Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 70 Üye Adayı ve 5 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Fazıl Hüsnü Dağlarca
 Bugün Sokağa Çıktım!
 Edebiyatta Dine Yaklaşımlar
 Kargalar ve Türkler...
 Çakallar ve Araplar
 William Street, birinci sokak
 KORKUYORUM
 NİCCOLO MACHİAVELLİ
 İç...
 Yarış
 Gene Hackman
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 Ayaklarının üstünde

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Kanadına SAÇMA değen kuşa SAPANla fırlatılmış yazılar...


Kanadına SAÇMA değen kuşa SAPANla fırlatılmış yazılar...
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Saçmalama Bölümü
Yazar Mesaj
gece
Forum Yöneticisi


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 1399

MesajTarih: Cum May 09, 2008 10:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
TUS hiçbir şeydir, yazı ise pek çok şey...


fazla cesaretli bir cümle.....
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1284
Nereden: gebze

MesajTarih: Cum May 09, 2008 11:11 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

TUS'u bu kadar önemli kılan nedir?

Hayatını nasıl kurguladığına bağlı değil mi hepsi? Cesaret nedir, son tahlilde, birlikte başladığımız okulu bırakıp askere giden arkadaşım benden daha cesur değil midir? Yazı nedir? Biz kimiz? Bura neresi? Hayat neyi önemsediğinin ve neyi dışladığının toplamı değil midir? Bu ne kadar soru? Ve her biri cevaplanmak zorunda mıdır?

Hayat güzeldir, TUS'lu veya TUS'suz...
Başa dön
mavilale
Yazar


Kayıt: May 26, 2007
Mesajlar: 234
Nereden: Muğla/Yatağan

MesajTarih: Cum May 09, 2008 11:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

drsitare küçüktüm bi iğne yaptırdılar sonuç debelenen bir çocuk ve kocaman bir apse... hala taşıyorum o izi sonra doktorum ali amcanın benden çektikleri... büyüdüm bi gün babamın iş yerinde bi baktım ali amca gel kızım gel artık ali amcan gatada plastik cerrah kalan işimizi tamamlayalım gel bi ara estetik yapalım demez mi? rezil olduğumun resmidir.
aynı hastanede baş hekim cabbar amca bana iğne yapmayı dikiş dikmeyi ve bazı ilkyardım bilgilerini öğretti malum terör bölgesinde yaşıyoruz en büyük isteği gatalı bir doktor olmam. ama olmadı ben öğretmenliği seçtim olsun fazla bilgi göz çıkarmıyor.
geçen bit kontürolü için çağırdık sağlık ocağını geldiler bi tantana da bizim okulda koptu.
üzüldüm çok rencide ettiler öğrencileri tabi kendince haklı her kez. sonra baktık olmuyor 350 çocuğu haftada iki gün ben taramadan geçirdim o da bi başka tantana...
karnım burnumda canım çıktı sonuç geçen bir veli bir öğretmen arkadaşla birlik ol isimsiz bir dilekçe tam da doğum iznine ayrılmışken ben müfettişler dolmuş okula az buçuk berberliğim de var tutanak tutup saç kesimi de yapmıştık. neyse bir sonuç çıkmadı şimdilik tabi.
sağlık gruptan da teşekkür aldık bu arada ama bizim amirlerden yok. neyseki haberleri vardı da bi sürgün daha yemedik...
ellerinize sağlık aşı için yarın tatildir çocuklar bakma sevinmişlerdir okuldan bi gün yırttık diye
doktorlarımızın da yüreğine sağlık
işini severek yapan herkeze teşekkürler...
Başa dön
mavilale
Yazar


Kayıt: May 26, 2007
Mesajlar: 234
Nereden: Muğla/Yatağan

MesajTarih: Cum May 09, 2008 11:29 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bak şimdi okudum tus ya ablamın da başına sıkıntı. garibim virgüllü noktalı puanlarla kaçırıyor hep. zor özel sektörde biyolog olmak. tus da zor hele de bu saatten sonra garibim tus tus tıs tıs ömür bitiyor...
Başa dön
gece
Forum Yöneticisi


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 1399

MesajTarih: Cum May 09, 2008 11:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
doktor olmak b.. yemektir.

ben tıp okumadım, iyi ki de okumamışım. türkiye'nin baba bir üniversitesinin "eşek bağlasan geçer" denilen bir bölümünde, çimlere ve boğaza karşı işletme okudum. en zorlu zamanım, altı günde yedi finale girdiğim son dönem oldu, uykusuz kaldım, sonra bitti gitti.

bizim endüstriciler, inşaatçılar, makineciler, bilgisayarcılar vardı. bilgisayacılar bir hafta proje kasar uyumazlardı. endüstriciler triple integrallerle kafayı çizerlerken, inşaatçıları ve makinecileri bitiren dinamikti. hepsi çalıştı, çabaladı, sabahladı. sonra onlarınki de bitti. gitti.

ama onunki bitmedi. biz mezun olup keplerimizi havaya fırlattığımızda, o hala kafam kadar ingilizce pediatri kitaplarıyla boğuşuyordu. dahiliye stajlarında, geceleri, yüzüne sıçramış kanı bile silemeden, hacettepe hastanenin bir köşesinde, kahve ve sigara eşliğinde kendine gelmeye çalışıyordu.

ortalama iki ayda bir görüşüyorduk. bazen üç dört aya çıkıyordu süre. ben işe başladım, telefonla aradığımda geceleri, o ya yurdun çalışma salonunda ya da hastanenin kantininde oluyordu. ya binlerce sayfa notla uğraşıyor, ya da yoğun bakımdaki hastaların başında oluyordu. sonraki iki sene böyle geçti.

ben üniversiteme bayılmazdım, ama mezuniyet töreninde yine de kepimi fırlattım. o kendi törenine gitmedi, "altı sene ebemi bellediler" dedi, "sevinecek hiçbir şeyim yok". ben mezun olduğum gün, sözleşmemi imzalamıştım. o mezun olduğunda bir işi yoktu. dahası bir diploması da yoktu. sağlık bakanlığı diplomasına el koymuştu. ya tus'u kazanacak ya da zorunlu hizmete gidecekti.

benim arkadaşlarım -yani mühendisler, avukatlar, işletmeciler- üniversitede, hadi bilemedin üniversiteyi bitirdiklerinde nişanlandılar, işlerini yoluna koyup yuvalarını kurdular. bir doktorla birlikteyseniz böyle bir şansınız yoktur. çünkü üniversite bittiğinde aslında hiç bir şey bitmez. söylediği gibi, "sevinecek bir şeyiniz yoktur".

mezun oldu ve aylarca ders çalıştı. sonra tus'a girdi, olmadı. zorunlu hizmet kurasında kars'ı çekti, doğunun parisi kars. doğuya gitmekle sorunu olan bir insan değildi zaten, gitti.

doğu nedir bilir misiniz? ben bilmem, ama o anlattı. doğu, hiç bir aletinizin olmadığı hastanelerde tanı koyabilmek için insanüstü çaba sarfetmektir. gerekli araçlar olmadan hastanızı iyileştirmeye çalışmaktır. doğu, devletin ambulanslara benzin koymadığı, ve sevki gerçekleştirmek için hasta yakınlarından ambulansa benzin almasını beklediğiniz yerdir. hasta yakınlarının parası yoksa doktorun üzerine yürümesidir. doğu, aşı yapmak için jilet gibi kayalara tırmanmak, dağ köylerine çıkmak, sonra da aşı yaptığınız çocukların ailelerinden azar yemektir. doğu, devletin götürmediği her türlü hizmetin sorumlusu olmaktır. halkın gözünde devlet olmaktır, devletin beceremediği herşeyin müsebbibi olmaktır.

döndüğünde tus'u kazanmıştı, üniversite hastenesinde uzmanlığa başladı. evlendik. haftada iki gece, penceresi olmayan, buz gibi bir laboratuvarda nöbet tutuyordu. buz gibiydi, çünkü yan depodaki ilaçlar bozulmasın diye soğutuluyordu bütün bölüm. yazın sıcağında, o, tepesinden esen rüzgarla hasta oluyordu. gecenin bir yarısı gelen kanlara bakıyordu, esrar aldıklarından şüphenilen ve yaka paça getirilen askerlerin idrarlarına. zırıl zırıl çalan telefonlara koşuyordu, zehirlenenlerle, intihar edenlere boğuşuyordu.

o benim eşim. haftada iki gece görmediğim, haftada iki gece nöbet tutan, ve sonra ertesi gün hiç bir şey olmamış gibi işine devam etmesi beklenen eşim. nöbet tuttuğu saat başına 1 ytl 66 kuruş alıyor.

evliliğimizin ilk yılları, onun hayatının en güzel yıllarında yaşadığı travmayı atlatmasına yardım etmekle geçti, yaraları sarmakla. biz 300 sayfalık kitaptan korkarken, o mezun olduğunda 15000 sayfa notu çöp torbalarına doldurup atmıştı. geri kalan kitaplar şu an üç kütüphaneyi doldurmuş şekilde evde duruyor.

bu sene uzmanlığını alacak. devlet uzmanlık diplomasına el koyacak, çünkü bir daha zorunlu hizmete gitmesi gerekiyor. uzman olarak çalışmaya başladığı zaman maaşı düşecek. ondan sonra askere gidecek ve orada nöbet tutmaya devam edecek. sonra gelecek, 35 yaşında, hayatı yarılamış bir insan olarak, geri kalan yıllarını huzur içinde geçirmesi umulacak.

benim eşim bunu yapmayacak, çünkü uzman olduğu gün doktorluktan istifa ediyor. hayatının 11 senesini bu işe adadı ve istifa ediyor, çünkü artık acı çekmenin anlamsız olduğuna karar verdi. böylece, türkiye bir "kendini tanrı sanan cibiliyetsiz bir doktordan" kurtulmuş olacak, bayram edebilirsiniz. istifa ediyor, çünkü evlendiğimizin haftası eve tüp takmaya gelen usta "sen doktor olmuşsun ama ben senden daha fazla kazanıyorum, keyfim de tıkırında" dedi ona. istifa ediyor, çünkü ondan 150 puan daha düşük alan insanlar hayatlarını yoluna koydular, evlerini aldılar, çocukları 3-5 yaşına geldi.

istifa ediyor, çünkü erken ölmesinden korktuğumu biliyor.

istifa ediyor, çünkü 11 senede şunu anladı: türkiye'de doktor olmak b.. yemek ve o b... bütün sevdiklerine sürmektir.

böyle bir yazı dolaşır internet aleminde, hani haksızda sayılmaz bir yerde...
Başa dön
mavilale
Yazar


Kayıt: May 26, 2007
Mesajlar: 234
Nereden: Muğla/Yatağan

MesajTarih: Cmt May 10, 2008 12:15 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Haklı da sayılmaz aslında gece. istifa etmek neyin çözümü ki? öğrencim ilk kez parmak kaldırıyordu. sevindim. kursağımda kaldı sevincim bana sorduğu soru şuydu babam diyor ki öğretmenim kaç lira maaş alıyormuşsunuz daha lafa cevap vermeden arkası geldi babam diyor ki onun bir ayda kazandığını ben bir gecede kazanıyorum.
olay yeri bodrum
okuttuğum sınıf 2. sınıf.
bu terbiyesizliğe muhattap oluş nedenim: kzına 4 yıl önce 30 milyona bir kalem alır baba ve haftayı bırakın ayda 30 milyon ile pazarını gören ailelerin olduğu bir sınıfa getiri kalemi
kızım o kalemi evde kullan bak dikkatimiz dağılıyor demek.
Aldılar özel okula verdiler çocuklarını annesi grurla bahsediyor kızımız 13.
sorun kimde bellli oldu...
velilerimden biri orada biliyor olayo onun da çok ağırına gitmiş.
hafif bir tebessümle soruyor. - pardon sınıf mevcudu kaç?
anlamayan var mı? Mevcut 13 zaten. Şimdi istifa etseydim ne değişecekdi bir bakalım
işsiz bunalımda belki tımarhanede genç bir kadın
bi abimiz anlatmıştı onun da bi abisi demiş ona
Yıllarca çalıştım bu bankada sonunda genel müdür oldum. her şey yoluna girmişti tam da yönetim kuruluna biri atandı uyuşamadık
ne kadar üç kağıt varsa hepsi ondaydı koydum tavrımı dedim ya o ya ben
okadar eminim ki sen diyecekler... tamam müdür bey yarın keselim ilişiğinizi dediler meklim dolmak üzereydi. kestim ilişiğimi.içimden de diyorum ararlar üç gün sonra biz ettik sen etme... üç gün üç ay üç yıl derken zaman su gibi akıp gitti.
ANLADIM YERİ DOLDURULAMAYACAK KİMSE YOKMUŞ!
Başa dön
mavilale
Yazar


Kayıt: May 26, 2007
Mesajlar: 234
Nereden: Muğla/Yatağan

MesajTarih: Cmt May 10, 2008 12:19 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Türkiyede onu yapmak B.. yemek bunu yapmak b:: yemek tabi biz gideli ülkeden gelsin elin ingilizi hollandalısı azcık da onlar yesin... siteler kurdular biliyorsunuz ve siteye türklerin nasıl diyorlar pis aşağılık tüklerin girişi yasak. millet birbirini yiyor siteye bekçi olacam diye siteye bekçi temizlikçi kapıcı olup ne b.. yiyeceklerse...
Başa dön
mavilale
Yazar


Kayıt: May 26, 2007
Mesajlar: 234
Nereden: Muğla/Yatağan

MesajTarih: Cmt May 10, 2008 12:21 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Çiçeğin dikeni var diye üzüleceğine dikenin çiçeği var diye sevinebilsen bi ey mavilale!
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 245

MesajTarih: Çrş Hzr 04, 2008 11:49 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İlham dur kaçma, dur! Geliyorum peşindeyim de böyle uykuma yakın vakitlerde kapımı vurup kaçmak da ne oluyor. Uyku uyanıklık arası, zihnime o sivri çengeli atıp elyaf yastığımın yumuşağından ayırmaya uğraşıyorsun da, ben şair değilim... Deli miyim? Belki(!)... Hani bilsem, gecenin bir vakti kalkıp iştahla kalem kağıda sarıldığımda birisi deli olduğuma kesin kanaat getirmeyecek... Belki...
Git şairlerin başına tebelleş ol, ben şair değilim... Deli miyim... Belki...
Geleceksen... Mesela akşam yemeğinden sonra gel, ne bileyim akşamüstü dört sıralarında gel, iki hasta arasında gel elim kalem tutarken... Ben sıralı selamlı, saatli dakkalı, hesaplı tutumlu bölüyorum zamanı ve uyumazsam sinirli oluyorum. Ve ha bire ona buna sinirlenip, bir yandan sakinleşmeye çalışmak nasıl zor bilmiyorsun. Ayrıca geceleri didikleyip bıraktığın zihnimden sabaha bir şey kalmıyor. Ne fısıldamıştın kulağıma diye sabah sabah hafızamı zorlarken yaşlandığımı düşünüp, 'ah gençlik' hezeyanlarını yaşamak ta iyi gelmiyor bilesin. Git başımdan ya hu... Git şairlerin başına tebelleş ol. Ben şair değilim... İlham! Senin adın ilhamdı değil mi?

...

Mevsimsel Tükenmişlik Sendromu... Tek denek üzerinden verileri toplayıp tek kişilik bir sendrom uydurmuşum, üzerime yapıştırmışım, şahsi literatürüme yeni bir bahanelik türetmişim, dolanıyorum ortalarda. Sebebini ve tedavisini araştırmayı canım istemiyor... Hatta bildiğim tüm tedavileri bilerek isteyerek unutmayı tercih ediyorum...Canım istemiyor... Bu sendromun ilk ve tek bulgusu da zaten 'canım istemiyor' Canım hiiiiç birşey istemiyor. Ne mum dibini ışıtıyor, ne de o atalarımızın meşhur terzisi kendi söküğüne bulaşıyor... Şöyle köşe yastıkları gibi, kimse umursamadan beni ve hatta ilişmeden, öylece kımıldamadan, düşünmeden, karşı duvarla bakışalım... Köşe yastıkları gibi...

Neyse ki uydurduğum bu hastalığın önüne mevsimsel eklemesini yaptım da azcık ümit barındırıyorum kendime dair... Mevsimsel yani geçici yani 'arada bir olur öyle şeyler' yani geçecek...

'sil baştan başlamak gerek bazen... hayatı sıfırlamak...' Ablacım, platform topuklarının üzerinde, tepeden tepeden söylemesi kolay tabii...

Sil baştan mı yoksa kaldığımız yerden mi...

Hadi hayırlısı...

İlham! Orda mısın? E gel de şöyle ağız tadıyla saçmalayalım...
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 559

MesajTarih: Prş Hzr 05, 2008 1:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İlham, yazmayı dert edinenlere bulaşıyor, gece gece…
Kime ne diyeceğini de biliyor üstelik. Kimine bir selam verip sıvışıyor kapı aralığından, kimine kelimenin tam anlamıyla musallat oluyor. Kime iyilik yapıyor dersiniz, kapısına yaslandıklarının yüzüne bir imza çiziktiriveriyor işte. Gel de sil imzayı gece gece…

Hayatı sıfırlamanın mümkün olmadığını bilenler ancak hayatı sıfırlamaktan dem vurabilir öyle değil mi Drsitare. )) Ve bizler, gece gece ilhamın sesine kulak verenler, biliriz sıfırlamak inşa etmekten daha zordur. İnşa etmek için elimizde bir tuğla olur hiç değilse, ya sıfırlamak için silgiyi kimden temin etmek gerek. Bu sebeple ilhamın kapısına çöreklenebilir miyiz ne dersin. ))
Başa dön
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 906

MesajTarih: Prş Hzr 05, 2008 2:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İsmini duyarım ve fekat hiç tanışmak kısmet olmadı kendisiyle. Gerçi anlatılanlara bakılırsa kendisiyle tanışmadığım için mesut ve de bahtiyarım. Ne o öyle gece gece kapıyı çalarmış, en olmadık zamanda dürtermiş, tamam hazırım dediğinde, geldiğine sevindirip arazi olurmuş. Yok hayatta çekemem. Kendi istediği zamanlarda gelmesi bana hepten aykırı zaten, emrivakilerden hiç hoşlanmam. Aylağın biriyimdir, asimetrik, savruk, kafasına eseni yapan, e durum böyle böyle iken bittabii bunca zaman yanımdan bile geçmemesi gayet normal.

Yok kızlar yook. Bulaşanlara Allah sabır versin. Ben almayım:)
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 245

MesajTarih: Prş Hzr 05, 2008 9:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İlhama bulaşmamak lazım gelir evet... Ancak bana bulaşanın ilham olduğundan emin değilim. Onun adına ilham deyişim tamamen tembelliğimle ilgili. : ) İlham iddialı ve yazarların ağzına alabileceği cinsten bir hal, benimki öyle değil... Hayattan bulaşanlar diyebilirim belki, çukulatayı elde bekletip bekletip yemeye çalışmak gibi bir şey, bulaştıra bulaştıra yüzünüze gözünüze...
Hayattan gözüme kalbime elime dilime bulaşanlar, kalbimi sıkıştırıp ritmini bozarken, heyecanlar ümitler sevinçler dertler, büyüme çağındaki çocuklar gibi eski kıyafetlerinin içine sığmazken, bir de bakmışım çelimsiz harflere tutunmuşum, peşisıra sürükleniyorum. Durum bundan ibaret...

Daha bu gün okudum, 'iyi bir yazar iyi bir yalancıdır' demiş abilerden biri... İyi bir yazar olmak isterdim, mesela kendimin içinde olmadığı bir roman yazmak isterdim, yalancıktan insancıklar uydurup yalancıktan aşıklara şiirler yazdırmak isterdim, kendi kurguladığım bir dünyanın satır aralarında, elim cebimde keyifle dolaşmak isterdim. Filimlerden hafızamda kalmış olmalı, loş bir oda, etrafta buruşturulup atılmış kağıtlar, masa başında takır takır on parmağıyla daktilonun sert tuşlarıyla kavga eden bir 'yazar' Bizimkisi ne mi? Bizimkisi iki parmak bilgisayar başında, forum yazarlığı : ) Yani durum bundan ibaret... Sevgili tuğçe, İlham mı demişim, yalan söylemişim...

Hayatı sıfırlamak, sil baştan başlamak mı? O da yalan... külliyen yalan... Biz kaldığımız yerden devam edelim sevgili care, elimizde tuğla ve kiremitlerle... Haklısın. : )

...

AML... Bir kan hastalığı... Kan kanseri... Şimdi oturup üzerini karalayacağım... Dahiliye kitabımın bilmemkaçıncı sayfasıyla hiç alakası yok, TUS la hiç mi hiç alakası yok... Sadece bir kaç damla kan bulaştı bugün titreyen ellerime... İçime sığmadığım o vakit yine cılız harflerle buluşacağım... İlham mı demişim, bir doktorun ilhamı ne olur... AML olur, down sendromlu ya da otistik bir çocuk olur, uyuşturucu bağımlısı bir genç olur... Ne var ki o hastalıklı ilham, doktor olduğunu bilirmişcesine tutar onu sokakta da bulur...
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 245

MesajTarih: Çrş Hzr 25, 2008 11:11 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Nereden başlasam bilemiyorum ki... Ne zamandır şöyle bir göz gezdirip çıktığım forumda okunacak, anlamaya çalışılacak, içten içe yorumlanacak ve hatta okunduktan sonra vücut ısısını yükseltecek, içe sığdırılamayan cevaplar bulacak, ya da kendi kendine konuşa konuşa soğuyup susulup cevap bulmayacak üstüste birikmiş birsürü sıkıntılı konu yakmış yeşil ışıklarını...

/Böyle uzun cümleler kurmayalı uzun zaman oldu. Heyecanlandım bir anda.../

Ya da diyorum ki, hiç sağa sola bulaşmadan, zihni boş, eli serseri bulmuşken, önüme geleni yazıversem. Çocukken daha çok erkek yaşıtlarımızın oynadığı bir oyun(!) vardı. ' Önümüze geleneeeee bir tekme! ' Şimdi o geldi aklıma mesela. Önüme geleni, aklıma geleni yazsam mı ki...

İki gündür burada, bürokrasi çukurlarından birinde ha bire imza atıp, gelenin gidenin işini zorlaştırıyorum(!) Ne işim var benim burada ya hu... Ben sağlık ocağımı ve hastalarımı özledim...
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 245

MesajTarih: Çrş Hzr 25, 2008 12:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Önümde bir bilgisayar... Bol bol da vakit... Lüzumsuz imzalar atmak insanın ne kadar vaktini alabilir ki...

Devlet dairelerinin bilgisayarları hep filtrelidir... İlk geldiğim gün şu bilgisayarı açayım biraz vakit geçireyim dedim... E alışkın değilim bu kadar boş vakte... Normalde odaya girişim ve çıkışım arasında saatler olur, odamda ağırlayıp gönderdiğim misafirlerim çok olur. İzzet-i ikram eder misafirlerime, ellerini boş göndermem. Kafamı kaldıramam yani işten. Burası öyle değil. Neyse işte, açtım bilgisayarı. El alışkanlıklarım , karakutu ve birkaç haber sitesine tıkladım... Filtre... Açılmıyor... Bilgi işlemi arayın dediler... Tamam arayayım da ne diyeyim... 'Karakutu açılmıyor, karakutuyu açın lütfen' desem ne olur diye düşünürken, telefondaki muhatabımın verebileceği cevapları sıralıyorum müstehzi bir gülüşle kendi kendime... Tüm medeni ve medeniyetsiz cesaretleri bir araya toplayıp, telefonu elime aldım. Önce haber sitelerinden başlayacaktım saymaya, karakutu da arada kaynardı nasıl olsa... Ve işte o soru: 'karakutu ne doktor hanım?'

'Hiiiiiç, kültür ve sanat sitesi... Açılmamasına da şaşırdım hatta' diyerek bir de üste çıkarak bitiriyorum telefon görüşmesini. Smile

Karakutu ne sahiden... Böyle aklıma geleni yazmak da nerden çıktı...
Başa dön
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 245

MesajTarih: Çrş Hzr 25, 2008 1:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Forumları inceliyorum ya... Kulakları çınlasın sevgili cibran gibi toptancılık yapmayacağım. : ) Ne mümkün yetişmek... Ayrıca tadı kaçmış mevzular var ki yanından geçmeye korkuyorum.

Birbirimizi bozmayalım... Bozacaksak da umuma açık bozmayalım... Gün gelir de mesela beni bozmak isterseniz şimdiden söyleyeyim, elalemin içinde yapmayın lütfen... Hem karşılık verecek donanıma sahip değilim, hem de üzülecek kadar ciddiye alırım.

Kısa bir süre fırsat bulmuşken, saçmalama kısmına kitleyip kendimi, kendim çalıp kendim oynamak, kendim söyleyip kendim gülmek istiyorum... Yeni metin belgesi dosya filan edinmeden, düşünüp taşınmadan, önce yazıp sonra okuyup sonra düzeltip sonra kopyalayıp yapıştırmadan, '' bu bir yazı mıdır, yazıysa ne anlatır, değilse burada işi nedir, göndermeli midir, göndermemeli midir'', sorularının, tüm evhamların peşini bırakıp bu ve benzeri saçmalamak istiyorum... Yaptıklarımı yapmadıklarımı böyle uzun uzun izah etmek, izahın izahını yapmak istiyorum.

Burada iki günüm daha var. Faydalı şeyler yapacak kadar da çok zaman var. Ama ben sanırım kafa şişireceğim ve sonra aklım başına geldiğinde pişman olacağım...

Önümüzeeee geleneeee bir tekmeeeee : )
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Saçmalama Bölümü Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
4. sayfa (Toplam 5 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok En saçma yasalar, yasaklar... karaguven Okur Adayları İçin 15 Cmt Ağu 18, 2007 9:53 am
Yeni mesaj yok Arıza Yazılar utarant Saçmalama Bölümü 72 Sal Mar 06, 2007 7:39 pm
Yeni mesaj yok saçma-suyu madum Saçmalama Bölümü 27 Pts Ksm 06, 2006 10:32 pm
Yeni mesaj yok İÇİ BOŞ VE SAÇMA ŞARKILAR warlord Okur Adayları İçin 44 Pts Ksm 06, 2006 4:06 pm
Yeni mesaj yok saçma sapan...ama parlayan... (2) AyEsHa Öyküleriniz 4 Cmt Ksm 04, 2006 6:10 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke