç olarak,
1.her deliye deli rolü sökmez yani sopa çıkartılmaz...
2.ama tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır...
3.tus mu, o da neymiş...
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 248

MesajTarih: Pzr Ağu 31, 2008 12:12 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



Yirmibir günlük tembellik hakkımı kullanıp, elimde yol kenarında kendi kendine büyümüş bir günebakanla döndüm. Sahi, neden 'gün'ebakar da o güzel çiçek meyvesi 'ay'çekirdeğidir...

Her geçişimde gözüm düştü o ayçekirdeği tarlalarına. Köylü Allaha emanet ederken, kargalar kuşlar bile ilişmezken o siyahlamış çiçek kafalarına, haram olur boğazımda kalır diye sadece seyreylemek de güzeldi. De zordu... Yol kenarındaki köy pazarlarına, satarlar mı acep diye bakına bakına geçtim. Bulamadım.

Eskiden hemen toplar, sırtlarına vura vura dökermişler çekirdekleri. Şimdi uzun uzun kurumasını bekleyip biçere veriyorlarmış günebakanların kafalarını. Tarlalar dolusu günebakanın önünden her geçişimde ' e ne zaman toplayacaklar bunları' diye sorup bu cevabı aldım hep.

Dönüyoruz artık ve tarlalar hala dolu... Gözüm hala günebakanlarda...Ve tatil sonu hediyem... Yolun hemen yamacında kendi kendine büyümüş sahipsiz bir günebakan...
'Durdur arabayı, sağa çek, çabuk, inicem'
'Bu günebakan benim...'

Ve mutluluk...
Hediyem...
Teşekkür ederim Allahım...
Güzel geçen yirmibir gün ve günebakan için...


Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 248

MesajTarih: Pzr Ksm 02, 2008 1:10 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver




Bu da geçer Ya Hu!


Geçer mi?
Geçer geçer... Geçti bile...

Tüm sınavların ötesinde... Tus kpss öss öys ogs les ales... En zorundan daha da zor sınavlara tabi tutulur insan nefes alıp verdiği sürece... 'Yüzünüz dünyaya yakın' olduğu sürece sınavların çoktan seçmeli cevapları arasında gidip gelir, şıkları ikiye indirir sonra fifti fifti zorlarsınız doğru olanı...

Evet, 'Hastalar insandır' (kitap adıdır) , (burdan yola devam ederek) ' Doktorlar da hasta olur' , hatta 'doktorlar da insandır' , 'acıları normal insanlarınki kadar yakar' hatta 'ateş düştüğü yeri yakar'...

Daha birkaç gün önce devirdi otuz yılı... Daha bir kaç gün önce tekrar anladı ki, yaşayarak öğrendi ki, hayırlısı olsun demek, her sıkıntının sonunda, her şerde hayır aramak , bu dünyada yapıp yapabileceği en iyi şeylerden biri... Başka türlüsü yok zaten... Kuvvetinden kudretinden hikmetinden sual olunmazın dediğini kabullenmekten başka, öpüp başa koymaktan başka, sorgusuz sualsiz çırpınmadan teslim olmaktan başka bir şey yok... Bizler sadece yaptığımızı zannediyoruz, başardığımızı, başaramadığımızı, hayatımızı planladığımızı, listelediğimizi... Sadece zannediyoruz... Hey güzel Allahım, ne büyük yanılgı içinde olduğumuzu sen ne kadar güzel bildiriyorsun bize. İyi ki haddimizi bildiriyorsun bize... İyi ki unutmuyorsun bizi... İyi ki unutturmuyorsun... İyi ki dua ettiriyorsun, kafamıza vura vura... Bizler gerçekten unutkanız, ismimizle müsemma...

Bu da geçer Ya HU!

Geçecek...
Başa dön
turuncu
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 27, 2005
Mesajlar: 516

MesajTarih: Sal Ksm 04, 2008 5:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bir tarak
iki örgü



tek kisi
iki kisi
ücüncüsü
yollari asinca
kim bilir
belki ayni vakitte gelecek
o iki kisi

sonra
bir cerceve
üc kisi
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 248

MesajTarih: Cmt Ksm 22, 2008 1:05 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Uzun zaman oldu değil mi? Karma-karışık kitaplığımın kalabalığına bırakıp kaybettiğim siyah ciltli ajandamı ve artık yanımda taşımadığım küçük kilitli not defterimi sanırım arayasım yok. Gözüme takılıp kalan, zihnimde parlayan terli kelimeler, ipuçları, insanlar, gözler, çocuklar, hastalar, hevesle not ettiklerim , zaman zaman hatırlamak için yazıp da okuyamadığım harflerim, çarpık bozuk doktor yazım, kalemim... Hepsi arka odamın kırtasiye kalabalığında kayıp. Arayasım yok... Gündüzleri sayfa sayfa reçete ettiğim telaffuzu zor ilaç isimlerini yazabilecek kadar güçlüyüm şu ara... Yazmak rahatlatır mı? Her zaman değil... Sabahları uyanmak, geceleri uyumak, işe gidip gelmek, insanlarla konuşmak, yemek yapmak, okumak, anlatmak, gitmek, kalmak zorken... Not düşmek bir kenara yazgıyı, sabrı yazmak, umudu karalamak çok zor... Kilidi bozuk bir kapının tam eşiğinde çömelmiş, dizlerimi kafama kadar çekmiş, bükülmüş, kırılmış oturuyorum. Tüm ayarları bozulmuş kalbim, zamansız ritimsiz çarpıntılarını saklamaya çalışırken, kimse üzülmesin diye... Yoruluyorum... Çok yoruluyorum... Biliyorum, ayağa kalkıp, kapıyı kapatıp, geçip gideceğim yine... Daha önce yaptığım gibi... Biliyorum geçecek... Daha önce geçtiği gibi... Ki kendi kendimi teselliyi çoktan öğrendim ben. Ve tam da otuzumda gerçekten büyüdüm ben...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Saçmalama Bölümü Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5
5. sayfa (Toplam 5 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok En saçma yasalar, yasaklar... karaguven Okur Adayları İçin 15 Cmt Ağu 18, 2007 9:53 am
Yeni mesaj yok Arıza Yazılar utarant Saçmalama Bölümü 81 Sal Mar 06, 2007 7:39 pm
Yeni mesaj yok saçma-suyu madum Saçmalama Bölümü 27 Pts Ksm 06, 2006 10:32 pm
Yeni mesaj yok İÇİ BOŞ VE SAÇMA ŞARKILAR warlord Okur Adayları İçin 44 Pts Ksm 06, 2006 4:06 pm
Yeni mesaj yok saçma sapan...ama parlayan... (2) AyEsHa Öyküleriniz 4 Cmt Ksm 04, 2006 6:10 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke