Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 39 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Ölüm, sesleri susturmaya yetmez.


Ölüm, sesleri susturmaya yetmez.

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz
Yazar Mesaj
dereotu
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 03, 2006
Mesajlar: 702

MesajTarih: Sal Eyl 04, 2007 1:19 pm    Mesaj konusu: Ölüm, sesleri susturmaya yetmez. Alıntıyla Cevap Ver

Kısa ve de yavaş adımlarla yürüyüp, kapıyı yavaşça açtı ve çıktı; hayallerinin saklandığı sır odasından.

Sabahın erken saatleriydi. Daha kimseler uyanmamıştı. Gecenin ağırlığı bile kalkmamıştı günün üzerinden. Apartmanın kapısında biraz bekledi. Etrafı gözden geçirdi. Ellerini havaya kaldırıp sağa sola hızlı bir şekilde salladı. Etrafına üşüşmeye çalışan anıları kovalamaya çalıştı.

Başını elleri arasına alıp sıktı. Biraz daha zaman geçmeliydi, sakin bir hayata kavuşmak için. Biliyordu.

Kısa bir süreliğine gözlerini kapadı. Adımını atmaya bile gücü yokmuşçasına sallandı durduğu yerde, bir öne bir arkaya.

Sesler duymaya başlamıştı. Uğultu halince milyonlarca, milyarlarca onun olmayan sesler.

Tanımadığı, tanımlayamadığı, duymak istemeyeceği tarzda sesler. Sonra tanıdık sesler kulaklarına doldu. Vapur sesi, dalga sesi, sabah çöplerini toplamaya başlayan çöpçülerin sesi, karşıdan karşıya geçmeye çalışan tekir kedinin patisinin sesleri, ağacın en üst dalında düşmeye hazırlanan kurumuş yaprağın sesi, mırıldanmaya çalıştığı şarkının sesi, romatizmalı olduğu nerde olursa olsun belli eden eklem yerlerinin sesleri. Ve sesler. Gitgide artan.

Çoğaldıkça şekilsizleşen, bir hortum gibi, belki de bir girdap gibi insanı içine çeken sesler. Sabahın bu saatinde, bu yığın yığın üzerine gelen sesler.

Düşündü. Dönmelimiydi? Bu sesler peşini bırakmayacaktı anlaşılan. Bir an peşini bırakmaları için hepsine yüksek pahada rüşvet vermeyi hayal etti. İşe yarar mıydı?

Gün istediği bir hal alır mı, sesler tükenir miydi? Sessizlik, bir anlık bir sessizlik için her şeyini verebilirdi. Peki bu seslerin susması için her şeyini vermesi gerekmiyor muydu zaten?

Ölüm... Sesleri susturabilecek tek şey miydi? Mesela insanların, ölüm ü sonrasında çıkaracakları üzüntü, hayret ya da başka nidaları duymayacaktı değil mi? Cesedi taşınmamalıydı örneğin. Ölmeyi tercih ettiği yerde tıpkı bir bitkinin doğumunu yaratan toprakla buluşması gibi, orada çürümeliydi. Yavaş yavaş iç içe geçmelilerdi toprakla. Bedeni önce günlerce durmalı, kendinden olanı kabul etmesini beklemeliydi toprağın. Emindi reddedilmezdi. Ama diğer her şey, her şey uzakta kalmalıydı.

Kirli ellerin dokunuşlarını istemiyordu. Hele ki ardından, binlerce kere küfretmiş ağızları ile, binlerce kez yalan söylemiş dilleriyle, binlerce kez sevmedikleri insanları öpmüş dudakları ile " iyi bilirdik" sözlerini söylemelerini istemiyordu.

İyi bilmesinlerdi zaten onu. Öylesine bilsinlerdi, bilmesinlerdi. "Tuhaf" desinlerdi. Hayır, hayır sussunlardı . Nolur sussunlardı.

Ah keşke emin olabilseydi. Keşke ölüm ile birlikte bu uğultuların biteceğinden emin olup, toprakla bütünleşebilseydi oracıkta. Ne zordu YARADILAN olmak. Ne kadar zordu, çizilmiş bir resmin ortasında bulunmak, bestelenmiş bir şarkının nakaratında yer almak, yazılmış bir kitabın girişi olmak varken gelişimi ya da sonucu olmak zorunda kalmak. Ne kadar zordu, olmuş, yapılmış, bitirilmiş olan şeylerin içinde adının anılması.

Oysa insan tüm bencilliğine rağmen onunla bir olmak istemez miydi?



ege
03.08.2007
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Ölmez Sesleri ! turkcer Şiirleriniz 0 Pzr Arl 16, 2007 2:55 am
Yeni mesaj yok Hasta ve ölüm sabandal Denemeleriniz 0 Pzr Ekm 21, 2007 11:17 am
Yeni mesaj yok Ölüm Tezkeresi aeg Güncel Olaylar-insanlar 45 Pzr Ekm 21, 2007 10:47 am
Yeni mesaj yok Ölüm ve Modern Tıp Üzerine angmar Denemeleriniz 0 Sal Tem 31, 2007 4:05 pm
Yeni mesaj yok BABİLDE ÖLÜM İSTANBULDA AŞK nezuka Roman 3 Sal Tem 10, 2007 7:19 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke