| Yazar |
Mesaj |
Diaspora_Hedonist Yazar

Kayıt: Jul 18, 2007 Mesajlar: 319
|
Tarih: Pzr Eyl 09, 2007 2:10 pm Mesaj konusu: |
|
|
Tv'de gördüm;
"Şan dersi* aldım. Vücuduma da güveniyorum, şarkıcı olacağım" dedi.
*Şan dersi: Şöhret olmadan önce magazin akıldanelerince kulağa üflenen alem raconu, safsata... |
|
| Başa dön |
|
 |
iLizyOn Yazar

Kayıt: Jun 10, 2006 Mesajlar: 177 Nereden: Dipte Bir Yerlerde
|
Tarih: Pzr Eyl 09, 2007 2:50 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Hayatın Amacı Son bulmaktır. |
|
| Başa dön |
|
 |
tu_ce Yazar

Kayıt: Jan 15, 2006 Mesajlar: 865
|
Tarih: Pzr Eyl 09, 2007 6:17 pm Mesaj konusu: |
|
|
"Döndüm" dedi kız,
"gittiğini farketmemiştim ki!" dedi,
içindeki... |
|
| Başa dön |
|
 |
peruza Yazar

Kayıt: Aug 19, 2006 Mesajlar: 462
|
Tarih: Pzr Eyl 09, 2007 7:19 pm Mesaj konusu: |
|
|
| "Nasıl farkedilmedi? Ayan beyan ortadaydı yokluğu." dedi içerdekilerden biri:) |
|
| Başa dön |
|
 |
tu_ce Yazar

Kayıt: Jan 15, 2006 Mesajlar: 865
|
Tarih: Pzr Eyl 09, 2007 7:51 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Şaşırdı ve mutlu oldu kız, sonra... özlemle gülümsedi birine :) |
|
| Başa dön |
|
 |
Diaspora_Hedonist Yazar

Kayıt: Jul 18, 2007 Mesajlar: 319
|
Tarih: Pts Eyl 10, 2007 9:53 am Mesaj konusu: |
|
|
Gece düşümde kalemimi aleve batırmıştım. Uyandığımda dilim dağlanmıştı.
Şimdi ne yazmaya niyetlensem,
kelimeler ışıkta kurumuş kelebekler gibi
kupkuru dökülüyor avuçlarıma. |
|
| Başa dön |
|
 |
Diaspora_Hedonist Yazar

Kayıt: Jul 18, 2007 Mesajlar: 319
|
Tarih: Pts Eyl 10, 2007 10:04 am Mesaj konusu: |
|
|
Ayak sesleri hep usuldu.
Ama getirdiği hengame; kıyamete eş.
Gidişin; Toprak kokulu yanık tenimden havalanan ak güvercin sürüsü.
Dönüşün; Denizini yitirmiş dülger balığının Yunus sırrı. |
|
| Başa dön |
|
 |
Diaspora_Hedonist Yazar

Kayıt: Jul 18, 2007 Mesajlar: 319
|
Tarih: Pts Eyl 10, 2007 10:38 am Mesaj konusu: |
|
|
| Kırgın ve üzgündü. Artık umurumda değilsin demek istedi. Ama bu söz içine alçalınca anladı ki; bu gücenikliğini onarmak için onuruna sunulmuş intikam tesellisi kokan bir rüşvet cümlesiydi. |
|
| Başa dön |
|
 |
_tugba_ Yazar

Kayıt: Jul 09, 2007 Mesajlar: 314 Nereden: istanbul
|
Tarih: Pts Eyl 10, 2007 10:57 am Mesaj konusu: |
|
|
| Sayın Diaspora_Hedonist insan mutluyken aslında mutsuz olur mu? Her zaman insanda bir mutsuzluk hakim midir? Yoksa insan istediği için mi böyledir? |
|
| Başa dön |
|
 |
Diaspora_Hedonist Yazar

Kayıt: Jul 18, 2007 Mesajlar: 319
|
Tarih: Pts Eyl 10, 2007 3:07 pm Mesaj konusu: |
|
|
offf...sorulara bak!
Ucu burda kökü ta Adem'in kemiklerinde.
Bu soruların cevabı, sorulana sorandan daha meçhul. |
|
| Başa dön |
|
 |
Diaspora_Hedonist Yazar

Kayıt: Jul 18, 2007 Mesajlar: 319
|
Tarih: Pts Eyl 10, 2007 3:15 pm Mesaj konusu: |
|
|
Eylül ile
kendisinde açılmış ve yine kendisinde kapanacak bir hesabımız var.
Gözümü ne zaman tabiata yaydığı fersude eteklerine diksem, apar topar kaçar benden.
Kelimelerini sökemem,
yinede hali beyan ederim.
Sordum: Eylül neden hep kanatlarında hüzün taşıyorsun?
"Tabiat benim kucağımda intihar eder hep.
Ve
her müntehir bulaşıcıdır."dedi. |
|
| Başa dön |
|
 |
Diaspora_Hedonist Yazar

Kayıt: Jul 18, 2007 Mesajlar: 319
|
Tarih: Pts Eyl 10, 2007 3:40 pm Mesaj konusu: |
|
|
"Ey insan! Ben senin ne taşıdığına değil, ne damıttığına bakarım." dedi.
Ve gökyüzünden silindi, kayboldu. |
|
| Başa dön |
|
 |
Diaspora_Hedonist Yazar

Kayıt: Jul 18, 2007 Mesajlar: 319
|
Tarih: Pts Eyl 10, 2007 4:08 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Bir yatakta dört kardeş ayak uçlu yatarlarmış, rüyaları birbirne karışır, uykuyu sabaha tulum çıkarırlarmış. Sabah olunca yataktan aynı ruhun farklı kol, bacak ve gövdeleri olarak çıkarlarmış. Kalabalıkta birbirlerini kırılmış düşlerinden tanırlarmış. mış...mış... ... |
|
| Başa dön |
|
 |
Diaspora_Hedonist Yazar

Kayıt: Jul 18, 2007 Mesajlar: 319
|
Tarih: Pts Eyl 10, 2007 4:51 pm Mesaj konusu: |
|
|
Saadet gelir, hep felakete gebe.
Felaket gelir, ne doğuracağı meçhul. |
|
| Başa dön |
|
 |
Diaspora_Hedonist Yazar

Kayıt: Jul 18, 2007 Mesajlar: 319
|
Tarih: Pts Eyl 10, 2007 5:09 pm Mesaj konusu: |
|
|
Sabah camın önüne bir buğday tanesi koydum. Bir serçe tünedi hemen.
Kanatları yolcu, gagası buğdaya bekçi bir duruşu vardı. Boğaz belası olmasa bu ürkekliğe ne gerek vardı?
Tebessüm ettiğimi görünce, kanına cesaret karıştı.
Usulca sokuldum, "sen benim bir parçamsın biliyor musun?" dedim. "Neden dedi?" "Sende benim gibi rahatına düşkün değilsin. Kış, karboran burdasın. Hiç gitmiyorsun" dedim. "Öyle dedi. Gövdemin değil, ruhumun iklimlerini yaşıyorum."
"Bana bir kuş sırrı ver" dedim. "Olur dedi. Bizim sırrımız; konduğumuz dala güvenmeyiz. Biliriz ki hiç bir dal bizim değildir. Ondandır en ufak tedirginlikte en güzel dalı bile terk ederiz. Bu kanatlar bizde oldukça, hiç bir dal bize yar olmaz. Ama siz insanlar öyle değilsiniz dedi. Bir güncük akşam ettiğiniz dala hemen ünsiyet kurar, yurt bellersiniz."
Ama bizim kanatlarımız yok diyemedim. Yoksa bende serçe gibi gövdemin değil, ruhumun mevsimlerinde mi gezmeliydim? |
|
| Başa dön |
|
 |
|