Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 36 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

W. Shakespeare / Tüm Soneler / VE OYUNLARI


W. Shakespeare / Tüm Soneler / VE OYUNLARI
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 13, 14, 15 ... 25, 26, 27  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> William Shakespeare
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Cmt Şub 02, 2008 8:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Araştırmalardan, onun tiyatro topluluklarıyla ilişkiler kurduğunu ve birtakım tiyatro girişimlerinde bulunduğunu öğreniyoruz. 1594'te, önce Saraynazırının Adamları, I. James'in tahta geçmesinden sonra da Kralın Adamları diye bilinen tiyatro kumpanyasına katılıyor.

Shakespeare oyunlarının birçoğunu, görevi sarayda eğlenceler düzenlemek olan bu topluluk için yazıyor. Bazı oyunlarında kendisi de rol alıyor; ama bunların hiçbir zaman başroller olmadığını, bu gibi rolleri hep Richard Burbage adında ünlü bir oyuncunun oynamış olmasından anlıyoruz.

1589'da Blackfriars Tiyatrosu'nun hissedarlarından olan Shakespeare,
1599'da kurulan Globe Tiyatrosu'nun sahipleri arasına giriyor.

İş hayatını Londra'da sürdürürken, doğumyeri olan kasabayla ilişkilerini koparmıyor; başkentte başarılı bir oyun yazarı olarak yer aldıktan sonra sık sık görmeye gidiyor ailesini; ve 1597'de, Stradford'un en büyük evlerinden biri olan New Place'i (Yeni Yer'i) satın alıyor.

1610'da ise temelli yerleşecektir Stradford'a ve bu evde oturacaktır. Gerçi 1614'e dek ara sıra Londra'ya gidiyor, oyuncularla ve oyun yazarlarıyla ilişkiler kuruyor; ama ömrünün son yıllarını doğduğu kasabada, ailesiyle birlikte geçirmek istiyor anlaşılan. O zamanlar yaşama koşullarının yetersizliği yüzünden erken ölenler çoktu. Örneğin oğlu Hamnet daha onbirindeyken ölmüştür. Bir de, Londra'yı sık sık veba salgını kasıp kavurduğundan, tiyatroların kapatılması gerekiyordu. Her neyse, ozan sonunun yaklaştığını sezmiş olacak ki, 25 Mart 1616'da vasiyetnamesini hazırlatıp imzalıyor.

Söylendiğine göre, arkadaşları Jonson ile Drayton'ı evinde ağırlarken içkiyi fazla kaçırıp hummaya tutuluyor ve 23 Nisan 1616'da ölüyor. Kasabanın kilisesine, herhalde saygıdeğer bir kişi olduğu için de, mihrabın yakınına gömülüyor.


Mezartaşına ise şu mısralar yazılıyor:


Hazreti İsa aşkına, dostum, aman
sakın burda saklı toprağı kazmaktan;
bu taşları esirgersen Tanrı razı olsun,
kemiklerime dokunansa Tanrıdan bulsun!



Eski bir geleneğe göre, Shakespeare, ölüsünün tedirgin edilmesini ve bitişikteki kemikliğe kaldırılmasını önlemek için, kendisi yazmış bu mısraları. Doğruysa, mısralar kendilerine verilen görevi başarmış demektir.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Cmt Şub 02, 2008 8:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
HAMLET


Alıntı:
Metni Çev: Sabahattin Eyuboğlu





Ölü Norveç kralının hayaleti, Elsinore Şatasu'nun setinde nöbet tutan askerlere ikide bir görünmektedir. Askerler bunu Hamlet'e açmayı düşünürler. Hamlet babasının ölümüne yanmakta, annesinin çabucak amcasıyla evlenmesine kızmakta, içi içini yemektedir:



Ah bu katı, kaskatı beden bir dağılsa,
Eriyip gitse bir çiy tanesinde sabahın!
Ya da Tanrı yasak etmemiş olsa
Kendi kendini öldürmesini insanın!
Tanrım! Ulu Tanrım! Ne bunltıcı, ne berbat,
Ne tatsız, ne boş geliyor bu dünya bana!
Ah ne iğrenç, ne iğrenç! Bakımsız bir bahçe ki
Azgın bitkileri tohuma kaçmış,
Pis, kaba ne varsa tabiatta sarmış içini.
Bu muydu olacak iki ay sonra ölümünden?
O kadar bile değil, iki ay bile olmadı.
O yüce kralı bir düşün, bir de buna bak:
Biri güneş tanrısı, öteki bir orman şeytanı!
Nasıl da severdi annemi,
Esen yellerden sakınırdı yüzünü.
Yerler, gökler; unutsam olmaz mı bunları?
O da nasıl düşerdi babamın üstüne,
Sevgiyle beslendikçe artar gibiydi sevgisi.
Öyleyken bir ay içinde ... Düşünmesem daha iyi.
Kadın zaaf demekmiş meğer! Kısacık bir ay ...
Daha eskimedi o gün giydiği pabuçlar
Babamın tabutu ardında yürürken,
Niobe gibi, iki gözü iki çeşme ...
Nasıl olur, o kadın, evet aynı kadın
(Tanrım, beyinsiz bir hayvan bile
Daha fazla acı çekerdi) amcamla evleniyor;
Babamın kardeşiyle; öyle de bir kardeş ki
Ben Herakles'e ne kadar benzemezsem
O da o kadar benzemiyor babama.
Bir ay içinde ... Yalancı gözyaşlarının tuzu
Daha yakarken kızarmış gözlerini
Evleniyor bu adamla. Ne kıyasıya bir acele bu!
Ne azgın bir atılış haram döşeğine.
İyi değil, iyilik de çıkamaz bundan.
Ama boğ kendini, yüreğim; dilimi tutmam gerek!

IP, 2S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Cmt Şub 02, 2008 8:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hamlet'in okul arkadaşı Horatio nöbetçi askerlerle birlikte gelip, hayaleti nasıl gördüklerini anlatınca, aynı yerde beklemeye karar verir Hamlet. Ve görünür babasının hayaleti; amcasının, annesini nasıl baştan çıkardığını ve bir gün bahçede uyurken kendisini nasıl öldürdüğünü anlatır, öcünün alınmasını ister:




Kanın coşkun akıyorsa eğer damarlarından,
Boyun eğme olup bitenlere!
İzin verme Danimarka tahtının
Lânetli bir haram döşeği olmasına!
Ama yapacağını ne türlü yaparsan yap,
Anana el kaldırıp kirletme elini!
Bırak, Tanrı görsün hesabını,
Kendi içindeki dikenler kanatsın vicdanını!
Ama hemen gitmeliyim ben,
Tanrıya emanet ol! Sabahın yakın olduğuna alâmet
Ateş böceklerinin gittikçe sönen ışıltıları.
Tanrı seninle olsun, seninle olsun yüce Tanrı,
Sen de unutma sakın beni!


(Hayalet çıkar.)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Cmt Şub 02, 2008 8:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

HAMLET


Ey göklerde yaşayanlar! Ey dünya! Daha ne olsun?
Cehennem önüme mi gelsin? Ne yüz karası şey bu?
Tut kendini yüreğim, tut kendini!
Ve siz, ey sinirlerim, gevşemeyin birden;
Gerilin, destek olun bana!
Beni unutma mı dedin? Hayır, zavallı ruh,
Şu çılgın kafa durdukça çıkmayacaksın içinden,
Seni unutmak ha? Aklımın kara tahtasından
Silerim de bütün boş anıları,
Bütün kitaplarda yazılan, çizilenleri,
Gençliğimden, öğrenciliğimden kalanları;
Yalnız senin buyruğun kalır
Beynimin defterinde, yapraklarında,
ıvır zıvır bütün bildiklerimin üstünde.
Evet, yemin Allahıma, o kalır yalnız
Ey çürümüş yürekli kadın!
Yılan, yılan, yüze gülen zehirli yılan!
Yaz, aklım, yaz defterine, yaz şunu:
Güler yüzlü, hep güler yüzlü bir insan
Zehirli bir yılan da olabilir.
Danimarka'da olabilir hiç değilse, inan buna.
Ya! Demek böyle, amca. sen buymuşsun demek!
Öyleyse benim parolam da şu bundan böyle:
Tanrı seninle olsun, unutma beni!
Yemin ettim, unutmam.


IP.4S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Cmt Şub 02, 2008 8:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bundan sonra bilinçli bir delilik takınır Hamlet. Amcası bundan kuşkulanır, Hamlet'in eski arkadaşları Rosencrantz ile Guildenstern'i gerçek durumla ilgili ipuçları elde etmek ıin görevlendirir. Hamlet sorar onlara:



HAMLET
Ne kötülük ettiniz de dostlarım,
Kader bu zindana yolladı sizi?


GUILDENSTERN
Zindan mı efendimiz?


HAMLET
Danimarka bir zindandır.


ROSENCRANTZ
Dünya da bir zindandır öyleyse.


HAMLET
Hem de nasıl, mahzenleri, dehlizleri, delikleriyle.
En berbat köşesi de Danimarka.


ROSENCRANTZ
Biz öyle düşünmüyoruz, efendimiz.


HAMLET
Size göre hava hoş öyleyse.
Zaten dünya ne iyidir ne kötü, düşüncenize bağlıdır iyilik kötülük.
Bana göre dünya zindan.


ROSENCRANTZ
Tutkularınız büyük de ondan, herhalde dünya dar geliyor gönlünüze.


HAMLET
Yok vallahi!
Bir fındık kabuğu içinde bile evrenin kralı sayabilirim kendimi...
gördüğüm kötü düşler olmasa.


GUILDENSTERN
Düşler tutkulardır işte. Tutkunun özü bir düşün gölgesidir sadece.


HAMLET
Düşün kendisi de bir gölgedir.

GUILDENSTERN
Elbette!
Tutku öyle boş, öyle koftur ki bence, bir gölgenin gölgesi dense yeridir.


HAMLET
Öyleyse en sağlam varlıklar dilencilerimiz; krallar, kahramanlar da dilencilerin gölgeleri!

Saraya gidelim mi? Kafam yerinde değil galiba.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 12:30 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ROSENCRANTZ ile GUILDENSTERN
Emredersiniz.


HAMLET
Aman bırakın emir sözünü! Emir kullarım arasında görmek istemem sizi.
Doğrusunu isterseniz, korkunç kullar sarmış çevremi ... Ama, dostluğumuzun başı için söyleyin:

Ne yapmaya geldiniz Elsinore'a?


ROSENCRANTZ
Sizi görmeye, efendimiz, yalnız sizi görmeye.


HAMLET
Züğürdün biri olduğum için teşekkürlerim de kıttır benim. Yine de teşekkür ederim: ama, emin olun, beş para etmez teşekkürüm. Sizi çağırmadılar mı? Kendiliğinizden mi geldiniz? Canınız mı öyle istedi? Hadi, söyleyin doğrusunu.

Hadi, hadi, söyleyin diyorum size.


GUILDENSTERN
Neyi söyleyelim efendimiz?


HAMLET
Neyi olacak? Ne ise onu, ama doğrusunu. Çağırttılar sizi. Dürüstlüğünüzün saklayamadığı gerçek okunuyor gözlerinizden. Sevgili kral ve kraliçemiz çağırttı sizi.


ROSENCRANTZ
Ne diye, efendimiz?


HAMLET
Bunu siz söyleyeceksiniz bana. Ama arkadaşlık bağlarımız, ortak gençliğimiz, bugüne dek eksilmemiş sevgimiz ve usta bir sözcünün bunlara ekleyeceği daha başka şeyler adına rica ediyorum sizden: dürüst, apaçık konuşun benimle. Çağırdılar mı, çağırmadılar mı sizi?


ROSENCRANTZ (Guildenstern'e yavaşça)
Ne diyorsun?


HAMLET (kendi kendine)
Yoo nafile! Gözüm üstünüzde. (Yüksek sesle) Beni seviyorsanız, doğruyu saklamak yok.


GUDENSTERN
Çağırıldık efendimiz.


HAMLET
Niçin çağırıldığınızı ben söyleyeyim size; böylece sır vermenizi önlemiş olurum, kral ve kraliçeye verdiğiniz sözün bir tüyü bile kirlenmez. Son zamanlarda, bilmem neden, bütün sevincimi yitirdim, her gün yaptıklarımı yapmaz oldum. Gerçekten öyle karardı ki içim, dünya, bu güzelim yapı, çorak bir kayalığa döndü gözümde.

Hava, o canım başörtüsü dünyanın, şu cömert gök kubbeye bakın, bu yüce tavan altın parıltılarıyla bir şey değil benim için, pis, hastalıklı kokular birikintisinden başka bir şey değil.

İnsan, ne yaman bir yapı insan! Akıl gücüyle ne soylu bir varlık! Düşünme yetenekleri ne sonsuz! Duruşu, kımıldanışı ne anlamlı, ne güzel! Ne melekçe davranışları, ne tanrıca kavrayışları var! Evrenin gözbebeği insan, canlıların baş tacı! Ama benim için nedir insan, bu özü toz yaratık? İnsanın tadı yok benim için, kadının da yok... güldüğünüze göre inanmıyorsunuz bana.


ROSENCRANTZ
Böyle bir şey geçmedi aklımdan.


HAMLET
Niçin güldün öyleyse, insanın tadı yok dediğim zaman?


ROSENCRANTZ
Düşündüm ki, efendimiz, insandan tad almadığınıza göre, bizim tiyatro oyuncularına yüz vermeyeceksiniz pek. Yolda rastladık, sizi eğlendirmeye geliyorlardı.


HAMLET
Kralı oynayacak olan buyursun, Haşmetliye saygılarımı esirgemem.
Ben deliyim, ama yalnız rüzgâr kuzey batıdan estiği zaman; güneyden esti mi rüzgâr, şahini atmacadan ayırdetmesini bilirim.



IIP, 28
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 12:31 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Saraya oyuncuların gelmesine çok sevinir Hamlet, çünkü:





Babamın öldürülmesine benzer bir oyun
Oynatacağım bu oyunculara, amcamın önünde.
Gözüm onda, renk vermesini bekleyeceğim.
Bir ürperti olsun gördüm mü, yeter bana.
Gördüğüm hayalet şeytan da olabilir;
Kandırıcı her biçime girebilir çünkü şeytan.
Olur a, kafam bozuk, içim kararmış zaten,
Böyle ruhlar tam işine geldiği için,
Kandırıp cehennemine çekebilir beni.
Daha sağlam gerçeklere dayanmalıyım;
Tiyatroyu bir kapan gibi koyup önüne
Kralın vicdanım kıstıracağım içine.



IIP, 4S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 12:33 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Polonius, Hamlet'teki delice halleri, kızı Ophelia'ya aşkına bağlar. Bundan emin olmak için kralla birlikte bir perdenin arkasına gizlenirler ve hazırladıkları Ophelia'yı Hamlet'in yanına gönderirler. Hamlet kendi kendine konuşmaktadır :





Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip belâ denizlerine karşı
Dur, yeter! demesi mi?



Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine,
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek,
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belâlara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanı?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden,
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
Ama sus, bak, güzel Ophelia geliyor.
Peri kızı dualarında unutma beni,
Ve bütün günahlarımı.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:29 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

OPHELLA
Efendimiz nasıllar, bu son günlerde?


HAMLET
Eksik olmayın sultanım, iyiyim, çok iyi.


OPHELLA
Efendimiz, kıymetli şeyler vermiştiniz bana,
Kaç gündür geri vermek istiyordum size:
Buyurun, alın şimdi.


HAMLET
Hayır, ben vermedim; hiç bir şey vermedim size.


OPHELIA
Verdiniz, efendimiz, unutmuş olmalısınız:
Öyle güzel sözler de söylemiştiniz ki verirken,
Kıymetleri büsbütün artmıştı benim için.
şimdi kokuları uçtu artık, geri alın.
En zengin hediyeleri değersiz bulur soylu yürekler,
Onları veren sevmez olunca artık.
Buyurun, efendimiz.


HAMLET
Hele hele! Siz doğru sözlü müsünüz?


OPHELLA
Efendimiz?


HAMLET
Güzel yüzlü müsünüz?


OPHELLA
Ne demek bu, efendimiz?


HAMLET
Şu demek ki, doğru sözlü güzel yüzlüyseniz, doğruluğunuzun güzelliğinizle hiç bir alış verişi olmamalı.


OPHELLA
Güzelliğin doğruluktan daha iyi arkadaşı olabilir mi?


HAMLET
Olur ya! Çünkü doğruluğun gücü güzelliği kendine benzetinceye kadar güzelliğin gücü doğruluğu bir kahpeye çevirebilir. Olmayacak bir şeydi bu eskiden, ama şimdiki zamanda oluyor, görüyoruz. Sizi gerçekten sevmiştim bir ara.


OPHELLA
Evet, buna inandırmıştınız beni.


HAMLET
İnanmamalıydınız bana. Çünkü doğruluğu ne kadar aşılarsan aşıla çürük kökümüzde bizim, eski meyvenin tadı gitmiyor kolay kolay! Sevmiyordum sizi.


OPHELLA
Ne kadar aldanmışım.


HAMLET
Git, bir manastıra gir! Ne diye günah çocukları besleyeceksin? Ben doğru adamımdır az çok, yine de öyle şeylerle suçlayabilirim ki kendimi, anam hiç doğurmasa daha iyi ederdi beni.

Çok gururluyum, hınçlıyım, tutkuluyum. Bir anda öyle kötülükler geçirebilirim ki kafamdan, ne düşüncem hepsini kavramaya yeter, ne hayal gücüm biçimlendirmeye, ne zamanım gerçekleştirmeye. Ne diye sürünür durur benim gibiler yerle gök arasında? Aşağılık herifleriz hepimiz; inanma hiç birimize, manastıra gir ... Babanız nerde?


OPHELLA
Evde efendimiz.


HAMLET
Kapıları üstüne kapayın da bari, evinden başka yerde maskaralık etmesin! Allaha ısmarladık!


OPHELLA
Ulu Tanrım, sen yardımcısı ol!


HAMLET
Evlenirsen şu acı sözü çeyiz diye götürürsün benden: Buzlar kadar el değmedik, karlar gibi temiz de olsan, çamur atılmaktan kurtulamayacaksın. Manastıra git. Haydi, elveda! Ama ille de evleneceksen, sersemin biriyle evlen; çünkü akıllılar sizin kendilerini ne canavara çevireceğinizi bilirler. Manastıra git; çarçabuk hem de, elveda!


IIIP, IS
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:32 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Olup biteni saklandığı yerden izleyen kral, iyice kuşkulanır, yanındaki Polonius'a der ki:




Aşk mı bu? Hayır, aşk değil içini kemiren;
Söylediklerinde pek düzen yok ama,
Çılgınlığa benzer bir şey de yok.
Başka bir şey var içinde,
Bir başka sır yatıyor derdinin arkasında.
Korkarım çıkınca ortaya kabuğunu kırıp
Bir felaket getirecek başımıza.



IIIP, LS
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:35 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hamlet, istediği oyunu sahneleyecek oyunculara oyunculuk üstüne öğütler veriyor:




HAMLET
Verdiğim parçayı, ne olur, dediğim gibi, rahat, özentisiz söyle. Çünkü birçok oyuncular gibi söz parlatmaya kalkacaksan, mısralarımı şehrin tellâlına okuturum daha iyi. Elini kolunu da havalara savurma öyle; ölçüsünde, tadında bırak her şeyi. Duyduğun coşkunluk bir sel, bir fırtına, bir kasırga gibi de olsa, onu dindirecek bir hava bulmalı, buldurmalısın.

Doğrusu, yürekler acısı geliyor bana gürbüz bir delikanlının, takma saçlar sakallar içinde, bir acıyı yüreğini paralarca, didik didik ederce bağırıp halkın kulaklarını yırtması; o halk ki çok kez anlaşılmaz., dilsiz oyunları, gürültü gümbürtüyü sever.

Bir oyuncu Termagant'ın kendisinden daha yaygaracı, Nemrut'tan daha nemrut oldu mu, hakettiği şey kırbaçtır bence. Bu hallere düşme, rica ederim.


OYUNCU
Düşmem efendim.


HAMLET
Fazla durgun da olma; aklını kullanıp ölçüyü bul. Yaptığın söylediğini tutsun, söylediğin yaptığını. En başta gözeteceğimiz. şey, yaradılışa tabiata aykırı olmamak. Çünkü bunda sapıttık mı, tiyatronun amacından ayrılmış oluruz. Doğduğu gün de, bugün de tiyatronun asıl amacı nedir? Dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek, çağımızın ne olup ne olmadığını ortaya koymak. Gerçeği büyültmek ya da küçültmekle bilgisizleri güldürebilirsiniz, ama bu bilenleri üzer; oysa bir tek bilgili dost, bilgisiz bütün bir kalabalıktan daha önemli olmalı sizin için.

Ah ben öyle oyuncular gördüm ki sahnede, öyle beğenilen, alkışlanan oyuncular gördüm ki, günaha girmeyeyim ama, değil Hıristiyan, değil Müslüman, insan bile değillerdi. öylesine şişirme, uydurma hallere giriyorlardı ki, dedim bunları tabiatın kaba işçileri yaratmış olmalı, insan yapıyorum derken insanlığın berbat bir kopyasını yapmışlar.


BİRİNCİ OYUNCU
Bu kusurumuzu az çok yendik sanıyorum, efendimiz!


HAMLET
Az çok değil, iyice yenmeli bunu. Sakın söyleyeceklerinden fazlasını söyletmeyin soytarılarınıza. Öylelerini gördüm ki, kendi başlarına gülmeye ve seyircilerin en anlayışsızlarını güldürmeye kalkıyorlar. Hem de oyunun anlayış isteyen en can alıcı yerinde. Kötü bir şey bu: acıklı bir budalalık bu yoldan tutunmaya çalışmak. Haydi, gidin hazırlanın.



IIIP, 2S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:37 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kralın önünde oynanan oyun, kralın cinayetini pek andırdığından, birden kalkıp «ışık tutun bana!» diyerek uzaklaşır kral. Hamlet âdeta deneysel bir yolla, bilimsel bir yöntemle saptamıştır suçluyu:



Bırakın yaralı geyik gitsin ağlasın
Diri ceylan oynaşırken
Böyle kurulmuş düzeni dünyamızın
Ben beklerim sen uyurken.



IP, 2S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:39 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Evet, artık emindir Hamlet: amcasıdır babasının katili.

Kral, Hamlet'i, Rosencrantz ve Guildenstern'le birlikte İngiltere'ye göndermeye karar verir. Hamlet'i orda öldürtecektir. Ancak, yaptığı işden de pişmandır artık:



Ah, bir leş benim suçum, gökleri tutuyor kokusu;
En eski lânet, ilk kardeş kanı var içinde.
Dua edemiyorum, ne kadar istesem de,
Günahım ağır basıyor dua isteğimden.
İki işden birini seçemez olunca
İkisini de yüzüstü bırakanlar gibiyim.
Nedir bu? Şu kırılası ellerin üstünde
Kardeş kanı bir parmak kalınlığında da olsa,
Hiç bir yağmur, hiç bir rahmeti göklerin
Yıkayamaz mı, bembeyaz edemez mi bu elleri?
Rahmet neye yarar bir suç olmazsa silinecek?
İnsan iki şey beklemez mi dualarından:
Günah işlememek, işleyince de bağışlanmak.
Kaldır öyleyse başını: Bir günahtır işlemişsin.
Kaldır, ama hangi duaya sığar senin yaptığın?
Bağışla bu korkunç suçumu, diyebilir miyim?
Diyemem, çünkü bende, elimde duruyor hâlâ.
Uğrunda kardeşimi öldürdüğüm şeyler:
Tacım, krallığım ve kıraliçem.
Nasıl bağışlanır suçunu başında taşıyan?
Çamurlu, pis yollarında bu dünyanın
Altın dolu eller adaleti yanıltabilir;
Kanunları satın aldığı çok görülmüştür
Cinayet kanlarına bulanmış kazançların.
Ama yukarda, alavere dalavere yok yukarda,
Ne yaptıysan tıpatıp onu bulursun yukarda.
Orda tepeden tırnağa, bütün suçlarımızı
Ortaya dökmek zorundayız.
Ne yapmalı öyleyse? Ne kalıyor yapılacak?
Suçluyum demek, diyebilmek, evet, büyük şey bu,
Ama günah çıkarmak neye yarar,
Pişman olmaz, yaptığından dönmezse insan?
Ah, iğrenç kaderim, ölümden karanlık kaderim benim!
Çamurlara batmış zavallı ruhum benim,
Çırpındıkça batan, battıkça çırpınan ruhum!
Melekler, kurtarın, kurtarmaya çalışın beni!
Bükülün, bükülmek bilmeyen dizlerim!
Siz de, ey çelik telleri katı yüreğimin,
Yumuşamayın yeni doğmuş çocuğun sinirleri gibi.
Kim bilir, bir şeyler değişir belki.



(Diz çöker. Hamlet girer.)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:40 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

HAMLET
Tam sırası, dua ederken, bitirelim bu işi.


(Kılıcını çeker.)


Ama cennete gider bu halinde öldürürsem.
Öcümü almış sayılır mıyım? İyi düşünmeliyim.
Bir alçak babamı öldürüyor, buna karşı ben,
Biricik oğlu babamın, cennete yolluyorum
O alçağı...
Olmaz, öç almak olmaz bu,
Bir kurtarış, canına bir minnet olur bu!
O babamı nerede ne zaman öldürdü?
Yemiş, içmiş, dünya nimetlerine doymuş,
Günahları bahar çiçekleri gibi açmışken,
Allah bilir ne hesapları vardı verilecek.
Bu herifin günahları korkunç olmasına korkunç,
Ama öç almış olur muyum, içini temizlerken,
Büyük yolculuğa hazırken vurursam?
Hayır!
Dur kılıcım, daha iğrenç bir zamanını bekle.
Sarhoş olduğu ya da öfkeden kudurduğu anı,
Haram döşeklerinde zevke daldığı,
Küfrettiği, kumar oynadığı,
Su götürmez bir günah işlediği zamanı bekle!
Vur o zaman, yere, çamura düşsün kafası!
Kapkara, lânetli canı cehennemin dibine gitsin!
Annem bekliyor beni... ama, kanlı katil,
Annem de kurtaramaz seni, bunu bil!



IIIP,3S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:42 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Annesi görüşmek için çağırtmıştır Hamlet'i. Hamlet, pek iğneli, acı sözlerle çıkışır annesine. Kadın, oğlunun kendisini öldüreceğini sanıp «İmdat!» diye çığlık atar.

Perde arkasında saklı duran Polonius da «İmdat!» diye bağırınca, Hamlet orda amcası var sanıp kılıcını saplar perdeye. Polonius’u öldürdüğünü anlayınca, «Sen ha? Zavallı, şaşkın, sersem casus» der. Annesini hırpalamaya başlar yine; onun baskısı altında bunalan kadın:



Hamlet, sus, yeter artık!
içimin derinlerine çevirdin gözlerimi,
Öyle kara, öyle yoğun lekeler var ki içimde
Silinir, yıkanır gibi değil.



HAMLET

Evet, ve bütün bunlar niçin?
Nerde yaşamak için?
Yağlı, pis ter kokuları içinde bir yatağın,
Alçalıp çamura batmak için,
Gübre yığını üstünde koklaşıp sevişmek için!


IIIP, 4S
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> William Shakespeare Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 13, 14, 15 ... 25, 26, 27  Sonraki
14. sayfa (Toplam 27 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Halk Oyunları zulal_aydin Sahne Sanatları 10 Prş Oca 31, 2008 10:38 pm
Yeni mesaj yok BERTOLT BRECHT HAYATI, OYUNLARI,TİYAT... eylem Oyunlar 8 Cmt Oca 12, 2008 11:59 am
Yeni mesaj yok Shakespeare’in oyunlarında siyaset dereotu Oyunlar 0 Prş Hzr 14, 2007 10:13 pm
Yeni mesaj yok İlaç Firmalarının Pazarlama Oyunları sabandal Genel 0 Pts Oca 15, 2007 8:08 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke