Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 50 Üye Adayı ve 4 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Türk Kafası


Türk Kafası

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Tarih
Yazar Mesaj
08parpali
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Feb 23, 2007
Mesajlar: 587
Nereden: İstanbul'da bir sokak başı kaldırım kenarı

MesajTarih: Prş Eyl 20, 2007 11:29 am    Mesaj konusu: Türk Kafası Alıntıyla Cevap Ver

Türk Kafası

Sultan Aziz'in ''mutenekkiren'' yani resmi törensiz ve merasimsiz, kendi tâbiriyle ahad-ı nâs (halkdan birisi) olarak sergiyi gezdiği günlerde idi. Yanında daha o zaman paşa olmamış Başyaver Miralay Halil Bey vardı. Parisiler ve dünyanın dört tarafından gelmiş ziyaretçiler, Türk Hakanının rahatsız edilmemesi ve hatta sevgi tezahüratı yapılmaması için sergi memurlarının ricasını ellerinden geldiği kadar yerine getiriyorlardı amma, yine de, bütün bakışlar, heybetli Osmanlı Hükümdarının üzerinde idi.

Serginin bir tarafına, adale, yani kol kuvvetini ölçmeye mahsus bir âlet koymuşlardı. Âlet, üstü kırmızı çuha ile örtülü ve bir yaya bağlı bir yuvarlak ile metrik taksimata ayrılmış ve âletin arka tarafına yukardan aşağı konulmuş numaralı tahtadan ibaretti. Yuvarlağa yumrukla vuruluyor ve yuvarlağın numaralı tahta üzerinde alabildiği mesafenin azlığına çokluğuna göre vuranın kuvveti ölçülüyordu. Frenkler bu ölçüye her nedense, ya çuha kırmızı, yani feş rengi olduğu için, yahut da, artık hakimiyet ve üstünlük devrimiz kapandığı için... - Üzerine vurulan ve böylece netice alınan âlete TÜRK KAFASI diyorlardı. Sultan Aziz bunu duydu, gördü ve üzerine vurulana Türk kafası denilmesine içerledi. Dudaklarında acı bir tebessüm dolaştı, arkasındaki başyaverine dönüp manalı manalı baktı:
-''Haydi, göreyim seni Halil...''
dedi. Halil Paşa, Padişahın arzusunu anlamıştı. Güçlü kuvvetli, pehliven yapılı, bedenî kudreti mükemmel bir Osmanlı zabiti idi. Padişahının arzusu, kuvvetini artırmış gibiydi. Omzundan avniye'sini (Osmanlı zabitlerinin giydiği pelerin) çıkardı, dinamometre'ye bir yumruk indirdi.

Öyle bir yumruktu ki, yuvarlak da, ölçülü tahta da param parça oldu!.. Sonra yüksek sesle Fransızca:
-''Türk'ün kafasına vurulmaz... Vurulsada kırılmaz... Buna Tête Europe'enne = Avrupalı kafası demeli!.. didi. Duyanlar ve görenler başlarını eğdiler. Hadise imparatora kadar gitti. Jest de güzeldi, netice de...
Fakat...

Evet, Fakat!...
Fakat ne olurdu bu sağlam yapılı, aklı da, zekası da, çalışkanlığı da, bütün öz malzemesinin yeterliğine Tarih'in şehadet ettiği Türk Kafası'nı ilim ve teknikle cihazliye bilse idik...

O'nu, devri temsil eden müsbet bilgilerle, mediniyeti kucaklayan kıymetlerle değerlendirebilse idik...

Ne topraklarına güneşin batmadığı imparatorluğumuz çöker, ne de bu kafanın cevherlerini israf ederdik...


Yazılmamış Tarihimiz - Cemal Kutay - Aksoy Yayıncılık
Başa dön
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 151
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Prş Ekm 02, 2008 8:34 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İşte budur. Tarihe olumlu/yapıcı (pozitif) bakmak. Eksisi ve artısı ile görüp, geleceğe ışık tutmak. Efsanelerle avunmadan, ama efsaneleri bilerek, eksikliklerimizi kapatmadan, ama onları listeleyerek, oturduğumuz yerden değil, kafa patlatıp ter döktüğümüz şekliyle önümüze bakmak.

İşte tarihin gücü burada. Ninniden uzak, akla yakın.

Cemal Kutay, büyük tarihçi olmasını, yorumuyla ispat etmiş.
Başa dön
yasemin111
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 754
Nereden: ...

MesajTarih: Prş Ekm 02, 2008 9:19 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bana Göksel (Türk) bey'in anlattığı bir anektodu yazmak istedim. Onun ağzıyla...

"Avrupalı bir kral farklı yemek kültürlerini tanımaya, başka ülkelerin yemeklerini tatmaya meraklıymış. Her gittiği ülkeye aşçılarını da götürür, aşcılarının o ülkenin yemeklerini öğrenmesini istermiş. Türk mutfağı malumunuz, kral bizim yemekleri tattığında çok beğenmiş, aşçıbaşını çağırtmış. Türk yemeklerini çok beğendiğini, hepsini çok iyi öğrenmesini istemiş. Ziyarettir tabi bitmiş, ülkelerine dönmüşler.
Bir gün kral aşçıbaşından bizim yemeklerden yapmasını istemiş, en beğendiklerinden... Yemek vakti gelmiş, yemekleri tatmışlar. Kral aşçıyı çağırmış:

- Aşçı bu yemekler orda yediğimiz gibi değil. Onlar çok daha güzeldi. Neden iyi öğrenmedin?

-Kralım, öğrendim öğrenmesine... Onları yaparken izledim, sordum her şeyi anlattılar, öğrendim. Türklerin bir huyu var, onu anlamadım. Yemeklerin herşeyini bizim gibi koyuyorlar, sıra tuza geliyor. Tuz koyuyorlar. Ne kadar koydunuz diye sorunca "kararınca" diyorlar. Ben bunu anlamadım, bu yüzden onlarınkine benzemedi yemekler...

**

Biz de bütün işler kararınca yapılır.
Başa dön
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 151
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Prş Ekm 02, 2008 10:08 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

kar Arınc'a
(birisinin) karar'ınca
(ışıklar) kararınca
(rengi bozulup) kararınca..
(el yordamı ve ) kararınca...

bizde herşey (küçük hesap) kararınca yapılıyor, ama sanırım kafamız az karışık..
Başa dön
yasemin111
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 754
Nereden: ...

MesajTarih: Prş Ekm 02, 2008 10:30 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

sabritalat demiş ki:
sanırım kafamız az karışık..


Tuzluya mal olur kafamız.

Karışıklığa gelince, evet karışık.
Başa dön
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 151
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Prş Ekm 02, 2008 3:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir de şu mevzu vardır. Dip yapınca, bulduğumuz çözümler çok iyi olabiliyor. Dip yapmamayı becerememiz nasıl bir eksiklik ise, dipte bulduğumuz çözümler de o kadar iyi.

Ortalama olmayı beceremiyoruz sanırım, zirve (max.) ve dip (min.) noktalarda dolanmayı tercih ediyoruz. Her halukarda, ilginç bir milletiz.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Tarih Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Klasik Türk Müziğinden Seçmeler kertenkele Klasik Türk Müzi?i 14 Prş Eyl 18, 2008 1:25 am
Yeni mesaj yok Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşit... Poe Sosyoloji 9 Pzr Hzr 15, 2008 11:41 am
Yeni mesaj yok Yüz Türk öldür ve istirahat et sabandal Güncel Olaylar-insanlar 1 Sal Mar 11, 2008 10:27 am
Yeni mesaj yok Bir Türk aydını olmuş olsaydım... tohum Güncel Olaylar-insanlar 1 Sal Ksm 27, 2007 9:37 pm
Yeni mesaj yok Türk, ölümden kork, doktora git, ilaç... sabandal Genel 0 Pts Ekm 29, 2007 8:25 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke